Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/4052, 10.05.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/4052
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

YILMAZ BAKAÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/4052)

Karar Tarihi: 10/5/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbî hata sonucu meydana geldiği ileri sürülen ölüm

olayı ile ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşama

hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun kızı M.B. öksürük ve hırıltılı solunum

şikâyetiyle Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Devlet Hastanesi)

götürülmüş ve burada pnömoni-immün yetmezlik

tanısıyla yatışı yapılmıştır. M.B. bu hastanede bir süre kaldıktan sonra

25/6/2013 tarihinde genel durumunun iyiye gittiği gerekçesiyle taburcu

olmuştur.

8. M.B., taburcu olduktan sonra durumunun kötüleşmesi üzerine bu

kez 29/6/2013 tarihinde Adana'da bulunan bir özel hastaneye götürülmüş ve

burada yapılan muayenesi sonucunda hastane yetkilileri tarafından tedavisi için

yatışının yapılması gerektiği yakınlarına bildirilmiştir.

9.Yakınları, M.B.yi

evine götürmüşler ancak durumunun kötüleşmesi üzerine aynı özel hastaneye

yeniden getirmişlerdir. M.B. burada yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını

yitirmiştir.

A. Ceza Soruşturması Süreci

10. Başvurucu, kızı hakkında düzenlenen Devlet Hastanesi

raporunda İmmünoloji Polikliniği olan bir üst merkeze sevkinin planlandığı

belirtilmesine rağmen akciğer dinleme bulgularının gerilediği ve genel

durumunun iyiye gittiği gerekçesiyle taburcu edilmesinin ardından yaşamını

yitirdiğini ileri sürerek kızının teşhis ve tedavi sürecinde görev alan

doktorlar hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

11. Başvurucunun bu şikâyeti üzerine olaya ilişkin soruşturma başlatan

Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu doktorlar hakkında 2/12/1999 tarihli ve

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun

hükümleri çerçevesinde Adana Valiliğinden soruşturma izni istemiştir.

12. Valilik 8/10/2013 tarihli kararıyla soruşturma izni

vermemiş, başvurucunun bu karara itirazı Adana Bölge İdare Mahkemesinin

15/1/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

B. Tazminat Davası Süreci

13.UYAP üzerinden yapılan incelemede başvurucu ve eşinin, kızlarının

ölümünde idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ve ölüm nedeniyle maddi ve manevi

zarara uğradıklarını ileri sürerek Sağlık Bakanlığı aleyhine Adana 2. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açtıkları görülmüştür.

14.Bu davada Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulundan alınan

raporda, M.B.nin tetkik ve tedavi işlemlerinin tıp

kurallarına uygun olduğu ve Devlet Hastanesi ile özel hastanede görev yapan

doktorların kusurlarının bulunmadığı belirtilmiştir.

15.Mahkeme 30/1/2015 tarihinde davayı oyçokluğuyla reddetmiş,

başvurucu ve eşi bu kararı temyiz etmiştir. Bu karara muhalif olan Mahkeme

Üyesi, kamu hizmeti ile zarar arasında illiyet bağı olduğunu ve bu nedenle

kusursuz sorumluluğa gidilmesinin hak ve nasafet

kurallarına daha uygun olacağını belirtmiştir.

16. Söz konusu karar, Danıştay incelemesi aşamasında olup henüz

kesinleşmemiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18.Başvurucu, kızının öksürük ve hırıltılı solunum şikâyetiyle

götürüldüğü Devlet Hastanesinde yapılan teşhis ve tedavi sürecindeki ihmaller

sonucu ölümüne neden olduklarını ileri sürdüğü kamu görevlileri hakkında

soruşturma izni verilmemesi nedeniyle Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden

yargılama yapılmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

20.Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak incelendiğinde

başvurucunun temel olarak yaşam hakkı kapsamında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesinden şikâyet ettiği anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucu tarafından

adil yargılanma hakkı ile bağlantı kurularak ileri sürülen iddiaların

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

21. Anayasa’nın"Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbi deneylere tabi tutulamaz.”

22. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve ödevleri" 5.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

23. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

24. Yaşama hakkının veya bedensel bütünlüğün ihlaline kasten

sebebiyet verilmemiş ise "etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki

pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Başvurucunun

kızı M.B.ye zarar verilmek kastıyla hareket edildiği yönünde bir iddiasının

bulunmadığı ve olayın istisna kapsamında olmadığı değerlendirildiğinde

Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük mağdura adli ya da idari yargı mercileri önünde açabileceği

bir tazminat ya da tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş

sayılabilir (Yaprak Yüksek, B.

No:2013/9116, 14/10/2015, §§ 32, 33, 35).

25. Bu yaklaşım, tıbbî hata sonucu meydana geldiği ileri sürülen

ölüm olayları için de geçerlidir. Diğer taraftan bu şekildeki bir kabul, bu tür

olaylarda yürütülen ceza soruşturmalarının Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmeyeceği anlamına da gelmemektedir. Ancak ilke olarak tıbbi

hatalara ilişkin şikâyetler konusunda temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu

tespit adına takip edilecek olan hukuk veya idari tazminat davası yoludur (Zeki Kartal, B. No: 2013/2803, 21/1/2016,

§ 78; Nail Artuç,

B. No: 2013/2839, § 38; Kenan Sayın,

B. No: 2013/5376, 14/10/2015, § 50; Coşkun Gömüç ve Taşkın Gömüç, B.

No: 2013/9597, 21/4/2016, § 64).

26.Başvurucunun olayla ilgili olarak idari yargı merciinde

tazminat davası açtığı ve bu davanın henüz sonuçlanmadığı görülmektedir. Somut

olayda, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen ilke kararından ayrılmasını

gerektirir bir durum tespit edilmemiştir. Dolayısıyla idari yargı mercii önünde

devam eden davanın başvuruda ileri sürülen iddia bakımından etkili bir başvuru

yolu olmadığı söylenemez.

27. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Yılmaz BAKAÇ

Vekili

:

Av. Aytaç SARI

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/4052, T. 10.05.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-4052-basvuru-10-05-2017-b4840044f7ba