İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1118 E. 2024/862 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1118
Karar No
2024/862
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1118 Esas KARAR NO : 2024/862 Küçükçekmece İcra Dairesi : .... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/11/2023 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari ilişkiye dayalı borç ilişkisi bulunduğunu, davalı şirketin kumaş cinsi ürün satın aldığını, satış işlemine istinaden davacı tarafından iki adet fatura düzenlendiğini, davacı şirketin davalının satın aldığı kumaş cinsi emtianın davalı şirkete teslim ettiğini, teslime ilişkin sevk irsaliyesi de bulunduğunu, ancak davalı tarafın satın aldığı emtianın bedelini davacı şirkete ödemediğini, iş bu alacağa ilişkin davacı tarafça Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptalini, takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davalı firmanın davacı tarafa hiç bir şekilde borcunun olmadığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı firma tarafından satışı yapılan kumaşların sevk irsaliyesinde de belli olduğu ...'a teslim edildiğini, davalı firma tarafından kumaş bedellerinin eksiksiz olarak ...'a ödendiğini, davacı firma kumaşlarının teslim aşamasında davalı şirketi muhatap almayarak malları ...'e teslim etmesi neticesinde davacının ...'e ulaşamadığından işlemin üzerinden 7-8 yıl geçtikten sonra davalıya karşı haksız bir takip başlatıldığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davacı tarafın söz konusu dava dışı ...'a ulaşamaması nedeniyle takip başlatıldığı, davacı tarafça ikame edilen davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER : Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ..., ... esas sayılı dosyası, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosya sureti, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının, bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Küçükçekmece İcra Dairesi ’nün .... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 357.503,48-TL asıl alacak, 387.992,96-TL asıl alacak olmak üzere toplam 745.496,44-TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen raporda özetle, Davacının ticari defterlerine göre, takip tarihi 28/10/2022 itibariyle davacının davalıdan 1.041.957,26-TL alacağı olduğu, Davalının ticari defterlerine göre, takip tarihi 28/10/2022 itibariyle davalının davacıya 371.277,66-TL borçlu olduğu, Davacı ve davalının incelenen 2015, 2016 yılı ticari defterlerindeki farkın 670.680,41-TL olduğu, bu farkın davalının 2016 yılı ticari defterlerinde davacı ile olan cari hesabına yaptığı, 17/07/2016 tarihinde virman açıklamasıyla, 670.680,41-TL borç kaydından kaynaklandığı, Davalının davacı ile olan cari hesabına ticari defterlerinde 11/07/2016 tarihinde virman açıklamasıyla 670.680,41-TL yaptığı borç kaydı ile ilgili davalının dosyamıza dayanak evrak sunmadığından, ilgili tutarın davalının davacı ile dava konusu cari hesabından çıkarılması, takip tarihi 28/10/2022 tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.041.957,26-TL cari hesap alacağı olduğu, Sonuç olarak, Davacının davalı adına düzenlediği, 09/11/2015 tarih, ... nolu 357.50348-TL, 12/11/2015 tarh, ... nolu 387.992,96-TL faturalardan kaynaklı, takip tarihi 28/10/20220 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 745.496,44-TL asıl alacağı olduğu görüşünü bildirmiştir. 6102 sayılı TTK'da fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." Şeklindedir. Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır. Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır. Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir. TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır. TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı) İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; takibe konu fatura alacağına ilişkin uyuşmazlığın davacı tarafça davalı adına düzenlenen 09/11/2015 tarihli 357.503,48 TL bedelli, 12/11/2015 tarihli, 387.992,96 TL bedelli faturalardan kaynaklanmakta olduğu, işbu dava konusu edilen faturaların davalının defterinde de kayıtlı olduğu ve ödendiğine dair bir kaydın bulunmadığı, yine tarafların beyan ettikleri Ba-Bs formlarınında bedel ve miktar bakımından birbirini teyit ettiği yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiş olup davanın kabulüne dair karar verilmesi gerekmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı koşullar ile devamına, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilecek olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 50.924,86- TL harçtan davacı tarafça yatırılan 9.003,74-TL harcın mahsubuyla bakiye 41.921,12‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 9.003,74-TL peşin harç olmak üzere toplam 9.273,59‬-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça 147,00-TL posta/tebligat gideri ve 3.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.647,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 110.369,50-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1118, K. 2024/862, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1118-e-2024-862-k-428de61a3fe8