İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/261 E. 2025/43 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/261
- Karar No
- 2025/43
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/261 Esas KARAR NO : 2025/43 ... ... ... DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/07/2018 KARAR TARİHİ : 15/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) Tespit ve Muarazanın Men'i ile Tazminat ile Tespit ve Taşınmazın Teslimi istemli asıl ve karşı davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA VE İSTEK : Asıl davada davacı Şirket vekili Av. ... sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ...ürlüğü tarafından 23.07.2013 tarihinde, mülkiyeti kendisine ait olan ve ... no'lu parsellerde kayıtlı toplam 236.200, 00 m2 yüzölçümlü imarsız arazi üzerinde “Arsa Payı Karşılığı İnşaat usulü ile Anahtar Teslimi Yapım İşleri ihalesi düzenlendiğini, müvekkili ... davalı ... İle söz konusu ihaleye katılabilmek amacıyla iş ortaklığı kurduğunu, davalı... tarafından düzen!enen ihalenin iş ortaklıklarının üzerinde kalmasını müteakiben oluşturdukları İş Ortaklığı ile. ..Sözleşmesinin imzalandığını,taraflar arasındaki anılan sözleşme ilişkisi devam etmekte iken proje sürecinde ortaya çıkan mücbir sebepler nedeniyle projede bazı değişiklikler yapıldığını ve 24/06/2015 tarihinde sözleşmenin bazı maddelerini tadil eden Ek protokolün imzalandığını, ek protokolün imzalanmasından bir süre sonra İş Ortaklığı tarafından alınan bir karar olmaksızın ve sözleşmeyi feshe yetkisi olmadığı halde davalı ... İnşaat Şirketinin diğer Davalı tarım kredi kooperatifleri ile karşılıklı olarak imzaladıkları arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini feshettiğini, gerek Borçlar Kanunu'nun adi ortaklığa ilişkin hükümleri gerekse taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında Davalı ... İnşaat'ın ortaklık kararı bulunmaksızın tek başına sözleşmeyi feshetmeye yetkisi bulunmadığı gibi müvekkili Şirketin bu işleme geçerlilik kazandıracak yönde bir iradesi ve muvafakatının da bulunmadığını, ... içtihatları gereğince taraflar arasında akdedilmiş olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin müvekkili şirketin rızası bulunmaksızın feshinin mümkün olmadığını, feshin ancak Mahkeme kararı ile geçerli olabileceğini, iş ortaklığında pilot ortak konumunda olan ... İnşaat Şirketinin sözleşmeyi fesih yetkisinin bulunmadığını beyanla davalılar arasında akdedilen 18.02.2017 tarihli fesih protokolünün (bozma/ikale sözleşmesinin) haksızlığının tespiti ile anılan protokolün iptaline, 02.12.2013 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin halen yürürlükte olduğunun tespitine, 02.12.2013 tarihli sözleşmeden doğan edimlerin aynen ifasına, muarazanın giderilmesine, 02.12.2013 tarihli sözleşmeye konu taşınmazların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, söz konusu taleplerinin kabul edilmemesi durumunda ise; sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan müspet ve menfi zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleştirilen ve nihai karar ile dosyamızdan tefrik edilen .... Şirketinin davalı adi ortak ile birlikte üstlendiklerini, bu sözleşme kapsamında davalının iş sahibi firmaya teminat mektubu verdiğini, davacı müvekkili şirketin de davalıya ödemeler yaptığını ve taşınmazları üzerine ipotek ile satış vaadi sözleşmeleri yapıldığını, sözleşme kapsamında davacının davalı tarafından verilen 4.000.000,00-TL'lik geçici teminat mektubu karşılığı 4.375.000,00-TL'yi ve 10.000.000,00-TL'lik kesin teminat mektubu karşılığı ise; 5.200.000,00 TL'lik ödeme yapıldığını, bilahare davalı ile birliğin davacı aleyhine sözleşmeyi feshettiğini ve teminat mektuplarının davalıya iade edildiğini, ancak müvekkilinin alacağı olan 5.502.245,00-TL'nin müvekkiline ödenmesi gerekirken ödenmediğini, bu alacağın müvekkili olan diğer davacı ...'a, 2.500.000,00-TL'lik kısmının (.... sayılı dosyada kalan 1.875.000,00-TL'lik alacağının bulunduğunu, söz konusu alacakların tahsili amacıyla yapılan takiplere davalının haksız olarak itiraz ettiğini beyanla davalının haksız itirazlarının ayrı ayrı iptaline, takiplerin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA : Asıl davalı-karşı davacı .... vekili Av. ... sunduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının yetkisiz fesih ile ilgili iddialarının hukuken korunamaz nitelikte olduğunu, mülkiyeti müvekkil kuruma ait olan ve .. arasında kurmuş oldukları İş Ortaklığı çerçevesinde ... sayılı “İş Ortaklığı Beyannamesini" müvekkili kuruma sunduklarını, iş ortaklığı beyannamesinin 2. maddesi gereğince diğer davalı ... Şirketinin pilot ortak olarak iş ortaklığının nam ve hesabına hareket etmeye tam yetkilendirildiğini, beyanname gereğince iş ortaklığı tarafından müvekkiline beyan ve taahhütte bulunulduğunu, taraflar arasında imzalanan ... yevmiye numaralı Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin “Sözleşmenin Karşılıklı Feshi" başlıklı 23. Maddesi kapsamında asıl davacının pilot ortak ... İnşaat Şirketine verdiği yetkiye istinaden müvekkili kurum ile ... İnşaat Şirketi arasında sözleşmenin karşılıklı olarak anlaşma sonucunda hukuken geçerli olarak sona erdirildiğini, yerleşik içtihatlar gereğince adi ortaklık statüsünde kabul edilen İş Ortaklıklarında, ortaklardan birinin fesih dahil üçüncü kişilerle yapacakları işlemlerde diğer adi ortağın da sorumlu olduğu, bu işlem için özel bir yetkinin aranamayacağı, ortaklık sözleşmesinin üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı tarafın ... yevmiye numaralı işlemi ile tanzim edilen İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin 9. m. gereğince, Yönetim Kurulu kararlarının üyelerin müşterek imzalarıyla ve ancak oybirliği ile alınması halinde geçerli olacağı hususunda anlaşıldığını belirtmekte ise de; böyle bir Sözleşmenin davacı ve İş Ortaklığı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğini ve müvekkil Kurumun fesih işleminde geçerli bir neden olarak ileri sürülemeyeceğini, davacı tarafın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 4.1 m. kapsamındaki düzenleme gereğince sözleşme tarihinde ve ihale şartnamesine göre sözlşeme konusu taşınmazın tapu kaydındaki kamulaştırma şerhine sözleşme öncesinde vakıf durumda olduğunu, davacı yüklenici şirketin müvekkili kuruma sunduğu imar tadilatı sonucu oluşan yeni tapularının incelenmesi neticesinde, Kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu ... no'lu parselde kayıtlı 214.000 m'2 taşınmazın bir bölümünde (5.731,18 m2)'sinde bulunan kamulaştırma şerhinin Yüklenici tarafından sözleşme tarihinde dahi bilinmesine rağmen ve Yüklenici İş Ortaklığı tarafından yapılan parselasyon planında, düzenleme alan sınırının kamulaştırılan alan sınırı hariç tutularak geçirilmesi gerekirken, düzenleme alan sınırının kamulaştırılan 5.731,18 m2'nin de dahil edilerek geçirildiği, terk işlemi yapılmadan parselin tamamının imar uygulamasına dahil edilerek imar parselleri oluşturulduğu, bu nedenle müvekkili kurum adına oluşturulan tapular üzerinde ... Müdürlüğüne ait şerhlerin halen mevcut olduğunun göründüğünü, davacı tarafın ek protokol ve sonrasında müvekkili kuruma 12 defa başvurarak ödeme güçsüzlüğü, Ohal v.b. hukuken korunamayacak gerekçelerle cezalı süre uzatım taleplerinde bulunduğunu, taleplerinin çoğunlukla kabul edilmesine rağmen sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getiremeyince feshe yetkili pilot ortak ile sözleşmenin feshi işleminin gerçekleştirildiğini, davacının dava konusu zarar ve tazminat kalemlerinin açıklatılması gerektiğini, sözleşmenin 5.1 m. gereğince ve ayrıca fesihte davacının kusurlu olması nedeni ile davacının sözleşmenin feshi nedeni ile müvekkilinden zarar iddiasına dayalı olarak talepte bulunamayacağını beyanla öncelikle asıl davanın usulden aksi takdirde esas yönünden reddi ile; 02/12/2013 tarihli Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmiş olduğunun tespitine, diğer davalı ...ile müvekkili arasında akdedilen 18/02/2017 tarihli fesih protokolünün ve ...yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklindeki Fesihnamesinin" geçerliliğinin Tespitine, sözleşmeye konu taşınmazın boşaltılarak müvekkiline teslimine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ... ... vekili ise; sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin pilot ortak sıfatı ile İdareye karşı ortak girişimi temsilen tek başına yetkili bulunduğunu davacı ve davalı müvekkili arasında imzalanan sözleşmeler ve bilhassa 23.08.2016 tarihli 2016/02 no'lu Ortaklık kararı ile tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açık olduğunu, davacı ile davalı müvekkili arasında imzalanan 12.07.2013 tarihli "Ortak Girişim Anlaşması" ile diğer davalı idare tarafından gerçekleştirilecek ihaleye katılım konusunda ortak girişim oluşturulmasına karar verilmiş olduğunu, 25.10.2013 tarihinde imzalanan diğer bir "Ortak Girişim Anlaşması"'nın 6.maddesi ile aynen; “... İnşaat, anılan işin ortaklık üzerinde kalması halinde işin sonuna kadar İdareye karşı pilot ortak olacağını ve pilot ortak olmanın İdareye karşı getirdiği yükümleri eksiksiz yerine getireceğini kabul etmiştir." hükmüne yer verilmiş olduğunu, diğer davalı idareye sunulan ... yevmiye numaralı, 25.10.2013 tarihli "İş Ortaklığı Beyannamesi" ile müvekkilinin ihalenin ortaklık üzerinde kalması halinde iş bitimine kadar Pilot ortak sıfatına sahip olacağının bildirilmiş olduğunu, Sözleşmeye konu ihalenin ortak girişim üzerinde bırakılması üzerine davacı ile müvekkil arasında .... yevmiye numaralı "İş Ortaklığı Sözleşmesinin" imzalanmış olduğunu, anılan sözleşmenin "Pilot Ortak" başlıklı 12.maddesi aynen; “İş ortaklığının pilot ortağı işin bitimine kadar ... .dir. Pilot ortak İdareye karşı ortaklık nam ve hesabına hareket etmeye tam yetkilidir. İdarece pilot firmaya yapılacak bütün yazışma ve tebligatlar iş ortaklığına yapılmış sayılacaktır." şeklinde olduğunu, davacının müvekkiline karşı sözleşmeler kapsamında taahhüt ettiği edimlerini yerine getirmemesi üzerine 23.03.2015 tarihli "Ek Sözleşme" ve akabinde 03.08.2016 tarihli "Protokol"un imzalanmış olduğunu, 03.08.2016 tarihli Protokolün 3.maddesi ile müvekkili tarafından idare'ye verilen teminat mektubunun davacı tarafından verilecek mektup ile değiştirilmemesi hali kapsamında tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmiş olduğunu, düzenlenmiş olduğunu, adi Ortaklık Karar Defterinde yer alan 23.08.2016 tarihli, 2016/02 no'lu karar ile 31.12.2016 tarihi itibariyle ... ...'nin ...ile imzalamış olduğu sözleşmenin feshi ve sözleşmeye ilişkin tüm konularda tek yetkili olmak üzere temsile yetkili olduğunun kararlaştırılmış olduğunu, müvekkili şirketin adi ortaklıkta pilot ortak olarak ticari temsilci statüsünde olmakla sözleşmenin feshi dahil her türlü yetkiyi kullanmakta tek yetkili olduğunu, fesihten haberdar olmadığını iddia eden davacının sözleşme ile üstlendiği işi yerine getirmediğini, her gün için ortak girişim aleyhine cezai şart tahakkuk ettirildiğini, İdare tarafından sözleşmenin feshedileceğinin defalarca bildirilmiş olduğunu bildiğini ve fesih sonucunu öngördüğünü, ancak aşağıda detaylı olarak aktarılacağı üzere hiçbir taahhüdünü yerine getirmeyerek feshi zorunlu kıldığını, davaya konu süreçte basiretli tacir gibi davranmadığını, davacının, idare ile akdedilen sözleşmeye konu işin yapımının tamamını ve gecikme cezası da dâhil doğabilecek tüm maddi sorumluluğu taraflar arasında imzalanan sözleşmelerle tek başına üstlenmiş olduğunu, müvekkilinin ise idareye 10.000.000.00 TL'lık kesin mektubu sunularak bütün riskin müvekkili firma tarafından -bu yükümlülük davacıya ait olmasına rağmen- tek başına karşılanmış olduğunu, davacının, idareye sunulan kesin teminatın kendisi tarafından sunulacak teminat ile değiştirilmesi kararlaştırılmasına rağmen bu konudaki hiçbir taahhüdünü de gerçekleştirmemiş olduğunu, ortaklık ve bilhassa müvekkili firmanın her geçen gün telafısi imkânsız zararlara uğradığını, teminatın nakde tahvili riski ile karşı karşıya kaldığını beyanla haksız davanın reddini talep etmiştir. Birleşen ... dosyasına davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise; müvekkili firmanın sektörde tanınmış bir firma olması nedeniyle davacı ....üzerinde kalacağı ve iş bitirme belgesine karşılık 15.000.000,00-TL kâr ödeneceğinin bildirildiğini, bu çerçevede sözleşmenin imzalandığını, pilot ortağın davalı olduğunu, yapılan ihale sonucu işin davacı ile davalı üzerinde kalmasından sonra davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, 9 ay içerisinde işi bitirilmesi gerekirken ve 6 ay ek süre verilmesi gerekmişken davacının geçiktiği ve geçikme cezası kesilmesine sebep olduğunun anlaşıldığını bu çerçevede davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmemesi sebebiyle davalının zarara uğramaya başlaması üzerine sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ve cezai şart ödenmek zorunda kaldığını, bu nedenlerle davacının davalıdan alacağı bulunmadığını beyanla haksız davanın reddini, dava konusu her bir icra takip dosyası yönünden davanın tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesini, mevcut alacaklar yönünden takas mahsup talebinde bulunduklarını bildirmiş davanın reddine kötü niyetli takipte bulunan davacının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLER : - Taraflar arasında imzalanan ... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi örneği. - 25.10.2013 Tarihli İş Ortaklığı Beyannamesi -25.10.2013 Tarihli Ortak Girişim Anlaşması -17.12.2013 Tarihli İş Ortaklığı Sözleşmesi -... yevmiye nolu vekâlemamesi ile azilnamesi -23.08.2016 tarih ve 2016/2 sayılı ortaklar kurulu kararı -Fesih protokolü ile ... yevmiye numaralı Fesihname. -Bilirkişi heyeti asıl ve ek raporları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Asıl dava, taraflar arasında imzalanan Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin halen yürürlükte olduğunun tespiti, 02.12.2013 tarihli sözleşmeden doğan edimlerin aynen ifası, bu konuda oluşan muarazanın giderilmesine aksi takdirde terdiden sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan müspet ve menfi zararların tazmini istemine ilişkindir. Karşı dava ise; aynı sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olduğunun tespitine, asıl davalı ...ile karşı davacı Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği arasında akdedilen 18/02/2017 tarihli fesih protokolü ve ... yevmiye numaralı "Düzenleme ŞeklindeKİ Fesihnamesinin" geçerliliğinin tespiti ile sözleşmeye konu taşınmazın boşaltılarak karşı davacıya teslimi istemine ilişkindir. Dosyamıza örneği sunulan ... (Yüklenici) ile diğer davalı ...'nin oluşturduğu iş ortaklığı arasında mülkiyeti asıl davalı-k.davacı .... (Kurum) ait ... no'lu parsellerde kayıtlı toplam 236.200 m2 imarsız taşınmaz üzerinde sözleşme, şartname ve teknik şartnameler dikkate alarak Yüklenici tarafından imar durumuna uygun olarak Arsa Payı Karşılığında bina (Tesis) yapımının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4.1 maddesinde açıkça sözleşme konusu taşınmazların 5.700 m2'sinin ...tarafından kamulaştırıldığı ve kamulaştırma nedeni ile Kurumun açmış olduğu davanın derdest olduğu belirtilerek bu davanın neticesinin mücbir sebep olarak ileri sürülemeyeceğinin açıkça belirtildiği, sözleşme kapsamında tüm projelerin hazırlanması, ilgili Belediye ve İdarelere onaylatılması, yapı ruhsatlarının alınması, kat irtifakının kurulması, onaylı projelere ve mahal listelerine göre sözleşme ve eki şartnameler doğrultusunda bağımsız bölümlerden oluşacak tesisin alt yapısı ile birlikte tamamlanması, iskân ruhsatlarının alınması ve diğer tüm giderler ile sözleşme konusu işin kapsamına dâhil olan her türlü vergi, KDV ve harçların yüklenici şirket tarafından karşılanacağının öngörüldüğü, "..." başlıklı 6.1. maddesinde; "Ortak Girişim'in yönetimi, temsili ve ilzamı için ortakların oybirliğiyle karar almaları esastır. Buna uygun olarak ortaklık süresince geçerli olmak üzere, ortaklığın bilimum resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda, yer ve müesseselerde, ilgili bakanlıklarda, hakiki ve hükmi şahıslarda, en geniş anlamda yönetimi, temsil ve ilzamı oybirliğiyle ... Şirketinin belirledikleri kişilere bırakılmıştır" düzenlemesine yer verildiği, sözleşmenin 21.1.m.gereğince sözleşme yapıldıktan