İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/451 E. 2025/157 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/451
- Karar No
- 2025/157
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/451 Esas KARAR NO : 2025/157 DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/03/2022 KARAR TARİHİ : 17/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... adi ortaklığının ortaklarından biri olduğunu, davalı ...'un borçlular ... İnş. San. Ve Tic. A.Ş. Ve ... olmak üzere 29/03/2019 keşide tarihli, 2.000.000,00 TL bedelli 31/12/2019 ödeme tarihli bono ile İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takip ile takip başlatıldığını, davalı alacaklı tarafından icra dosyası ile müvekkilinin de hissedarı olduğu adi ortaklığın diğer hissedarları yönünden de takip başlatıldığını ancak adi ortaklığın maliki olduğu İstanbul ili ... ilçesi ... ada 10 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, ayrıca kanuna ve usule aykırı olarak taşınmaza satılamaz şerhinin de konulduğunu, bu kararı verme yetkisinin mahkemelerde olduğunu, bu yönde yapılan itirazın kabul edildiğini ancak müvekkilinin taşınmaz üzerinde tasarruf edemediğinden zarara uğradığını, davalının İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasından da ihtiyati tedbir ve haciz kararı verilmesini talep ettiği, bu taleplerin mahkemece reddedildiğini, aynı hususta İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinden de talepte bulunulmuşsa da bu talebin de reddedildiğini, davalının itirazı neticesinde dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, daha sonra İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinden de aynı hususta talepte bulunulduğunu, her ne kadar mahkemenin talebin kabulüne karar verdiyse de itiraz sonucunda kararın kaldırılmasına karar verildiğini, davalının kötü niyetli girişimlerine devam ettiğini, bu girişimler nedeniyle müvekkilinin büyük zarara uğradığını, neticeten; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin müvekkili aleyhine daha fazla zarar doğurmaması için gerekirse teminat karşılığında durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yapılan ihtiyati haciz ve tedbirlerden dolayı uğranılan zararın tazmini için şimdilik 1.000,00 TL tazminatın en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası ile ... İnşaat A.Ş. ve ... hakkında takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından borçluların menkul ve gayrimenkul mallarının haczi talebini içeren bir talebin icra müdürlüğüne gönderildiğini, icra müdürlüğü tarafından borçlunun taşınmaz sorgusu yapılarak borçlu ... adına kayıtlı taşınmazların kaydına haciz şerhi işlendiğini, ... Adi ortaklığı tarafından taşınmazların adi ortaklığa ait olduğu, adi ortaklıkta ancak ortağın kar payının haczedilebileceği gerekçesi ile haczin kaldırılması talebi ile dava açıldığını, İstanbul Anadolu .... İcra Hakimliği ... E. Sayılı davanın kabulüne karar verilmişse de kararın taraflarınca istinaf edildiğini, taşınmazların ... adi ortaklığına ait olduğunun iddia edilmesi üzerine taraflarınca borçlu ... A.Ş.'’nin ... Adi Ortaklığında bulunan tasfiye payı ve kar payının haczinin talep edildiğini ve haciz işlemi gerçekleştirildiğini, davacının hem taşınmazların ortaklara değil adi ortaklığa ait olduğunu iddia ettiğini hem de zarara uğradığını iddia ederek şahsen dava açtığın, Henüz ... Adi Ortaklığı'nın tasfiye edilmediğini, taraflarınca açılan İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davanın devam ettiğini, dava şartı olan arabuluculuğun yerine getirilmediğini, davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında taraf olmadığını ve bu nedenle takibin durdurulmasını talep edemeyeceğini beyan ederek; davanın reddini, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, haksız ihtiyati haciz ve tedbirden kaynaklı olduğu belirtilen maddi zararın oluşup oluşmadığına ilişkindir. Mahkememizin 20/05/2022 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddedildiği, ara kararın taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görüldü. Mahkememizin 29/04/2024 tarihli 6 nolu celsesinde davacı tanığı ...: Ben davacı şirkette 10 yıldan bu yana, asistan ve işletme müdürü olarak çalışmaktayım, ben davacı şirket sahibi ...'in asistanıydım, davacı şirket inşaat işini yapan ortaklarının finans işlerini karşılıyordu, inşaat işini yapan ortaklardan bir tanesi ... adi ortaklık idi, ortaklardan birisi ... idi, inşaat bitince davacı şirket satış yapmak istedi, daire bedelini alıp tapuyu devredeceği sırada tapu üzerinde haciz olduğunu öğrendiler, tapu işlemlerini davacı şirket adına ben yapmaktaydım, haczin sebebini ve dosyasını öğrenip araştırdık, ...'nın ... isimli kişiyle bir sözleşme yaptığını, dairelerden ...'a verdiğini bu nedenle daireler üzerinde haciz olduğunu öğrendik, daireleri satın alan 3. Kişiler tapularını istemeye başladılar ya da ödeme yapmak istemediler, tapularını alabilmek için dava açtılar bu sebeple de davacı şirket zarara uğradı, davacı şirketin elindeki daireler 3. Kişilere hatırladığım kadarıyla 2020 ya da 2021 yıllarında satılmıştı, tam tarihi şuanda bilemiyorum, zaten tapuya bu dairelerin devri için gitmiştik, bilgim görgüm bundan ibarettir, şeklinde beyanda bulunmuştur. Bilirkişiler ..., ... ve ....'den oluşan bilirkişi heyetinin 05/10/2024 tarihli raporunda; "Dava dosyası münderecatı incelendiğinde, ....Reklam ve Pazarlama A.Ş. tarafından ortaklık haklarının devredilmesi suretiyle, davacının ... Adi Ortaklığı’nın sonradan ortağı konumuna geldiği anlaşılmaktadır. İşbu dava ise, adi ortaklığın ortaklarının iştirak halinde maliki oldukları taşınmaz üzerine konulan ihtiyati hacizden ötürü doğan zararın tazminine ilişkindir. Nitekim davalının, adi ortaklığın diğer ortağından (.... San. Ve Tic. A.Ş.) olan kişisel alacağı sebebiyle, davalının talebi doğrultusunda davacının da ortaklık ilişkisi dolayısıyla iştirak halinde maliki olduğu taşınmaz üzerinde, icra müdürlüğü tarafından ihtiyati haciz konulmuştur. Davacı bu haciz işleminden doğan zararı talep etmektedir. Adi ortaklıklarda ortaklar, ortaklığa ait malvarlığı üzerinde iştirak halinde malik olduklarından bağımsız ve ayrı bir payları sahip değildir. Dolayısıyla bir ortağın şahsi alacaklısı haklarını ancak o ortağın tasfiye payı üzerinde kullanabilir. TBK m.638/2 uyarınca “Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça bir ortağın alacaklıları haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler”. Tasfiye payı, ortaklığın usuli dairesinde tasfiyesi sonucu arta kalan kısım (tasfiye bakiyesi) üzerinde ortağın talep hakkını ifade eder. Yani tasfiye sonucu ortaklığın malvarlığından geriye kalanın, her bir ortağa düşen kısmı o ortağın tasfiye payını oluşturur. Tasfiye payı ancak ortaklığın sona ermesi veya tasfiye işlemlerinin tamamlanmasından sonra belli olur. Elbirliği ortaklığında, ortaklık borçları için ortaklık malvarlığındaki unsurlar cebri icra işlemlerine konu olabilirken; ortakların şahsi alacaklıları ise haklarını, ortaklık malvarlığındaki münferit unsurlar üzerinde değil ancak ortağın tasfiye payı üzerinde kullanabilirler. Ortaklık malvarlığı tek bir şeyden oluşsa dahi bu esas geçerlidir. Bu esasın gerekçesi; ortağın şahsi alacaklısının, ortaklık malvarlığında ortağın sahip olduğundan daha fazla bir hakkı olamamasıdır. Gerçekten de ortaklar, ortaklık malvarlığında ancak birlikte tasarruf edilebilirler. Diğer taraftan, alacaklıların haczettirdikleri tasfiye payını uzunca bir süre ekonomik değere çeviremeyerek bundan yoksun kalmamaları için kanunda tasfiye payının paraya çevrilmesi, ortaklığın sona erme sebepleri arasında sayılmıştır. Bu bakımdan, tasfiye payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesinin bir infisah sebebi olarak düzelenmiş olması (TBK m.639 b.3), ortağın şahsi alacaklıların korunmasına hizmet eder. Dikkat edilmesi gereken; burada cebri icra işlemlerine (örneğin hacze) konu unsur, “ortaklık payı” (ortaklık sıfatı) değil ortaklığın tasfiyesi sonunda ortağa düşecek olan “tasfiye payı”dır. Öte yandan, ortağın ortaklığa karşı şahsi talepleri niteliğindeki kâr payı, ücret, masraf talebi veya diğer bir alacak hakkı, ortaklığın sona ermesi gerekmeden haczedilebilir. Zira bu tür alacaklar, ortaklık malvarlığı içerisinde değil, ortağın şahsi malvarlığında yer alır. Dolayısıyla bu alacakların haczi, İİK m.89’a göre yapılır ve ortaklığın sona ermesine yol açmaz. Bu çerçevede ihtiyati haciz kararının şahsi alacak sebebiyle konması hukuka aykırıdır. Bu doğrultuda ortaya çıkabilecek tazminat talebi hukuka aykırılık şartı sağlanmıştır. Fakat tazminatın ileri sürülebilmesi açısından davalının kusurlu olup olmadığı; zararın mevcudiyeti ve uygun nedensellik bağının saptanması gerekmektedir. Özellikle kusurun varlığı noktası tartışmaya açıktır. Bu doğrultuda haciz talebinin muhatabı ilgili İcra Müdürlüğüdür. Müdürlüğün talebi haklı görmesi davalının kusurunu kaldırmasa da zarar doğuran haciz kararının kötüniyetli olarak talep edilmiş olmasının saptanması durumunda, ki bu da haczin kaldırılmasına ilişkin icra hukuk mahkemesinin kararıyla belirlenecektir, davalının kusurlu olduğu sonucu ortaya çıkar. Nitekim davacının, ilgili icra müdürlüğünün ihtiyati haciz kararının kaldırılması için başvurularda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda çıkan haczin kaldırılmasına dönük kararın varlığı ve ayrıca zararın da tespit edilmesi halinde, davacının tazminat talebinde bulunabileceği kanaatimizi sayın mahkemenin takdirine arz ederiz İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas,... Karar Sayılı dosyasında, İstanbul ili, ... ilçesi, ... ada, 10 parselde kayıtlı taşınmazlar (4. normal kat, 12 ve 13 nolu bağımsız bölümler) üzerindeki 05.03.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Ancak bu hacizlerin kaldırılmasından önce, İstanbul .... Noterliği'nin 09.06.2021 tarihli ve ...-... yevmiye numaralı işlemleriyle, hacizli taşınmazlar her biri 1.500.000 TL bedel ile dava dışı üçüncü şahıs ...'e satılmış ve 01/08/2022 tarihinde bu şahıs adına tescil edilmiştir. Dosyaya sunulan ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) lisanslı değerleme uzmanları tarafından hazırlanmış olan ... Danışmanlık A.Ş.'nin 17.08.2021 tarihli raporuna göre, dava konusu taşınmazların her birinin piyasa değeri 3.500.000 TL olarak tespit edilmiştir. Bu durumda, taşınmazların satışından doğan zarar her biri için 2.000.000 TL olup, toplamda 4.000.000 TL zarar edildiği SPK değerleme raporundan anlaşılmaktadır. Bu değerlendirme ışığında, davacının 4.000.000 TL tutarında zarara uğradığı sonucuna varılabilir. İnşaat Mühendisi Görüş Ve Kanaati: Taşınmaz görülmek üzere 02.10.2024 tarihinde Beylikdüzü İlçesi’nden .... İlçesi’ne incelemeye gidilmiştir. Taşınmazın Hududu ve Sahası Aşağıdaki hava fotoğrafında konu taşınmaz yakın ve kısmen uzak çevresi görülmektedir. Beşiktaş Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü yazı ekinden; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada 10 parsel sayılı ana taşınmazda bulunan 4. Normal kat 12 numaralı dairenin 01.08.2022 tarihli satış edinim sebebi ile .... adına, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada 10 parsel sayılı ana taşınmazda bulunan 4. Normal kat 13 numaralı dairenin 01.08.2022 tarihli satış + birleştirme edinim sebebi ile ... adına kayıtlıdır. Taşınmazın Özellikleri: Dava konusu taşınmaz kuşuçuşu mesafe olmak üzere yaklaşık 2200 metre kadar mesafede ... Karayolu, 500 metre kadar mesafede .... Bulvarı, 1000 metre kadar mesafede .... Sahili yer almaktadır. Taşınmazın yer aldığı bölgede teknik alt yapı imalatları tamamlanmış olup bölgeye şehir suyu, şehir elektriği, doğalgaz, telefon, kanalizasyon ve iletişim hizmetleri verilmektedir. Bölgede belediye ve kamu hizmetleri mevcuttur. Ulaşım imkanlarının iyi olduğu bölgede insan yoğunluğu orta seviyededir. Yapı ve Bağımsız Bölüm Özellikleri: Davaya konu taşınmaz betonarme karkas bir yapıdadır Taşınmazın tek blok apartman şeklinde olduğu, asansörlü bahçe içinde olduğu gözlemlenmiş olup görülen örnek dairede oda zeminleri laminat, ıslak alan zeminleri seramik / fayans malzemedir. Ana giriş kapısı piyasada çelik diye tabir edilen türde olup iç kapılar pres malzemedir. Emsal