Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/4499, 21.02.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/4499
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

EMİNE VURAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/4499)

Karar Tarihi: 21/2/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uzman öğretmen unvanı verilmesi istemiyle yapılan

başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve işlem nedeniyle uğranıldığı ileri

sürülen özlük haklarına dair zararın tazmini istemiyle açılan davada lehe

verilmiş yargı kararları dikkate alınmadan hüküm verilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Öğretmen olarak görev yapan başvurucu, yüksek lisans eğitimi

aldığını belirterek uzman öğretmen unvanı verilmesi istemiyle Millî Eğitim

Bakanlığına başvuruda bulunmuştur. Talebin reddi üzerine İstanbul 9. İdare

Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde iptal davası açmıştır.

7. Mahkeme 25/1/2013 tarihli kararıyla dava konusu işlemin

iptaline ve işlem nedeniyle uğranılan özlük haklarına ilişkin zararın

başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir.

8. Bu hüküm, Danıştay İkinci Dairesinin 12/11/2013 tarihli

kararıyla bozulmuştur. Daire; bozma kararında öncelikle 14/6/1973 tarihli ve

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun görevde yükselme hususlarını

düzenleyen maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 21/5/2008 tarihli ve E.2004/83,

K.2008/107 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine uzman

öğretmenliğe atanma hususundaki bütünlüğün bozulduğunu, Anayasa Mahkemesinin

iptal kararından sonra yasal bir düzenleme yapılmamış olmasının bu konuda

boşluk yarattığını ve bu boşluğun yargı içtihadıyla doldurulmasının da olanaklı

olmadığını tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra sadece

eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans eğitimine dayanılarak uzman

öğretmen unvanının kazanılmasına olanak bulunmadığını belirten Mahkeme,

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/03/2013 tarihli ve E.2010/2397,

K.2013/1123 sayılı kararını da emsal göstererek hukuka uygun olan dava konusu

işlemi iptal eden Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesine yer

vermiştir.

9. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 30/12/2014 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

10. Mahkeme, bozma kararında yer alan gerekçeye yer vermek

suretiyle 3/3/2015 tarihli kararıyla davanın reddine hükmetmiştir. Bozma

kararına uyularak verilen ret hükmü temyiz edilmeden kesinleşmiştir.

11. Başvurucu 9/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 21/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. Başvurucu; Mahkeme tarafından hatalı yorum yapılarak karar

verildiğini, benzer durumda olan öğretmenler lehine yargı kararları

bulunduğunu, uzman öğretmen unvanı verilmemesinin ücrette adalet ilkesine

aykırı düştüğünü ve çalışma barışını bozduğunu belirterek eşitlik ilkesi ile

çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

14. Başvurucu her ne kadar çalışma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013)

uyarınca çalışma hakkı Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden bu

iddia yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu; Anayasa'nın 10. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de şikâyetlerin özüdava

konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve Mahkeme tarafından hatalı bir yorumla

karar verildiği, lehe yargı kararları bulunduğu iddialarına yönelik olduğundan

şikâyetin yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

1. Başvuru Yollarının

Tüketilmesi Sorunu

16. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası, 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı ve 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru "ikincil nitelikte bir kanun

yolu" olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.

17. Temyiz mahkemesinin yakın zamanda vermiş olduğu ve

başvurucunun davasına da uygulanacak nitelikteki bir karar varsa ve temyiz

mahkemesinin bu kararını değiştirmesi ihtimal dâhilinde görünmüyorsa başvurucu,

iç hukuk yollarını tüketmiş sayılacaktır (Deniz

Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013, § 30; Şahin Tosun, B. No: 2014/10857, 11/1/2017,

§§ 34-36).

18. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için

olağan kanun yollarının tüketilmesi gerekir. Ancak somut olayda başvurucu

açısından temyiz yoluna başvurulması, tüketilmesi gerekli bir yol olarak

değerlendirilmemiştir. Başvurucu tarafından açılan davada ilk derece mahkemesi

davanın kabulüne karar vermiş; temyiz üzerine Danıştay İkinci Dairesi, ilk

derece mahkemesi kararını bozmuş ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken

yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediğini

belirtmiştir. İlk derece mahkemesince anılan bozma kararına uyularak davanın

reddine karar verilmiştir. Ayrıca Danıştay İkinci Dairesi bozma kararını

verirken Danıştay dairelerinin kararlarına karşı direnme imkânına sahip

olmadığı ve idare mahkemelerinin direnme kararlarını denetleyen Danıştay İdari

Dava Daireleri Kurulunun aynı yöndeki kararına atıfta bulunmuştur. Bu durumda,

verilen karara yönelik olarak temyiz mercii kararını vermiş vederece

mahkemesince de temyiz merciinin verdiği karar doğrultusunda hüküm kurulmuştur.

Bu aşamadan sonra başvurucudan ilk derece mahkemesince verilen son karara

yönelik olarak da temyiz yoluna başvurmasını beklemenin bireysel başvuru

hakkının kullanılması önünde orantısız bir engel oluşturabileceği değerlendirilerek

bu yönüyle ilk derece mahkemesince verilen son karara karşı temyiz yoluna

başvurulmadan yapılan bu başvuru, olağan kanun yoluna başvurulmadığı için

başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez nitelikte

görülmemiştir.

19. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki iddialarının

diğer kabul edilebilirlik kriterleri yönünden incelenmesi gerekir.

2. Diğer Kabul

Edilebilirlik Kriterleri Yönünden

20. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

21. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 8) gerekçe ile kanun yolu mercii

tarafından verilen bozma hükmü doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Mevzuatın,

somut olayın ve delillerin yorumlanması yukarıda anılan ilkeler uyarınca

uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin takdirinde olup bireysel başvuruda

değerlendirmeye konu edilemez.

22. Öte yandan benzer konularda aynı derecedeki yargı mercileri

arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi derece mahkemeleri veya temyiz

mercilerinin uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri

arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemez (Miras

Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz.Bas.Yay.San.

ve Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 36).

23. Bu hâle göre başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir..

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

21/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Emine VURAL

Vekili

:

Av.

Alparslan GIRGIÇ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/4499, T. 21.02.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-4499-basvuru-21-02-2018-c020d256aa31