İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/323 E. 2023/1106 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/323
- Karar No
- 2023/1106
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/323 Esas KARAR NO : 2023/1106 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2019 KARAR TARİHİ : 13/12/2023 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/12/2023 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 19/10/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında tekstil makinelerinin alış ve satışı hususunda ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafından davacıya satılan makinelerin bedelinin ödendiğini, davacının paraya ihtiyacı olması nedeniyle davalıdan 47.000-USD faiz karşılığında borç para aldığını, aldığı paraya karşılık davalı tarafından vadesi boş olarak düzenlenen 128.000-USD bedelli senedin kendisine imzalattırıldığını, müvekkilinin zor durumda olması nedeniyle bonoyu imzaladığını, ancak söz konusu bonodan dolayı davalı tarafa 61.000-USD borcu bulunmaması nedeniyle aleyhine yapılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... takip sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında ödenmeyen borcun yapılandırılması sonucunda davacı tarafından kendisine 128.000-USD bedelli bononun düzenlenilerek verildiğini, bonoda yer alan imzanın inkar edilmediğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... takip sayılı dosyasının tetkikinde davalı tarafından davacı aleyhine 128.000-USD bedelli 31/01/2018 ödeme tarihli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaptığı, icra takibinden sonra davacı tarafından davalı tarafa 61.000-USD üzerinden borçlu olmadığı gerekçesiyle menfi tespit davası açtığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı taraf imzası inkar edilmeyen 29/01/2018 düzenleme 31/01/2018 ödeme tarihli 128.000-USD bedelli bonodan dolayı 61.000-USD üzerinden borçlu olmadığını ileri sürmüş ise de; davacı tarafın senede karşı olan iş bu iddiasını kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu deliller arasında iddiasını ispat eder mahiyette kesin delil bulunmadığı, bilahare davacı vekili olan Av. ...'ın 17/12/2019 tarihli dilekçesinde dayandığı yemin delilinin ise süresinde sunulan delil olmadığı ve bu nedenlerle davacı tarafın bu yöndeki delili mahkememizce değerlendirilmemiştir. Yapılan yargılama sonunda davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına konu etmiş olduğu 31/01/2018 ödeme tarihli 128.000-USD bedelli bonodan dolayı davacı tarafın 61.000-USD üzerinden borçlu olmadığı hususunu kesin delille kanıtlayamadığı, senede karşı ileri sürülen iddiaların aynı mahiyette kesin delille ispatlanması gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde delillerini hasrettiği ve bildirilen deliller arasında senedi hükümsüz kılacak nitelikte kesin delil bulunmadığından açılan menfi tespit davasının reddine karar verilmiş, iş bu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine İBAM ... HD ... esas ... karar sayılı ilamıyla; "Dosya kapsamından, davanın sehven Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiği, mahkeme tarafından dilekçelerin dosyaya ibrazından sonra dava dilekçesinin Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben yazıldığı tevziden yanlışlıkla mahkemeye gönderildiği belirtilerek, Bakırköy Asliye Ticaret mahkemesine tevzi edilmek üzere gönderme kararı verildiği 18.10.2019 tarihli karar sonrasında dosyanın mahkemeye tevzi edildiği, mahkemece 01.11.2019 tarihli tensip tutanağı düzenlendiği, tutanakta taraflara ön inceleme duruşma gününün tebliğine karar verildiği, davalıya tebligatın yapıldığı, tebligatta belirtilen 11.12.2019 tarihinde ise ön inceleme duruşmasının gerçekleştirildiği, davalının veya vekilinin duruşmada hazır olmadığı, mahkeme tarafından taraflara HMK'nın 140/5 maddesi gereğince ön inceleme duruşması sırasında belirlenen ihtilaf kapsamında delillerini sunmak üzere kendilerine bir haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, duruşmanın bir hafta sonraki gün olan 18.12.2019 tarihine bırakıldığı, duruşmada davalının hazır olmadığı, ara karar gereğince davalı tarafa HMK'nın 147/2.maddesi uyarınca tahkikata dair tebligata rastlanılmadığı, davacı vekili tarafından celse ara kararı gereğince dosyaya 17.12.2019 havale tarihli dilekçenin ibraz edildiği, dilekçenin davalıya tebliğ edilmediği, 18.12.2019 tarihli duruşmada ise HMK'nın 184. maddesi gereğince tahkikatın bitmiş olduğunun açıklanmış olmasına rağmen hüküm tarihi itibariyle henüz 7201 sayılı kanunla değiştirilmemiş haline göre HMK'nın 186. maddesi gereğince davetiye tebliği gerekirken herhangi bir davetiye tebliğ edilmediği, ayrıca delil listesinin de tebliğ edilmediği ve davalı tarafın beyanları alınmaksızın karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin karar verdiği tarih itibariyle dava yazılı yargılama usulüne tabidir. Davalı vekiline HMK'nın 186. maddesi gereğince meşruhatlı davetiye çıkartılması yönünde ara karar verilmemiş, davalı tarafın yokluğunda ve davacı vekilinin dilekçesi tebliğ edilmeksizin karar verilmiştir. Mahkeme tahkikatın tamamlandığı düşüncesinde ise, öncelikle HMK'nın 184. maddesi uyarınca, hazır bulunan taraflardan, tahkikatın tümü hakkındaki görüşlerini alır ve tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra sözlü yargılama aşaması başlar. Hüküm tarihine göre 7251 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki hâliyle HMK'nın 186. maddesi uyarınca sözlü yargılama için ayrı bir duruşma gününün belirlenerek davalının davetiyeyle çağrılması gerekir. Bu usuli prosedür, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ile ilgilidir. Usule ilişkin olarak duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller HMK'nın 353/1.a maddesinde sayılmış olmakla birlikte, bu sayımın tahdidi olmadığını kabul etmek gerekir. Yasada belirtilmemiş olsa dahi burada sayılanlara eşdeğer ve aynı etkilere sahip diğer usuli hataların da mutlak istinaf sebebi olarak kabulü gerekir ( Doç.Dr.Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf, Ankara 2009, s. 305). Yargıtay tarafından geliştirilen mutlak temyiz sebepleri kavramından hareketle, temel yargılanma haklarının ihlali sonucunu doğuran usul hatalarının mutlak istinaf sebebi oluşturduğunun kabulü gerekir. İlk derece mahkemesinde bir tarafın hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmiş olması, mutlak bir istinaf sebebidir. Hukuki dinlenilme hakkı, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken bir temel yargısal haktır. 03/10 2001 tarihli 4709 sayılı Yasa ile Anayasanın 36. maddesine eklenen ibare uyarınca, herkes âdil yargılanma hakkına sahiptir. Bu nedenle, ilk derece yargılamasında taraflardan birinin adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olması mutlak bir istinaf sebebidir (Dr.Cenk Akil, İstinaf Kavramı, Ankara 2010, s.362). Bu açıklamalara göre somut olayda, ilk derece mahkemesince, davanın sonuçlandırılması için gerekli yasal koşullar tamamlanmadan ve davalının hukuki dinlenilme hakları temin edilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, hukuki dinlenilme hakları sağlanarak davanın yeniden görülüp sonuçlandırılması gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, hukuki dinlenilme hakkını zedeleyen usul hatalarının giderilmesi, davanın sonuçlandırılması için gerekli koşulların tamamlanması" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı kaldırılmıştır. İBAM kaldırma kararı kapsamında usulü eksiklikler tamamlanmış, davacı taraf dava konusu yapılan bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığına ilişkin ve bononun hangi koşullarda düzenlendiği yönünde tanık dinletmek istemiş; davanın mahiyeti gereği davalı tarafın açık muvafakatı kapsamında ancak tanık dinlenebileceği, davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakat etmemiş olması nedeniyle davacı tarafın tanığı dinlenmemiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına konu etmiş olduğu 31/01/2018 ödeme tarihli 128.000-USD bedelli bonodan dolayı davacı tarafın 61.000-USD üzerinden borçlu olmadığı hususunu kesin delille kanıtlayamadığı, senede karşı ileri sürülen iddiaların aynı mahiyette kesin delille ispatlanması gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde delillerini hasrettiği ve bildirilen deliller arasında senedi hükümsüz kılacak nitelikte kesin delil bulunmadığından açılan menfi tespit davasının reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Sabit görülmeyen davacının davasının REDDİNE, 2-Peşin alınan 5.242,63-TL harçtan, 269,85-TL ilam harcının mahsubu ile, bakiye 4.972,78-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 48.049-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/12/2023 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.