sonra, Yüklenicinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi, iş programının sözleşme hükümleri ve şartnamenin 29.maddesinde belirtilen iş programı hükümlerine aykırı olarak Kurum aleyhine aksatılması hallerinde, Kurumun Noter kanalıyla tebligat adresine yapacağı en az (30) takvim günü süreli ihtarına rağmen aynı durumun devamı halinde, ayrıca protesto çekmeye hüküm almaya gerek kalmaksızın Yüklenicinin kesin teminatı gelir kaydedilerek sözleşmenin fesih ve işin tasfiye edileceğinin öngörüldüğü, sözleşmenin 23.maddesinde sözleşme devam ettiği süre içerisinde tarafların her zaman bir araya gelerek sözleşmeyi feshedebileceklerinin belirtildiği, sözleşmenin 3.2 maddesinde iş ortaklığını oluşturan ve sözleşmeye taraf konumundaki şirketlerden ...'nin pilot ortak olup ortaklık namına her türlü tebligatın kendisine yapılacağının açıkça öngörüldüğü, zemin etüdü başlıklı 8.3 maddesi gereğince yüklenici şirketin yer teslim tarihinden itibaren 120 takvim günü içerisinde sözleşme konusu işe ait tüm uygulama projelerini hazırlatarak ilgili makamlara onaylattırmak ve inşaat ruhsatını almakla ve sözleşmenin 9.maddesi gereğince inşaat ruhsatının alınması tarihinden itibaren 1200 takvim günü içerisinde inşaatı tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Yine, dosyamıza örneği sunulan ... iş ortalığı sözleşmesinin" incelenmesinde; her iki şirket arasında ayrı ayrı %50 hisse ile adi ortak oldukları adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin 7.maddesi kapasımında kâr paylaşım oranlarının belirlendiği, 9.maddesi ile adi ortaklığın yönetim kurulunun adi ortak şirketler tarafından belirlenen ve müşterek imza ile temsil esasına göre görev yapmak üzere 2 kişiden oluşacağı, .... yönetim kurulunda görevlendirildiği, adi ortaklık yönetim kurulunun kararlarının ancak oybirliği ile alınması halinde geçerli olacağının kararlaştırıldığı, yönetim kuruluna sözleşmede belirtilen iş ve işlemler ile birlikte diğer her türlü hukuki iş ve işlemi yapma konusunda açıkça yetki verildiği, sözleşmenin 10.maddesinde ise adi ortaklığın yürütme kurulunun düzenlenerek her iki adi ortak şirketi temsilen ayrı ayrı iki yürütme kurulu üyesinin seçildiğinin belirtildiği, yürütme kurulu kararlarının da aynen yönetim kurulu kararları gibi geçerliliğinin müştereken oybirliği ile karar alınması koşuluna bağlandığı, yürütme kuruluna sözleşmede belirtilen diğer yetkiler yanında adi ortaklığın maksat ve konuları çerçevesinde bütün hakları iktisap etmek ve konu ile ilgili sözleşmeleri de feshetme yetkisinin açıkça tanındığı, pilot ortak olan ....nin idareye (...) karşı adi ortaklık nam ve hesabına hareket etmeye tam olarak yetkilendirildiği, kendisine idare tarafından yapılacak tüm yazışma ve tebligatların iş ortaklığına yapılmış sayılacağının açıkça belirtildiği görülmüştür. Dosyamıza mevcut iş ortaklığı beyannamesinin incelenmesinde ise; her iki adi ortak şirketin ....Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile ilgili her türlü hususta tam olarak yetkilendirdikleri anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 24/06/2015 tarihli "Arsa payı karşılığı inşaat yapım işine ait ek protokolün" incelenmesinde ise; yüklenici şirketin 15/07/2015 tarihiden itibaren yeni parselasyon planını, projeyi ve inşaat ruhsatını teslim edene kadar idareye günlük 7.500,00-TL cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığı, sözleşmede kararlaştırılan vadede söz konusu cezanın üst üste veya ayrı ayrı 2 ay ödenmemesi halinde herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın 02.12.2013 tarihli ve 07439 yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshedilmiş sayılacağının açıkça hükme bağlandığı saptanmıştır. Dosyamızda örneği sunulan 23/08/2016 tarih ve ... sayılı adi ortaklık ortaklar kurulu kararının incelenmesinde; ...'ın imzaladığı ve imza inkarı ileri sürülmeyen karar ile; 31/12/2016 tarihi itibariyle geçerli olmak üzere ... ...'ye asıl ve karşı davanın konusunu oluşturan ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde azilname ile anılan vekaletname kapsamındaki tüm yetkilerden vekil tayin edilen ... İnş....A.Ş. ile aynı şirketin yetkili temsilcileri olan... yevmiye numaralı ihtarnameler ile muhatap .... bahse konu azilname, ihtaren ve tekraren gönderilerek 29/12/2016 tarihinde muhataplarına tebliğ edilmiştir. Değinilen azilname sonrasında adi ortaklık ilişkisinde pilot ortak olan ... İnş....A.Ş. ile asıl davalı-k.davacı Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği yetkilileri bir araya gelerek dosyaya örneği sunulan 28/02/2017 tarihli fesih protokolünü tanzim etmek suretiyle ... İnş...A.Ş. tarafından iş ortaklığı aleyhine tahakkuk ettirilen toplam 2.443.153,90-TL cezai şart alacağının anılan kuruma ... İnş....A.Ş. tarafından ödenmesi kaydıyla ... inş....A.Ş.tarafından kuruma dava konusu sözleşme kapsamında verilen 10.000.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubunun kendisine iadesi kararlaştırılarak ve akit taraflar birbirlerine karşılıklı olarak gayrikabili rücu ibra etmek suretiyle .... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve 24/06/2015 tarihli sözleşmeye ek protokolünü feshettikleri, söz konusu protokol içeriğine uygun olarak aynı tarafların ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Fesihnameyi tanzim ettikleri, bu suretle de anılan sözleşme ve ek protokolü feshe konu sözleşme ile aynı geçerlilik şekil koşuluna uygun şekilde sona erdirdikleri olguları, yine dosya kapsamında sabit ve çekişmesiz maddi olgulardır. Değinilen olgular ışığında taraf delilleri toplandıktan sonra asıl ve birleşen dava konusu talep kalemleri yönünden dosyamız bilirkişi heyetine tevdi edilerek bilirkişi heyetinden asıl ve ek raporlar temin edilmiştir. Dosyamıza sunulan 03/01/2020 tarihli ek raporda özetle; asıl dava bakımından pilot ortak konumundaki ... İnşat Tic. Ve San. A.Ş.'nin 02/12/2013 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesini karşılıklı anlaşma ile sona erdirme yetkisinin mevcut olup-olmadığı konusunda takdir yetkisinin Mahkemeye ait olduğu, asıl davacı şirket tarafından pilot ortak şirkete ve diğer gerçek kişilere keşide edilen noter azilnamesi ile ... yevmiye numaralı vekaletnamesi kapsamındaki yetkilerden azledilmekle; vekaletname kapsamındaki yetkiler sona erdiğinden sözleşmenin feshinin mümkün olmadığı, sözleşmenin feshi sebebi olarak fesih protokolünde belirtilen sebeplerin haklı fesih sebebi oluşturup-oluşturmayacağının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, karşı davada boş olarak teslimi talep edilen sözleşme konusu arazinin hali hazırda boş olup asıl davacı yüklenici .... taşınmaz üzerinde zilyetliğini gösterir herhangi bir emare mevcut olmadığı belirtilmiştir. Taraf vekillerine bilirkişi heyeti raporları tebliğ edilmiş, taraf vekillerinin gerekçeli itirazları gözetilerek farklı bir bilirkişi heyetinden taraf itirazlarını karşılar ve dosya kapsamını irdeler nitelikte asıl ve ek raporlar temin edilmiştir. Bu bağlamda dosyamıza sunulan 16/09/2020 tarihli 2. Bilirkişi heyeti raporunda özetle; satış vaadi içerikli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve sanrasında yapılan 24.06.2015 tarihli ek protokolün sona erdirilmesinin olağanüstü iş niteliğinde olduğu ve özel yetkilendirmeyi gerektirdiği, davacı tarafından ... İnş... AŞ'ye verilmiş olan sözleşmeyi fesih yetkisinin azil yolu ile geri alınmış olması nedeniyle ... İnş. Tic. Ve San. AŞ'nin fesihte yetkili olmadığı, Taşınmaz payının temlikini de içeren satış vaadi içerikli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi İçin taraf iradelerinin birleşmemiş olduğu tek taraflı bir fesih bildirimi ile Satış vaadi içerikli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin mümkün bulunmadığı ve akdin feshi konusunda bir Mahkeme kararının bulunmadığı da dikkate alındığında, feshin geçerli olmadığının Mahkemenin takdirinde bulunduğu, geçerli bir fesih mevcut olmadığından, İş Ortaklığı ile Tarım Kredi Merkez Birliği arasında usulüne uygun olarak resmi biçimde düzenlenmiş satış vaadi içerikli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin halen yürürlükte olduğunun kabul edilmesinin