İrdelemesi: Emsal araştırması yapılırken konu taşınmaza yakın bölgede benzer özelliklerde taşınmazlar araştırılmış bu emsallerden birkaçı aşağıda görsel olarak rapora eklenmiştir. Aşağıdaki emsaller konu taşınmaza ~ 0-3000 metre mesafededirler. Emsalde belirtilen değerler fikir verici değerlerdir. Taşınmaz ilanlarında genelde pazarlık payı bulunmaktadır. Taşınmazın bulunduğu bölgede genel itibarıyla arz düşüşte fiyat düşüştedir. Yatırım puanı 75 /100 dür. Bulunan emsaller günceldir. Kira geri dönüş süresi yaklaşık 235 aydır. Yapılan yerinde inceleme sonucu; taşınmazda oturumun başladığı, teslim şartlarına haiz olduğu, tüm zillere basılarak taşınmaza giriş sağlandığı, davaya konu 12 ve 13 numaralı taşınmazların ziline basıldığı ancak açan olmadığı, bunun üzerine örnek daire görüldüğü, görülen ana taşınmaz, görülen örnek daire ve yaklaşık uçuş alanlarından yola çıkarak; 17.08.2021 tarihli raporda belirtilen değerin o tarih için uygun olduğu, 7.000.000,00 TL kadar olacağı kanaatine varılmıştır. Netice/Kanaat: Dava dosyası kapsamındaki incelemeler neticesinde, davacının İstanbul ili, ... ilçesi, .... ada, 10 parselde kayıtlı taşınmazları (4. normal kat, 12 ve 13 numaralı bağımsız bölümler) üzerine davalı tarafından 05.03.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı haciz işleminin tesis edildiği; bu haczin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı anlaşılmaktadır. SPK lisanslı değerleme uzmanları tarafından hazırlanan 17.08.2021 tarihli taşınmaz değerleme raporu doğrultusunda, söz konusu taşınmazların piyasa değerinin toplamda 7.000.000,00 TL olduğu, ancak daha düşük bir bedelle toplamda 09.06.2021 Tarihinde 3.000.000,00 TL tutarında satıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, davacının taşınmazları 4.000.000,00 TL daha düşük bir bedel ile satmak zorunda kaldığı belirlenmiştir. Haczin hukuka aykırı olması ve bu durumun davacının zararına doğrudan sebebiyet verdiği, taşınmazların haksız haciz nedeni ile daha düşük bir bedel ile satıldığı Sayın Mahkemenizce kabul edildiği takdirde, davacının 4.000.000,00 TL tutarında tazminat talebinde bulunma hakkının doğduğu sonucuna varılabilir. Hukuki takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, görüş ve kanaatimizi arz ederiz." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır. İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir. İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, icra hukuk mahkemesi dosyaları içeriğine göre; Dava, İstanbul Anadolu ... .İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinine ilişkin haksız ihtiyati haciz ve tedbirden kaynaklı olduğu belirtilen maddi zararın oluşup oluşmadığına ilişkindir. Davacı tarafça İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan ... esas sayılı dosya ile İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında borçlular ... Anonim Şirketi ve ... aleyhine icra takibi başlatıldığını ve ... Adi Ortaklığı malı olan Beşiktaş Tapu Müdürlüğü'nün ... Ada, 10 Parsel sayılı taşınmaz üzerine 05/03/2020 tarih, ... yevmiye nosu ile haciz konulduğunu, sehven konulan işbu haczin kaldırılması taleplerinin icra müdürlüğünün reddedildiğini beyan ederek haczin kaldırılmasını talep etmiş, yargılama sırasında 24/11/2020 tarihinde sunulan dilekçe ile, adi ortaklığı oluşturan şirketler açılan davaya muvafakat ettiklerini, davacı sıfatı ile davada yer alma taleplerinin olduğunu beyan etmişlerdir. İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan ... esas sayılı dosya ile birleşen İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında davacı vekili, .... San ve Tic. A.Ş. ve ... hakkında başlatılan icra takibinde, ... Adi Ortaklığın maliki olduğu İstanbul İli, ... İlçesi, ... ada, 10 parsel sayılı taşınmaza haciz konulduğunu, taşınmaz adi ortaklığın mal varlığına dahil olduğundan adi ortaklardan birinin kişisel alacaklılarının ortaklık mal varlığına başvurma hakkının bulunmadığını, bu nedenle taşınmaza haciz konulamayacağını beyan ederek haczin kaldırılmasını 13/11/2020 tarihinde talep etmiştir. İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan ... esas sayılı dosyada takipte borçlu adi ortaklık olmayıp , adi ortaklığı oluşturan bir şirketin şahsi borcunun tahsilinin söz konusu olduğu, adi ortaklığın kuruluş sözleşmesi gereğince borçlu şirkete faaliyet sonucunda kardan isabet edecek tutar belli olmadığından ortaklık malı olarak kabul edilen taşınmazlara da haciz konulamayacağı gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ... Adi Ortaklığı kurucularından olan ... San ve Tic. AŞ adına iştirak hisssesi kayıtlı İstanbul İli, ... İlçesi, ... ada, 10 Parsel 4'üncü normal kat, 12 nolu bağımsız bölüm ve 13 nolu bağımsız bölüm taşınmazlara konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar numaralı kararı ile; "Asıl dava şikayet dilekçesinin, adi ortaklık vekili olduğuna dair vekaletnamesini sunan vekil tarafından ... Adi ortaklığı isimli adi ortaklık adına sunulduğu görülmüştür. Şikayet eden adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bir diğer anlatımla, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından aktif ve pasif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Dava açıldıktan sonra adi ortaklığı oluşturan şirketlerin açılan davaya sonradan muvafakat etmesi aktif dava ehliyeti yokluğu eksikliğini gidermeyeceğinden mahkemece asıl davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken şikayetin kabulüne karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Birleşen dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 638/1. maddesinde "Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur" hükmü mevcuttur. Bu hükme göre adi ortaklık mallarının üzerinde, adi ortaklığı oluşturan gerçek ve tüzel kişilerin elbirliği ile mülkiyet hakları bulunmaktadır. Herhangi bir şeyin tamamının veya hissesinin üzerinde adi ortaklığın mülkiyetinin var olabilmesi için, bu şeyin adi ortaklık adına kayıtlı olması gerekmektedir. İcra müdürünün haciz işlemini gerçekleştirdiği sırada, bir başka deyişle haciz tarihinde, taşınmazın borçlu adına kayıtlı olması zorunlu ve yeterlidir. Böyle olduğu takdirde icra müdürünün haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı sonucuna varılmalıdır (HGK. nun 13.6.2001 tarih, 2001/12-461 E. - 2001/516 K sayılı ilamı). Tapu kayıtlarının incelenmesinde, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, 10 Parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 ve 13. Numaralı bağımsız bölümlerin, ...San ve Tic. A.Ş. ve .... Tic. Ltd. Şti. adına iştirak halinde mülkiyet olarak kayıtlı olduğu ve borçlu ... San ve Tic. A.Ş. hissesine şikayete konu icra dosyasından 05/03/2020 ve 08/07/2020 tarihlerinde haciz konulduğu anlaşılmaktadır. Haciz uygulanan taşınmaz hissesi adi ortaklık adına değil, borçlu şirket ... San ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı olup, tapu kaydında yer alan edinme sebebi kısmında "adi şirketin mal edinimi" şeklindeki açıklama haciz konulan taşınmaz hissesinin adi ortaklık adına kayıtlı olduğunu göstermez. Borçlu aleyhine başlatılan icra takibinde borçlu şirket adına kayıtlı hisseye haciz konulması usul ve yasaya uygun olduğundan haczin kaldırılmasına dair şikayetin mahkemece reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesi isabetsizdir. " gerekçesiyle İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı, 07/10/2021 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilerek asıl dava olan İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı davası yönünden; şikayetin aktif husumet yokluğundan reddine, birleşen .... esas sayılı dava yönünden ise şikayetin reddine karar verilmiş ve verilen bu karar YARGITAY ..... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile onanmış olup, mahkememizde dava konusu edilen haksız haciz nedeniyle tazminat talebinin, haczin usul ve yasaya uygun olması nedeniyle ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 80,70-TL harcın mahsubuyla bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 1.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/02/2025 12:37:34 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır