İlk Derece Mahkemesi · Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/846 E. 2023/798 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/846
- Karar No
- 2023/798
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/846 Esas - 2023/798 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/846 Esas KARAR NO : 2023/798 HAKİM : .... KATİP : .... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/12/2022 KARAR TARİHİ : 23/11/2023 YAZIM TARİHİ : 23/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır çiğköfte sektöründe 1000'den fazla bayisi ile faaliyet gösterdiğini, .... sayısı ile tescilli markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin .... Markası ile halen hem üretim ve hem de sunum faaliyetlerine devam etmekte olup ülke genelinde tanınan ve sevilen bir marka haline geldiğini, davalının 28/02/2012-30/06/2022 tarihleri arasında yaklaşık 10 yıl boyunca müvekkilinin yanında çalıştığını, müvekkilinden ayrıldıktan sonra çiğköfte dükkanı açtığını, müvekkili şirketin 10 yıldır birlikte çalıştığı bayilerine ulaşarak onlarla iletişim kurduğu, onları kendi kurduğu şirketle çalışmaları konusunda ikna ettiği ve bazı bayileri müvekkili şirket ile sözleşmelerini sona erdirerek yeni sözleşme imzalamaya ikna ettiğini, müvekkili şirketin bayilerinden olan ...'ın uzun süredir müvekkili şirketten çiğ köfte satın almaması nedeniyle .... Esaslı değişik iş dosyası ile tespite gidildiğinde bayinin ... ve ... isimli adi ortaklıktan çiğ köfte aldıklarına ilişkin fatura ibraz ettiklerini, davalı yanın 29/11/2019 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzaladığını, bu tarihte müvekkili şirkette çalıştığını, sözleşmeye göre davalının beş yıl süre ile kendi, yakınları veya menfaat birliği içinde olduğu üçüncü kişiler namına, bizzat veya üçüncü kişiler aracılığıyla, işverenle rekabet edecek herhangi bir iş yapmayacağını aksi halde son bir aylık brüt ücretinin 50 (elli) katı tutarında cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, davalının son brüt maaşının 7.167,35 TL olduğunu, davalının müvekkilinin çalışmış olduğu bayilere kendi kurduğu şirketten çiğ köfte satışı yaptığı .... değişik iş sayılı dosyasında 9 sayfalık bilirkişi raporu ve ekindeki faturalar ile tespit edildiğini, hatta bayileri yanlış yönlendirdiğini, bu işletmelere müvekkilinin sözleşmeyi feshetmeleri durumunda herhangi bir cezai şart ödenmeyeceğini hatta daha önce şirketin açtığı tazminat davasını kaybettiği bilgisini verdiğini, davalı eylemleri nedeniyle müvekkilinin ciddi zarara uğradığını, iddia ederek işbu davayı ikame etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, tarafların iş sözleşmesi sona erdikten sonra hüküm ifade etmek üzere, işçinin rekabet teşkil etmeyen bir işi yapmasını yasaklayıcı bir sözleşme yapamayacaklarını ya da iş sözleşmesine bu hususta bir hüküm koyamayacaklarını, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman, konu ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalara tabi kılamayacağını, müvekkilinin iş akdinin haksız şekilde feshedildiğini, rekabet yasağı sözleşme hükümleri geçerli olmuş olsa dahi müvekkiline karşı artık uygulanamayacağını, davalının iş sözleşmesinin işçinin yasal hakları ödenmek suretiyle feshedildiğini, bu durumda davacı işverenin rekabet yasağı sözleşmesi sebebiyle tazminat isteğinin reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait herhangi bir markayı kullanmadığını, çiğköfte imalatının özel bir üretim sırrı içermeyen bir yiyecek ürünü olduğunu, savunarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: - .... değişik iş sayılı dosyası, -İş sözleşmesi, Faturalar, maliye kayıtları, -16/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında imzalanan 29.11.2019 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin yer ve zaman yönünden geçerli bir sözleşme olup olmadığı hususunun takdirinin mahkemede olduğunu, sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulduğunun kabulü halinde, davalı yanın, davacı işyerinden istifa ettikten sonra taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırı olarak doğrudan davacı şirket faaliyet konusunda bir adi ortaklık kurarak, davacı şirket müşteri/bayileri üzerinden bu faaliyetlerini sürdürmesinin, sözleşmenin 1. Maddesinin 1 ve 2. Paragraflarına açıkça aykırılık teşkil edeceği lakin bu husustaki nihai hukuki yorumunun mahkemenin takdirinde olduğunu, bu durumda davacı şirketin, “rekabet yasağı sözleşmesi”nin cezai şarta ilişkin hükmünden ötürü davalıdan tazminat talep edebileceğinin kendisinden beklenebileceğini, bu miktarın normal şartlarda 7167,35 TL (son aylık brüt ücret) x 50 = 358,367.50 TL tutarında olabileceğini, davacı şirketin davalı taraftan cezai şart talebinin taraflar arasındaki sözleşme karşısındaki durumunun hukuki yorum ve değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğunun bildirildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, haksız rekabet yasağı sözleşmesi nedeniyle maddi tazminat ile istemine ilişkindir. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, ...’nın 48. maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine ...’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (m. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle hem mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda, hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, iş sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (....). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1. maddesi, “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması zorunludur. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı Kanun’un 444/2. maddesinde, “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. 698 sayılı Kanun’un 445/1. maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerekir; aksi takdirde rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. Aynı husus mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 349. Maddesinde, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dâhilinde şart edilmiş ise muteberdir” şeklinde ifade edilmiştir. Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’ndan farklı olarak yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. 6098 sayılı Kanun’un 445/2. maddesi, “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından sınırlamalar içermesi ve süresinin de, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşması durumunda uygulanacak hukukî yaptırım, rekabet yasağının hâkim tarafından kapsamı ve süresi bakımından sınırlanması şeklinde olmalıdır. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukukî yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hâle getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır ( .... sayılı kararı). Öte yandan, 6098 sayılı Kanun’un 447. maddesine göre de, rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer. Somut olayda, davacı ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinde yer sınırı olmadan 5 yıl boyunca davalının davacı iş sahasında çalışmayacağına ilişkin sözleşme işçinin çalışma hürriyetini temelden sarsacağı gibi rekabet yasağına ilişkin yerleşik Yargıtay uygulamalarına da aykırı olmakla sözleşmenin geçerli olmadığı bu nedene dayalı talebinde hukuka uygun olmadığının kabulü ile davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, 1-Bu karar nedeniyle alınması gerekli 269,85 TL harcın peşin alınan 6.210,03 TL harçtan çıkartılarak artan 5.940,18 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 2-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.560,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 55.755,13 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair, Davacı Vekili Av. .... , Davalı Vekili Av. ....nin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/11/2023 Katip .... ¸ Hakim .... ¸