İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/146 E. 2024/1013 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/146
- Karar No
- 2024/1013
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/146 Esas KARAR NO : 2024/1013 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/02/2024 KARAR TARİHİ : 11/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2024 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki alım-satım ilişkisi gereği davacının davalının talep etmiş olduğu 1.224,87 kg kuzu etinin davalıya teslim edildiğini, iş bu kuzu eti satış bedeline yönelik olarak 26.10.2022 tarihli fatura tanzim edildiğini, davalının borcu dolayısıyla tanzim edilen işbu faturaya ilişkin olarak herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, davalının zamanında ödeme yapmaması nedeniyle Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, iş bu takibe davalı tarafın kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile Büyükçekmece ... icra müdürlüğü ... esas sayılı icra takibinin devamını, alacağın avans faizi ile birlikte davalı- borçludan tahsiline, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olması ile alacağın belirli ve likit olması nedeniyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı- borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 26.10.2022 tarihinde bir alım-satım ilişkisi olmadığını, davalının davacıdan 1.224,87 kg kuzu eti talep etmediğini, davacının davalıya 26.10.2022 tarihinde 1.224,87 kg kuzu eti teslim etmediğini, davacı tarafından davalıya 26.10.2022 tarihli bir fatura da gönderilmediğini, davalı müvekkilin davacıya böyle bir borcu olmadığını, davanın reddini, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması ile nedeniyle davacı aleyhine %20 Kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait vergi dairesi kayıtları, İTO kayıtları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 122.888,92 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "e fatura gereği ödenmeyen borç" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalıya tanzim edilen 26/10/2022 tarihli faturanın ödenmediği iddiasına dayanmaktadır. -Mahkememiz dosyası davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla talimat mahkemesi aracılığı ile bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 08/08/2024 tarihli raporda özetle; davaya konu olan faturayla ilgili satış kaydı nizama uygun şekilde yapılmış olup, ödeme karşılığı borçlu olarak kayıt edildiği, aynı defterin kapanış ve açılış maddelerinde davalı tarafın bahse konu olan ve süre gelen tarihler boyunca ödeme yapmadığı, fatura karşılıkları belli dönemlerde 131 ortaklara borçlar kalemi kullanılarak hesabın kapatıldığı, defter belge ve kayıtlarda herhangi bir ödemeye dayalı kayıt tespit edilemediği, defterlerde tespit edilen hususların döneme ait zamanında verilen KDV beyannamesi ve döneme ait zamanında verilen BS formu ile de onaylandığı, defterde 120.74 hesap numarasıyla kayıtlı ... adında ki hesabın en son gördüğü hareket (kapanış kayıtları ve muhasebesel kayıtlar hariç ) kesilen faturaya ait hareket olduğu, dava dosyasında bulunan belge ve evraklar incelendiğinde raporun yazılma tarihi olan 06.08.2024 tarihi itibariyle davalı tarafın mahkemenize defter ve belgelerini teslim etmemiş olduğu ve yerinde incelemeyle ilgilide herhangi bir talebinin olmadığının yazışmalardan tespit edildiği, defterin tarafların lehine delil olması için taşıması gereken şartlardan bi tanesi ve en önemlisi iki tarafında defter ve belgelerinin birbirinin doğruluğunu onaylaması olduğu, davalı tarafın defter ve belgeleri incelenmeden kesin kararı vermenin mümkün olmadığı, ama vergi dairesince kapanış kaydının 31.03.2022 tarihi itibariyle yapıldığı bilgisine sahip olduğumuzdan, verilen herhangi bir beyanname, bildirim formu bulunmadığından davalının defter ve belgelerinin kendi lehine delil olma özelliği bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 13/09/2024 tarihli raporda özetle; dosya muhteviyatına sunulan Gelir İdaresi Başkanlığı yazısı ile e-yoklama fişi belgelerine göre, davalı tarafın 31.03.2022 tarihinde iş bıraktığı/mükellefiyetini terk ettiğinin bildirildiği, davalı taraf ile ilgili ticaret odası kayıtları dosya muhteviyatına sunulan 23.02.2024 tarihli kayıtlara göre, davalı tarafın ... Et Gıda Restoran San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin tek ortağı ve münferiden tek yetkilisi olduğu, şirketin 