İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/826 E. 2025/62 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/826
Karar No
2025/62
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (GÖREVSİZLİK) ESAS NO : 2024/826 KARAR NO : 2025/62 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 23/01/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki sonucu mal iadesine ilişkin 11.05.2024 tarihli .... nolu iade faturası düzenlendiğini, dava ve icra konusu edilen faturaya ilişkin müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, icra dosyasından düzenlenen ödeme emri davalı .... Sanayi Limited Şirketi Nazilli Şubesi’ne tebliğ edildiğini, müvekkilinin alacağının likit ve muayyen olması rağmen haksız ve kötüniyetli olarak davalı şirket tarafından 12.08.2024 tarihinde icra dosyasında yetkiye, borca ve ferilerine itiraz edildiğini, icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulduğunu, müvekkili son motor siparişinde de 6 adet motor sipariş etmesine rağmen 2 adet motor için fatura kesilmesi ve 2 adet motor gönderileceğinin belirtilmesi üzerine artık bu ticari ilişkinin sürdürülemez boyuta geldiğini düşündüğünü, davalı şirkete siparişi geçilen 2 adet motoru iade ettiğini ve bayilik ilişkisini sonlandırmak istediğini bildirdiğini, müvekkili tarafından 2 adet motorun iadesine yönelik .... nolu ekte sunulan iade faturası düzenlendiğini, tarafların tacir bulunduğu işbu davada müvekkili tarafından düzenlenen iade faturasına davalı şirketçe süresinde itiraz edilmemiş olmakla bu iade hususunun ve miktarının davalı şirketçe kabul edildiğinin izahtan vareste olduğunu, bahsi geçen 2 adet motor için iade faturasının kesilmesi ve bayilik ilişkisinin sonlandırılması bildirimi sonrası müvekkilinin yaklaşık 855.618,00-TL olması gereken bakiyesi yaklaşık 566.600,00-TL'ye düşürüldüğünü, burada 2 motor bedeli olarak davalı şirketçe faturalandırılan 217.570,01-TL ve başka bir icra dosyasının konusu olan 71.448,06-TL müvekkilinin bakiyesinden haksız ve hukuka aykırı bir şekilde düşüldüğünü, bunun sonucu olarak müvekkile 566.600,00-TL bir ödeme yapıldığını, davalı şirketle iletişime geçtiğinde ise bu miktarın daha öncesinde almış olduğu yedek parçalara mahsup edildiği söylendiğini, ancak müvekkilinin ne bu yönde bir talebi ne de daha önce bu şekilde yüklü miktarda bir yedek parça alış-verişi olmadığını, TBK m.89/1 ve HMK m.10 uyarınca alacaklı davacının muamele merkezinin bulunduğu yer icra dairesi ve mahkemesinin yetkili olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esaslı dosyasına yapılan borca ve yetkiye itirazın iptalini ve takibin devamına, takibe haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, kargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile yürütülen hizmet ilişkisi kapsamında cari hesap alacağı gerekçesi ile icra takibinde bulunduğunu, söz konusu takibe ilişkin borca itirazın yanında, HMK kapsamında davalı/borçlunun yerleşim yerinin genel yetki kuralları sebebiyle Bursa İli olması sebebiyle yetki itirazında bulunulduğunu, davacı taraf taşıma hizmetine ilişkin cari alacağını takip konusu yapmış olması sebebiyle bu takip genel yetki kuralına tabi olup borçlunun yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemeleri yetkili bulunduğunu, davacı taraf yetkisiz icra dairesinde takip başlatmış olup yetki itirazı kapsamında yetkisizlik kararı verilmesi talep ettiklerini, davacı taraf cari hesap alacağı adı altında takip başlatmış olup, hesap mutabaktı olmaksızın bu yönde talepte bulunmasının yasaya aykırı olduğunu, takibe konu alacak yargılamayı gerektirdiğini, davacının davalı müvekkili şirketin müşterisi olan .... A.Ş.'ye ait bir kısım taşıma işlerinin alt taşıyıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, bu alt taşıyıcılık ilişkisi kapsamında davacı şirketin müvekkil firma adına yapmış olduğu taşıma işleri bulunduğunu, ... A.Ş.'ye ait taşıma işi esnasında aracın içerisindeki ürünler bozularak zarar görmüş olması sebebiyle müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, ... A.Ş. tarafından zayi olan ürüne ilişkin ... nolu 706.256,05-TL bedelli e-faturayı müvekkiline gönderdiğini, Müvekkilinin bu faturaya karşılık davacı nakliyeciye .... nolu 706.256,05-TL bedelli yansıtma faturası gönderdiğini, yansıtma faturasının cari hesaba eklendiğinde müvekkilinin davacı taraftan 497.156-TL alacaklı konumda olduğunu, davacının herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, davacı tarafın söz konusu fatura kapsamında taşımayı yapan sürücüye rücu isteminde bulunduğunu, buna ilişkin ihtarname göndermiş ve ihtarnamenin bir örneğini müvekkil şirketle paylaşıldığını, söz konusu alacak uzun süre ödenmeyince müvekkili şirket adına Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile takibe başlandığını, (Yetki itirazı öncesi Bursa .... Genel İcra Müdürlüğü ... E.). davacı taraf bunun üzerine iş bu haksız takibe başladığını, davacının takibe koyduğu ve iş bu dava ile itirazın iptalini istediği alacağına ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak Büyükçekmece İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla iş bu takasın def'inde bulunduklarını, açıklanan nedenlerle davacının itirazın iptali isteminin reddine, takas def'i neticesinde borcun olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı üzerine bırakılmasına, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz takibi nedeniyle dava değerinin %20sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İtirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi isteminden ibarettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere;"...VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir. Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir. Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi, ...Esas, ... Karar. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; Davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe motor satımı, yedek parça satımı ve yetkili servis hizmeti olarak yapılan anlaşmaya dayalı olarak alacaklı olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, mahkememizin yetkili olup olmadığı hususunda toplandığı dava konusu itibari ile mutlak ticari davalar arasında olmayıp, mahkememizin görevli olması için her iki tarafında tacir ve dava konusunun tarafların ticari işinden kaynaklanıyor olması gerekmektedir. Davalı tüzel kişiliğe haiz şirkettir, davacı bakımından ise tacir araştırması yapılmış, Ticaret Odası yazı cevabından davacının tacir kaydının olmadığı bildirilmiştir, davacının tacir olup olmadığının tespiti İçin Vergi Dairesine yazılmış, davacının tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ancak davacının ise bu tutarların yarısını aşmadığı , davacının tacir bulunmaması nedeniyle Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince , -Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden , -Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, -Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına, 5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/826, K. 2025/62, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-826-e-2025-62-k-4a76312646bb