İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/318 E. 2024/42 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2015/318
Karar No
2024/42
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/318 Esas KARAR NO : 2024/42 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/04/2015 KARAR TARİHİ : 11/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; ...'in İstanbul Ticaret Odası'nda kayıtlı (Ticaret Sicil No: ...) ... Metal Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin ortağı olduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduklarını, davacı şirketçe davalıya bir kısım çek ve senetler verildiğinin ifade edildiğini, ...'ın ortağı olduğu inşaat firmasının yaptığı büyük çaptaki inşaatlarda kullanılmak üzere şüpheli ....'in ortağı olduğu metal ticareti yapan firmadan peyderpey değişik vilayetlerdeki inşaatlarda kullanılmak üzere toplam 50-60 milyon TL'lik ınşaat demiri satın aldığını, karşılıklı güvene dayalı olarak iki firma arasında gerçekleşen inşaat demiri ticareti devam ederken, şirket hesapları ve demir teslimatı ile ilgili belgeler incelendiğinde; ekte belgeleri sunulan 30 kalem demir teslimatının gerçekte yapılmadığı halde, teslimat yapılmış gibi sahte evraklar düzenlendiğini, bir çoğunda faturaya ekli irsaliyelerin bulunmadığını, nakliyecinin imzasının olmadığını, bazı imzaların sahte olduğunu, teslimata ilişkin kantar fişlerinin ibraz edilmediğini ve böylece haksız menfaat temin edildiğinin anlaşıldığını, davacı şirketin sehven yaptığı yanlış işlem sonucu ticari defterlerdeki fark tutarının yaklaşık 4.163.777-TL olduğunu, bu nedenle davacı şirketin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, davacının alacaklı durumda olduğunu, haksız menfaat teminine konu olan işlemlerin belge fotokopilerini sunduklarını, sahte belgeler ile haksız menfaat temin edildiği anlaşıldığında olayla ilgili olarak muhatap davalı şirkete 08/01/2013 tarihinde ihtarname keşide edilerek gönderilen malların kantar fişlerinin talep edildiğini, ancak bu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, davacı şirketin, iflas erteleme talep ettiğini, hakkında Ankara .... (Yeni Ankara ....) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine hiçbir icra takibi yapılamamasına dair ihtiyati tedbir kararı bulunduğunu, davalı şirketin, davacı şirketin keşide etmiş olduğu ve şirket yetkilisi ...'ın avalist olarak imzaladığı çeklere icra takipleri başlattığını, iş bu icra takiplerine ilişkin olarak, Düzce ... İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyası ile davacı şirket yetkilisinin ortağı olduğu diğer bir şirket olan ... Ltd. Şti'ndeki hisselerine haciz işlemi uygulandığını ve ihale sonucu şirket hisselerini kardeşi ... adına alarak, alacağı olmayan bir takipten dolayı, müvekkili olan şirketleri ve yetkilileri zarara uğratmaya çalıştığını, ihale alıcısı ...'in, davalı şirket yetkilisi ...'in kardeşi olduğunu, birlikte müvekkili olan şirketi zarara uğratmaya çalıştıklarını, iş bu ihalenin feshi için davacı şirket yetkilisi tarafından Düzce İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, ...'in de bu işlemlerde iyi niyetli sayılmasının mümkün olmadığını, davalı şirket yetkilisi ... hakkında, davacı şirket yetkilisi tarafından Ankara CBS'ne .... soruşturma no ile özel belgede sahtecilikten ötürü şikayette bulunulduğunu, ayrıca davalı şirket aleyhine sahte fatura ve ikiz fatura satımından ötürü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nce soruşturma ve araştırma yapıldığını, davalı hakkında Küçükçekmece CBS'nin .... soruşturma nolu dosyası ile soruşturma devam ettiğini beyanla davalıya borçlu olmadıklarının tespitini, davalıdan olan alacak tutarlarının tespitini, tedbir taleplerinin kabulünü talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava açılırken davacı tarafından yargılama harçlarının ve gider avansının yatırılmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının adli yardım talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının borçlu olmadığının tespiti ve Düzce İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı ihalenin feshi dosyasının bu dava sonucunun beklenmesine dair tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını, davacının gerçeklikten uzak, hayatın olağan akışına aykırı ve hatta mantık dışı iddialarının bulunduğunu, davacı tarafın bu gerçekten uzak iddialarının, davayı açmakta kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, MK 2. maddesi gereği kötüniyetli davacının davasının reddi gerektiğini, davacı yan dava dilekçesinde 30 kalem demir teslimatının gerçekte yapılmadığını, faturalarda imzaların olmadığını ve/veya imzaların sahte olduğunu ileri sürdüğünü, TTK’nun 21/2 maddesinde “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmü olduğunu, faturaya ilişkin itirazların 8 gün içinde yapılması gerektiğini, itiraz edilmediği takdirde kabul etmiş sayılacağının düzenlendiğini, davacı yanın da kabulünde olduğu üzere, davacı şirket tarafından dava konusu hiçbir faturaya itiraz edilmediğini aksine fatura tarihlerinden sonra da ticari ilişkinin devam ettiğini, davacının, faturalara süresinde itiraz etmediğini, huzurdaki davada faturalarda imzaların olmadığını ve/veya imzaların sahte olduğu gibi fatura içeriğine ilişkin iddiaları ileri süremeyeceğini, davacı yan bir diğer iddiasında, faturalara ekli irsaliyelin bulunmadığını, nakliyecinin imzasının olmadığını ve/veya sahte olduğunu teslimata kantar fişi eklenmediğini ileri sürerek davalının haksız menfaat temin ettiğini ileri sürdüğünü, davacının bahsi geçen demirlerin teslim edilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının faturaya konu malların tamamının teslimini yaptığını, davalının açılış-kapanış tasdikleri yapılmış usul ve yasaya uygun ticari defterleri incelendiğinde söz konusu faturaların tümünün kayıtlı olduğunun görüleceğini, müvekkil basiretli bir tacir olarak taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair tüm faturalar ödemeler vs. bilgileri ticari defterlerine eksiksiz olarak kaydettiğini, davalının usulüne uygun tutulmuş defterleri TTK uyarınca kesin delil niteliğinde olduğunu; irsaliye, kantar fişi vs gibi belgelere kıyasla malın teslim edildiğine ilişkin karine oluşturduğunun tartışmasız olduğunu, davacı şirket ile davalı arasında yapılmış olan bir mutabakat bulunduğunu, 20.09.2012 tarihli iş bu mutakabat formunda “davacının 17.09.2012 tarihli hesap bakiyesinin 1.571.833,75-TL borç bakiyesi olduğu” hususunda mutabık olduklarını, mutabakat mektubunun borç ikrarı sayıldığı yerleşik Yargıtay kararları uyarınca da tartışmasız olduğunu, davalının güncel cari hesabı incelendiğinde davacıdan 1.223.833,75-TL alacaklı olduğunun görüleceğini, davacı yanın tüm iddialarının aksine davalının ticari ilişki gereği malları teslim ettiğini ve davacıdan alacaklı olduğunun görüldüğünü, davacı yanın Düzce İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ihalenin feshi davasına ilişkin HMK 389/1 gereği tedbir kararı talep edildiğini, davacının ihtiyati tedbir kararının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, zira davacı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. olup icra dosya borçlusu şirket ortağı ... olduğunu, ....'ın iş bu icra takibinde çekleri avalist olarak imzaladığını, ancak avalistin sorumluluğu lehine aval verdiği kişinin borcundan soyut ve bağımsız olmakla, ihalenin feshi davası hususunda tedbir kararı talebinin usul ve yasaya aykırı olup reddi gerektiğini beyanla davacı tarafın borçlu olmadığına ilişkin iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...soruşturma sayılı dosyası, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, Ankara .... İcra(İflas) Dairesi'nin... iflas sayılı dosyası, 06/09/2016 UYAP kayıt tarihli talimat dosyasıyla aldırılan bilirkişi raporu, mahkememizden aldırılan 10/04/2017 tarihli bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) talebine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 10/04/2017 tarihli bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiş, bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme neticesinde, davacı ve davalı şirketlere ait 2012 yılı ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, ve davalının defterlerinde herhangi bir silinti, kazıntı ve karalamaya rastlanılmamış olduğu tespit edilmiştir. İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır. İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir. İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” HMK m.190’da ispat yükü, “ İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Buna göre, bir vakıayı kimin ileri sürdüğü değil, kimin bundan lehine bir hak çıkardığı önemlidir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişlerse, bu durumda hâkimin ispat yükünün kime düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. İlk olarak hâkim tarafların göstermiş oldukları delilleri incelemekle yükümlüdür. Tarafların göstermiş oldukları delillerle çekişmeli vakıalar ispat edilmişse bu durumda da ispat yükünün hangi tarafta olduğunun araştırılmasına gerek yoktur. Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıa iddialarının doğru olduğu veya karşı taraf iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlayabilmek amacıyla çekişmeli vakıalar hakkında deliller sunarak gerçekleştirdikleri usûli bir faaliyettir. Delil ikame etmemenin veya delil ikame faaliyetinin başarısız kalmasının yaptırımı, bu faaliyet için zorlanmak değil, sadece ulaşılmak istenen usuli hedefe ulaşamamak ya da aleyhte sonuçlara katlanmaktır.Bu bakımdan ispat yükü ile delil gösterme yükü, aynı kavramlar değildir. Nitekim ispat yükü, olayın ispat edilmeme riskinin kime ait olduğunu belirlerken; delil gösterme, ispat yükünün yerine getirilmesinin biçimi ve yöntemi ile ilgilidir. Delil ikame yüküyle ilgili kurallar, ispatın biçimini ve yöntemini belirleyen kurallar olduğu için usul hukukuna ilişkindir ve bir vakıanın ispat edilememiş olmasının sonuçlarına yönelikken, delil ikame yükü, bir vakıa hakkında kendi iddiasının doğruluğu veya karşı tarafın iddialarının asılsızlığı hususunda hâkimde kanaat oluşmasını sağlamaya yönelik olup yargılamanın ilerleyişine ve hâkimin takdirine göre, taraf değiştirebilir. Çoğu kez ispat yükü taşıyan taraf delil gösterme yükünü de taşır fakat bu her zaman böyle değildir. Zira ispat yükünün sabit olmasına rağmen delil ikame yükü, taraf değiştirir. Üzerinde delil ikame yükü bulunmayan taraf, karşı tarafın iddia ve savunmalarının haklılığı bağlamında, delil göstermesini beklemeden, asılsızlığı ortaya koymak maksadıyla delil gösterebilir. Bu halde karşı delilden söz edilir. Karşı delil göstermiş olan taraf, bu davranışı nedeniyle ispat yükünü üzerine almış sayılmayacaktır (HMK m.191,c.2). Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, celp edilen bilgi ve belgeler, icra dosyası, fatura suretleri, banka kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; davacı, davalı tarafından başlatılan icra takibinin haksız olduğunu beyan ederek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. İcra takibine konu olan alacağın mevcut olup olmadığı hususunda açılan menfi tespit davasında, ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır. Davacı borçlu davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi ve borcu inkar etmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Ancak davalının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu, alacağın ödeme, takas, ibra gibi bir sebeple sona erdiğini ileri sürerse bu iddiayı ispat yükü davacı borçludadır (Baki Kuru/Burak Aydın, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, 6. baskı, 2021, s. 149). Celp edilen K.çekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09/03/2016 gün ve .... sayılı gerekçeli kararının tetkikinde; müştekisi İstanbul Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı olduğu halde sanık .... aleyhine açılan vergi usul kanununa muhalefet suçundan dolayı aynı konuda K.Çekmece .... Asliye Ceza Mah. ... esas sayılı mükerrer davası açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olduğu, K.Çekmece .... Asliye Ceza Mah. .... esas sayılı dosyasının iddianamesinin tetkikinde ise aynı yer C.başsavcılığının 21/01/2015 gün ve ... esas sayılı iddianamesiyle ihbar eden K.Çekmece Belediye Başkanlığı olduğu halde şüpheli ... aleyhine imar kirliliğine neden olmak suçundan dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası olduğu ve davanın derdest bulunduğu görüldü. Ankara İflas Dairesi'nin... iflas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı şirketin sıra cetveline kaydını yaptırdığı görülmüştür. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporları ve incelenen tüm dosya kapsamına göre, Somut olayda; davalı şirket ile davacı şirket arasında dosyada mevcut mutabakat formunun incelenmesinde, 20/09/2012 tarihinde, 17/09/2012 hesap bakiye mutabakatı yapıldığı, 1.571.833,75 TL tutarında mutabık kaldıkları, davalı şirketin cari hesabına bakıldığında 07/09/2012 tarih, ... yevmiye numarası ile kaydedilen 40.418,00 TL banka havalesinin gelmesi ile 1.571.833,75 TL borç bakiyesi verdiği, davacının kendi ticari defterlerinin incelenmesinde de 2012 yılı sonu itibariyle davalıya 136.234,08 TL borçlu olduğunun gözüktüğü, davacının davalıya borçlu olduğunun gözüktüğü, davalı şirket tarafından davacı şirkete 2012 yılında düzenlenmiş olan faturalara davacı şirketin kanuni süresinde tutar ve içerik olarak herhangi bir itirazının da bulunmadığı, dava dilekçesinde de taraflar arasında ticari ilişki nedeniyle çek ve senetlerin verildiğinin belirtildiği de anlaşıldığından, davacının davasını ispat edemediği görülmekle, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 170,00 TL harçtan mahsubu ile eksik 257,6‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava değeri üzerinden hesap edilen 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan 4,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, idare memurlarının yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/01/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip .... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/318, K. 2024/42, T. 11.01.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2015-318-e-2024-42-k-e95421d56377