İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1130 E. 2024/866 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1130
- Karar No
- 2024/866
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1130 Esas KARAR NO : 2024/866 Küçükçekmece İcra Dairesi : .... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2023 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında iş ilişkisi olduğunu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, davacının muhasebe kayıtlarında, davalı şirketin 555.248,41-TL davacı şirkete cari hesap bakiye alacağından borcu bulunduğunu, 29/08/2023 tarihinden itibaren ek faturalardan doğan borca esas cari hesaba ödeme yapılmadığını, iş bu borcun davalı tarafça ödenmediğini ve borcun muaccel hale geldiğini, davacı şirketin borcunu istediğini ancak davalının ödeme olanağının bulunmadığını, uzun vadelere bölerek ödeme teklifinde bulunduğunu, borçlu şirkete 24/10/2023 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinin 24/10/2023 tarih, .... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnamenin tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça borcun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile takibe geçildiği, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali, takibin devamı, %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesin, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, taraflar arasında mal iadelerinin söz konusu olduğunu, ...'ın şirket yetkilisi olmadığını belirterek, davanın usulden reddine, haksız icra takibi sebebiyle %20'den davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davacının davasını açmakta haksız olduğundan davacının %20 icra inkar tazminatının reddi ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : Küçükçekmece İcra ’nün .... esas sayılı dosyası, Kocaeli Vergi Dairesi yazı cevabı, İstanbul Vergi Dairesi, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının, bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Küçükçekmece İcra Dairesi ’nin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde 5 adet faturaya dayalı 555.248,41-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Talimat marifetiyle ve mahkememizce yapılan defter incelemesine ilişkin sunulan bilirkişi raporunda özetle, Davacının ticari defterlerine göre, takip tarihi 01.11.2023 tarihi itibariyle davacının davalıdan 455.248,43-TL alacağı olduğu, Dosyada bulunan belge, bilgi takip dosyası, davacı yana ait ticari defterler, mahallinde yapılan tespit inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davacı yan tarafından incelemeye sunulan 2023 yılına ait ticari defterler 6102 sayılı TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne ve muhasebe standartlarına uygun olarak tutulmuş olduğu, davacının davalıya kesip gönderdiği faturalar ve davalının yaptığı ödemeler, davalının ticari defter kayıtlarına işlendiği, sonuç olarak davacının dava konusu yaptığı 455.248,41-TL davalının ticari defterlerinde davacıya borcu olduğunun tespit edildiği, Neticeten takip tarihi 01/11/2023 tarihi itibariyle davacının davalıdan 455.248,43-TL asıl alacağı olduğu görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Davacı, faturaya dayalı alacağının tahsili talebiyle başlatmış olduğu takibe yapılan itiraz üzerine eldeki davayı açmış olup, 6102 sayılı TTK'da fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." Şeklindedir. Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır. Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır. Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir. TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip, süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır. TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı) Davacı, fatura alacağı olduğundan bahisle iddiada bulunmuş olup, faturaya konu malın teslim edildiği/hizmetin verildiğine ilişkin davalının ticari ilişki ve malların teslim edildiğine ilişkin itirazı bulunmadığı ve taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığı görülmüştür. BA formundaki fatura kayıtları ile ilgili araştırma ve inceleme yaptırılmış olup bu kayıtların bir bütün olarak davacı lehine ve davalı aleyhine sonuç doğurduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 19. HD. 2011/8941 E. - 2012/969 K sayılı kararından hareket edilmiştir. ) Esasen VUK nun 381 seri nolu genel tebliği ve Ba formu içeriği ile vergi uygulaması gözetildiğinde aksini düşünmek mümkün değildir. Yine genel ispat kuralları çerçevesinde hiç bir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı düşünüldüğünde davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve ek raporu içeriğine göre; davacının 2022-2023 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının incelenen ticari defterlerine göre takibe konu faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının 2022-2023 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının incelenen ticari defterlerine göre takibe konu faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların incelenen ticari defter ve belgelerinin karşılaştırmalı raporuna göre, takibe konu faturaların karşılıklı defterlere işlendiği ve ancak ödemeye ilişkin bir kaydın davacı defterinde bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının ticari defterler ile alacağını ispat ettiği sonuç ve kanaati ile davanın kabulüne, alacağın belirlenebilir ve dolayısıyla likit olması dikkate alınarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, davalının Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı koşullar ile devamına, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilecek olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 31.098,02-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 4.998,27-TL harcın mahsubuyla bakiye 26.099,75-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 4.998,27-TL peşin harç olmak üzere toplam 5.268,12-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça 147,00-TL posta/ tebligat gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.147,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 69.734,78-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır