İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/127 E. 2024/214 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/127
Karar No
2024/214
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/127 Esas KARAR NO : 2024/214 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2023 KARAR TARİHİ : 05/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15.03.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, davalı şirketle birlikte oyun kalıplarının üretimini yapmak üzere anlaştığını, davalı şirket yetkilisinin önerisi üzerine davalı şirket tarafından "...... Mahallesi ..... Sokak No:7/1 Pendik/İstanbul" adresinde kiralanan depoya müvekkili şirkete ait üretim makine ve teçhizatlarını taşıdığını, taraflar belirli bir süre boyunca birlikte ticaret yapmış olmakla birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkili şirket, teminat amacıyla bono düzenleyerek davalı şirkete teslim ettiğini, ancak davalı şirketin, taraflar arasındaki anlaşmaya riayet etmeyerek, müvekkili şirkete ait makine ve teçhizatlarlar aracılığıyla ürettiği ürünlerin bedelini ödemediği gibi, söz konusu makine ve teçhizatları da müvekkili şirkete iade etmediğini ve müvekkili şirket yetkilisi ve çalışanlarının yukarıda adresi belirtilen iş yerine girmesine engel olduğunu, 18.07.2020 tarihli bononun üzerinde "Bedeli malen ahzolunmuştur" açıklaması yer alsa da, taraflar arasında mal alışverişi bulunmadığını, söz konusu bononun davalı şirkete teminat amacıyla verilmiş olmasına karşın söz konusu bonoyu yırttığını iddia eden davalı şirketin, kötü niyetli şekilde bedelsiz olan bononun ödenmesini talep ettiğini, somut uyuşmazlığa konu bonodaki borç miktarının 500.000 TL olduğu da dikkate alındığında, vadesi 30.07.2021 tarihli olmasına rağmen vadesi geçtikten 1.5 sene sonrasında ödeme talep edilmesi de ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durumun müvekkili şirket yetkilisi davalı şirket yetkilisi hakkında şikayetçi olmasının hemen akabinde gerçekleşmesi de tesadüfi olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı şirketin henüz dava konusu bonoya dayanarak icra takibi başlatmamış olmakla birlikte, söz konusu ihtarnameyle 20/01/2023 tarihinde müvekkili şirketten 7 gün içerisinde dava konusu bononun ödenmesi talep edildiğinden, müvekkili bedelsiz bir bonoya istinaden icra takibi başlatılması tehdidi altında olduğunu, müvekkilinin borçlu bulunmadığı mezkur bonoya istinaden ödeme yapmak zorunda bırakılmasının önlenmesi adına, işbu davayı ikame ederken icra takibinin de durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep etme gereği doğduğunu, müvekkilinin davalıya teminat olarak verdiği 18.07.2020 düzenleme tarihli 500.000 TL bedelinde bonodan kaynaklanan borcunun olmadığının tespitine, müvekkiline davalı tarafından açılacak olan icra takibinin borç miktarının %15i karşılığında teminat ile durdurulması yönünde ihtiyati tedbire, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Yetki sözleşmesi HMK'nin 17. maddesinde; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. '' şeklinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre tacirler ve kamu tüzel kişileri, kanunda belirtilen şartlara uymak kaydı ile üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konulara ilişkin olarak aralarında doğabilecek uyuşmazlıkların görülmesi bakımından kanunen yetkili olmayan bir mahkemeyi yetkili hâle getirebilirler. Yetki sözleşmesi taraflar arasında ayrı bir sözleşme akdedilerek yapılabileceği gibi mevcut bir sözleşmeye, mahkemenin yetkisine dair bir kayıt konulmak suretiyle de gerçekleştirdiğini, Müvekkili şirket, sahip olduğu makine ve araçlarla üretim yaparak ekonomiye katma değer sağlayan bir firma olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket, arasında uzun zamandan beri süregelen ticari ilişki mevcut olduğunu, aradan geçen süreye ve yapılan şifahi görüşmelere rağmen davacının borcunu ödememesi nedeniyle öncelikle davacı şirket müvekkil şirketçe, Bakırköy ..... Noterliğinin 20.01.2023 tarihli ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine de anılan bono dayanak yapılarak İstanbul ...... İcra Müdürlüğü ...... E. sayılı dosya ile takip başlatıldığını, başlatılan bu takip mahkemenizin vermiş olduğu 14.02.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararı gereği durdurulduğunu, senedin teminat senedi olarak verilip verilmediği hususunun ispatına ilişkin hususlar Yargıtay'ın istikrarlı içtihatları ile ortaya konulduğunu, buna göre, sözleşme ile teminat senedi olduğu iddia edilen senet arasındaki bağ ispatlanması gerektiğini, davacı borçlunun huzurdaki davayı gerçeğe aykırı ve mesnetsiz nedenlere dayandırdığını, davacı tarafın iddialarını ispata elverişli somut ve yazılı bir delil sunamadığını, huzurdaki dava gibi kötü niyetle yapılan şikayet üzerine kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, davacı tarafın ticari teamüle aykırı olarak kötü niyetle hareket ederek borçtan kurtulmaya yönelik iddialarla huzurdaki davayı ikame ettiğini, gerçeğe aykırı beyanlara itibar edilerek verilen tedbir kararının haksız olduğunu, iyi niyetle hareket ederek uzun süre davacının borcunu ifa etmesini bekleyen müvekkilinin haksız olarak zarara uğratıldığı, paranın alım gücünün her geçen düşmesi nedeniyle verilen tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin zararının her geçen gün arttığı ortada olduğunu, bu nedenlerle öncelikle verilen haksız tedbir kararının kaldırılmasını, nihayetinde haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16/10/2023 tarihli raporda; "Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında, 30.09.2020-31.12.2020 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 350.145,00 TL alacaklı olduğu, takibe ve davaya konu olan senedin kayıt olmadığı, Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, ticari defter ve kayıtlarıyla birlikte takibe ve davaya konu olan senetten dolayı alacağı olduğunu ispat etmesi gerektiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. V. HUKUKİ TESPİTLER 1. Dava, dava konusu senedin teminat amacıyla verildiği, senet bedelinin istenemeyeceğine ilişkindir. İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat Yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vahaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Anılan ispat kuralları gereği, davacı tarafından, senedin teminat amacıyla verildiği ve senet bedelinin ödendiği hususunun geçerli delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. 2. Türk Ticaret Kanunu m. 645 hükmüne göre, “kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez”. TBK. m. 103 hükmüne göre: “Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse, buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir. Borcun tamamı ödenmemiş veya borç senedi alacaklıya başkaca haklar da vermekte ise borçlu, ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir”. Yine TBK. m. 104 hükmüne göre, “borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır”. Hükümlerden de anlaşıldığı üzere, kıymetli evraka bağlı olan hak münhasıran senedi takip ettiği için, senedin alacaklının elinde olması hali, senet bedelinin ödenmediğinin bir karinesini teşkil eder, aksini ispat külfeti, borçluya düşer (İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul 2004, s.1934). Gerçekten de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 8.10.1969 gün ve E. 518, K. 741 sayılı kararında bu hususu şu şekilde dile getirmiştir: “İcra takibine mesnet yapılan emre muharrer senedin arkasında yazılı ödemeleri gösteren kalemlerin borçlu tarafından ödendiğini alacaklı vekili beyan ile bu miktarın takip talebinde yazılı meblağdan indirilmesini istemiştir. Borcun tamamına şamil olmak üzere ödeme savunmasında bulunan borçlunun ibraz ettiği beş adet makbuzda alınan paranın sadece Ocak ayı bedeli olduğu yazılıdır. Makbuzdaki ödeme tarihleriyle, ödenen paranın senet arkasında yazılı miktar toplamı, bonoda yazılı para miktarını tutmamaktadır. Senet bedelini ödeyen borçlu bir ibra meşruhatıyla birlikte senedin kendisine iade edilmesini istemek zorundadır. Senedin alacaklının elinde bulunuşu onun ödenmemiş olduğunun bir karinesi olduğu için aksinin ispatı senet borçlusuna aittir. Olayda alacaklının iddiası doğrulanmıştır” (Doğanay, s.1934, dn.21). Dolayısıyla davacının, anılan kurallar uyarınca da, dava konusu senetten kaynaklanan borçları ödediğini ya da bu senedin teminat amacıyla verildiğini yazılı belgeyle ispatlaması gerekir. 3. Davacı, dava konusu senedin teminat amacıyla verildiğini iddia etmektedir. Öncelikle, dava konusu senedin, kambiyo niteliği gereği, temel ilişkiden soyut bir borç ikrarı oluşturmaları nedeniyle bu senet üzerine, “teminat senedidir”, “teminat içindir”, “teminat olarak verilmiştir” gibi ibareler yazılmış olsa dahi bu husus tek başına senedin teminat için verildiğini kanıtlamaya yeterli değildir. Hangi temel ilişkiye istinaden teminat olarak verilmiş olduğunun yazılı bir delille ispatlanması gerekir. Gerçekten de Yargıtay, bu konuyla ilgili olarak, vermiş olduğu bir kararında şu ifadelere yer verere aynı yönde görüş belirtmiştir: “Dava konusu senette teminat kaydı varsa da neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden senedin mücerretlik vasfını ortadan kaldırmaz. Kambiyo senedi geçerli olup, senede karşı iddiaların HUMK'nun 290. maddesi uyarınca yazılı delille ispatı gerekir” (YHGK.’nın E. 2010/19-67, K. 2010/99 sayı ve 24.2.2010 tarihli kararı. Ayrıca bkz.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/03/2001 gün ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20/06/2001 gün ve 2001/12-496 E., 2001/534 K. sayılı kararları; Y. 19. HD.’nin E. 2007/9954, K. 2008/3402 sayı ve 03.04.2008 tarihli kararı; Y. 12. HD.’nin E. 2004/21684, K. 2004/26551 sayı ve 23.12.2004 tarihli kararı). Dolayısıyla dava konusu senetlerin üzerlerine teminat ibaresi yazılsa dahi bu husus tek başına bononun teminat olarak verildiğini kanıtlamaya yeterli değildir. Bunun için ayrıca yazılı bir delilin ibraz edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından hususa ilişkin olarak ticari defterlere dayanmıştır. Davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacının dava konusu bono nedeniyle davalıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Ticari defterlerden davacının alacaklı olduğu da anlaşılmaktadır. Davalının ticari defterlerini sunmadığı bu konuda zayi belgesi de ibraz etmediği görülmektedir. Ticari defterlerin aleyhe delil olmasına ilişkin HMK. m. 222 hükmü de dikkate alındığında, davacının talebinin yerinde olduğu kanaatindeyiz. Sonuç; Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiğimiz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz, a) Davacı tarafından senedin teminat amacıyla verildiği ve senet bedellerinin ödendiği hususunun geçerli delillerle ispat edilmesi, b) Davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacının dava konusu bono nedeniyle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, tam tarsine ticari defterlerden davacının alacaklı olduğu, Davalının ticari defterlerini sunmadığı bu konuda zayi belgesi de ibraz etmediği, ticari defterlerin aleyhe delil olmasına ilişkin HMK. m. 222 hükmü de dikkate alındığında, davacının talebinin yerinde olduğu, " sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, menfi tespit isteminden ibarettir. Dava konusunun; ticari ilişki kapsamında davalıya teminat olarak verildiği (bedelsizlik) iddiasına dayalı olarak 18/07/2020 düzenleme tarihli ve 30/07/2021 vade tarihli, keşidecinin davacı ..... Makine İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarın davalı ..... AKıl ve Zeka Oyunları Yayıncılık Organizasyon Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. olduğu, 500.000,00-TL miktarlı bonodan kaynaklı olarak, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Dava konusu miktar (davaya esas değer tevzi formunda 50.000,00-TL olarak gösterilmesi sebebiyle) 50.000,00 TL' dir. 6102 sayılı TTK' ya göre bono veya ...... senet, senet metninde (bono) veya (..... senet) kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini, ödeme yerini, kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını, senedin tanzim edildiği gün ve yeri, tanzim edenin imzasını içermelidir. Sıralanan bu kayıtlar bononun zorunlu ve geçerliliğini etkileyecek olan zorunlu unsurlardır. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. ......'ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. B., Ankara 1997, s.451). Nitekim TTK' da zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığı; vade, tanzim ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu şekilde desteklemiştir. Bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır. Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve 2017/19-819 E., 2018/771 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, TTK'nın 688. maddede belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 tarihli ve ...... E., ..... K.; 20.06.2001 tarihli ve ..... E., ..... K.; 24.02.2010 tarihli ve ..... E., ..... K. ile 28.03.2018 tarihli ve ...... E., ..... K. sayılı kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir. Davaya konu senet; bono niteliğinde olup, tüm yasal unsurları barındırmaktadır. Davacı taraf, davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye dayalı olarak bu senedin teminat amacıyla verildiğini iddia etmektedir. Bono üzerinde herhangi bir teminata yönelik ibarenin yer almadığı görülmüştür. Senet metni içerisinde, malen kaydı bulunmaktadır. Davalı taraf, dava konusu yapılan senedin ticari ilişki bünyesinde davacıdan borçlarının ödeme aracı olarak alındığını beyan etmiştir. Teminat senedi olduğunu ispat yükü davacı üzerinde olup, ayrıca kıymetli evrak vasfında olan bono illetten mücerettir. Ancak, her ne kadar bono illetten mücerret ise de, senet içerisindeki malen kaydı ve davalının davacı ile ticari ilişki kapsamında bu senedin alındığı beyanı neticesinde, ispat yükü yer değiştirmiş ve ispat yükü davalıya geçmiştir. Davalı taraf, beyanı ile senet metnini tadil etmiştir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, oyun kalıplarının birlikte üretimini yapmak üzere yazılı olmayan bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır. Davacının ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi Heyetinin hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde; davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davalının davacıdan bir alacağının olmadığı ve davaya konu senedin davacı kayıtlarında yer almadığı görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olmadığına dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının, davalıya herhangi bir borcu olmadığını ispat ettiği anlaşılmıştır. İspat yükü üzerinde olan davalı tarafta, ticari ilişki kapsamında borç ödeme niteliğinde senedin alındığı iddiasını destekleyecek nitelikte herhangi bir kayıt ve ticari defterlerini sunmamıştır. Davalı tarafa yemin delili hatırlatılmış olmasına rağmen, davalı taraf yemin deliline başvurmamıştır. Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında, davacının bedelsizlik iddiasını ispat ettiği anlaşılmış ve davacının dava konusu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Ancak, davacının talebi ile sınırlı olarak, aşağıdaki şekilde davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KABULÜ İLE, -18/07/2020 düzenleme tarihli ve 30/07/2021 vade tarihli, keşidecinin davacı ..... Makine İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarın davalı .... .... AKıl ve Zeka Oyunları Yayıncılık Organizasyon Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Olduğu, 500.000,00-TL miktarlı bonodan kaynaklı olarak, davacının dava konusu yapmış olduğu (davaya esas değer tevzi formunda 50.000,00-TL olarak gösterilmesi sebebiyle) taleple sınırlı olarak 50.000,00-TL yönünden davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, - Mahkememizce koyulan tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 3.415,5‬-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 853,88-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 1.394,18-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 7.319,25‬-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın ve teminatın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4- Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, - Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın davalı tarafa İADESİNE, 5-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/127, K. 2024/214, T. 05.03.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-127-e-2024-214-k-ec64afcd6b69