gerekeceği, gerek imar planı ve gerekse projelerin tasdiki ve inşaat ruhsatının verilmesinin idari bir işlem olması sebebiyle buna davacının müdahale edemeyeceği, idari işlemin gecikmesi nedeni ile davacıdan kesilen gecikme cezalarının haklı olmadığı, sözleşmenin Mahkeme kararı ile feshedilmediği ve taraf iradelerinin fesih konusunda birleşmediği dikkate alındığında fesih işlemi geçerli olmadığından, asıl dava konusu talep yönünden sözleşmenin halen ayakta olduğu, bu nedenle karşı davada taşınmazın boş olarak teslimi talebinin haklı olmadığı mütalaa edilmiştir. Bilirkişi heyeti raporuna yönelik gerekçeli taraf itirazları üzerine alınan 07/01/2021 tarihli ek raporda ise; asıl ve karşı dava konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi konusunda asıl raporda yapılan tespit ve değerlendirmeler tekrar edildikten sonra birleşen davada davacı... talepte haklı olduğu tutarın 8.127.000,25-TL olduğu, davacı tarafından teslim edilmesi gereken imar planları ve ruhsatlara ilişkin başvuruları yaptığı, idari işlemlerde idareye müdahalenin mümkün olamayacağı sebebiyle teslim edilemeyen ruhsatlarda kusurunun bulunmadığı, davacıya gecikme cezası uygulanmasının geçici fiili imkânsızlık nedeniyle uygun olmadığı, bu durumda fesih protokolü çerçevesinde davalı ... İnş. A.Ş. tarafından diğer davalı idareye ödenen gecikme cezasının da geçersiz olacağı. Davalı ... İnş... A.Ş. tarafından ödenen gecikme cezası bedelinin davacı ortaktan talep edilemeyeceği, ... İnş. Tic. ...A.Ş.'nin alacağı gecikme cezası bedelini ancak diğer davalı idareden talep edebileceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, ancak gecikme cezaların ödenmesinin davacının serbest iradesi gereği olduğunun kabulü halinde ise; davacı lehine hesaplanan 8.127.000,25-TL bedelden davalı ... İnş... A.Ş.'nin fesih protokolü gereğince diğer davalı ... ödediği anlaşılan ve davalı ortağın bilirkişi kurulu kök raporuna itirazında beyan ettiği, takas mahsup defi sebebiyle takas mahsubu gerekecek tutarın 2.443.155,00-TL olduğu, bu durumda; asıl davacı ...den talepte haklı olduğu tutarın 8.127.000,25-TL-2.443.155,00-TL= 5.683.845,25-TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillerinin gerekçeli itirazları doğrultusunda ikinci bilirkişi heyetinden ikinci ek rapor temin edilmiştir. Dosyamıza sunulan 11/10/2021 tarihli ikinci ek raporda ise; asıl davada feshin haksız ve geçersiz olmasına rağmen, davacının uğradığı zararları talep hakkının bulunduğu kanaatine varıldığı takdirde davacının gerçekleştirdiği imalat bedelleri yanında uğradığı kâr kaybının da davalı karşı davacı iş sahibi ... Koop. Merkez Birliğinden tahsili gerektiğinden, karşı davada feshin haklı olarak gerçekleştirildiği ve feshin geçerli olduğuna ilişkin istemin yerinde olamayacağı, buna mukabil mülkiyetin arsa malikine ait olması sebebiyle yapılan imalatlarla birlikte taşınmazın davacıya teslimi gerekeceği, feshin haklı olduğu kanaatine varıldığı takdirde ise; asıl dava yönünden davacının gerçekleştirdiği iş bedellerinin davalı ... tahsili gerekecek ve buna mukabil karşı davadaki .... feshin haklı ve geçerli olduğu, fesih protokolünün geçerli bulunduğu ve sözleşme gereği yapılan imalatların sökülüp atılması mümkün olmadığından, yapılan imalatlarla birlikte taşınmazın ... teslimi gerekeceği, Mahkemece asıl davada feshin haksız ve geçersiz olduğundan akdin aynen ifasına karar verildiği takdirde, Birleşen davada davacıların teminat olarak verdikleri tutarları diğer davalı ... İnşaat San ve Tic A.Ş den tahsili istemlerinin yerinde olmadığı, asıl davada feshin haksız ve geçersiz olduğu ve fakat TBK 484.m. gereğince davacının uğradığı zararların tazminini talep edebileceği yönünde kanaate varması halinde, birleşen davaya konu olan diğer davalı ... İnşaat...AŞ ye verilen teminatların bu davalıdan tahsiline yönelik olarak girişilen icra kovuşturmalarına vaki davalı itirazlarının iptalinin gerekeceği mütalaa edilmiştir. Asıl davacı-k.davalı ... ile asıl davalı ... İnş...A.Ş. arasında yukarıda ayrıntılı olarak değinilen iş ortaklığı anlaşmasına istinaden adi ortaklık ilişkisi kurulduğu ve birleşen dava konusu icra takiplerine dayanak alacağın devri sözleşmelerinin söz konusu ortaklık ilişkisinden kaynaklanan alacağın devrine yönelik olup adi ortaklık ilişkisine istinaden imzalanan ... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin fesih protokolü ile sona erdirildiği dikkate alınarak dosyamıza uzman tasfiye heyeti oluşturularak tasfiye heyetinden asıl ve ek raporlar temin edilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu uyuşmazlıkta arsa sahibi idare ile iş ortaklığı arasında 02.12.2013 tarihli ve.. yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile 24/06/2015 tarihinde ek protokolün fesih protokolü ve noterde düzenleme şeklinde fesihnameye dayalı olarak feshinin yetkili temsile dayalı ve buna bağlı olarak hukuken geçerli olup-olmadığı, fesih geçerli ise; haksız fesih mevcut olup-olmadığı, asıl davacı yüklenici ... Şirketinin geçersiz ve haksız fesih iddiasına dayalı olarak uğradığını ileri sürdüğü menfi ve müspet zararlarının tazminini talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Bu doğrultuda, dosyamızda öncelikle feshin hukuken mevcut ve geçerli bir temsil yetkisine dayalı olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. Dosyamızda asıl davacı-k.davalı yüklenici şirket vekili, davalı pilot ortağı sözleşme ve ek protokolün feshinden önce yukarıda ayrıntılı olarak değinilen vekaletname kapsamındaki yetkilerden azlettiğini, azilnamenin vekil şirkete tebliğ edilmesinden sonra yetkisiz temsilci konumunda olan pilot ortağın yaptığı fesih işleminin müvekkili şirket tarafından benimsenmediğini ve hukuken geçersiz olduğunu, bu nedenle de fesih işlemine konu Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve ek protokolün geçerli olmadığını ileri sürmektedir. Davalı ... İnş. ...A.Ş. Ve Tarım Kredi koop. vekilleri ise; feshin adi ortaklık ortaklar kurulu tarafından alınan karara istinaden tanzim edilen vekaletnameye dayalı olup fesih işleminin geçerli olması nedeni ile sözleşme ve protokolün hukuken geçerli şekilde sona erdirildiğini savunmaktadır. Davalı pilot ortak ... İnş....A.Ş. tarafından gerçekleştirilen fesih işleminin hukuken geçerli olabilmesi için öncelikle fesih tarihinde dava konusu iş ortaklığı yönünden olağanüstü iş niteliğinde olan sözleşmeyi fesih yönünden özel yetkisinin mevcut olması gerektiği tartışmasızdır. Bu doğrultuda davalı pilot ortağa dava konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi yetkisi içeren vekaletnamenin tanzim edilerek verildiği ancak sözleşme ve ek protokolün feshine ilişkin 28/02/2017 tarihli fesih protokolü ve ... yevmiye numaralı Düzenleme şeklinde fesihnamenin vekaletname kapsamındaki yetkilerden davalı pilot ortağın azlinden sonra gerçekleştirildiği tartışmasızdır. Söz konusu vekaletname kapsamındaki yetkiler, noterden gönderilen ve yukarıda açıklanan azilnamenin tebliği ile sona ermiş ise de; anılan vekaletnamenin dayanağını oluşturan ve asıl davacı vekil eden yüklenici şirket ile pilot ortak statüsündeki diğer adi ortak şirket tarafından oybirliği ile alınan 23/08/2016 tarih ve ... sayılı adi ortaklar kurulu kararının oybirliği ile geri alınarak fesih işleminden önce ortadan kaldırıldığına yönelik bir iddia ve delil dosyamıza sunulmamıştır. Değinilen maddi ve hukuki olgulara göre; uyuşmazlıkta tartışılması gereken hukuki sorun, adi ortaklıkta olağanüstü iş kapsamında olan sözleşmenin feshi konusunda pilot ortağa yetki veren vekaletname kapsamndaki yetkilerin azilname gönderilerek sona erdirilmesinin vekaletnamenin dayanağı olan adi ortaklar kurulu kararı ortadan kaldırılmadıkça vekaletname kapsamındaki sözleşmeyi fesih yetkisini sona erdirip-erdirmeyeceği hususudur. Bu doğrultuda, davalı pilot ortağın adi ortaklık ad ve hesabına asıl davalı-k.davacı idare temsilcileri ile biraya gelerek yaptığı fesih işleminde yetkisiz temsilci konumunda olup olmadığı, yaptığı fesih işleminin diğer adi ortak olan asıl davacı şirketi hukuken bağlayıcı nitelikte hüküm ve sonuç doğurup-doğurmayacağının irdelenmesi zorunludur. Bilindiği üzere; mülga 818 sayılı BK'nın 32 ve 6098 Sayılı TBK'nın 40. maddesi hükümlerine göre, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar, alacak ve borçları temsil olunana intikâl eder. Hukuki muamelede bulunanın yetkili temsilci olmaması halinde, temsil olunanı bağlamayacağından şahsen sorumlu olur. Ancak 818 Sayılı BK'nın 38 ve 6098 sayılı TBK'nın 46. maddelerinde, bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlem yaptığı ve bu işlemi temsil olunan tarafından onandığı ve icazet verildiği taktirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir (... Karar sayılı ilamı). Adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir ( BK. m.520 , TBK. 620/1 md.). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Doktrinde adi şirket, sözleşmeyle kurulan ve bir müşterek amacın elde edilmesine hizmet eden kişi birliği olarak tanımlanmaktadır (...). Adi ortaklık sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden farklı olarak iki yada daha çok sayıda kişi arasında kurulabilir. Ortaklar hak ve yetkilerini ortaklığa karşı kullanabilir. Ortaklığın işlerinin yürütülmesi için adi ortaklar tarafından tarafların adi ortaklardan birisini veya 3. bir kişiyi ticari temsilci veya ticari vekil görevlendirilmeleri mümkündür. Yetkilerinin kapsamı ile yapabileceği işlerin niteliği ve sınırları da ticari temsilci veya vekil olarak görevlendirilmelerine göre değişir. Bu nedenle, somut olayda, adi ortaklar kurulu kararına istinaden vekil olarak tayin edilen ancak sonradan azledilen pilot ortağın hukuki statüsünün de irdelenmesi zorunludur. Önemle vurgulamak gerekir ki; gerek ticari mümessillik ve ticari vekillik; gerekse diğer yardımcılıklar (örneğin komisyoncu, acente gibi) dava konusu uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 40.maddesinde düzenlenmiş olan temsil müessesesinin, ticari hayatın söz konusu gereklerinden kaynaklanan, bu gerekliliklere uydurulmuş özel türleridir. Önemli bir ortak yön olarak, hem ticari mümessillik ve hem de ticari vekillik, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerirler ve bu temsil yetkisinin verilmesinde etken olan alt ilişkiden bağımsız bir nitelik taşırlar. Ticari mümessil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 547/1. maddesinde, “Ticari temsilci, işletme sahibinin ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişi" olarak tanımlanmış, 548.maddesinde ise; ticari temsilcinin iyiniyetli üçünci kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılacağı, ancak açıkça yetkili kılınmadıkça taşınmazları devredemeyeceği veya bir hak ile sınırlandıramayacağı, yine ticari temsilcinin temsil yetkisinin ise; TBK 549.maddesi gereğince şube veya birlikte temsil kapsamında ve ancak ticaret siciline tescil edilmek kaydıyla hukuken geçerli olarak sınırlandırılabileceği, yine 550.m. gereğince ticari temsilcinin temsil yetkisinin ticaret siciline tescilinin zorunlu olduğu, temsil yetkisi tescil edilmemiş olsa bile temsil yetkisinin geri alındığının ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği sürece bu yetkinin iyiniyetli 3. Kişiler yönünden geçerliliğini koruyacağı hususları açıkça düzenlenmiştir. Ticari vekil ise; 6098 sayılı TBK'nın 551.maddesi gereğince bir işletme sahibinin kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin işletmesini yönetmek veya işletmesinin yazı işlerini yürütmek üzere yetkilendirdiği kişi olarak tanımlandıktan sonra aynı maddenin 2. Fıkrasında söz konusu yetkinin işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsadığı, ancak ticari vekilin açıkça yetkili kılınmadıkça ödünç olarak para veya benzerlerini alamayacağı, kambiyo taahhüdünde bulunamayacağı ve dava açamayacağı gibi açılmış davayı da takip edemeyeceği belirtilmiştir. Değinilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere; ticari mümessilin, bir işletmenin tüm işlerini idareyle görevlendirilmesine ve böylece, işletmenin belirli yetkilere sahip “idarecisi” niteliğinde olmasına ve adeta işletmenin sahibiymiş gibi işletme konusuna giren tüm işlemleri (6098 sayılı TBK'nın 548/2.maddesindeki sınırlamalar dışında) yapabilme yetkisine sahip bulunmasına karşın, ticari vekilin temsil yetkisi, işletmenin olağan işleriyle sınırlı olup ticari vekil, işletmenin yönetimine ve yürütülmesine ilişkin yetkilere sahip değildir. Dolayısıyla, ticari mümessil işletmenin olağan ve olağanüstü nitelikteki bütün işlerini yapma yetkisine sahip olduğu halde, ticari vekil, kural olarak sadece olağan işleri yapabileceği tartışmasızdır. Bu sebeple, ticari vekilin, olağan işler dışında kalan alanlarda işletmeyi temsilen işlem yapabilmesi, ancak, işletme sahibince o konuda özel olarak yetkilendirilmesiyle mümkündür. Bir başka fark da şudur: Ticari temsilcinin tersine ticari vekil, ticaret siciline tescil edilemez. Yukarıda değinildiği üzere, gerek ticari mümessilin ve gerekse ticari vekilin temsil yetkisi, işletme sahibinin (tüzel kişiliğe sahip işletmelerde, temsile yetkili olanın) tek taraflı bir hukuki işlemine dayalıdır. Herhangi bir şekil şartına tabi olmamakla birlikte, yasal düzenlemeler çerçevesindeki yerleşik uygulamada, işletme sahibinin bu konudaki tek taraflı hukuki işleminin, genellikle yazılı bir vekâletname verilmesi şeklinde tezahür ettiği bilinmektedir. Ancak özellikle belirtmek gerekir ki; yukarıda yapılan açıklamaların da ortaya koyduğu gibi bir kişinin ticari vekil mi, yoksa ticari mümessil mi olduğunun çekişmeli bulunduğu hallerde, öncelikle, o kişiye işletme sahibi (veya işletmeyi temsile yetkili kişi) tarafından verilen yetkilerin içerik ve kapsamları dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Eğer, verilen yetkiler, işletmenin hem olağan ve hem de olağanüstü nitelikteki bütün işlerinin idare edilmesine olanak tanıyan bir içerik ve genişlikte ise, ortada ticari mümessilin bulunduğu; buna karşılık, sadece olağan işlerle sınırlı bir yetki verilmiş ise, ticari vekilden söz edilmesi gerektiği kabul edilmelidir. (... sayılı emsal kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.) Öte yandan, konu ile ilgili olarak yerleşik yargısal içtihatlarda adi ortaklığın tüzel kişiliğe sahip bulunmaması nedeni ile adi ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm yer almadığı sürece, idareci ortağın yapacağı işlemler, diğer ortakları da hukuken bağlayıcı niteliktedir. Adi ortaklıkta idareci ortağın (pilot ortağın) hukuki statüsünün, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449.m.... sayılı kararı) Her ne kadar dava konusu adi ortaklıkta ... iş ortalığı sözleşmesinde açıkça yönetim kurulu üyesi olarak her iki adi ortağı şirketi temsilen görevlendirilen 2 yönetim kurulu üyesi tarafından müştereken atılacak imzalar ile ve oybirliği ile temsil esası öngörülmüş ise de; iş ortaklığı tarafından arsa sahibi ...verilen iş ortaklığı beyannamesinin 2. m. gereğince diğer davalı ... İnşaat Şirketinin pilot ortak olarak iş ortaklığının nam ve hesabına hareket etmeye tam yetkilendirildiği tartışmasızdır. Yine, iş ortaklığı anlaşmasında her iki adi ortak şirketin yetkili temsilcileri olarak belirlenen ... sayılı kararda açıkça 31/12/2016 tarihi itibariyle ... İnş ..A.Ş.-... ile imzalamış olduğu SÖZLEŞMENİN FESHİ ve sözleşmeye ilişkin bankalar nezdinde yapılacak her türlü işlem de dahil olmak üzere ... İnş. ...A.Ş.'nin tek yetkili olduğu belirtilmiştir. Aynı kararda bankalar nezdindeki gerek nakdi teminat gerekse teminat mektupları ile ilgili her türlü işlemin yerine getirilmesi, anılan teminatların idare'ce ... İnş ..A.Ş. Veya ... İnş....A.Ş.'nin göstereceği 3.kişilere gayrı kabili rücu bir biçimde iadesi ve teminatların iadesi hususunda gerekli resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda yer ve müesseselerde, bankalarda, ilgili bakanlıklarda ve hükmi şahıslarda yerine getirilecek bilumum tüm işlemlerin yapılmasına ortaklık adına senet düzenlenmesi de dahil olmak üzere borçlandırıcı işlemlerin gerçekleştirilmesine ilişkin olarak ... İnş... A.Ş. veya ... İnş...A.Ş.'nin göstereceği 3.kişiler adına 31/12/2016 tarihi itibariyle geçerli olmak ve ortaklığı tek yetkili olmak üzere temsile yetkili olduğuna dair vekaletname düzenlemesine karar verilmiştir. Bu bilgiler ve değinilen içtihatlar ışığında dosya kapsamı dikkate alındığında ;somut olayda yukarıda değinilen adi ortaklık kurulu kararı ve pilot ortağa adi ortaklık ilişkisi kapsamında sözleşmenin feshi gibi ticari vekile verilmesi mümkün olmayan olağanüstü yetki tanındığı ve adi ortaklığın 3.kişilere karşı temsil ve ilzamında tek ve tam yetkili ortak statüsünde konumlandırıldığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, Mahkememiz'ce somut olayda pilot ortak olan asıl davalı ... İnş...Şirketinin ticari temsilci statüsünde yetkilendirildiği kabul edilmiştir. Öte yandan, asıl davalı-k.davacı ... İnş....A.Ş., dava konusu kar karşılığı inşaat sözleşmesinin ve ek protokolün feshi tarihi itibariyle ticari temsilci statüsünde olduğuna göre; temsil yetkisinin sınırlandırılması ve kaldırılmasındaki yasal düzenlemelere uygun işlem yapılması zorunludur. Bu bağlamda konu ile ilgili adi ortaklık ile ilgili düzenlemelerine değinmek gerekirse, 6098 sayılı TBK'nın 625.maddesinde; "Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir...Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oy birliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hallerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir.", 629.maddesinde ise; "Ortaklık sözleşmesiyle, ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz. Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir. Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumunda vardır. " 630.maddesinde ise; " Kanunun bu bölümünde veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlere tabidir.", 637.maddesinde ise; " Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ortaklardan biri, üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar. Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır. " düzenlemelerine yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, asıl davacı-k.davalı yüklenici şirket tarafından davalı pilot ortağa adi ortaklar kurulu kararına istinaden kâr karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi özel (olağanüstü) yetkisini ve ayrıca tam yetkili bir idareci ortağa tanınan diğer tüm yetkileri de içeren ... yevmiye nolu vekâlemamesi tanzim edilerek verilmiştir. Söz konusu adi ortaklar kurulu kararı, yukarıda değinilen iş ortaklığı sözleşmesi ve ayrıca kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 6.1 maddesinde öngörülen müştereken temsil ve oybirliği ile imza kuralına uygun olarak TBK 625./3.m. çerçevesinde alınmıştır. Noterde tanzim edilerek pilot ortağa verilen vekaletname kapsamındaki yetkiler, dava konusu adi ortaklıkta yönetim ve temsil yetkisinin devri yönünden kurucu nitelikteki adi ortaklar kurulu kararına dayalıdır. Bu nedenle de, vekaletname kendi başına kurucu değil; bildirici niteliktedir. Somut olaydaki gibi dayanağı olan ve kurucu nitelikteki adi ortaklık yönetim kurulu kararı ortadan kaldırılmadıkça- salt azilname ile vekaletnamenin ortadan kaldırılması, ticari temsilci statüsünde kabulü gereken pilot ortağın vekaletnamenin dayanağı olan adi ortaklar kurulu kararındaki fesih ve diğer yetkilerini sona erdirmez. Bu nedenle, davalı pilot ortak olan ... İnş....Şirketinin dava konusu Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin fesih tarihi itibariyle asıl davacı-k.davalı Tarım Kredi Kooperatiflerine karşı 6098 sayılı TBK'nın 637/3.m. gereğince iş ortaklığı anlaşmasındaki müşterek imza kuralına uygun olarak alınan adi ortaklar kurulu kararı gereğince iç ilişkide yönetim ve dış ilişkide temsil yetkisini haiz olduğu saptanmıştır. Kendisine söz konusu yetkiyi veren konumundaki asıl davacı yüklenici şirket, her ne kadar vekaletname kapsamındaki yetkilerden kendisini azilname ile azletmiş ise de; söz konusu azlin hukuki sonuç doğurabilmesi için TBK 629.maddesi gereğince davalı pilot ortağa verilen yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını da kanıtlaması zorunludur. 6098 sayılı TBK'nın 630/1.maddesinde adi ortaklıkta ortaklar arasındaki hukuki ilişkinin vekalet ilişkisi (TBK 502-514.m.) olduğu belirtilmekle birlikte vekilin azledilmesi yoluyla kendisine verilen yönetim ve buna bağlı olarak 3. kişilere karşı temsil yetkisinin geri alınmasında kanunun adi ortaklık ile ilgili yukarıda değinilen düzenlemelerinde aksine hüküm bulunmadığı sürece vekalet akdi hükümlerinin uygulanacağı açıkça öngörülmüştür. Ne var ki; dosya kapsamında pilot ortağı vekil tayin eden asıl davacı yüklenici Şirket, ... İnş...Şirkete gönderdiği azilnamede vekaletten azline dayanak herhangi bir haklı sebep göstermediği gibi yargılama sürecinde de bu konuda vekaletname kapsamında azle dayanak ve haklı sebep oluşturacak herhangi bir sebebin varlığını da iddia ve usulen kanıtlayamamıştır. Öte yandan, asıl davacı yüklenici şirket, ticari temsilci olan pilot ortağa verdiği yetkiyi ticaret siciline TTK 547/2.m. gereğince tescil ettirmediği gibi TTK 550.maddesi kapsamında vekaletname kapsamındaki yetkilere ilişkin olarak verdiği temsil yetkisinden kendisini azlettiğini de ticaret siciline tescil ettirmediği de dosya kapsamında sabittir. Asıl davacı yüklenici şirket, tüzel kişi tacir konumunda olmakla tüm iş ve işlemlerinde basiretli tacir ilkesine uygun hareket etmekle yükümlüdür. Bu doğrultuda, kendisinin temsilcisinin de katılımı ile oybirliği ile alınan ortaklar kurulu kararına istinaden verilen vekaletname kapsamındaki olağanüstü yetkinin (sözleşmeyi fesih) tek taraflı bir hukuki işlem niteliğindeki azil işlemi ile geri alınamayacağını bilen ve bilmesi gereken kişi konumundadır. Yapılan tüm bu tespitler ve değerlendirmeler doğrultusunda Mahkememiz'ce davalı pilot ortağın azline dayanak haklı bir sebebin varlığı iddia ve usulen kanıtlanamamasına göre; salt vekaletname kapsamındaki yetkilerden azledilmesi olgusunun -vekaletnamenin dayanağı olan 23/08/2016 tarih ve 2016/02 sayılı adi ortaklar kurulu kararının fesih işleminden önce oybirliği ile geri alınmadığı da dikkate alındığında- vekaletname kapsamında pilot ortağa verilen sözleşmeyi fesih yetkisi ile diğer yetkileri ortadan kaldırmadığı ve başlı başına hukuken hüküm ve sonuç doğuramayacağı kanaatine varılmıştır. Bu durumda, davalı ... İnş...Şirketi tarafından dava konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ve eki protokolün feshi tarihi itibariyle mevcut yönetim ve temsil yetkisi kapsamında verilen vekaletnameye istinaden huhuken geçerli olarak feshedildiği, somut olayda TBK 40.m. bağlamında yetkisiz temsil iddiasının asıl davacı-k.davalı yüklenici şirket tarafından kanıtlanamadığı, bu nedenle de taraflar arasında imzalanan ... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile 24/06/2015 tarihli protokolün pilot ortağa verilen ve fesih tarihinde hukuken mevcut yetkiye dayalı olarak geçerli fesih sonucunda sona erdirildiği saptanmıştır. Bu doğrultuda, asıl davacının dava konusu 18.02.2017 tarihli fesih protokolünün (bozma/ikale sözleşmesinin) haksızlığının tespiti ile anılan protokolün iptaline, 02.12.2013 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin halen yürürlükte olduğunun tespitine, 02.12.2013 tarihli sözleşmeden doğan edimlerin aynen ifasına, muarazanın giderilmesine yönelik taleplerinin kabulü hukuken olanaklı görülmemiştir. Öte yandan, dosyamızda asıl davacının terditli munzam ve menfi zarara yönelik talepleri ile karşı davacının sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin ve fesih protokolünün geçerliliğinin tespitine yönelik talepleri bakımından değerlendirilme yapılabilmesi için sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanıp-dayanmadığının ve tarafların kusur durumunun da irdelenmesi gerekmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; dosya kapsamında asıl davacı yüklenici şirket ile davalıların savunmaları bir bütün olarak dikkate alındığında; yüklenici .... Şirketinin işin ifasındaki gecikmenin ve sözleşmenin feshinin kendisinin kusurundan kaynaklanmadığını, idare'nin (...) sözleşme konusu taşınmazın kamulaştırma konusu kısmına ilişkin olarak aldığı ve taşınmazın hukuki durumunu etkileyen hatalı idari karara dayalı olduğunu, bu hususun sözleşme hükümleri kapsamında mücbir sebep teşkil ettiğini ileri sürdüğü, davalı arsa sahibi ... ile diğer davalı pilot ortağın ise; asıl davacının sözleşme konusu edimini kendisine verilen ek sürelere rağmen ifa etmeyerek temerrüde düşmesi sonucunda sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini ve fesih işlemine yüklenici şirketin kusuru ile sebebiyet verdiğini ileri sürdükleri anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine taraf olan yüklenici şirket, imzaladığı kat karşılığı sözleşmesi ile proje ve eklerine uygun bina inşa etmek ve süresinde davalı arsa sahibi idareye teslim etmekle yükümlüdür. Taraflar arasında imzalanan... (Tesis) yapımı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin zemin etüdü başlıklı 8.3 maddesi doğrultusunda davacı yüklenici şirket, yer teslim tarihinden itibaren 120 takvim günü içerisinde sözleşme konusu işe ait tüm uygulama projelerini hazırlatarak ve ... onaylattırmış ise de; inşaat ruhsatını alarak sözleşmenin 9.maddesi gereğince inşaat ruhsatının alınması tarihinden itibaren 1200 takvim günü içerisinde inşaatı tamamlayarak inşaatı geçici kabule hazır hale getirememiştir. Dosyada toplanan deliller ve bilirkişi raporları ile Kadastro Müdürlüğü yazıları birlikte dikkate alındığında; asıl davacı yüklenici şirketin sözleşme konusunu edimini yerine getirememesinin davacı yüklenici şirketin sözleşme konusu taşınmazın parselasyon planını taşınmazın kamulaştırma kapsamında olduğu sözleşmenin 4.1 Maddesinde açıkça belirtilen 5.700 m2'lik kısmını da dahil ederek parselasyon planı düzenletmesi ve buna bağlı olarak hatalı şekilde kamulaştırma konusu kısmı kapsayan kamulaştırma şerhinin yapılan imar uygulaması sonrasında taşınmazda oluşan tüm parsellere yansıtılması nedeni ile oluşan tüm yeni imar parsellerinin de kamulaştırma şerhi ile yüklü hale gelmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Nitekim, Kadastro Müdürlüğü'nün asıl davacı yüklenici şirketin başvurusuna karşılık dosya kapsamındaki cevabi yazıları ile söz konusu hatanın kesinleşen imar uygulaması nedeni ile Müdürlükleri tarafından adli işleme dönüşmesi nedeni ile giderilemediği açıkça belirtilmiştir. Konu ile ilgili olarak sözleşmenin 40.1 maddesinde sözleşme yapıldıktan sonra, Yüklenicinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi, paylaşıma esas projenin değişmesi halinde belirtilmiş süreler içerisinde Yeni Paylaşım listesi (ek protokol) yapmaya yanaşmaması, iş programının sözleşme hükümleri ve şartnamenin 29.maddesinde belirtilen iş programı hükümlerine aykırı olarak İdare aleyhine aksatılması hallerinde, İdarenin Noter kanalıyla tebligat adresine yapacağı en az (30) takvim günü süreli ihtarına rağmen aynı durumun devamı halinde, ayrıca protesto çekmeye hüküm almaya gerek kalmaksızın Yüklenicinin kesin teminatı gelir kaydedilerek sözleşmenin feshedileceği açıkça belirtilmiştir. Yine, sözleşmenin "İmar Tadilatı, Yer Teslimi ve Projeler" başlıklı 25 maddesinde; Sözleşmenin karşılıklı imzalanmasından sonra yüklenici, yapmayı taahhüt ettiği Tesise göre gerekli imar tadilatını, ilgili rnerciler nezdinde yaptırmak, 1/5000 nazım imar planı, 1/1000 uygulama imar planı ve plan notlarının öneri ve tadillerini takip etmek, çıkartılmasını sağlamak, yeni imar durum belgesini almak ve bu işlemlerden doğacak her türlü masrafları ödemekle yükümlüdür. İmar tadilat işleri için Yükleniciye Sözleşme tarihinden itibaren dokuz (9) aylık Ön İzin verilecek olup, bu süre içerisinde imar tadilat işlerinin Yüklenici tarafından tamamlanmasının esas olduğu, yüklenicinin idarece makul görülecek veya yasal gerekçe göstermesi suretiyle ek süre talep hakkının mevcut oldğu, ancak imar tadilatı için toplam sürenin sözleşme tarihinden itibaren onbeş (15) ayı geçemeyeceği, ancak bu süre içinde sözleşmenin 28. maddesindeki mücbir, sebep hallerinin söz konusu olması durumunda sözleşme tarihinden itibaren 15 ay süreyle bekleneceği, bu süre içinde de durumda bir değişiklik olmaması halinde sözleşmenin fesholunacağı, ancak tahammülü mümkün süre içinde sözleşme şartlarının gerçekleşeceği anlaşılırsa yüklenicinin talebi üzerine İdarece durum değerlendirilebileceği, gerekirse 6 ayı geçmemek üzere süre uzatımı verilebileceğinin belirtildiği tartışmasızdır. Değinilen sözleşme hükümleri çerçevesinde davacı yüklenici .... Şirketi hatalı imar uygulaması nedeni ile kamulaştırma konusu kısmı hariç bırakmak suretiyle kat karşılığı inşaat sözleşmesine uygun içerikte yeniden imar planı tadilatı yaptırmak ve taşınmazın kamulaştırma şerhi haricinde kalan kısımları yönünden parselasyon planının yeniden çizdirerek imar tadilatını gerçekleştirmekle yükümlü olduğu halde sözleşmenin fesih tarihi olan 28/02/2017 tarihine kadar söz konusu işlem yerine getirilememiş ve sözleşme konusu taşınmazda herhangi bir inşai faaliyet ve imalat yapılamamıştır. Öte yandan, asıl davacı yüklenici şirket, bu durumun kendisi lehine mücbir sebep teşkil ettiği ileri sürmekte ve temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu iddia etmekte ise de; söz konusu iddiası da yerinde değildir. Zira, konu ile ilgili olarak sözleşmenin "Mücbir sebepler" başlıklı 11.maddesinde aynen; "Kurum tarafından kabul edilebilecek mücbir sebeplerden dolayı veya kurumdan kaynaklanan gecikmelerden dolayı yükleniciye süre uzatımı verilebilir. Mücbir sebeplerle sürenin uzatılabilmesi, sebebin inşaatta gecikmeye müessir olduğunun belirlenmesi ve mahiyetine göre bu mücbir sebepleri müteaahhidin ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş olması şarttır..."Tesis yapımı için ek süre verilebilecek mücbir sebep halleri" başlıklı 11.1 Maddesinin (g) bendinde ise; Türk ulusal ya da yerel idareleri veya otoriteleri tarafından sözleşme tarihinden sonra yürürlüğe konulacak bir kanun, mevzuat değişikliği veya taşınmazın hukuki durumunu sözleşmenin hilafına değiştirecek ve/veya süreleri etkileyecek idari karar veya yargı kararı" sözleşma kapsamında mücbir sebep halleri olarak kabul edilmiştir. Sözleşmenin 11.2 maddesi gereğnce; mücbir sebep hallerinin ortaya çıkması durumunda sözleşmenin 180 gün süre ile askıya alınacağı, tarafların askı süresi içerisinde mücbir sebebin ortadan kalkmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olup bu süre içerisinde mücbir sebep halinin ortadan kalkmaması halinde tarafların mücbir sebep halinin 90 gün süre ile uzatılması hususunda anlaşmaya varabileceklerdir. Değinilen sözleşme hükümlerine istinaden ve ... değinilen cevabi yazısı üzerine davacı yüklenici tarafından arsa sahibi kuruma başvuruda bulunarak kendisi ile 24/06/2015 tarihli ek protokolü imzalamıştır. Söz konusu protokolde değinilen Kamulaştırılan alanın.... adına terk işleminin yapılarak parselasyon planının yeniden yapılması ve yeniden proje hazırlanarak inşaat ruhsatının sözleşmede kararlaştırılan 120 takvim günü içinde temin edilememe ihtimaline binaen davacı yüklenicinin 12.06.2015 tarihli, sürenin cezalı olarak 15.07.2015 tarihinden itibaren süresiz uzatılması talebine binaen ek protokolün imzalandığı toplanan deliller ile sabittir. Ek protokolde yüklenici şirketin 15.07.2015 tarihinden itibaren yeni parselasyon planını, projeyi ve inşaat ruhsatını teslim edene kadar İdareye günlük 7.500- TL cezai şart ödeyeceği, söz konusu cezai miktarın ek protokolde belirtilen vadeyi takip eden 5 gün içinde ödenmemesi halinde ticari temerrüt faizi işletileceği, cezanın üst üste veya ayrı ayrı 2 ay ödenmemesi halinde her hangi bir ihtara gerek kalmaksızın 02.12.2013 tarihli Sözleşmenin (kendiliğinden) feshedilmiş sayılacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Asıl davacı yüklenici şirket tarafından bilirkişi heyeti raporlarında da tespit edildiği üzere parselasyon planının hatalı çizdirilmesi ve imar tadilatı yaptırma zorunluluğu doğması nedeni ile toplam 12 kez asıl davalı-k.davacı idareye başvuruda bulunulmuş olup edimini ifada temerrüdü nedeni ile kendisine birden fazla kez cezasız ve cezalı ek süreler verilmiştir. Ne var ki, yüklenici şirket sözleşme kapsamında edimini fesih tarihine kadar ifa etmediği gibi ifada gecikmesine bağlı olarak sözleşme ve ek protokol kapsamında hukuka uygun şekilde tahakkuk ettirilen cezai şart alacaklarını da davalı idare'ye ödemeyerek ek protokol kapsamındaki yükümlülüklerini ifada da 