İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/470 E. 2024/702 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/470
- Karar No
- 2024/702
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/470 Esas KARAR NO : 2024/702 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/06/2024 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından müvekkil aleyhine ... ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığın, takip yapılan usulsüz tebliğatlar sebebi ile kesinleşmiş olup muvekkil takipten gec haberdar olduğunu, müvekkilin davalı tarafa hiç bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirket ile davalı arasındaki ... calıştıran müvekkilin ... ürünlerini davalı taraftan satın alması şeklinde bir ticaret olup aralarında başkaca bir ticaret bulunmadığını, davalı taraf müvekkil şirkete ... ürünlerini teslim ettiğinde ödemeleri kredi kartı ile tahsil ettiğini, ancak davalı taraf bu ödemeleri kendi ... cihazlarından almak yerine ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli firmaların ... cihazlarını kullanarak müvekkilden tashilatları yaptığın, gerekçe olarak da kendilerinin bu firmalardan alacaklı konumda olduklarını bu nedenle bu firmaların ... cihazlarını kullandıklarını gösterdiklerini, müvekkil şirket bugüne kadar davalı taraftan satın aldığı tüm ürünlerin bedellerini haftalık olarak davalı şirket tarafından gönderilen ... cihazlarıyla ödediğini, çekilen tüm kart ... örnekleri makamınıza sunulacağını, davalı bu ödemeler yapılmış olmasına rağmen rağmen müvekkil hakkında icra takibi başlattığını, usulsüz tebligat ile kesinleştirilen takip sonucunda müvekkilden cebri icra yolu ile haksız şekilde tahsil edilen icra dosyasında ödenen miktarın iadesini talep etmek için bu istirdat davasını açma zarureti doğduğunu, uyuşmazlığın çözümü için tarafımızca arabuluculuk yoluna gidildiğini, ancak anlaşma sağlanamadığını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenizde açılmış olan İstirdat davası, ticari olması sebebi ile davalı taraf yerleşim yeri mahkemesinde görülmesi gerektiğini, fakat ... Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemeleri olmaması nedeni ile, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun yeni kurulan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile mevcut bulunan Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin yargı çevrelerinin belirlenmesine ilişkin 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararı gereği, işbu açılmış davada yetkili mahkeme ... Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, öncelikle yetki itirazlarının değerlendirilip gereğinin yapılmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinde davacı taraf, müvekkil ile olan ticari ilişkisini açıkladığını, ikrar söz konusu olmakla, faturaya dayalı ilişkinin varlığını kabul ettiğini, mal aldığını kabul eden davacı taraf, malın bedelini ödediğini iddia ettiğini, artık ispat yükü yer değiştirerek, malın karşılığı bedeli ödediğini ispat külfeti davacı tarafa düştüğünü, söz konusu iddialar asılsız olup, satılan malın karşılığı müvekkile ödenmediğini, ürünü teslim aldığını, tarafların arasında mal alımı olduğunu ikrar eden davacı, bu aşamada iddiasını kanun gereği yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile davacı tarafa icra takibine girişildiğini, söz konusu icra takibi, davacı firmaya aldığı ürünlerin karşılığı bedeli ödemediği gerekçesi ile faturaya ilişkin açıldığını, müvekkil üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, davacı taraf ise kendisine düşen edimi yerine getirmediğini, davacı yan dava dilekçesinde “Söz konusu malları aldığını, bu malın karşılığı paranın ödendiğini” belirttiğini, söz konusu ödeme müvekkile yapılmadığını, müvekkile ödenmiş bir para olmadığını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı taraf, icra zoru ile ödediği satın aldığı ürün bedelinin, ürünlerin teslim edilmemesi nedeni ile ödediği bedelin davalıdan istirdadını talep etmekle, davanın istirdat davası olduğu anlaşıldı. Davalı tarafından yasal süresi içinde geçerli bir yetki itirazında bulunduğu anlaşılmakla dosya öncelikle bu yönüyle incelendi. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) “Menfi tesbit ve istirdat davaları” başlıklı 72 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre: “Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.” 6100 sayılı Kanun’un “Genel yetkili mahkeme” başlıklı 6 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre: “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” 6100 sayılı Kanun'un “Yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19 uncu maddesi şöyledir: “(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.” Diğer yandan; Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri ile ilgili düzenlemeyi içeren ve kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralı niteliğinde bulunan 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesinde; “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir” düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin ifa edileceği yerin taraflarca açık veya zımni olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise, sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 Sayılı TBK.89 maddesine göre belirlenecektir. 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun (TBK) 89.maddesinde; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2.Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3.Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir .'' şeklinde düzenlemeyi içermektedir. Bu durumda, TBK m.89 ve 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının, kendi yerleşim adresinde dava açmasında (veya İİK’nun 50.maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında) bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın talebinin ticari ilişki kapsamında satın alınan mal bedelinin icra zoruyla ödendiği ve istirdadı istemine ilişkin olup, davanın konusunun para alacağı olduğu anlaşılmaktadır. Dava bir miktar para alacağına ilişkin olduğuna göre davacı borçlu tarafından akdi ilişki inkâr edilmeyerek, davalı ile aralarında alım satım akdinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki akdi ilişkinin doğrulandığı, uyuşmazlığın satın alınan mal bedelinin icra zoruyla ödendiği ve istirdadı istemine ilişkin olması, davalının mernis adresinin ... adresine olması, davacının şirket merkezi adresinin ... olması nedenleriyle taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı çekişmesiz olup İİK’nın 72/8.; TBK'nin 89/1.; HMK'nın 10.maddelerine göre Mahkememizin yetkisiz olduğu kabul edilmiştir. ... ilçesinde ticaret mahkemeleri bulunmamakla, HSK kararnamesi gereği bu ilçenin yargı çevresindeki ticaret mahkemelerine bakmakla görevli ... Asliye Ticaret Mahkemelerine yetkisizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya yetkili mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır