İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1333 E. 2025/380 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1333
- Karar No
- 2025/380
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/1333 Esas - 2025/380 T.C. ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2022/1333 Esas KARAR NO : 2025/380 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/12/2022 BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ... ESAS ... KARAR SAYILI DOSYASI DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/12/2022 KARAR TARİHİ: 10/04/2025 K.YAZIM TARİHİ: 12/05/2025 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Asıl ve birleşen davada davacı vekili; davalılardan ...'ın, 03.05.2013 tarihli Belirsiz İş Sözleşmesi ile müvekkil şirkette Ür-Ge (Üretim Ve Geliştirme) Teknisyeni olarak çalışmaya başladığını, 06/09/2018 tarihinde müvekkili şirketin Ar-Ge Merkezi başvurusunun Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca ... sayılı kanun kapsamında onaylanmasına istinaden de Ar-Ge (Araştırma ve Geliştirme) Teknisyeni olarak çalışmaya devam ettiğini, diğer davalının ise müvekkili ile aynı iş kolunda çalışan, davalı işçi ve diğer bazı üst düzey çalışanları daha ayartarak, haksız ve usulsüz olarak işten ayrılmalarını sağlayan, kendi bünyesinde işe alarak çalıştıran şirket olduğunu, davalı ...'ın, Aydın ... Noterliğinin 01.07.2019 tarihli, ... yevmiye numaralı Fesih İhtarnamesi ile asılsız ve mesnetsiz sebeplerle istifa ettiğini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin, Ar - Ge Merkezi gibi önemli bir departmanda, önemli bir pozisyonda çalışan, müvekkili şirketin sağladığı imkanlarla kariyerinde ilerlemiş olan davalıya Aydın ... Noterliğinin 11.07.2019 tarihli, ... yevmiye numaralı İşe Davet İhtarnamesi ile 2 iş günü içerisinde iş başı yapmasını aksi halde İş Kanunu kapsamında yasal sürecin işletileceği ihtarında bulunduğunu, davalının işe davet ihtarına karşı herhangi bir cevap vermeyip iş başı da yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin, Aydın ... Noterliğinin 30.07.2019 tarihli, ... yevmiye numaralı İş Akdi Fesih İhtarnamesi ile 29.07.2019 tarihi itibari ile iş akdinin feshedildiğini davalıya ihtar etmiş olup, davalının 29.07.2019 tarihinde müvekkili şirketteki işinden ayrılmış bulunduğunu, müvekkili şirketin davalıya iş akdi süresince hep destek olduğunu, davalının, müvekkili şirketten, maddi sıkıntısı nedeniyle hak etmiş olduğu tazminat bakiyesinden karşılanmak suretiyle bir miktar kıdem tazminatı avansı talep ettiğini, müvekkilinin de bu talep doğrultusunda davalıya kıdem tazminatı avans ödemesi yaptığını, ayrıca müvekkili şirketin düzenlemiş olduğu etkinliklerde çalışmalarını teşvik etmek amacı ile davalıya çeşitli ödüllendirmeler yapıldığını, araç tahsis edildiğini, müvekkili şirketin, davalının iddialarının aksine iş akdinin haklı feshine sebep olacak hiçbir eylemde bulunmadığını, buna rağmen davalının, ihbar sürelerine uymadan, sorumluluğu devam eden ve üzerinde çalışmakta olduğu bütün projeleri, işleri yarım bıraktığını, bunları devretme gereksinimi bile duymadan iş yerine bir daha gelmediğini, davalının bu davranışının müvekkilini çok zor bir durumda bıraktığını ve zarara uğrattığını, davalının, müvekkili şirketten ayrıldıktan kısa bir süre sonra müvekkili şirket ile aynı faaliyet sahasında yer alan diğer davalı ... Şirketi'nde çalışmaya başladığını, davalının iş akdinin feshinden kısa bir süre sonra diğer davalı şirkette işe başlayarak sözleşmeye ve rekabet yasağı hükümlerine aykırı davrandığını, kanun ve yerleşik yargı içtihatları doğrultusunda; davalının müvekkili şirket nezdindeki işinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra aynı faaliyet sahasında yer alan başka bir firmada işe başlamış olmasının TBK'da düzenlenmiş olan rekabet yasağı hükümlerine aykırılık teşkil etmekte olup, sözleşmede belirlenen cezai şartı talep etmek gerektiğini, davalının yeni işveren de kötü niyetle hareket ettiğini, davalı işçiyi ayartmak suretiyle müvekkili ile davalı işçi arasındaki sözleşmenin usulsüz ve haksız feshine neden olduğunu, bu nedenle ve İş Kanunu 23.madde gereği davalı şirketin de davalı işçi ile birlikte müşterek ve müteselsilen rekabet yasağının ihlalinden doğan cezai şarttan sorumlu olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmede belirtilen 47.500,00TL tazminat tutarının ticari temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili; görev yönünden itirazlarının bulunduğunu belirterek, davacı ile müvekkili arasında akdedilmiş olan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin, geçersiz olduğunu, bu sözleşmenin ileri bir tarihte, ancak geçmişe etkili olmak üzere, müvekkiline baskı ile imzalattırıldığını, bu iş sözleşmesine dayanılarak, rekabet yasağı iddiasında bulunulamayacağını, iş sözleşmesi üzerinde ve eki olarak sunulan belgelerde, müvekkilinin elle yazılı tarih atmadığının da görülmekte olduğunu, iş sözleşmesi ile Personel Gizlilik ve Sır Saklama Taahhüdü adlı belgenin; soyut, mesnetsiz ve TBK, İK ile içtihatlara aykırı nitelikte olduğu işverenin, kendisinin hazırladığı ve bağlı çalışan işçisine imzalamayı zorunlu kıldığı, okuma fırsatı vermediği, içeriğin değişmesine imkan tanımadığı, sayfaların yalnızca imza atılacak alt kısımları gösterilerek, evraklar ile ilgili bilgi verilmeyerek, işten atılma baskısı ile birçok belge imzalatıldığı, genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, iş sözleşmesinde, müvekkilinin yapmakta olduğu iş yahut da görev tanımının yer almadığını, müvekkiline özgü somut tek bir bilgi içermediğini, sözleşmenin, geçmişe dönük imzalatılması sebebi ile geçersiz olduğu kabul edilmeyecek olunsa dahi, değişen koşul ve şartlar çerçevesinde 2013 yılında akdedilen sözleşmeye istinaden de işbu davanın açılamayacağını, tüm bu sebeplerle davacının, 2013 yılında akdedilen iş sözleşmesinde teknik ressamken imzalanan, soyut ve geçersiz 14. maddeye dayanarak da işbu davayı açamayacağını, müvekkilinin, kendisi ile sır saklama taahhüdü ve rekabet yasağı sözleşmeleri yapıldığından, davacının gönderdiği ihtarname ile haberdar olduğunu, öncesinde ise bu evraklara imza attığını bilmediğini, müvekkilinin iş akdini istifa değil, haklı nedenle fesih ederek sonlandırdığını, müvekkilinin, istifa etmediğini, müvekkilinin, iş akdini davacıdan kaynaklı sebeplerle ve haklı olarak fesih ettiğini, rekabet yasağı geçerli kabul edilecek ise, TBK m. 447 gereği sona ermiş olduğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin, davacıdan Ar - Ge teknisyeni olarak işten ayrılmasından sonra ... ili sınırlarında olmayan aynı sektörde ancak farklı nitelikte ürünler üreten ve farklı ülkelere ihracat yapmakta olan ...'da başka bir şirkete, bir tanıdığının aracı olması vasıtası ile farklı bir pozisyonda çalışmaya başlamasının, rekabet yasağının ihlali olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili; öncelikle görev, zaman aşımı defi ve husumet yönünden itirazlarının bulunduğunu belirterek, müvekkili şirkete diğer davalı ...'ı, ...'ın davacı şirketten ayrıldığını bilen bir kişinin tavsiye ettiğini, müvekkili şirket ile diğer davalının görüştüklerinde, davalı ...'ın, davacı şirkette çalışmadığını, davalı ...'a "Personel Gizlilik ve Sır Saklama Taahhüdü" altında bir belgeyi, davacının, 02.08.2018 tarihinde yani iş akdi devam ederken imzalattığını, bu belge ile sadece işçi, sır saklama yükümlülüğü düzenlendiğini, TBK m. 444/1'de bahsedildiği hali ile işçi tarafından, işverene verilmiş bir rekabet etmeme taahhüdü içermediğini, TBK m. 444/2 gereği, sözleşmenin geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin 14. maddesi; diğer davalı ...'ın ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürmekte, hatta açıkça diğer davalının iş bulmasını engelleyerek, ekonomik geleceğini yok etmekte olduğunu, yer yönünden, tüm Türkiye'de geçerli olacak şekilde sözleşme akdedilmesinin, kabul edilebilir bir kriter olmadığını, ayrıca işlerin türü bakımından uygun bir sınırlama getirmemekte, aksine işçinin iş bulmasını tümden engellemekte olduğunu, bu hali ile rekabet yasağının mahkemenizce geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, zira ilgili yasak karşılığında işverenin üstlenmiş olduğu bir karşı edim de olmadığını, TBK m. 445 gereği, işbu sözleşme geçersiz olduğunu, tek taraflı cezai şart da TBK m. 420/1 gereği hem müvekkili ... açısından, hem de tüm bunların tarafı olmayan müvekkili davalı ... açısından geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, rekabet yasağı var kabul edilecek olunsa dahi, bu yasağı ihlal eder bir durum da olmadığını, ortada rakip iki işletme olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının, müvekkili şirketin rakibi kabul edilemeyeceğini, rakibi de olmadığını, işbu sebeple de, diğer davalı ...'ın, müvekkili şirkette çalışmasının, tek başına rekabet yasağının ihlalini oluşturmayacağını, diğer davalı ...'ın, müvekkili şirkette çalışmaya başladığı tarihten bu yana olan süre zarfındaki müvekkilinin faaliyetlerinin de, rekabet yasağının ihlal edilmediğinin ayrıca ispatı olduğunu, davacının, zarar görmediğini, davacı iddialarının, çalışma hürriyetinin ihlali niteliğinde olduğunu, ilgili iş sözleşmesi ve taahhütte yer alır, cezai şart düzemlemelerinin geçersiz olduğunu beyan ederek, davanın öncelikle usulden, kabul görmez ise esastan tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tarafların ticaret sicil kayıtları, davacının SGK kayıtları, fesih ihtarnamesi, işe davet ihtarnamesi ve iş akdi fesih ihtarnamesi, Aydın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası, davalı ...'ın iş yeri sicil dosyaları, tanık beyanları, 02/02/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu ile tüm dosya kapsamı. Bilirkişi raporunda, dosyada yer alan iddia ve savunma ile mahkemeye sunulan delillere istinaden yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davacı ile davalı arası imzalan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi'nde davalı üzerine getirilmiş bulunan rekabet yasaklarının coğrafi kapsam ve işlerin türü bakımında, rekabet hukuku ve iktisadında uygulana gelen orantılılık kriterlerine uyarlı olmadığı; dosya içeriği bilgi ve belgelerden Davalı ...'ın davacı şirket aleyhine iktisadi/işletmesel açıdan rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı eylemlerde bulunduğuna ilişkin tespit ve değerlendirmelerin yapılamadığı belirtilmiştir. GEREKÇE : Dava, davacı firmada bir dönem işçi olarak çalışan ...ın işten ayrıldıktan sonra rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiği iddiasına dayalı davalı ...dan cezai şart alacağının tahsili ile davalı ... Şirketi'nden İş Kanunu madde 23 uyarınca tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin ... esas sayılı dosyasının 14/02/2023 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereğince davalı ...Şirketi'nin husumet itirazının değerlendirilmesi için bu davalı yönünden tefrik kararı verilmekle, bu davalı yönünden ayrılan dava Mahkememizin ... esasına kaydedilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda; mahkememizin 16/02/2023 tarihli ... esas, ... karar sayılı kararı ile; "davanın pasif husumet yokluğundan reddine" karar verilmiştir. Mahkememizce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 01/12/2023 tarihli ve ... esas, ... karar sayılı ilamı ile mahkememizden verilen karar kaldırılmış, dava mahkememizin ... esasına kaydedilerek yine mahkememizin ... esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Rekabet yasağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesinde rekabet yasağı; "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir" şeklinde düzenlenmiştir. Anayasanın 48. maddesindeki çalışma ve teşebbüs kurma hürriyetinin kanunla kısıtlanması mahiyetindeki düzenleme kapsamında yapılacak olan rekabet etmeme yasağı sözleşmeleri geçerli olacaktır. Ancak; rekabet yasağı sınırlaması yer, süre ve işin niteliği bakımından sınırlandırılmalıdır. Böyle bir sınırlama yapılmaksızın iş sözleşmelerine yerleştirilen rekabet yasağı hükümlerinin ve buna bağlı cezai şart hükümlerinin hiçbir önemi kalmayacaktır. İşbu nedenle iş sözleşmelerinde yer alan rekabet yasağına ilişkin düzenlemeler açık ve belirli bir iş için belirli bir süre için yapılmalıdır. Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir. İş Kanunu'nun yeni işverenin sorumluluğu başlıklı 23. madesinde "Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de aşağıdaki hallerde birlikte sorumludur: a) İşçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep olmuşsa. b) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa. c) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi onu çalıştırmaya devam ederse." Bu madde kapsamında yeni işverenin sorumlu olabilmesi için işçinin yeni işveren yanında işe başlaması yeterli olmayıp işçinin iş akdini haksız ve usulsüz olarak feshetmesi ve yeni işverenin maddede sayılan eylemlerden birini