İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/743 E. 2024/847 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/743
- Karar No
- 2024/847
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/743 Esas KARAR NO : 2024/847 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - .... Av. ... - DAVALI MÜFLİS : ... - ... İFLAS İDARESİ VEKİLİ : Av. ... - DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/04/2015 KARAR TARİHİ : 05/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Hizmet sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketler ile hizmet alım sözleşmelei imzalandığını, bu kapsamda davalı şirketler nezdinde çalışan dava dışı işçinin .... .... .... esasına işçi alacağı davası açtığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, bu karara istinaden A.... ... .... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve müvekili Bakanlığın Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 30/04/2014 tarihinde İcra Müdürlüğü dosyasına ödeme yapıldığını, müvekkili idare ile davalı şirketler arasında imzalanan sözleşmelere göre işçi haklarının ödenmesi, işçi çıkartılması gibi tüm sorumluluğun işçileri çalıştıran firmalara ait olduğunu belirterek ödenen bedelin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA Davalı ORPAŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde davalı olarak belirtilen .... .... .... TİC. A.Ş. ile diğer davalılar birbirinden bağımsız şirketler olup davacı yanın, davalı tüm şirketleri, alacaklı olduğunu iddia ettiği alacak tutarından müşterek-müteselsil sorumlu tutmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Müflis şirket aleyhine açılan iş bu davanın, İİK.m.194 hükmü uyarınca, ikinci alacaklılar toplantısının 10 gün ertesine kadar durdurulmasına, Mahkemenizce esas hakkında yargılama yapılmasına karar verilir ise yapılacak yargılama sonunda MÜFLİS.... .... .... . A.Ş. açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE; Dava, rücuen alacak talebine ilişkindir. Dosya kapsamından; Davacı şirketin 09/04/2015 tarihinde .... .... .... tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilerek iş bu dosyanın mahkememize geldiği anlaşılmıştır. Kural olarak, İİK 'nın 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226. maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Diğer anlatımla, iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) aittir. Somut olayda müflis davalı şirketin yargılama sırasında iflas ettiği anlaşılmıştır. Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK'nın m.191), müflisin iflâs masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflâs idaresine aittir. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını (yani davalara devam edip etmeyeceğini) tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir. (md. 194). İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin (davacı veya davalı olarak) taraf bulunduğu hukuk davaları, (maddede yazılı istisnalar dışında) iflâsın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından (md. 237) on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir. (md. 194/1) İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan (görülmekte olan) ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, (davacı olarak) müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı (davalı olarak) açılmış olan davalardır. Mesela alacak, taşınır mal veya taşınmaz mal davaları gibi. Yukarıda görüldüğü gibi, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşen icra takipleri (md. 193/1 ve 3) ile ilgili itirazın kaldırılması, icra takibinin iptal ve taliki, itirazın incelenmesi ve icranın geri bırakılması talepleri de düşer. Yani, bu talepler, 194. madde hükmüne tabi değildir. İcra mahkemesi, artık bu talepler hakkında inceleme yapıp karar veremez. Buna karşılık, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşen icra takipleri (md. 193/1 ve 3) ile ilgili hukuk davaları, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşmez; bu davalar, iflâsın açılması ile sadece durur. Buna göre, itirazın iptali davası, borçlunun iflâsı ile durur (md. 194). Buna göre itirazın iptali davası (md. 67), borçtan kurtulma davası (md. 69), menfi tespit davası veya istirdat davası (md. 72) borçlunun iflâsı ile sadece durur; fakat, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşmez. Bilâkis, bu davalara da, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam edilir. (md. 194) Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre, bir ayrım yapmak gerekir: Müflisin davacı olduğu davalarda, iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu halde, o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (md. 245). Hiçbir alacaklı, davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir. Müflisin davalı olduğu davalara gelince: iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, ( md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplanması verir. İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra (müflis yerine) davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. .... .... .... .... .... .... sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan Mahkemece asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırılması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına kararı verilmesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir. Bu durumda, İİK'nın 195/1. maddesinin " Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü uyarınca mahkemece, asıl davada davalının iflas tarihine kadar alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp, belirlenen tutarın kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. Asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bu ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödenir. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Somut olayda; İş bu dava 09/04/2015 tarihinde açılmıştır. Davalı şirket ise 28/12/2016 tarihinde yargılama sırasında iflasına karar verilmiştir. Bu kapsamda bu dosya kapsamı itibariyle İİK’nın 194. Maddesinin uygulanması gerekmektedir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirketin iş bu dava açıldıktan sonra iflas etmesi nedeniyle İİK'nın 194. Maddesi gereğince hukuk davalarının durması gerektiği anlaşıldığından ve iflas kararından sonra açılan davalar için uygulama yeri bulunan İİK'nın 235. Maddesinin uygulama olanağı bulunması söz konusu olmadığından mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmıştır.(Yargıtay 23 HD’nin 2014/3781E-2014/8256K, 2014/5306E-2014/4551K sayılı ilamları da bu yöndedir) 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır. HMK 115/1 maddesine göre ise "mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." Yine 115/2 maddesine göre de "mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Açılan bu davada, mahkememiz görevli değildir. Görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre, 1- Davanın HMK'nın 114/1-c ile 115/2 uyarınca görev dava şartı yokluğundan usulden reddine 2- Dava dosyasının ... Asliye Hukuk mahkemesince verilen görevsizlik kararı ile mahkememize geldiği gözetilerek, HMK'nın 21/1-c maddesi uyarınca iş bu kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi hâlinde görevli mahkemenin tayin edilmesi amacıyla DOSYANIN ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ilgili HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-)Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davaya bakmaya görevli Mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır