İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/243 E. 2024/258 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/243
Karar No
2024/258
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/243 Esas KARAR NO : 2024/258 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/06/2022 KARAR TARİHİ : 14/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı/karşı davalı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; Davacı birleşen davalı taraf tamamen art niyetli hareket etmekte olduğunu, 2020 yılından itibaren daireleri kendi nam ve hesabına kiraya vermesine rağmen müvekkile hiç bir ödeme yapmadığını, müvekkile düşen dairelerin satılmasına izin vermediğini, müvekkil 2 seneye kadar bu duruma sabretmiş ancak ortaklığın giderilmesi davasını 2020 yılında açtığını, kat 14 nolu bağımsız bölüm, zemin kat 3 nolu bağımsız bölüm, 2. Kat 8 nolu bağımsız bölüm olan taşınmazları 2020 yılının başından beri kendisi kiraya vermiş olup kira bedellerini müvekkil ile paylaşmadığını, müvekkilin kiracılara ulaşması sonucu bir kaç kira bedeli ödenmiş ancak davacı birleşen davalı tarafın baskısı sonucu bu kira bedelleri de ödenmemeye başladığını, davacı birleşen davalı tarafın bu kira bedellerini müvekkille paylaşması gerektiği izahtan vareste olduğunu, davacı birleşen davalı tarafın aylık tahsil ettiği kira bedelinin 20.000,00-30.000,00 TL aralığında olduğunu haricen öğrendiklerini, bu nedenle kiracıların ve kira bedellerinin tespiti için keşif taleplerinin olduğunu, davacı birleşen davalı tarafın tahsil edip müvekkille paylaşmadığı kira alacakları için şimdilik 1.000,00 TL alacak taleplerinin olduğunu, alacaklarının yargılama sonunda tespit edilecek olup iş bu davalarını kısmi alacak davası olarak açtıklarını, inşaatın tamamlanması için hem resmi hem de gayri resmi giderler olduğunu, bu giderlerin gayrı resmi olanlarının tamamını, resmi olanlarının da çok büyük çoğunluğunu müvekkilin karşıladığını, örnek verilecek olursa emlakçıya 50.000,00 TL verildiğini, inşaat zamanında bitirilemediği için arsa sahipleri huzursuzluk yarattıığını ve kira talebinde bulunduğunu, bu durumların tamamı ile müvekkil ilgilendiğini, arsa sahiplerinin gecikmeden dolayı adi ortaklığa dava açmalarını müvekkil masraf da yaparak engellediğini, davacı birleşen davalı tarafın iddiasının aksine hem idari hem de maddi sorumluluğunu kendisi eksik ifa ettiğini, davacı birleşen davalı taraf, inşaatın tüm maliyetlerini müvekkile yıktığını, müvekkil inşaatı neredeyse kendi başına tamamladığını, müvekkil inşaatın resmi müteahhitliğini şirketle birlikte yapsa da gerek belediye ve tapudaki işlemler olsun, gerek kat maliklerinin adi ortaklıkla ilgili işlemleri olsun tamamıyla bizzat ilgilendiğini, davacı birleşen davalı tarafın yetkilileri küçük bir sermaye koyma dışında hiçbir katkı sağlamadıklarını, buna rağmen bu denli yüksek talepleri taraflarınca anlaşılmadığını, davacı birleşen davalı tarafın her ne kadar arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusundan kaynaklı, kendi yükümlülüğü dışında kalan işleri, tek başına ifa etmiş olup TBK m.627/3 gereğince ücret hakkının doğduğunu iddia etse de bu iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, zira adi ortaklık ilişkisinde kendi yükümlülüğü dışında kalan işleri üstlenen taraf müvekkilin kendisi olduğunu, davacı birleşen davalı tarafın, kendi yükümlülüğü dışında kalan işler beyanı ile ne demek istediği açık olmayıp ücret hakkının da doğduğundan bahsetmek mümkün olmadığını, tam aksine müvekkil, hem emek ve tecrübesini adi ortaklığa koymuş hem de davacı tarafın ihmalleri sonucu onun da maddi yükümlülüklerini yerine getirerek ücrete hak kazanan müvekkilin kendisi olduğunu, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile TBK m.627/3 gereğince müvekkilin, davacı birleşen davalı yerine yapmış olduğu işlerin bedeli olarak şimdilik 1.000,00 TL alacak talebinin bulunduğunu talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı/Karşı davacı ... karşı dava dilekçesi ile söz konusu taşınmazların müvekkil tarafından kiraya verildiği ancak kira bedelinin davalı/karşı davacı ile paylaşılmadığı, kendi çabaları ile kiracılara ulaşarak kira bedelinin öğrenildiği, müvekkil tarafından bazı kira bedellerinin ödendiği ancak müvekkil şirket tarafından baskısı sonucu söz konusu kira bedellerinin de ödenmemeye başlandığını iddia ettiğini, davalı/karşı davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte hangi ayların ödendiği hangi ayların ise ödenmediğine ilişkin net bir bilgi verilmediğini, söz konusu alacakların somut ve net bir şekilde belirtilmesi gerekmekte olup, davalı/davalı karşı davacı ... iddia ettiği alacaklarını net bir şekilde belirtmediğini ve hangi aylara ilişkin alacağı olduğunun açık olmadığını, bir kişinin hangi aylara ilişkin alacağının olduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu açık olup, kira bedellerinin davalı/karşı davacı ... ödenmediği iddiası destekten yoksun ve kötü niyetli olduğunu ayrıca müvekkil şirket tarafından söz konusu taşınmazın kiraya verildiğine dair herhangi bir kira kontrat akdedilmemiş ve söz konusu taşınmazdan herhangi bir kira alınmadığını, aksine söz konusu taşınmazlar davalı/karşı davacı ... tarafından kiraya verilmiş olup, müvekkil şirkete söz konusu kiralar alacakları ödenmediğini ve müvekkilin davalı/karşı davacıdan kira alacağı bulunmadığını, hal böyleyken davalı/karşı davacı ... haksız ve mesnetsiz olarak hangi tarihlere ilişkin alacağı olduğunu belirtmeyerek, müvekkil şirket adına akdedilmiş bir kira kontratı ve herhangi bir kira bedelinin alındığına dair dekont olmaksızın kendi kiraya verdiği taşınmazlara ilişkin kira alacağı olduğunu iddia etmesi hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğu izahtan vareste olduğunu, ayrıca davalı/karşı davacı ... mezkur dava ile ileri sürmüş olduğu iddialarını kabul etmemekle beraber HMK m.190 ve TMK m.6 uyarınca söz konusu iddialarını ispat etmesi gerekmekte olup, işbu iddialarını kanıtlar nitelikte herhangi bir delil sunulmaması davalı/karşı davacı ... iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, davalı/karşı davacı mezkur taşınmazların inşaatı sırasında hem resmi hem de gayriresmi giderlerin olduğunu, söz konusu giderlerin gayriresmi olanlarının tamamının, resmi olanların ise büyük bir çoğunluğunun kendisi tarafından karşılandığını, müvekkil şirketin ise hem idari hem de maddi sorumluluklarını eksik ifa ettiğini iddia ettiğini, davalı/karşı davacının iddialarının aksine müvekkil şirket TBK m.620/f.1'de belirtilen adi ortaklıktan doğan hem idari hem maddi sorumluluklarının tamamını eksiksiz olarak ifa ettiğini söz konusu iddialarının cari hesap föylerinden ve banka hesap ekstrelerinden anlaşılacağını, davalı/karşı davacı ... iddialarının aksine gerek sermaye yükümlülüğü, gerekse adi ortaklığa emek getirme yükümlülüğü yerine getirilmediğini, ayrıca davalının, müvekkil şirkete mezkur adi ortaklıktan kaynaklı 1.439.315,00 TL değerinde cari hesap borcu bulunmakta olup, müvekkil şirket söz konusu taşınmazın inşaat sırasında asansörleri dahi müvekkil şirket tarafından yapıldığını, ayrıca belirtmemiz gerekir ki, söz konusu inşaat işi harcanan tüm giderler müvekkil şirket tarafından karşılanmış olup, davalı tarafından adi ortaklıktan doğan hiçbir yükümlülüğü yerine getirilmediğini, aksine müvekkil şirketin adi ortaklığın devamı için yapmış olduğu fazla harcamalar, müvekkilin zarara uğramasına neden olduğunu, TBK m.627/f.1 uyarınca ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar ona karşı sorumlu olduğunu, müvekkil şirketin, adi ortaklığın amacı için akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sebebi ile mezkur ortaklığın ve davalının banka hesabına farklı zamanlarda birçok kez para aktarımı yapılmış olup TBK m.627/f.1 gereğince müvekkil tarafından yapılmış olan işbu giderler için davalı ... müvekkile karşı sorumlu olduğu izahtan vareste olduğunu, davalı/karşı davacı karşı cevap/karşı dava dilekçesinde söz konusu adi ortaklığın muhasebesinin .... tarafından tutulduğu ve ondan alınan bilgilere göre mezkur inşaatın başlangıcından sonuna kadar yapılan toplam resmi masrafın 800 bin küsür olduğunu iddia etmiş olup, hukuki dayanaktan yoksun olan söz konusu iddialar dava dilekçeleri ile sundukları cari hesap föyü ve hesap ekstreleri ile ispatı mümkün olup, davalı/karşı davacı ... herhangi bir delil sunmaksızın yalnızca iddialara dayanmakta olduğunu, daha öncede bahsettiğimiz gibi herhangi davalı/karşı davacının iddialarını destekler hiçbir delil sunmaksızın ileri sürmüş olduğu iddialarını TMK m.6 uyarınca, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlü olduğunu, her ne kadar davalı/karşı davacı TBK m.623/f.3 uyarınca adi ortaklıktan kaynaklı yükümlülüklerinin dışında kalan işleri üstelendiğini ileri sürerek ücrete hak kazandığını iddialarının aksine müvekkil şirket mezkur adi ortaklık sözleşmesinden ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusundan kaynaklı yükümlülükleri dışında kalan işleri müvekkilin tek başına ifa etmiş olup dava dilekçelerinde belirttikleri üzere TBK m.627/f.3 gereğince hakketmiş olduğu ücret kendisine ödenmediğini talep ve dava etmiştir. Davacı alacak talebini mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında karşı dava dilekçesi ile açmış, tefrik edilerek işbu esasa kaydedilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda; Dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında arabuluculuk son tutanak aslının dosya içeriğinde olmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Yasaya, 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile 18/A maddesi eklenerek, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Sözü geçen yasa hükmünde davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu minvalde olmak üzere 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Buna göre davanın arabuluculuk dava şartına tabi olabilmesi için davanın nispi ticari dava veya davanın ticari dava olması yanında konusunun bir miktar paranın ödenmesi istemine ilişkin olması gerekmektedir. Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsetmediği ve tutanak sunulmadığı görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır. Karşı davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: İş bu davada Ticaret Mahkemesi görevli olduğu gibi söz konusu dava nispi ticari dava olup bir miktar paranın tahsili talebine ilişkin olduğu dikkate alındığında 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartına tabi olduğu sabittir. Karşı davacı arabuluculuğa başvurmamıştır. Mahkeme dava açmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını tespit etmesi halinde davayı dava şartı yokluğundan usulden reddeder. 6235 sayılı HUAK m. 18/A (2) hükmünün kesin anlatımı nedeniyle tarafların dava şartı arabuluculuğa başvurmaları için HMK m.115’te öngörülen bir haftalık kesin süre veremez. Dava şartı arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığına dava tarihi itibariyle bakılır. HMK 114/2 ye göre 2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. Karşı davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsetmediği gibi buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Söz konu dava şartı tamamlanabilir bir dava şartı da değildir. Dosyanın incelenmesinde arabuluculuk son tutanağının sunulmamış olduğu, konusu Alacak olan davaların zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu, dava şartı olarak kabul edildiği, İşbu karşı dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmadığı, mahkememiz dosyasına arabuluculuk tutanağı aslının sunulmadığı sabit olan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi (6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 17/B maddesi ile) 1.fıkrası gereğince özel dava şartı yokluğundan HMK 115.madde uyarınca USÛLDEN REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Kullanılmayan gider avansı konusunda HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan maktu 17.900,00 TL vekalet ücretinin ön inceleme duruşması sırasında dosya tefrik edildiğinden yarısı olan 8.950,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye .. ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/243, K. 2024/258, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-243-e-2024-258-k-4eca584774e4