İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1192 E. 2024/1099 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1192
Karar No
2024/1099
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1192 Esas KARAR NO : 2024/1099 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2023 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket, tekstil sektöründe kullanılan dantel, brode, kumaş vs ürünlerin yurtiçi ve yurtdışı alım-satım işi ile iştigal ettiğini, davalı şirket, davacı şirkete birçok ürün siparişi vermiş ve dönem dönem bazı ödemeler yaptığını neticesinde ise davalının davacı şirkete cari hesapta 11.202,56 USD ve 540,00 TL borcu kaldığını bu husus tarafların ticari defter ve kayıtlarından da açıkça anlaşılacağını, davalı Şirket, hiçbir haklı sebep göstermeksizin ödemeden kaçındığından Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ve borca itiraz edilmesi üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculukta da anlaşma sağlanamadığından işbu davayı ikame ettiklerini ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiline süresinde teslimat yapmadığını, davacı tarafından süresinde teslimat yapılamayınca yurt dışında bulunan müşterisine karşı zor durumda kalıp yaptırımlara uğradığını davacının edimlerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zararların tamamı davacı tarafından karşılanması gerektiğini, rüm yaşananlardan sonra davalı tarafından davacı tarafa reklamasyon faturası düzenlenmiş davacı bu fatura davacı tarafından kabul edilmediğini davacı taraf davasında haksız olduğunu bu nedenlerle davanın reddini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; davacının başlatmış olduğu takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu mahkememizce tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nin 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 05/03/2024 tarihli celsesi ile tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı ticari defterlerinde, icra takip tarihinde davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin, davalı ..... San. Ve Tic. A.Ş’den 11.202,56 USD ve ilaveten 540 TL alacaklı gözüktüğü, Davalı ticari defterlerinde, icra takip tarihinde davalının davacıya 11.202,56 USD Borçlu olduğu, yanlar arasında ticari kayıtlar çerçevesinde ihtilaf bulunmadığı, tarafların ticari kayıtlarında mutabık olduğu, diğer bir ifade ile yanların ticari kayıtlarında fatura tarihleri, ödeme kayıtları ve birbirlerine tanzim ettikleri iade faturaları mutabık olarak yer aldığı, Yanlar arasındaki ihtilafın; Davalı Şirket tarafından 30.549,76 USD bedelli sipariş karşılığı kumaş sevkiyatının geciktiği iddiası ile uğradığı zarar sebebiyle Davacı adına , Davalı tarafından tanzim edilen 6770,70 USD ve 6116,54 USD bedelli olmak üzere 12.887,29 USD bedelli, Reklamasyon / İade ft. şeklinde 2 adet Faturanın, Davacı alacağından tenzil edilmesinin talep edildiği ancak Davacı tarafından söz konusu Reklamasyon bedelinin kabul edilmeyerek faturaların iade edildiği ve Cari hesap bakiyesi 11.202,56 USD + 540 TL borcun tahsilinin talep edildiği, Dosya mündericatı ve ibaz edilen taraflar arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde Rapor ekinde söz konusu yazışmalar yer aldığı üzere, yanlar arasında kumaşların sevkiyatına ilişkin terminde gecikme yaşandığı ve bu sebepten Davalının zarara uğradığını beyan ettiği, diğer taraftan Davacı tarafından da gecikme sebebi olarak malın Çin’den geldiği ve o tarihte Covid sebebi ile sevkiyatlarda gecikme yaşandığı, Durumun kendilerinden kaynaklanmadığının, kendilerinin de sevkiyatı hızlandırmak üzere ek maliyetlere katlandığını beyan ettiği , Ancak tarafların söz konusu sevkiyat gecikmesi sebebiyle doğan zararlarına ilişkin ticari kayıtlarını Mali incelemeler için ibraz etmemişlerdir. İncelemelerin teknik ve mali açıdan tamamlanabilmesi için tarafların zarara uğradıklarını beyan ettikleri hususlara ilişkin ticari kayıtlarını ibraz etmeleri gerektiği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, mahkememizce bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bulunmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, sunulan ve toplanan deliller, bilirkişi raporu kapsamında; Davacı taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağını dayanak göstererek davalı hakkında icra takibi başlatmış olup, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine icra takibi durdurulmuş, davacı tarafından itirazın iptali talep edilmiştir. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kabul etmiş, davacının taraflarca anlaşılan ürünleri zamanında teslim etmediğini bu sebeple zarara uğradığını, zarardan davacının sorumlu olduğunu ve davacıya reklamasyon faturası düzenlendiğini bu sebeple davacıya herhangi bir borcunun olmadığını beyan ve iddia etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapıldığı, usulüne uygun olarak tutulduğu, ilgili taraflar lehine delil kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının bilirkişilerce incelenen ticari defterine göre; davacı tarafından davalıya yönelik 30.549,76 USD bedelli faturanın tanzim edildiği, davalı tarafından 20.000,00-USD ödeme yapıldığı ve takip tarihi itibariyle davacının ticari defterlerine göre davalıdan 11.202,56-USD ve 540,00-TL alacaklı olduğu tespiti edilmiştir. Davalının ticari defterlerine göre ise davacı tarafından kesilen 30.549,76 USD bedelli satış faturasının davalının ticari defterlerine işlendiği ancak sonrasında davalı tarafından cevap dilekçesinde belirtilen 6.770,70 USD ve 6.116,54 USD bedelli iki adet reklamasyon faturasının davalı tarafından davacıya kesildiği ancak davacı tarafından söz konusu faturaların kabul edilmeyerek takibe geçildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda deliller değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya 30.549,76 USD bedelli satış yapıldığı ve malın davalıya teslim edildiği bu yönlerden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının geç teslim sebebiyle uğradığını iddia ettiği zarar ve söz konusu zarara