Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/9063, 10.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/9063
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDULKERİM KARABOĞA VE

DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/9063)

Karar Tarihi: 10/3/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, murisleri aleyhine 4/11/1961 tarihinde

Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının

makul sürede sonuçlandırılamadığını, bu nedenle taşınmazlarından gerektiği gibi

yararlanamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerinden yoksun bırakıldıklarını

belirterek adil yargılanma hakları ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine

doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 11/7/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

26/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile

başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet

Bakanlığının 16/1/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. Mardin ili Kızıltepe ilçesi Ulaşlı (Çeltuk)

köyünde 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 29 ilâ 39 parsel

numaralı taşınmazlar 29/8/1961 tarihinde başvurucuların murisi Taha Karaboğa

adına tespit edilmiştir.

8. Bu parsellere ilişkin olarak Mardin Ermeni Katolik

Kilisesi, S.K., A.K. ve A.K., tarafından 4/11/1961 tarihinde Kızıltepe Kadastro

Mahkemesinde başvurucuların murisi aleyhine kadastro tespitine itiraz davaları

açılmıştır.

9. Bu davalar Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin E.1961/203

sayılı dava dosyasında birleştirilmiştir.

10. Kızıltepe Kadastro Mahkemesi, 20/10/2010 tarih ve

E.1961/203, K.2010/6 sayılı kararıyla davanın reddine ve söz konusu

taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar vermiştir.

11. Kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk

Dairesi, 21/2/2013 tarih ve E.2012/9744, K.2013/1192 sayılı ilâmıyla dosyada

birtakım eksiklikler bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Mahkemeye geri

çevrilmesine karar vermiştir.

12. Yargıtayın 21/2/2013 tarihli geri çevirme

kararının gereğinin tam olarak yerine getirilmemesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk

Dairesi, 27/6/2013 tarih ve E.2013/6760, K.2013/7483 sayılı ilâmıyla dosyada

birtakım eksiklikler bulunduğu gerekçesiyle dosyanın tekrar Mahkemeye geri

çevrilmesine karar vermiştir.

13. Eksiklerin tamamlanmasının ardından dosyanın temyiz

incelemesi için Yargıtay 16. Hukuk Dairesine gönderildiği ve Dairenin

E.2014/9628 sayılı dosyasında temyiz incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır.

14. Başvurucular, 16/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesinin

birinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.

maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Bkz. B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§

16-22).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 16/12/2013 tarih ve 2013/9063 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

17. Başvurucular, murisleri aleyhine 4/11/1961 tarihinde

Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının

makul sürede sonuçlandırılamadığını, bu nedenle taşınmazlarından gerektiği gibi

yararlanamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerinden yoksun bırakıldıklarını

belirterek, adil yargılanma hakları ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

18. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek

başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucular, murisleri aleyhine 4/11/1961 tarihinde

Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının

makul sürede sonuçlandırılamadığını, bu nedenle taşınmazlarından gerektiği gibi

yararlanamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerinden yoksun bırakıldıklarını

belirterek, adil yargılanma hakları ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

20. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

21. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

22. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin

6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul

sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmaz

mülkiyeti hakkında Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine

itiraz davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanun’larda yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

23. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 4/11/1961 tarihidir.

24. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarından

intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

25. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

26. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, davacı

Ş.M. ve müşterekleri tarafından başvurucuların murisine karşı 29 ilâ 39 parsel

numaralı taşınmazlara ilişkin olarak Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde kadastro

tespitine itiraz davaları açıldığı, bu davaların Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin

1961/203 sayılı esas dosyasına kaydedildiği, Mahkemenin 20/10/2010 tarihli

ilamı ile davanın kabulüne karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtaya

gelen dosyanın, eksiklikler nedeniyle iki defa Mahkemesine geri çevrildiği,

eksikliklerin tamamlanmasından sonra Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin E.2014/9628

sayılı dosyasına kaydedilen davada temyiz incelemesinin halen devam ettiği

anlaşılmaktadır.

27. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya

konu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir

yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel

usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 15).

28. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve

yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara

alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.

No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;

2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).

29. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

nitelikte olduğunu ortaya koymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında,

3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine

ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir

yön bulunmadığı ve elli üç yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucular uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmazlarını kullanamadıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup,

başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde

yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

32. Başvurucuların her biri, maruz kaldıkları zarar karşılığı

olarak 500.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmişlerdir.

33. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

34. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin elli üç

yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında Abdulkerim

Karaboğa, Mahsum Karaboğa, İhsan Karaboğa, Hamza

Karaboğa, Ahmet Karaboğa’nın her birine net 1.250,00 TL, başvurucu İhsan

Karaboğa’ya (T.C. Kimlik No: [TCKN]) net 500,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde

bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

36. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

37. Başvuruya konu yargılamanın elli üç yılı aşkın bir

süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucular Abdulkerim Karaboğa, Mahsum Karaboğa, İhsan

Karaboğa, Hamza Karaboğa, Ahmet Karaboğa’nın her birine net 1.250,00 TL,

başvurucu İhsan Karaboğa’ya (T.C. Kimlik No: [TCKN]) net 500,00 TL manevi

TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin

REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından

yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35

TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili

Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucular

:

Abdulkerim

KARABOĞA

Mahsum

KARABOĞA

İhsan KARABOĞA

Hamza KARABOĞA

Ahmet KARABOĞA

İhsan KARABOĞA

Vekilleri

:

Av. Ali AYDEMİR

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/9063, T. 10.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-9063-basvuru-10-03-2015-bae2dbf4dbd9