Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/1258, 13.06.2013

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/1258
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

GALİP YILMAZ VE DİĞERLERİ

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/1258)

Karar Tarihi: 13/6/2013

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, daha önce

maliki oldukları ve 1984 yılında kamulaştırılan taşınmazın,

kamulaştırılmasından vazgeçildiği ve bir kamu hizmetine tahsis edilmeyip fiilen

el konulmadığı gerekçesiyle adlarına tescili ve iadesi davasının reddedilmesi

nedeniyle hak arama hürriyetleri ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/2/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine şahsen yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 27/3/2013 tarihinde başvurunun karara

bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden,

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3)

numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucular ve murislerine

ait Ankara Yenimahalle’de bulunan taşınmaz hakkında Milli Savunma Bakanlığı 19/1/1981 tarih ve 496 sayılı karar ile kamulaştırma kararı

almış ve kendilerinin rızasıyla taşınmaz 11/10/1982 tarih ve 3175 sayılı

işlemle Hazine adına tescil edilmiştir.

6. İdare 16/12/1982

tarihinde kamulaştırmadan vazgeçmiş ve 25/6/1984 tarih 1258 yevmiye numaralı

işlemle taşınmaz başvurucular ve murisleri adına tescil edilmiştir.

7. İdare, daha sonra 8/5/1984 tarihinde yeni bir kamulaştırma kararı almış ve bu

karar Asiye YALÇIN’a 5/11/1984 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

8. Başvuruculardan Asiye YALÇIN

ve başvurucuların murislerinden Mustafa YILMAZ tarafından 1984/733 sayılı dosya

ile açılan bedel artırım davası, bedelin bankaya depo edilmemiş olması

sebebiyle reddedilmiştir.

9. Asiye YALÇIN ve Mustafa

YILMAZ 8-9/11/1984 tarih 3017 ve 3052 sayılı işlemler

ile diğer malikler 1984 ve 1985 yıllarında farklı tarihlerde kamulaştırma

bedelinin kendilerine ödeneceği mülahazasıyla paylarını ferağ vererek Hazineye

devretmişler ve taşınmaz Hazine adına tescil edilerek kamulaştırılmıştır.

10. Başvuruculardan 14’ü (Hasan

Hüseyin YILMAZ, Asiye YALÇIN, Efğani KEREM, Kezban

ERDOĞMUŞ, Sevil BİŞGİN, Ayten YILMAZ, Nihal ELMAS, Feride YILMAZ, Tuğba KİRAZ,

Kübra YILMAZ, Havva YILDIRIM, Firdevs YILMAZ, Nur MESCİ, Feride KONTAŞ) 20/11/2009 tarihinde Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

nezdinde bahse konu taşınmaz hakkında önce kamulaştırma kararı alınıp sonra

vazgeçildiği ve bu tarihten sonra fiilen el atılmadığı, kamulaştırma bedeli

ödenmeden ve kamulaştırma tamamlanmadan tescil yapıldığı ve taşınmazın bir kamu

hizmetine tahsis edilmeyip fiilen el konulmadığı takdirde aradan geçen süreye

bakılmaksızın taşınmaz idare adına tescil edilse dahi bu tescilin iptali ile

eski malike iadesi gerektiği gerekçeleriyle tapu kaydının iptali ve kendileri

adına tescili maksadıyla tapu iptali ve tescil davası açmışlardır.

11. Mahkeme, yaptığı keşifte

başvurucuların dava konusu taşınmazının da içinde bulunduğu General Selahattin Gökkartal Kışlası ve civarının büyük bir askeri alan

olduğunu, etrafının tel örgüyle çevrili olduğunu, askeri alan olduğunu gösterir

işaretler bulunduğunu ve askeri birliklerce kullanıldığını tespit etmiştir.

12. Başvuruculardan ikisi (Galip

YILMAZ ve Yusuf YILMAZ) ile başvuruculardan beşinin (Sıdıka TAŞKOPARAN, Niyazi

KOÇ, Sebiha ÖZTÜRK, Sebahat SEZĞEK ve Selfet KOÇ) murisi Atiye KOÇ’un

da aralarında bulunduğu dört kişi Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazdıkları 1/10/2010 tarihli dilekçeyle davaya katılma talebinde

bulunmuşlardır.

13. Mahkeme, 8/4/2011

tarih ve E.2009/683, K.2011/178 sayılı kararıyla başvurucuların iddialarının

aksine kamulaştırma işleminin ilgililere tebliğ edildiği, paydaşların bedel

artırım davasının reddedildiği, paydaşların tamamının paylarını Hazineye

devrettiği ve kamulaştırma işleminin tamamlandığı, ayrıca somut olayda dava

konusu taşınmazın kamulaştırma amacına uygun biçimde kullanıldığı ve 4/11/1983

tarih, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 23. maddesinde yer alan koşulların

oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

14. Bahsedilen karar 20/11/2009 tarihinde dava açan 14 başvurucu hakkında

kurulmuştur. Katılma başvurusunda bulunan iki başvurucu ve kalan beş

başvurucunun murisinin hakkında kurulmuş bir hüküm bulunmamaktadır.

15. Başvurucular, karara karşı

yaptıkları temyiz başvurusunda yerel mahkemenin davayı yanlış bir biçimde ve

sanki yasal bir kamulaştırma işlemi varmış gibi 2942 sayılı Kanun’un 23.

maddesi kapsamında ele aldığını, hâlbuki kendilerinin bedeli ödenmeden yapılan

kamulaştırmanın ve mülkiyetin Hazineye devrinin usul, yasa ve hukuka aykırı

olduğu iddiasını öne sürdüklerini, ayrıca ıslah talepleri cevaplanmadan hüküm

tesis edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

16. Başvurucuların bu talebi,

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 17/4/2012 tarih ve

E.2011/20720, K.2012/7965 sayılı kararıyla, davanın 4/11/1983 tarihli ve 2942

sayılı Kanun’un 23. maddesine dayanılarak geri alım istemine ait olduğu,

kararın dayandığı gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesinde

isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle reddedilerek yerel mahkeme kararı

onanmıştır.

17. Başvurucuların karar

düzeltme talebi de Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 29/11/2012

tarihli ve E.2012/17521, K.2012/24497 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar

kesinleşmiştir.

18. Başvurucu Sincan 1. Asliye

Hukuk Mahkemesi önündeki dava devam ederken davaya konu taşınmazın gerçek

değerini tespit etmek amacıyla aynı mahkemeye müracaat etmiş ve mahkemeye

sunulan 1/9/2010 tarihli bilirkişi raporuyla

taşınmazın değeri 3.681.250,00 TL olarak tespit edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

19. Anayasanın 46. maddesi

şöyledir:

“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği

hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan

taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve

usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya

yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli

nakden ve peşin olarak ödenir…

…”

20. 2942 sayılı Kanunu’nun 24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişmeden önceki “Satın Alma Usulü” başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“Kamulaştırmayı yapacak idare, kamulaştırma kararının

alınmasından sonra kamulaştırma işleminin her safhasında kendi ihale komisyonu,

yoksa bu amaçla kuracağı komisyon marifetiyle tespit ettireceği bedel üzerinden

mal sahibi ile anlaşarak taşınmaz malı, kaynağı veya bunlar üzerindeki irtifak

haklarını satın alabilir.

Bu suretle satın alınan taşınmaz mal, kaynak veya irtifak

hakkı, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır. Ancak, kamulaştırmaya

ve bedeline itiraz davaları açılamaz.”

21. 2942 sayılı Kanunu’nun 23.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş

yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22 nci

maddenin ikinci fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece;

kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya

kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi

bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden

itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri

alabilir.

Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri alma

hakkı düşer. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz mal birlikte

kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların durumunun bir bütün oluşturduğu

kabul edilerek yukarıdaki fıkralar buna göre uygulanır.”

22. 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk

Medeni Kanunu’nun “Olağan Zamanaşımı”

başlıklı 712. maddesi şöyledir:

“Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik

olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız

olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun

bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez.”

23. 4721 sayılı Kanun’un “Tescili İsteme Hakkı” başlıklı 716.

maddesi şöyledir:

“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukuki sebebe

dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel

hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması halinde hakimden,

mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.

Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebri

icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan doğruya

yaptırabilir.

Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi

dolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapu

kütüğüne doğrudan tescil olunur.”

24. 4721 sayılı Kanun’un “Yolsuz Tescil” başlıklı 1025. maddesi

şöyledir:

“Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil

yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni hakkı

zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.

İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak

kazandıkları ayni haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 13/6/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

14/12/2012 tarih ve 2012/1258 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

26. Başvurucular, daha önce

maliki oldukları ve 1984 yılında verdikleri ferağ takrirleriyle kendilerine

bedel ödenmeden kamulaştırılan taşınmazla ilgili olarak kamulaştırma bedeli

ödenmeden ve kamulaştırma tamamlanmadan tescil yapıldığı ve taşınmazın bir kamu

hizmetine tahsis edilmeyip fiilen el konulmadığı takdirde aradan geçen süreye

bakılmaksızın taşınmaz idare adına tescil edilse dahi bu tescilin iptali ile

eski malike iadesi gerektiği gerekçesiyle 2009 yılında açtıkları tapu tescil ve

iade davasının reddedilmesi nedenleriyle hak arama hürriyetleri ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve yerel mahkemece tespit edilen

taşınmazın gerçek değeri üzerinden tespit tarihinden itibaren işleyecek faizle

birlikte kendilerine tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 148. maddesi

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

28. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da

ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

29. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve

başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

30. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

31. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukukun

Uygulanması” kenar başlıklı 33. maddesi şöyledir:

“Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.”

1- 14 Başvurucu İle İlgili Olarak

32. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

33. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır.

34. Bahsedilen kurallar

uyarınca, derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış olayların sübutu,

delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması

ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden

adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Anayasa’da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilik

içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar da

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz. (B. No: 2012/1027, § 26, 12/2/2013)

35. Başvurucuların, bedel

ödenmeden ve kamulaştırma tamamlanmadan yapılan tescil sonrası kamulaştırma

amacına uygun kullanılmadığını iddia ettikleri taşınmazın iadesi amacıyla

kamulaştırmadan 24-25 yıl sonra tapu tescil ve iptal davası açmışlardır.

Mahkemece yapılan keşifte kamulaştırmanın tamamlandığı, taşınmazın kamulaştırma

amacına uygun biçimde kullanıldığı tespit edilmiş ve 2942 sayılı Kanunu’nun 23.

maddesi kapsamında ele alınan dava reddedilmiştir.

36. Başvurucular, mahkemece

davanın 2942 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi kapsamında ele alınması ve ret

kararı verilmesinin anayasal haklarının ihlaline yol açtığını ifade

etmektedirler. Başvurucular, mülkiyet haklarının varlığını gösteren belgeye

bağlı somut bir delil sunmamışlardır. Başvurucuların mülkiyet hakkı iddiası,

açtıkları tapu tescil ve iptal davasına bağlı ve bu davanın kendileri hakkında

olumlu sonuçlanmış olması halinde ileri sürülebilecek bir iddiadır. Bu nedenle

mülkiyet hakkı açısından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

37. Bu durumda başvurucuların

iddialarının özünün derece mahkemelerince dava konusu uyuşmazlığın hukuki

nitelendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığı ve esas itibariyle

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

38. 6100 sayılı Kanunun 33.

maddesi gereği hukukun uygulanması ve yorumlanması hâkimin resen gözeteceği bir

husustur. Bu kapsamda dava konusu uyuşmazlığın hukuki nitelemesi hakimin takdir yetkisi içindedir. Derece mahkemelerinin

uyuşmazlık konusunun hukuki nitelemesinde açık bir keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz.

39. Açıklanan nedenlerle, 14

başvurucunun iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz bir şekilde keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2- Yedi Başvurucu İle İlgili Olarak

40. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden

olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerekir.

41. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan kanun yolları

ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak

ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda

başvurulabilir (B. No: 2012/946, § 17, 18, 26/3/2013).

42. İlk derece mahkemesi önünde

dava açan 14 başvurucu dışında kalan yedi başvurucu ve murisinin davaya katılma

talepleri hakkında hüküm kurulmadığı, yani yedi başvurucunun bireysel başvuruya

konu şikâyetleri hakkında daha önce yetkili bir mahkeme önünde taraf olarak yer

almadıkları anlaşılmaktadır.

43. Tapu tescil talepleriyle

ilgili davalarda başvurucuların Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için, öncelikle bu taleplerini ilgili kanun hükümlerine dayanarak

yetkili ve görevli hukuk mahkemeleri önünde dile getirmeleri, taleplerinin

reddi halinde bilahare kanun yollarına başvurmaları ve böylece başvuru

yollarını tüketmeleri gerektiği açıktır. Başvuru konusu olayda, iki başvurucu

ile beş başvurucunun murisinin katılma talepleri mahkemece uygun bulunmadığından

başvurucular için olağan kanun yolları tüketilmemiş sayılmaktadır.

44. Açıklanan

nedenlerle, yedi

başvurucunun başvuru konusu işleme karşı

kanunda öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

1-

Başvuruculardan Hasan Hüseyin YILMAZ, Asiye YALÇIN, Efğani

KEREM, Kezban ERDOĞMUŞ, Sevil BİŞGİN, Ayten YILMAZ, Nihal ELMAS, Feride YILMAZ,

Tuğba KİRAZ, Kübra YILMAZ, Havva YILDIRIM, Firdevs YILMAZ, Nur MESCİ ve Feride KONTAŞ’ın başvurularının, “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2-

Başvuruculardan Galip YILMAZ, Yusuf YILMAZ, Sıdıka TAŞKOPARAN, Niyazi KOÇ, Sebiha ÖZTÜRK, Sebahat SEZĞEK ve Selfet

KOÇ’un başvurularının, “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3-

Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,

13/6/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Selami ER

Başvurucular

:

Hasan Hüseyin YILMAZ

Asiye YALÇIN

Efğani KEREM

Kezban ERDOĞMUŞ

Sevil BİŞGİN

Ayten YILMAZ

Nihal ELMAS

Feride YILMAZ

Tuğba KİRAZ

Kübra YILMAZ

Havva YILDIRIM

Firdevs YILMAZ

Nur MESCİ

Feride KONTAŞ

Galip YILMAZ

Yusuf YILMAZ

Sıdıka TAŞKOPARAN

Niyazi KOÇ

Sebiha ÖZTÜRK

Sebahat SEZĞEK

Selfet KOÇ

Vekili

:

Av. Nedim ÇAĞLAR

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/1258, T. 13.06.2013, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-1258-basvuru-13-06-2013-db6f4831facc