İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/403 E. 2025/901 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/403
Karar No
2025/901
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/403 Esas KARAR NO : 2025/901 DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/05/2025 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ile davalı şirket arasında malzeme satışı yapıldığını ve buna ilişkin müvekkili adına vergi dairesi tarafından vergi tahakkuku yapıldığını, müvekkili tarafından satılan ürünler için ticari satış ilişkisi kurulduğunu, taraflar arasındaki ilişki kurulduktan sonra ürün teslimatlarının yapıldığını ve ticari ilişkinin başladığını, satışa ilişkin düzenlenen gider pusulaları imzalandığını ve davalı şirketin ticari defterlerine işlendiğini, vergi dairesine bildiriminin yapıldığını, davalı yanın müvekkiline ... TL borçlu olduğunu, davalı şirkete karşı Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... Esas Sayılı dosyası ile ilamsız takibe özgü haciz yolu ile takibe başlandığını ancak borçlu şirketin borcunu ödemediğini ve haksız ve kötü niyetle itirzada bulunarak takibin durdurulmasına neden olduğununu, bu nedenlerle Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... E. sayılı dosyasına vaki haksız itirazın iptali ile takibin işleyen tüm faizleri ile birlikte devamını, Takibe haksız itiraz eden davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça deftere işlenen ve teslimi vaad edilen ürünler müvekkili şirkete teslim edilmediğin,i davacı asilin müvekkili şirket yetkilisinin arkadaşı olması ve aradaki güven ilişkisi nedeniyle ürünlerin teslim edilmesini beklediğini ancak davacı yanca ürünlerin teslim edilmediğini, bedel iadesi yönünde müvekkili şirketin oyalandığını, söz konusu ürünlerin bedelleri davacının talebi ve güven ilişkisi nedeniyle peşin olarak ödendiğini, buna ilişkin gider pusulalaları düzenlendiğini, pusulalarda yazan bedelleri tahsil ettiğine dair ihtirazı kayıt koymaksızın gider pusulaların altını imzaladığını, atılan imzaların gider pusulalarında yazılı rakamlar üzerinden davacının müvekkili şirkete ibra ettiği ve ödemeyi aldığı anlamına gelmediğini, gider pusulasının alt kısmında açıkça ''yukarıda belirtilen mal bedelini aldım'' şeklinde yazdığını, bedellerin peşin olarak ödendiği için şirket sermayesinden çıkan paranın beyan edilmesi yasaca zorunlu hale geldiğinden söz konusu gider pusulaları ve bunlara bağlı rakamlar vergi dairesine zorunlu olarak beyan edildiğini ve haliyle de ticari defterlere kaydedildiğini, davacının davasının ispatlanamadığını, gider pusulalarını davacı tarafın dava dilekçesinde delil olarak dayandığını, bu hususta bu pusulalardaki ibra anlamı taşıyan imzaları attığını ve ödemeyi aldığını da kabul anlamına gelmediğini, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak kendisine verilmesini yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu anlaşıldı. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür. Dava şartı hususu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Ticaret Mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesinde belirtilmiş olup, 4. madde de hangi davaların ticari dava sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın madde de belirtilen nedenlerden doğan davaların ticari dava sayıldığı açıklanmıştır. Kanunda sayılan bu davalara mutlak ticari dava denilir. Mutlak ticari davaların yanında nispi ticari davalarda mevcuttur. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesine uyuşmazlığın kaynaklanıyor olması, bu iki unsurun birlikte bulunması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'da değişikli yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesiyle, 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; davanın fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, dosya kapsamına alınan müzekkere cevaplarına göre davacının tacir olduğuna dair dosyada evrak bulunmadığı her ne kadar ...'in şirket temsilcisi olarak vergi dairesinde kaydı bulunsa da tacir olduğuna dair beyan bulunmadığı ve davacı vekilinin ... tarihli dilekçesi ile defter tutmadıklarını beyan ettiği, bu davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava türleri arasında yer almadığından mutlak ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, görev ile ilgili düzenleme kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, HMK'nın 114. maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı niteliğinde olduğu nazara alınarak Mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/11/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/403, K. 2025/901, T. 28.11.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-403-e-2025-901-k-5e38793b590b