İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/497 E. 2024/1413 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/497
- Karar No
- 2024/1413
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/497 Esas - 2024/1413 T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2024/497 Esas KARAR NO : 2024/1413 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLLERİ : DAVALI : 2- VEKİLLERİ : DAVALILAR : 3- VEKİLİ : DAVA İHBAR OLUNAN: VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 14/11/2019 Birleşen Dosya Bilgileri(Mahkememizin ... esas ... karar sayılı dosyası) DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 24/09/2020 KARAR TARİHİ: 24/12/2024 K. YAZIM TARİHİ: 23/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Asıl davada davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;olay tarihinde Sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla ... Bulvarından ... istikametine doğru seyir halinde iken kavşağa geldiğinde, karşıdan karşıya yaya olarak geçmekte olan Müvekkili ... ile oğlu olan ...' a çarpmak suretiyle yaptığı kazada, Müvekkili ...'nin basit tibbi müdahale ile giderilemez ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı kazanın oluşumunda davalının 2918 sayılı yasanın 52 1-a maddesinde yazılı kavşaklara girerken aracın hızını azaltmamak suretiyle kusurlu olduğu, alınan ATK raporuna göre müvekkilinde davalı ile eş değer kusurlu olduğunu, kaza sonrasında Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, yargılama sonucunda davalının 6 ay hapis cezası aldığını, kaza dolayısıyla müvekkilinin uzun süre hastanede tedavi görmek zorunda kaldığını, davacıya %83 oranında engellilik raporu verildiğini, kaza sonrasında davacının zor durumda kaldığını, bakıma muhtaç hale geldiğini, yüksek oranda malül kaldığını, müvekkilinin yaşadığı maddi ve manevi zararın bir nebze olsun karşılanabilmesi için bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, davalı sigorta şirketine 09/09/2019 tarihinde başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davanın kabulüne, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL maluliyet tazminatı, 1.000,00 TL bakıma muhtaçlık tazminatı olmak üzere 3.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile tahsili ile 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ ile haricen yapılan görüşmelerde maddi tazminat hususunda anlaşıldığını, maddi tazminata ilişkin sonuç ve istemlerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili adına Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas numaralı dava dosyası üzerinden açıp yürütmekte oldukları “trafik kazasından kaynaklı maddi manevi tazminat” istemli davanın yargılamasının devam etmekte olduğunu, dosyada maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi ile dava açıldıktan sonra yapılan görüşmelerde sulh olunmuş olup, davanın manevi tazminata ilişkin olarak halen devam etmekte olduğunu, öncelikle Mahkemece görülecek olan işbu dava ile mahkememizin ... E sayılı dosya arasında bağlantı bulunduğunu, bu davaların ikisinin de taraflarının, talebe dayanak olan vakıa aynı olduğunu, davalardan biri hakkında verilecek kararın, diğerini de etkileyecek nitelikte olduğunu, işbu dosyalar arasında şahsi ve fiili irtibat bulunması gözetilerek davaların birleştirilmesinin isabetli olacağını, olay tarihinde Sürücü ...‘ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla ... Bulvarından ... istikametine doğru seyir halinde iken kavşağa geldiğinde, karşıdan karşıya yaya olarak geçmekte olan müvekkil ... ile oğlu olan ...’a çarpmak suretiyle yaptığı kazada, müvekkili ...’nin basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalının 2918 sayılı yasanın 52/1-a maddesinde yazılı kavşaklara girerken aracın hızını azaltmamak suretiyle kusurlu olduğunu, yaşanan kaza sonrasında Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile Taksirle Birden Fazla Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçundan dava açılmış ve yargılama sonucunda davalı 6 ay hapis cezası aldığını, kaza dolayısıyla müvekkilinin uzun süre hastanade tedavi görmek zorunda kaldığını, müvekkiline ... Hastanesinden alınan Erişkinler için Engellilik Sağlık Kurulu Raporuna göre davacının vücudunda Ortopdeik, sınıflanamayan ve işitme engel grupları dahilinde %83 oranında engellilik raporu verildiğini, müvekkilinin yaşanan bu kaza neticesinde çok zor durumda kaldığını, bakıma muhtaç duruma düştüğünü, yaşadığı uzun tedavi süreci sonunda da yüksek oranda malül kaldığını beyan ederek, fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutmak kaydıyla, öncelikle mahkemeniz dosyasının mahkememizin ... E sayılı dosyası ile birleştirilmesi ile 150.000,00 TL manevi tazminatın aracın ticari araç olması da gözetilerek kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin “...” markası altında uzun süreli araç filo kiralama faaliyeti ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davada davalı müvekkili hukuken işleten addetmek mümkün olmadığını, kaza tarihi olan 28.03.2018 tarihinde kazaya karışmış ... plaka sayılı aracın 07.04.2014 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesi ile dava dışı ... A.Ş.'ye kiralandığını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın fiili hakimiyeti, diğer dava dışı ... A.Ş.'de bulunmakta, akit süresince de aracın müvekkili şirket tarafından kullanılmasının mümkün olmadığını, motorlu aracın uzun süreli kiraya verilmesi halinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca kiracı işleten sayılacağından meydana gelen zarardan sorumlu olacağını, dava dışı ... AŞ ile kurulmuş olan kira ilişkisi nedeniyle meydana gelen zarardan kanun gereği müvekkili şirketin değil ve fakat kiracının sorumlu olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davanın husumet yönünden müvekkili şirket ... lehine reddi gerektiğini, ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak aracın kiralandığını gösterir kira faturaların ve ödemelerin incelenmesini talep ettiklerini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, zira kusur oranlarının yargılamayı gerektirdiğini, davalı sürücünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, tüm bu nedenlerle husumet itirazlarının dikkate alınarak davanın müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; öncelikle davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu trafik kazasında müvekkiline izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, kazanın tamamen davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları neticesinde vuku bulduğunu, kaza tespit tutanağı ve kusur raporlarındaki tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin aldığı tüm tedbirlere rağmen kazanın oluşumuna engel olamadığını, kazanın oluşmasında müvekkilinin kusuru ve cezai sorumluluğu olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi ...'ın ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, ceza dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediğini davacının %83 oranında malül olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, tüm bu sebeplerle davaya cevaplarının ve zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Aş vekili süresi sonrası sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ... plakalı aracın müvekkili şirkete 24.04.2017-24.04.2018 tarihleri arasında ... numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde kişi başına azami 360.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmelerinin bu miktarın mutlak surette ödeneceği ve davayı kabul anlamında olmadığını, manevi tazminatın poliçe teminatına dahil olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, davacının alınan raporunda da belirtildiği üzere bu maluliyet durumunun sürekli olmayıp 2 yıl süreli olarak belirlendiğini, davacı yanın maluliyetinin belirlenebilmesi için tam iyileşme süresinin geçmesi gerektiğini, zmss genel şartlarına göre geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderleri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığından bu sebeple davacının bu yöndeki talebinin reddi gerektiğini, davacı yanın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talebinin haksız olduğunu, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, trafik kayıtları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, SGK kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporu, ATK raporu, BAM kaldırma kararı sonrası alınan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 17/07/2024 tarihli raporu, kusur yönünden çelişkinin giderilmesi bakımından Karayolları Fen Heyetinden seçilen 3'lü Makine Mühendisi/kusur bilirkişisinden alınan 21/10/2024 tarihli heyet raporu ile tüm dosya kapsamı. Bilirkişi 16/10/2020 tarihli raporu ile özetle; iş bu dava konusunu oluşturan 28.03.2018 tarihli yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda ;Kazazede yaya ...’ın, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun, 68/b-c maddesi gereğince % 50 oranında KUSURLU olduğu, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...’ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun, 47/c-d, 52/a-b maddesi gereğince % 50 oranında KUSURLU olduğu, araç maliki ve işleticisi olarak davalı ... A.Ş’nin ... plakalı aracı ... A.Ş’ne uzun süreli olarak kiraya verdiği anlaşıldığından davalı şirketin hukuki sorumluğunun tayin ve takdirinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 16/07/2021 tarihli raporunda özetle; davacı ...'ın 28.03.2018 tarihli yaralanması neticesinde, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alındığında vücut genel çalışma gücünden %72(yüzdeyetmişiki) oranında kaybettiği, Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik esas alındığında kişinin engel oranı %70(yüzdeyetmiş) olarak hesaplandığı, 18(onsekiz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3(üç) ay süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği nin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı bildirilmiştir. BAM kaldırma kararı sonrası alınan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 17/07/2024 tarihli raporunda özetle; davacı ...'m 28.03.2018 tarihli yaralanması neticesinde mevcut belgelere göre; Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin özür oranının %65(yüzdealtınışbeş) olduğu, 18(onsekiz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3(üç) ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı bildirilmiştir. Kusur yönünden çelişkinin giderilmesi bakımından Karayolları Fen Heyetinden seçilen 3'lü Makine Mühendisi/kusur bilirkişisinden alınan 21/10/2024 tarihli heyet raporunda özetle; Yaya ...’IN, meydana gelen olayda %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...’IN, meydana gelen olayda %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle haksız fiil sorumluluğuna dayanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin 09/11/2021 tarih,... esas ... karar sayılı kararı ile özetle; "Davanın ... A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğundan REDDİNE, davanın manevi tazminat talebi yönünden KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 50.000,00 TL'nin davalı ... ve birleşen dosya davalısı ... Aş'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, davalı ... Sigorta Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına," dair karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM ... Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı ilamı ile özetle; "Mahkemece ceza dosyasında alınan ATK raporu ile eldeki davada alınan kusur raporlarının aynı yönde olduğu davacı ve davalı sürüsünün eşit kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de ceza dosyasının kesinleşmediği, kaza tespit tutanağındaki kusur belirlemesi ile dosyada alınan kusur raporu arasındaki kusur belirlemesi arasında çelişki olduğu, davalı sürücü tarafından mahkemece alınan kusur raporuna itiraz edildiği anlaşıldığından mahkemece ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek kesinleşen maddi olgu gereğince, Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2019 Tarih ... Esas ... Karar sayılı dosyası da istenerek ... veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan davacının ve davalı sürücünün kusur oranları konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Davalılar vekili maluliyet raporuna itiraz etmiştir. Yaralanmaya bağlı cismani zarar nedeniyle manevi tazminatı istemlerinde; tazminatın tespiti için maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ... Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 16.07.2018 tarihli raporuna davalı sürücü vekili tarafından hükme esas alınan 16.07.2021 tarihli maluliyet raporuna itiraz edilmiştir. Bu durumda davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığı ve oranının belirlenmesi amacıyla Yargıtay uygulamalarına göre Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekirken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporun esas alınmış olması doğru değildir. Kabule göre de, esas davada davacının maddi tazminat talebine ilişkin sürekli ve geçici işgöremezlik zararı ile bakıcı giderinin dava açıldıktan sonra davalı sigorta şirketi tarafından ödendiği, davacının ödeme nedeniyle davasından feragat ettiği, feragatın hakkın özünden vazgeçmeye ilişkin olmayıp ödemeye ilişkin olduğu, davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından esas davada maddi tazminat yönünden davalı sürücü ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken 2.400 TL vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ... vekili ve birleşen davanın davalısı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacı ve davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." denilmekle mahkememiz kararı kaldırılmış, dosya yukarıdaki esasa kayıt edilerek yargılamaya devam edilmiştir. Haksız fiil sorumluluğu TBK 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup buna göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK 51. Maddesinde zarar miktarının belirlenmesi konusu düzenlenmiş olup buna göre "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." TBK 52. Maddesinde zarar görenin kusuru ile zararın doğmasına veya artmasına sebep olması ya da zararı doğuran fiile razı olması halinde hakimin tazminat miktarını indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzenlenmiştir. TBK 53. Maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar, cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar olarak belirtilmiştir. Yine TBK 54. Maddesinde bedensel zararların örnekseme yoluyla tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar olarak belirtilmiş, TBK 55. Maddesinde zarar miktarının belirlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Belirtilen yasal düzenlemeler doğrultusunda dava konusu olaya bakıldığında; dava konusu olay 28/03/2018 tarihinde davalı ... sevk ve idaresinde bulunan davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç ile seyir halindeyken geldiği olay mahalli ... Kavşağında sol taraftan yola girip karşıya geçmekte olan yaya davacı ...'ın yaralandığı olay maddi vakıa olarak kabul edilmiştir. Davacının uğradığı maluliyetin miktarı ve süresine ilişkin olarak ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 08/08/2024 tarihli raporunda özetle; davacı ...'ın 28.03.2018 tarihli yaralanması neticesinde, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği esas alındığında vücut genel çalışma gücünden %65(yüzdealtmışbeş) oranında kaybettiği,18(onsekiz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3(üç) ay süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği nin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı bildirilmiştir. Kusur yönünden yapılan değerlendirmede; Bilirkişi raporu, ATK raporu, BAM kaldırma kararı sonrası alınan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 17/07/2024 tarihli raporu, kusur yönünden çelişkinin giderilmesi bakımından Karayolları Fen Heyetinden seçilen 3'lü Makine Mühendisi/kusur bilirkişisinden alınan 21/10/2024 tarihli heyet raporu hükme esas alınarak yapılan değerlendirmede Davacı Yaya ..., olay yerinde bulunan kavşak alanını seçtiği ancak olay yerinde yayalara, sürücülere hitap edecek şekilde işaretlenmiş yaya geçidi işareti bulunmadığı gibi orta ayırıcının da 50 cm yükseklikte beton otokorkuluklarla dizayn edilmiş yayaların karşıdan karşıya geçişlerinin engellenmiş kesimde, bölünmüş yolun bir bölümünü geçerek orta refüj üzerine çıktığında, diğer yol bölümü taşıt yoluna girmeden önce sağından yaklaşmakta olan araçların uzaklık ve hızlarını dikkatle kontrol ettikten sonra kendi can güvenliği yönünden bir tehlike bulunmaması durumunda taşıt yoluna girmesi, kendisine emniyetle durdurulamayacak kadar yaklaşmış bulunan araçların geçmesini beklemesi, ilk geçiş hakkını araçlara vermesi gerekirken, aksine davranışlarla sağından yaklaşmakta olan araçlara rağmen hiçbir tedbir almadan taşıt yoluna girmekle, yakın mesafedeki aracın geçmesini beklememekle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 68/b-3 maddesi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davranmışlardır. Meydana gelen olayda birinci derecede kusurlu bulunmaktadır. Yaya ...’IN, meydana gelen olayda %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu, Davalı sürücü ..., yönetimindeki araç ile seyir halinde iken daha dikkatli ve tedbirli davranmamakla, kavşak yaklaşımında sürücülere hitaben T22 b (Anayol Taliyol) trafik işaretinin bulunmasına rağmen yolun ön ilerisine azami dikkatini vermemekle, aracının hızını; aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla, orta refüj üzerinde bulunan ve yola inmiş olan yayaları gördüğü ilk anda ses ve ışık cihazı ile uyarmamakla, fren tedbirinde geç kalmakla, böylelikle yolun solundan, taşıt yoluna giren ve bölünmüş yolun bir şeridini kat eden yayalara aracının ön kesimi ile çarpmakla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52. Maddesi (b) bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davranışları nedeniyle olayda ikinci derecede kusurlu bulunmaktadır. Davalı sürücü ...’IN, meydana gelen olayda %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı taraf ön inceleme duruşmasından önce 25/06/2020 tarihli beyan dilekçesi ile davalı ... Sigorta ile haricen maddi tazminat hususunda anlaşılmış olduğundan maddi tazminat davasından feragat ettiğine yönelik beyanı nazara alınarak Davalı ... Sigorta Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacı taraf maddi tazminat istemini açıkça ve koşulsuz olarak feragat ettiği, davalı sigorta şirket vekili de yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını bildirdiğinden bu kapsamda maddi tazminat talebi yönünden yargılama giderleri ile maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti konusunda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, yaptıkları yargılama giderlerinin kendi üzerilerine bırakılmasına karar verilmiştir. Davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın maddi tazminat davalı sigorta şirketi yönünden giderildiğinden ve feragat edildiği hususu nazara alınarak TBK 166 gereğince maddi tazminat davası konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda ispat yükünün davalı ...de olduğu hususu nazara alınarak yapılan değerlendirmede davalı şirketin “...” markası altında uzun süreli araç filo kiralama faaliyeti ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğu kaza tarihi olan 28.03.2018 tarihinde kazaya karışmış ... plaka sayılı aracın 07.04.2014 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesi ile dava dışı ... A.Ş.'ye kiralandığının cevap dilekçesindeki sözleşme incelendiğinde birleşen dosya davalısı ... A.Ş ile 07/04/2014 tarihinde 48 ay süre ile davalı sigortalı aracın kiralandığı hususu nazara alınarak davalı İşletenin ... olduğu hususu nazara alınarak davalı ... yönünden taraf sıfatı bulunmadığı hususu nazara alınarak maddi tazminat talebi yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat davası yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede aracın uzun süreli kiralama ile alan kişi olduğundan araç sürücüsü ile birlikte haksız fiil sonucu meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu dosya kapsamında bulunan sözleşme ile ispat edildiğinden işleten olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda davalı ...'nın uzun süreli araç kiralayan olarak işleten olarak sorumlu olduğu davalı araç sürücüsü ile müşterek ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğu taraf sıfatları bulunduğu hususu sabittir. Davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden değerlendirme yapmak gerekirse; Kişilik haklarının zedelenmesine dayalı manevi tazminat istemlerine ilişkin düzenleme 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde 'Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.' şeklinde ifade edilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre uygun tazminatın belirlenmesinde saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği, kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumu ve kusuru bulunup bulunmadığı ve varsa kusur derecesi, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumu, tarafların sıfatı, işgal ettikleri makam ve diğer sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, olayın ağırlığı gibi hususların değerlendirilmesi gerekmektedir. İş bu dosya bakımından değerlendirme yapıldığında davacının yaralanması nedeniyle üzüntü ve acı çektiği düşünülerek manevi tazminat talebine hak kazandığı tarafların kusur oranları, dosya kapsamında