Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/3841, 10.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/3841
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDÜLHALİM ÇOKSÜER VE DİĞERLERİ

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/3841)

Karar Tarihi: 10/3/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucular, 9/1/1980 tarihinde Derik Kadastro

Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının halen devam ettiğini,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını, bu sürede taşınmazlarını

kullanmadıklarını, taşınmazların gelirlerinden mahrum bırakıldıklarını ve çiftçilere verilen doğrudan gelir desteğinden

faydalanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 25/4/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/12/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 14/1/2015

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Mardin ili, Derik ilçesi, Taşıt köyünde 1979 yılında

kadastro çalışmaları yapılmış, 30, 31, 42, 61, 63, 64, 65, 78 ve 85 parsel

numaralı taşınmazlar başvurucuların da aralarında bulunduğu kişiler adına

tespit edilmiştir.

8. Bu tespit üzerine, A.A., A.A. ve H.A. tarafından 9/1/1980

tarihinde Derik Kadastro Mahkemesinde bu taşınmazlar hakkında kadastro

tespitine itiraz davası açılmıştır. 30 parsel numaralı taşınmaza ilişkin dava,

Derik Kadastro Mahkemesinin E.1980/52 sayılı dosyasına; 78 parsel numaralı

taşınmaza ilişkin dava, Derik Kadastro Mahkemesinin E.1980/42 sayılı dosyasına;

42 parsel numaralı taşınmaza ilişkin dava, Derik Kadastro Mahkemesinin

E.1980/56 sayılı dosyasına; 31 parsel numaralı taşınmaza ilişkin dava, Derik

Kadastro Mahkemesinin E.1980/70 sayılı dosyasına; 85 parsel numaralı taşınmaza

ilişkin dava, Derik Kadastro Mahkemesinin E.1980/83 sayılı dosyasına; 65 parsel

numaralı taşınmaza ilişkin dava, Derik Kadastro Mahkemesinin E.1980/84 sayılı

dosyasına; 64 parsel numaralı taşınmaza ilişkin dava, Derik Kadastro

Mahkemesinin E.1980/85 sayılı dosyasına; 63 parsel numaralı taşınmaza ilişkin

dava, Derik Kadastro Mahkemesinin E.1980/86 sayılı dosyasına, 61 parsel

numaralı taşınmaza ilişkin dava, Derik Kadastro Mahkemesinin E.1980/2 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir.

9. Söz konusu parsellerle ilgili olarak açılan tüm davalar,

Derik Kadastro Mahkemesinin 23/12/1983 tarihli kararıyla, Mahkemenin E.1980/2

sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

10. Derik Kadastro Mahkemesi, 23/6/2014 tarih ve E.1980/2,

K.2014/28 sayılı kararıyla davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya

tesciline karar vermiştir.

11. Gerekçeli karar yazılmış olup tebliğ aşamasındadır.

12. Başvurucular, 7/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

13. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesinin

birinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.

maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Bkz. B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§

16-22).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 7/6/2013 tarih ve 2013/3841 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

15. Başvurucular, 9/1/1980 tarihinde Derik Kadastro

Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının halen devam ettiğini,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını, bu sürede taşınmazlarını

kullanmadıklarını, taşınmazların gelirlerinden mahrum bırakıldıklarını ve

çiftçilere verilen doğrudan gelir desteğinden faydalanamadıklarını belirterek,

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

16. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

17. Başvurucular, 9/1/1980 tarihinde Derik Kadastro

Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının halen devam ettiğini,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını, bu sürede taşınmazlarını

kullanmadıklarını, taşınmazın gelirlerinden mahrum bırakıldıklarını ve

çiftçilere verilen doğrudan gelir desteğinden faydalanamadıklarını belirterek,

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

18. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

19. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

20. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin

6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul

sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmaz

mülkiyeti hakkında Derik Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz

davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanunlar’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 9/1/1980 tarihidir.

22. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

23. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, Mardin

ili Derik ilçesi, Taşıt köyünde 1979 yılında yapılan kadastro çalışmaları

sonucunda 30, 31, 42, 61, 63, 64, 65, 78 ve 85 parsel numaralı taşınmazların

başvurucuların da aralarında bulunduğu kişiler adına tespit edildiği, bu tespit

üzerine Derik Kadastro Mahkemesinde ayrı ayrı kadastro tespitine itiraz

davaları açıldığı, bu davaların Mahkemenin E.1980/2 sayılı dava dosyasında

birleştirilmesine karar verildiği, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine,

dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verildiği

anlaşılmaktadır. Gerekçeli kararın yazıldığı ve tebliğ aşamasında olduğu,

kararın henüz kesinleşmediği belirlenmiştir.

24. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya

konu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir

yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel

usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 13).

25. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve

yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara

alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.

No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673,

19/12/2013, §§ 37-43).

26. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

nitelikte olduğunu ortaya koymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında,

3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine

ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir

yön bulunmadığı ve otuz beş yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

28. Başvurucular uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlarını

kullanamadıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler

ışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

29. Başvurucular, maruz kaldıkları zarar karşılığı olarak

toplam 250.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmişlerdir.

30. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

31. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin otuz beş

yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya net

23.700,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

32. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde

bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

33. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

34. Başvuruya konu yargılamanın otuz beş yılı aşkın bir

süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuların her birine net 23.700,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Derik Kadastro Mahkemesine

gönderilmesine,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucular

:

Abdülhalim ÇOKSÜER

Yüksel ÇOKSÜER

İbrahim Halil ÇOKSÜER

Vekilleri

:

Av. Hakan GELERİ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/3841, T. 10.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-3841-basvuru-10-03-2015-5f04eaf25086