gerçekleştirmiş olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlığa ilişkin uygulanması gereken yasal düzenlemeler açıklanan şekilde olup bu kapsamda Mahkememizce bildirilen tanıklar dinlenmiş, deliller toplanmış ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmekle rapor hükme esas alınmıştır. Davalı yan zamanaşımı definde ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuşsa da somut uyuşmazlık bakımından kanunda öngörülen bir süre bulunmadığı, davanın her zaman açılabileceği, davalının savunmasına esas kıldığı TBK'nın 345/1. Maddesinin uyuşmazlık ile ilgisi bulunmadığı, TBK'nın 445. Maddesinde belirtilen 2 yıllık sürenin rekabet yasağı sözleşmesinin sınırı olarak düzenlendiği anlaşılmakla yerinde olmayan defi ve itiraza itibar edilmemiştir. İddia ve savunma, toplanan deliller, dinlenen tanıkların beyanları, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ... tarafından imzalı bulunan belirsiz süreli iş sözleşmesine ek Personel Gizlilik ve Sır Saklama Taahhütü başlıklı sözleşmede hüküm altına alınan rekabet yasağına ilişkin “14. İşçi, iş sözleşmesinin feshini izleyen 12 (on iki) ay boyunca Türkiye Cumhuriyeti sınırlan içerisinde işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette çalışamaz. Danışmanlık, müşavirlik veya bilirkişilik dahil doğrudan veya dolaylı yardımlarda bulunamaz. Söz konusu işleri yapması durumunda maaşının 10 katı tutarında cezai müeyyide uygulanır.” şeklindeki düzenleme ile süre bakımından sınırlama getirildiği ve kanunda yazan "iki yılı aşamaz" düzenlemesine uygun olduğu, ancak "işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette" denilerek geniş ve ucu açık bir belirleme yapıldığı, bu belirlemenin davalının çalıştığı alana göre sınırlandırılmış olması halinde geçerliği olabileceği, yine "Türkiye sınırları içerisinde" denilerek coğrafi sınırın çok geniş tutulduğu, davalının anayasal hakkı olan çalışma özgürlüğünü kısıtladığı, tüm bu sebeplerle TBK'nın 444. Maddesi bakımından geçerli bir rekabet yasağı düzenlemesinin varlığından söz edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Kaldı ki "..." olarak adlandırılan projenin davacı işveren tarafından uygulanması baskısı yüzünden davalının işten haklı sebeple ayrıldığının tanık beyanlarından anlaşıldığı, bu itibarla da TBK'nın 447. Maddesi "Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer." uyarınca rekabet yasağının iş akdinin haklı sebeple işçi tarafından feshi ile son bulduğu, bu sebeple davacının bu sözleşmeye dayanarak talepte bulunamayacağı kabul edilmiştir. Tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere bir kısım çalışanların işyerindeki mobbing ve baskı yüzünden davacıya ait işyerinden kendi istekleri doğrultusunda ayrıldıkları ve yine kendi istekleri doğrultusunda davalı firmada çalışmaya başladıkları, iddia olunan şekilde davalının işçileri ayartma durumunun söz konusu olmadığı, İş Kanunu madde 23 kapsamında tazminatın koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, çalışanların işten ayrılmalarına davalının eyleminin sebebiyet vermediği, aksinin ise dosya kapsamında ispat edilemediği, bu itibarla da tazminat koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla bu talebin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN AYRI AYRI REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcının peşin alınan 811,19TL harç ile birleşen dosyada alınan 811,18TL harçtan mahsubu ile artan 1.006,97TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.096,27TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalı ... Şti. tarafından sarf edilen 867,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, bakiye delil avansının karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-Davalı ... tarafından sarf edilen 786,57TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, bakiye delil avansının karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 6-Davalı ... Şti.'nin kendisini bir vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 3/2 uyarınca ret sebebi ayrı olduğundan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, 7-Davalı ...'ın kendisini bir vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 3/2 uyarınca ret sebebi ayrı olduğundan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/04/2025 Katip Hakim e-imzalı e-imzalı