Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/27290, 10.12.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/27290
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

RESUL TÜSÜ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/27290)

Karar Tarihi: 10/12/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ceza davasında delillerin takdirinde hata yapılması

ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun da aralarında bulunduğu bir grup arasında

6/9/2009 tarihinde top oynama meselesinden tartışma çıkmış ve grup içinde

bulunan bazı kişiler tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucunda yaralanmıştır.

9. Olayla ilgili olarak Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı

(Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.

10. Soruşturma kapsamında 17/9/2009 tarihinde şüpheli sıfatıyla

başvurucunun ifadesi alınmıştır.Başvurucu ifadesinde kavgaya karışmadığını ve

kimseyi yaralamadığını beyan etmiştir.

11. Soruşturma kapsamında E.L. isimli tanığın beyanına

başvurulmuştur. E.L. 14/1/2010 tarihli beyanında özetle kavga eden grubu komşu olmaları

nedeniyle tanıdığını,olay günü kısa boylu, şişman, siyah saçlı bir şahsın

elinde bıçak gördüğünü, elinde bıçak bulunan bu şahsın grup içinden birini

yaraladığını, diğerlerinin birbirlerine sopa ile vurduklarını ifade etmiştir.

12. Başsavcılığın 12/10/2010 tarihli iddianamesi ile

başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında kasten yaralama

suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

13. İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen

yargılamanın 17/2/2015 tarihli celsesinde tanık E.L. dinlenilmiştir.E.L.

beyanında, Savcılık ifadesini tekrar ederek olay günü elinde bıçak bulunan

şahsı tam olarak göremediğini ancak bu şahsın kısa boylu ve siyah saçlı

olduğunu ifade etmiştir.

14. Mahkemenin 5/3/2015 tarihli kararı ile başvurucunun H.A.

isimli müştekiyi yaşamını tehlikeye sokacak şekilde bıçakla yaraladığı

gerekçesiyle 3 yıl 1 ay 15 gün süreyle hapis cezasıyla cezalandırılmasına

hükmedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:

"(...) olayın görgütanığı [E.L.] [A.] soyadlıkişileri

kısaboyluşişman siyah saçlı kişininyaraladığınışahıslardan sadecebirinde bıçak

gördüğünüdiğerlerindesopa olduğunu belirtmesi, katılan [H.A.nın] kendisiniyaralayanı görmediğini çünküarkasından

bıçaklandığınıbeyan etmesinedeni ile yaralanan [A.] soyadlı kişilerin

tamamınınduruşmadafizikiyapısısoruluptutanağageçirilen (gözlemlenen) Resul

Tüsü'nünyaraladığıanlaşılmıştır.

Katılan sanık [M.A.] , polistekiifadesinde top oynayanlar arasında

kavgaçıkmış olduğunu, ayırmak için dışarı çıktığını, ayırıp eve girdiğini,

birini kendisine dışarıçağırdığınıbir araçtan 10-15 kişinin indiğini,

kendisinesaldırdığını, minibüs sürücüsünün elindebıçak gördüğünü, diğerlerinin

sopailesaldırdıklarınıher iki bacağından bıçakla yaralandığınıbildirmiştir.

MinibüssürücüsününResul Tüsü olduğu, [A.T.] ve Resul Tüsü nün

5.celsedealınanbeyanlarındananlaşılmıştır.

(...) tanık [E.L.nin] fizikiözelliklerini belirttiği (kısa boylu,, siyah

saçlı) kişininResul Tüsüolduğu , [Y.T.nin] anlatımlarının da onu işaret ettiği , tüm delillerbirlikte

değerlendirildiğinde [A.] soyadlıkişilerin

bıçaklayaralanmalarıeylemeninResul Tüsü tarafından

gerçekleştirildiğikanaatinevarılmıştır.(...)

Sanık Resul Tüsü nün olayın olduğunu

doğruladığı ancak kimseyi bıçaklayaralamadığınısavunmuş ise de,savunmalarına

itibar edilmeyereksanık Resul Tüsü nünkatılan sanık [H.A.yı] yaşamını tahlikeye sokacak şekilde bıçakla

yaraladığı sabit görülerek cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir."

15. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 4/6/2018 tarihli kararı ile

hüküm onanmıştır.

16. Başvurucu 9/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

20. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

21. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

22. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda başvuru konusu davada 8 yıl

10 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; delillerin takdirinde hata yapıldığını, olay günü

bıçak kullandığına dair somut bir delil bulunmadığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı

davranılarak sadece fiziksel özelliklerinden hareketle mahkûm edildiğini,

çelişkili tanık beyanının hükme esas alındığını, Yargıtay tarafından itirazları

incelenmeksizin hükmün onandığını belirterek masumiyet karinesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu masumiyet karinesinin ihlal

edildiğini ileri sürmekte ise de başvurucunun iddialarının özünün maddi olay ve

olguların kanıtlanması ve delillerin değerlendirilmesine ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun tüm iddiaları bir bütün olarak adil yargılanma

hakkı kapsamında, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı şikâyeti

çerçevesinde değerlendirilmiştir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

27. Somut olayda başvurucunun iddialarının ilk derece mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet

olmadığına, esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

Yapılan yargılamada mahkemenin ve Yargıtayın kararlarında bariz takdir hatası

veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

28. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna

varıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

30. Başvurucu, manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

31. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

32. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 14.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

33. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.769,70 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 14.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 294,70 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.769,70 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 27. Asliye Ceza

Mahkemesine (E.2014/36, K.2015/78) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Zehra GAYRETLİ

Başvurucu

:

Resul TÜSÜ

Vekili

:

Av. Murat SADAK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/27290, T. 10.12.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-27290-basvuru-10-12-2019-77c9f35e5fec