İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/173 E. 2021/241 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/173
- Karar No
- 2021/241
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/173 Esas KARAR NO : 2021/241 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 13/11/2017 KARAR TARİHİ : 22/03/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Antalya .... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasında davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından takibe itiraz edilerek icra işlemlerinin durduğunu, davalının... Tic. A.Ş' sahibi olduğunu, davalı şirket sahibine gelerek Antalya'da huzur evi açmak istediğini söylediğini, yeterli maddi imkanının olmadığını ve borç para istediğini, maddi destek sağlarsa ortak iş yapabileceklerini, kazandıkları paradan borcunu ödeyeceğini söylediğini, ...'in hesabına ....-TL ödeme yapıldığını, ... hesabına yeniden para gönderildiğini ve davalının iş için hiçbir girişiminin olmadığını ve parayı da iade etmediğini sürekli müvekkilini oyaladığını, bu nedenle Elazığ .... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasında icra takibi açıldığını, takibe ve yetkiye itiraz edildiğini, takibin .... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasında yetkisizlikle yeniden açıldığını beyan etmekle; davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının %40 tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın haksız olduğunu, icra takibinin bir yıl süre ile işlem görmediği için düşmüş olduğunu, İİK'nın 67/1 maddesindeki bir yıllık sürenin geçmesi ile ilamsız takibin düşeceğini, bu nedenle alacaklının açmış olduğu davanın usulden reddi gerektiğini, davacının müvekkiline yapmış olduğunu ödemenin bir borç ödemesi olduğunu, davacının kötü niyetli olarak müvekkiline yaptığı borç ödemesini geri almaya çalışmakta olduğunu, davacı ile müvekkili arasında hiçbir alacak verecek hesabı bulunmadığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ: Dosya içerisine; Antalya .... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, banka dekontu, eft makbuzu dosyaya sunulmuştur. Dava; itirazın iptali davası niteliğindedir. Davacı yan, davalıya banka havalesi yoluyla ....-TL'yi borç olarak gönderdiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini, sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca davalıdan tahsili istemiyle icra takibine girişmiş, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davacının davalıya banka havalesi yoluyla ....-TL gönderdiği hususu ihtilafsız olup, davacının davalıya gönderdiği bu parayı haksız iktisap kuralları uyarınca davalıdan talep etmekte haklı olup olmadığı, icra takip tarihi itibariyle alacak borç durumu ve davanın 1 yıllık yasal sürede açılıp açılmadığı hususlarına ilişkindir. Antalya .... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafça borçlu davalı aleyhinde ....-TL asıl alacaktan dolayı ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi üzerine süresinde borçlu vekili tarafından icra dairesine verilen itiraz dilekçesiyle borcun tamamına itiraz edilerek, takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki banka dekontu eft makbuzunun incelenmesinde; davacı şirket tarafından davalını n...Şubesine ... tarihinde hiçbir açıklama yapılmaksızın ....-TL para gönderildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu işlemin havale niteliğinde oluşu ve havaleden kaynaklı hususlara ilişkin davanın da mutlak ticari dava oluşu sebebiyle mahkememiz davaya bakmakla görevli ve yetkilidir. Havale, çekte olduğu gibi ödeme vasıtası olup havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı kabul edilir. Yasal karinenin aksini iddia eden tarafın bunu ispatlaması gereklidir. Davadaki olayların ileri sürülüş biçimine göre ispat yükü davacı taraf üzerindedir. Davacı vekilleri delilleri arasında tanık deliline de dayanmış ise de, davacının tanık dinletmesine davalı taraf karşı koyduğundan, tanık dinletme talebi yerinde görülmemiştir. Davalı taraf tacir olmadığından, her ne kadar davacı ticari defter incelemesine delil olarak dayanmış ise de, bu delile de mahkememizce itibar edilmemiştir. ... tarihli celsede davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususu hatırlatılarak sorulmuş, davacı vekili yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiklerini beyan etmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlığın havaleden kaynaklanıyor oluşu, davanın mutlak ticari dava niteliğinde olup, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönündeki karinenin aksinin davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispat edilemediği, davacının yemin deliline dayanmaktan da vazgeçtiği göz önüne alındığından sübuta ermeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş, her ne kadar davalı taraf kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, davacının takibinde kötü niyetli olduğunu ispat edemediğinden, davanın reddine dair verilen hüküm; Davacı vekilince istinaf edilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesinin ... tarih .../... Esas - .../... karar sayılı ilamı ile;".... eldeki davanın mutlak ticari dava olarak nitelendirilmesi koşullarının bulunmaması karşısında,TTK 4 maddesi anlamında ticari davadan söz edebilmek için davalının tacir konumunda olması gerekir. Bu sebeple ilk derece mahkemesinin; davalının tacir olup olmadığını araştırarak tacir olması halinde davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine, tacir olmaması halinde ise genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesine ait olacağını düşünmeksizin kendisini görevli addederek davanın esasına girmek suretiyle hüküm tesis etmesi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile bozularak mahkememize gelmiş, mahkememizin yukarıdaki esas numarasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Bozma karar ilamından sonra Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığına, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Antalya Vergi Dairesine müzekkereler yazılmıştır. Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... tarihli müzekkere cevabında, davalı ... unvanı altında firma kaydına rastlanılamadığı, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin ... tarihli müzekkere cevabında, ...'e ait herhangi bir kayda rastlanılamadığı, Antalya Vergi Dairesi Başkanlığının ... tarihli müzekkere cevabında, davalı ...'in potansiyel vergi kaydının bulunduğunun bildirildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür. Ticaret Mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesinde belirtilmiş olup, 4. madde de hangi davaların ticari dava sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın madde de belirtilen nedenlerden doğan davaların ticari dava sayıldığı açıklanmıştır. Kanunda sayılan bu davalara mutlak ticari dava denilir. Mutlak ticari davaların yanında nispi ticari davalarda mevcuttur. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesine uyuşmazlığın kaynaklanıyor olması, bu iki unsurun birlikte bulunması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'da değişikli yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesiyle, 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 22/11/2018 tarih, 2018/1982 Esas, 2018/1959 karar sayılı ilamında, gerçek kişinin şirket ortaklığı ve yönetim kurulu başkanı olmasının tek başına tacir sayılması için yeterli olmayacağı, sermaye şirketi ortağı olmanın kişisel olarak tacir olmayı gerektirmeyeceğinin kabul edildiği, kimlerin tacir sayılacağının, 6102 sayılı TTK’nun 12,14,16, ve 17.maddelerinde sayıldığı, sermaye şirketi olan A.Ş ortakları ve yöneticilerinin (Bankalar Kanundaki istisna dışında ) tek başına bu sıfatlarından dolayı iflasa tabi olmayacaklarının kabul edildiği, Anonim şirket ortağı olmanın tek başına bu kişinin tacir olduğuna yeterli olmadığı, davalı gerçek kişinin birden fazla şirket ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı veya temsilciliği olmasına rağmen, kişisel faaliyeti olarak tacir olmadığı gibi ayrıca ticaret sicile kayıtlı gerçek kişi tacir olduğuna dair dosyada bir belgeyede rastlanmadığı, bir kişinin tek başına birden çok ticari şirketin ortağı veya yönetim kurulu başkanlığının bulunmasının tek başına tacir sayılması için yeterli olmadığı belirtilmiştir. Somut olayda, davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ortağı ise de gerçek kişinin Anonim Şirket ortağı olmasının tek başına tacir olduğuna yeterli olmadığı, cevabi yazılarda da belirtildiği üzere davalının tacir ve esnaf kaydının bulunmadığı, potansiyel vergi kaydının bulunduğu, dolayısıyla davalının tacir sıfatını taşımadığı anlaşılmıştır. Davacı tacir olmakla beraber, davalı tacir sıfatı taşımamaktadır. Taraflardan biri için ticari olan iş diğeri için de ticari sayılmakla beraber, bu husus görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınamaz. Bu itibarla, açılan davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalının yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/03/2021 Katip ... ¸(e-imzalı) Hakim ... ¸(e-imzalı) .