istinaden kestiğini iddia ettiği 6.770,70 USD ve 6.116,54 USD bedelli iki adet reklamasyon faturasından kaynaklanmakta olup ispat yükü de davalı üzerindedir. Davacı tarafından davalıya kesilen 30.549,76 USD bedelli faturanın 30.01.2023 tarihli olduğu, davalı tarafından davacıya 21.02.2023 tarihinde banka yolu ile 20.000,00-USD bedel ödendiği tarafların ticari defter kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu noktada davalı tarafından davacıdan satın alınan ürünlerin bedelinin tamamen ödenmediği görülmektedir. Nitekim davacı tarafından kesilen faturanın davalı tarafından ticari defterine kaydedildiği, faturadan sonra davacıya kısmi ödeme yapıldığı sabit olup, 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince davalı tarafından yasal süresi içerisinde söz konusu faturaya yönelik itirazda bulunulmadığı ve iade edilmediği gözetildiğinde faturanın davalı tarafından benimsendiği dolayısıyla davacının alacağını ispat ettiği sabit görülmüştür. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu minvalde bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının alacağını ispatladığı buna karşılık davalının kestiği reklamasyon faturalarının içeriğini ispatlayamadığı, davalı kestiği reklamasyon faturalarını malların geç tesliminden kaynaklanan zararlarına dayandırmış ise de buna karşılık zararını ispatlayan herhangi bir delil sunmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiği, Mahkememizde görülen davanın 6100 sayılı Kanun gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, davalının iddia ve savunmalarına yönelik delillerinin tamamını cevap dilekçesi ile sunması gerektiği gözetildiğinde ve davalı tarafından reklamasyon faturaları dayanak yapılan geç teslim sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararlara yönelik cevap dilekçesinde ve ticari defter inceleme aşamasında herhangi bir somut delil sunmadığı, yasal süresi içerisinde bilirkişi raporuna da itiraz etmediği ve herhangi bir delil sunmadığı gözetildiğinde davalının davacıya kestiği reklamasyon faturalarının içeriklerini ispat edemediği, davacının davalıya kestiği 30.01.2023 tarihli faturanın davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraza uğramayarak ticari defterlere işlendiği ve kısmi ödeme yapıldığı, buna karşılık davalı tarafından davacıya kesilen reklamasyon faturalarının yasal süresinden sonra 15.03.2023 tarihli olduğu, davacı tarafından kesilen faturadan ve kısmi ödemeden yaklaşık 1.5 ay sonra olduğu gözetildiğinde davalının geç teslime yönelik süresinde ihtar ve talepte de bulunmadığı, zararını ispata yönelik herhangi bir delil de sunmadığı anlaşılmakla davalının ispatlanamayan iddialarına itibar edilmemiştir. Davalı delil dilekçesi ile bir takım deliller sunmuş ise de; ilgili deliller değerlendiriliğinde; delil olarak sunulan sipariş formunda taşıma yolu değişikliğinden davalının sorumlu olacağına dair sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı, yukarıda da belirtildiği üzere 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince gereğince davalıya temerrüt ihtarında bulunularak süre verilmediği, siparişin gecikmesine rağmen davacının sözleşmeden dönmediği veya sözleşmeyi feshetmediği, davalı tarafından yapılan teslimatı kabul ettiği, bu suretle 6098 sayılı Kanun'un 212/2. Maddesinin uygulanamayacağı, davacı tarafından davalının temerrüde düşürülmemesi ve davalıya usulüne uygun olarak süre verilmemesi sebebiyle 118. Maddesinin uygulanmasının da mümkün olmadığı, davalının mevcut dosya kapsamındaki deliller ile davacının kusurunu ve zararını ispatlayamadığı, yukarıda detaylıca değerlendirildiği üzere davacı tarafından kesilen faturanın yasal süresi içerisinde iade edilmediği ve ticari kayıt ve defterlere işlendiği, davalının yasal süresinden sonra kestiği reklamasyon faturasını ve faturaya dayanak yaptığı zararı işbu davada ispatlayamadığı, geç teslim iddiasına dayalı olarak uğradığı zarara yönelik yeni bir dava açabileceği anlaşılmakla mevcut dosya kapsamı itibariyle davalının savunmalarına itibar edilmemiştir. Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında davacı tarafından ispatlanan 11.202,56-USD ve 540,00-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline, takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından takipte işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, taraflarca ayrı bir akdi temerrüt faiz oranının belirlenmediği anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen USD cinsi alacak yönünden 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince hesaplanacak işleyecek faiz oranı, TL cinsi alacak yönünden 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi gereğince hesaplanacak işleyecek faiz oranı bakımından davalının itirazının iptaline, takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olduğu anlaşılmakla İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 46.758,82-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, -Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında 11.202,56-USD ve 540,00-TL asıl alacak ile USD cinsi alacak yönünden 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince hesaplanacak işleyecek faiz oranı, TL cinsi alacak yönünden 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi gereğince hesaplanacak işleyecek faiz oranı bakımından davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 46.758,82-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 22.229,05-TL harçtan peşin alınan 4.393,34-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 17.834,70-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafça yatırılan 4.393,34-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.123,49-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 9.071,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 52.066,28-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/11/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1192, K. 2024/1099, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1192-e-2024-1099-k-19ff5f9ce4e5