Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/14636, 20.07.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/14636
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUSTAFA AKBAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/14636)

Karar Tarihi: 20/7/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; hâl sicil kağıdının iptali istemiyle açılan davada

gerekçesiz, hukuka aykırı karar verilmesi ve makul sürede yargılamanın

tamamlanması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvuru Tarihinden Önceki Süreç

8. Başvurucu Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi olarak görev

yapmakta iken 2009 yılı içinde gerçekleşen denetimler sonucu hakkında

düzenlenen hâl sicil kağıdı "orta" notuyla değerlendirilmiştir.

Başvurucu hâl sicil kağıdının iptali istemiyle 21/10/2009 tarihinde dava

açmıştır.

9. Aksaray İdare Mahkemesi (Mahkeme) 30/3/2010 tarihli kararıyla

verilen notun hâl sicil kağıdında getirilen eleştirinin nitelik ve niceliği ile

orantılı olmadığı ve takdirin dayanağı ortaya konulmadan düşük not verildiği

hususlarına vurgu yapmıştır. Mahkeme, sonuç olarakhukuka

ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir.

10. İptal kararı Danıştay İkinci Dairesinin 1/12/2010 tarihli

kararıyla tavsiyeler listesindeki hususlar dikkate alınmış, objektif

düzenlendiği anlaşılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine yer

verilerek bozulmuştur. Mahkeme 20/12/2011 tarihli kararıyla bozma kararına

uymayarak iptal kararında ısrar etmiştir.

11. Israr kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun

14/2/2013 tarihli kararıyla hâl kağıdında ve dayanağı olan öneriler listesinde

yer alan değerlendirmelerin orta not verilmesini haklı kılacak nitelikte olduğu

tespit edilerek işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma

kararına yönelik karar düzeltme istemi, aynı Kurulun 3/4/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

B. Başvuru Tarihinden Sonraki Süreç

12. Mahkeme 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan

hükmü gereğince Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına zorunlu

olarak uymuş ve 15/10/2014 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

13. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

inceleme sonucu ret kararının temyiz edilmeden 6/12/2014 tarihinde kesinleştiği

anlaşılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 20/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

16. Bakanlık, Derece Mahkemesinin yasal olarak kararlarına uymak

zorunda olduğu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 3/4/2014 tarihli nihai

kararının uyuşmazlığı sona erdirdiğinin dikkate alınması gerektiğini belirterek

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda yargılama sürecinin

koşulları gözetilmek suretiyle karar verilmesinin uygun olacağı yönünde görüş

sunmuştur.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

19. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

20. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate

alındığında yaklaşık 5 yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna

varmak gerekir.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

22. Başvurucu, Danıştayın temyiz ve

karar düzeltme incelemelerinde gerekçesiz karar verdiğini ileri sürmektedir.

23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar

hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok

kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen

adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının

kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

24. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

25. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

26. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu

gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

27. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

28. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

29. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin

bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece

mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).

30. Somut olayda, kanun yolu incelemesi aşamasında gerek

Danıştay İkinci Dairesinin gerekse Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun

gerekçelerini açıklayarak bozma kararı verdiği ve bozma kararına yönelik karar

düzeltme istemlerinin bozma kararının hüküm ve gerekçesinin uygun bulunması

suretiyle reddedildiği dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

32. Başvurucu, kendisiyle aynı dönemde denetlenen bir başka

hâkimin hâl kağıdının iptali yönünde Sakarya 2. İdare Mahkemesince verilen

kararın onandığını, bu bağlamda adil karar verilmediğini, hukuka aykırı olarak

hüküm kurulduğunu ve bu sebeple adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

34. Öte yandan benzer konularda aynı derecedeki yargı mercileri

arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi derece mahkemeleri veya temyiz

mercilerinin uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri

arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemez (Miras

Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz.Bas.Yay.San.

ve Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 36).

35. Bu bağlamda, hâl kağıtlarının kişiye özel değerlendirme

içeren belgeler olduğu dikkate alındığında bir başka kişi hakkında düzenlenen

hâl kağıdının esasına yönelik hukuki değerlendirmeyle ulaşılan hükmün

başvurucunun açtığı dava için emsal teşkil edeceği ve bu iki farklı subjektif duruma dair hukuki değerlendirmenin içtihat

farklılığına yol açacağı söylenemez.

36. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, Derece

Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir..

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilk cümlesi ile (2) numaralı fıkrasının ilk iki cümlesi şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir...”

39. Başvurucu, 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

40. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

41. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 4.800 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 4.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 2.006,10

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Aksaray İdare Mahkemesine (E.2014/1114,

K.2014/1016) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Mustafa

AKBAŞ

Vekilleri

:

1. Av.

Fikret YENİ

2. Av. Bilal

YETİŞ

3. Av. Emel

BOZDOĞAN

4. Av. Suat

Mutlu DEMİRYÜREK

5. Av. Aydın

Enver GÜVEL

6. Av.

Erdinç SABAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/14636, T. 20.07.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-14636-basvuru-20-07-2017-25392216b82b