yapılan ekonomik sosyal durum araştırmaları, paranın günümüz şartlarında alım gücü nazara alınarak Manevi tazminat talebi yönünden (birleşen dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) ...dan 50.000,00TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya dair istemin reddine, Birleşen dava yönünden Manevi tazminat talebi yönünden (asıl dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) ...'dan 50.000,00TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya dair istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-ASIL DAVANIN KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 1-Davanın ... Şti yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, 2-Manevi tazminat talebi yönünden (birleşen dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) ...'dan 50.000,00TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya dair istemin reddine, 3-Davalı ... Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, 4-Davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, B-BİRLEŞEN DAVA 1-Manevi tazminat talebi yönünden (asıl dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) ...'dan 50.000,00TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya dair istemin reddine, ASIL DAVA BAKIMINDAN; C-Maddi tazminat davası yönünden; a-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10,25 TL'nin ve kaldırma kararı öncesinde yazılan harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edildiği anlaşılan 49,05 TL'nin mahsubu mahsubu ile bakiye 368,30 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin karşılıklı olarak birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığı anlaşılmakla davacı vekili yönünden maddi tazminata ilişkin yargılama giderleri ile maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti konusunda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, tarafların yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına c-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından bu davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davalı ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 13/2 ve 7/2 gereğince takdir ve hesap edilen 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, e- Davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin karşılıklı olarak birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığı anlaşılmakla arabuluculuk ücretinin de yargılama giderlerinden sayıldığı hususu nazara alınarak Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve dava öncesi ödenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin de HMK 312/1.1.cümle gereği davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, bu hususta mahkememizce kaldırma kararı öncesinde yazılan Harç Tahsil Müzekkeresinin tahsil edildiği anlaşıldığından yeniden işlem yapılmasına yer olmadığına, D-Manevi tazminat davası yönünden; a-Alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından, asıl davada peşin alınan 512,33 TL ile birleşen davada alınan 512,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.390,84 TL karar ve ilam harcının, davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, bu hususta mahkememizce kaldırma kararı öncesinde yazılan Harç Tahsil Müzekkeresinin tahsil edildiği anlaşıldığından yeniden işlem yapılmasına yer olmadığına, b-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvuru harcı, 512,33 TL peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 563,13 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, c-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10. maddesi gereğince kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, d-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 13/3 ve 10. maddeleri gereğince takdir ve hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, e-Davalı ... A.Ş. yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 13/3 ve 10. maddeleri gereğince takdir ve hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, E-BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN; 1-Alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından 512,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.903,17 TL karar ve ilam harcının, davalı ... AŞ'den alınarak hazineye gelir kaydına, 2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 512,33 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 574,53 TL harcın davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10. maddesi gereğince kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davalı ... AŞ'nin kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10. Ve 13/3 maddesi gereğince red oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, F-Davacılar tarafından sarf edilen 778,60 TL tebligat ve posta gideri ile 9.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.278,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesap edilen 3.392,28 TL'nin davalı ... ve birleşen dosya davalısı ... Aş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, G-Davalı ... tarafından yapılan 114,65 TL yargılama giderinin davanın kabul-red oranına göre hesaplanıp belirlenen 37,47 TL'nin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, H-Davalı ... A.Ş tarafından yapılan 20,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, I-Kararın talep halinde taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.24/12/2024 Katip Hakim e-imzalı e-imzalı