6098 sayılı TBK'nın 117.m. gereğince temerrüde düşmüştür. Kaldı ki, davacı yüklenici tarafından değinilen tüm bu olgular haricinde kendi kusuru sonucunda oluşan hatalı imar uygulamasının iptalini ve yeni bir imar uygulamasının yapılmasını temin etmek üzre imar uygulamasının iptaline yönelik hukuki bir girişimde de bulunulduğu da dosya kapsamında iddia ve usulen kanıtlanamamıştır. Bilindiği üzere; evrensel bir hukuk ilkesi olarak "Hiç kimse kendi kusuruna dayanak hak iddia edemez." Davacı yüklenicinin davalı idare'nin herhangi bir kusuru ve hatalı yönlendirmesi olmadığı halde ve sözleşmenin 4.1 maddesinde açıkça mücbir sebep olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan kamulaştırma alanını hariç tutarak parselasyon planı ve proje çizdirerek davalı idare'ye teslim ettiği olgusu, açıkça taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırıdır. Asıl davacı yüklenici şirketin temerrüde düşmekte kusursuz olduğu ve mücbir sebep ile ilgili düzenlemeden faydalanabileceği yönünde aksi kabulde dahi, davacı yüklenici tarafından edimini ifada mücbir sebep düzenlemesi çerçevesinde kendisine verilen ve makul süre teşkil eden birden fazla ek sürelerde de taahhüdünü yerine getiremediği dikkate alındığında; feshin haksız olduğuna ilişkin iddiasının subut bulmadığı tartışmasızdır. Bilindiği üzere; tam iki tarafa borç yükleyen dava konusu sözleşmede kendisine düşen edimi yerine getirmeyen davacı yüklenicinin davalı idare'den edimini sözleşmenin aynen ifası yoluyla talep etmesi de açıkça hukuki dayanaktan yoksundur. Bu durumda, Mahkememizce yukarıda ayrıntılı olarak değinilen tüm maddi ve hukuki olgulara göre; taraflar arasında imzalanan ... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi (KİK) ile 24/06/2015 tarihli Ek protokolün davalı arsa sahibi ... tarafından adi ortaklığın temsil ve ilzama yetkili diğer davalı pilot ortak ... İnş...Şirketi ile imzalanan 28/02/2017 tarihli adi yazılı fesih protokolü ve ayrıca ... yevmiye numaralı Fesihnamenin hukuken geçerli olup KİK sözleşmesinin ve ek protokolün davalılar yönünden davacı yüklenici aleyhine haklı sebeple sona erdirildiği kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, asıl davacının terditli talebine konu menfi ve müspet zarar kalemleri yönünden de talebin reddi gerekmiştir. Karşı dava yönünden ise; toplanan delillere ve açıklanan gerekçelere göre taraflar arasında imzalanan dava konusu Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile karşı davacı ile asıl davalı ... arasında imzalanan 18/02/2017 tarihli fesih protokolü ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklindeki Fesihnamesinin geçerli olduğunun ayrı ayrı tespitine karar vermek gerekmiştir. Karşı davada ayrıca sözleşme konusu taşınmazın boşaltılması da talep edilmiş ise de; dosyamıza sunulan bilirkişi heyeti raporlarında da tespit edildiği üzere keşif tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde asıl davacı-k.davalı yüklenicinin taşınmaza herhangi bir haksız müdahalesi ile taşınmaz üzerinde herhangi bir imalatı mevcut olmadığı sabit olduğu gibi asıl davacı Şirket yetkilisi ...'ın 11/03/2020 tarihli celsede alınan imzalı beyanında açıkça 2017 yılının başlarında sözleşmeyi davalı idarenin feshetmesi üzerine işbu davayı açtıktan sonra şirketlerinin kurduğu şantiyeyi kaldırdığını bildirdiği de dikkate alındığında; taşınmazın boşaltılması istemi yönünden dava açıldıktan sonra davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle de, taşınmazın boşaltılması istemi yönünden karşı davada karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Karşı davacı ... dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olup asıl davacı-karşı davalı yüklenici şirketin karşı davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek karşı davada yargılama giderlerinin HMK 331/2.m. gereğince karşı davacı lehine davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Öte yandan, Mahkememiz dosyası ile birleşen ... Esas sayılı dosyasına konu takiplerin dayanağının asıl ve karşı davada isteme dayanak Kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşme çerçevesinde kurulan adi ortaklık ilişkisi kapsamında tanzim edilen alacak devir sözleşmeleri olduğu, dava konusu sözleşme ile ek protokolün geçerli ve haklı şekilde feshedilip feshedilmediğinin asıl ve karşı davada tespitinden sonra birleşen dava konusu alacaklar yönünden adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi talebi çerçevesinde tarafların tasfiye heyeti raporlarına yönelik itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesinde zorunluluk bulunduğundan, birleşen dava dosyasında yargılama farklı bir esasta yürütülmek üzere birleşen davanın Mahkememiz dosyasından işbu gerekçeli nihai karar ile HMK 167.m. gereğince ayrılmasına karar verilmiştir. Açıklanan gerekçelerle; yapılan yargılama ve bilirkişi heyeti raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ise; asıl davada dava konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ve ek protokolün hukuken geçerli yetkiye dayalı olarak davalı pilot ortak tarafından ve diğer davalı ile birlikte haklı sebeple feshedildiği sabit olmakla; asıl davacı yüklenici ... haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile; karşı davanın kısmen kabulü ile; konusu 18/02/2017 tarihli fesih protokolü ile ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklindeki Fesihnamesinin geçerli olduğunun ayrı ayrı tespitine, karşı dava konusu taşınmazın boşatılması istemi yönünden konusuz kalan talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen .... sayılı dosyasının ise; Mahkememizin işbu dava dosyasının ayrılarak farklı bir esasa kaydına dair aşağıdaki şekilde karar vermek ve hüküm oluşturmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı maktu 615,40-TL olup davacı tarafından yatırılan 5.294,03-TL peşin harç ile 11.954,25-TL olmak üzere toplam 17.248,28-TL harçtan mahsubu ile bakiye 16.632,88-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince nispi 153.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendilerine verilmesine, 5-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN: 1-Dava konusu haklı nedenle feshe ilişkin tespit istemi yönünden davanın KABULÜNE, taraflar arasında imzalanan 02/12/2013 tarihli .... haklı nedenle feshedildiğinin TESPİTİNE, 2-Karşı davacı ile asıl davalı ... arasında imzalanan 18/02/2017 tarihli fesih protokolü ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklindeki Fesihnamesinin geçerli olduğunun ayrı ayrı TESPİTİNE, 3-Davacının sözleşme konusu taşınmazın boşaltılması istemi yönünden konusuz kalan davada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı nispi 47.817,00-TL olup (davacı kurum 1581 Sayılı ... ve Birlikleri Kanunu’nun 19 uncu maddesi gereğince harçtan muaf olup davacıdan peşin ve başvurma harcı alınmadığı gözetilerek) maktu 31,40-TL başvurma ve 47.817,00-TL nispi peşin harç olmak üzere toplam 47.848,40-TL harcın davalıdan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden (dava konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinde belirtilen taşınmazın değeri olan 700.000,00-TL üzerinden) karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince nispi 109.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Bu dava kapsamında davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 6.210,00-TL yargılama giderinin HMK 326/2.m. gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, C-BİRLEŞEN .... SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN: 1-Birleşen dava dosyasının asıl dava dosyasından HMK 167.m. gereğince AYRILMASINA, ayırma kararı verilen dava dosyasının Mahkememizin farklı bir esasına kaydına, 2-Gerekçeli ayırma kararı oluşturularak taraf vekillerine tebliğine, 3-Birleşen davacı vekilinin yeniden tasfiye heyeti raporu alınması talebinin ayırma kararı verilen dava dosyasında değerlendirilmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ile ... yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/01/2025 ... YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ: (Karşı dava yönünden) 1-Posta ve davetiye gideri : 210,00-TL 2-Bilirkişi ücreti :+ 6.000,00 -TL TOPLAM 6.210,00-TL