07.02.2022 tarihinde kurulduğunun bildirildiği, davalı taraf ile ilgili esnaf ve sanatkarlar odası kayıtları dosya muhteviyatına sunulan 29.02.2024 tarihli kayıtlara göre, davalı tarafın Büyükçekmece Birleşik Esnaf Ve Sanatkârlar Odasına .... yılında kayıt olduğunun ve halen bu kaydın devam ettiğinin bildirildiği, davacı tarafın 2022 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 6102 Sayılı TTK.m.64 ve VUK.182 gereğince mecburi olan 2022 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde alındığı, yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, birbirini doğruladığı ancak yevmiye defteri kapanış tasdikinin yapılmadığı, davalı tarafın 2022 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemede olduğu, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 26.10.2022 tarihli, ..... numaralı, KDV dahil 120.000,51 TL tutarlı, 1 adet satış faturasının olduğu, faturanın açıklama kısmına “....” diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-arşiv fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturanın sadece davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiğinin tespit edildiği, davacı tarafın 2022 yılı ekim ayında BS Formu ile davalı tarafa ait 1 adet ve KDV hariç 118.812,39 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, davalı tarafın 2022 yılı ekim ayında BA Formu ile davacı tarafa ait 1 adet ve KDV hariç 118.812,39 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, takip ve dava konusu alacağa ilişkin davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen satış faturasının taraflarca karşılıklı olarak ilgili ayda/dönemde BS-BA Formu ile beyan edildiği, Takibe ve davaya konu alacağa ilişkin faturanın davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı fakat taraflarca karşılıklı olarak ilgili olduğu ayda/dönemde BS-BA Formu ile beyan edildiği, nihai takdir sayın mahkemenize bırakılarak davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 120.000,51 TL asıl/fatura alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce tarih aralığı belirtmeksizin yıllık avans faiz oranlarıyla 2.887,51 TL işlemiş faiz talebinin bulunduğu, davacı tarafın takip talebinde “e-fatura gereği ödenmeyen borç yekûnu” açıklamasının yer aldığı, fatura tarihinin 26.10.2022, yetki itirazında bulunulan ilk takip talebindeki tarihin 20.12.2022 olduğu, talep doğrultusunda işlemiş faizin nihai takdir sayın mahkemenize bırakılarak 26.10.2022-20.12.2022 tarihleri arasında yıllık avans faiz oranlarıyla 2.887,51 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık avans faiz oranlarıyla işlemiş faiz talep edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Yukarıda yer verilen açıklamalar, davalı yanın gerçek kişi olması, alınan bilirkişi raporları ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. -T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. -5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. -19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. -Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere davalı ...'nun bilanço hesabına göre mükellefiyet kaydının bulunduğu ancak 31/03/2022 tarihi itibariyle mükellefiyet kaydını sonlandırdığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabından anlaşıldığı üzere ise; Davalı .... 'ün gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamadığının bildirildiği, yine esnaf odası kayıtlarına göre 11.10.2016 tarihinden bu yana kaydının bulunduğu görülmektedir. -Yine alınan bilirkişi raporu ve tarafların iddiaları nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın 26.10.2022 tarihli, .... numaralı faturadan kaynaklandığı görülmektedir. -Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosyada mevcut vergi dairesine kayıtlarına uyuşmazlık tarihi itibariyle davalı ...'nun vergi dairesi kaydının mevcut olmadığı, mükellefiyet kaydını sonlandırdığı, yalnızca şirket ortağı sıfatıyla ticaret sicil kaydının bulunduğu, bu haliyle davalı yanın uyuşmazlık tarihi itibariyle tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. -Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı yanın davayı ilk olarak Büyükçekmece yargı çevresinde ikame ettiği nazara alınarak görevli ve yetkili Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine, 2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Büyükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına, 5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır