Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/5599, 22.06.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/5599
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDURRAZAK ÖZEL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/5599)

Karar Tarihi: 22/6/2015

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 29/9/2006

tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tescil davasının makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/4/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 3/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

15/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 19/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 29/9/2006

tarihinde, Maliye Hazinesi aleyhine Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde

kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak tescil davası açmıştır.

8. Kızıltepe Asliye Hukuk

Mahkemesi, 27/3/2009 tarihli ve E.2006/634, K.2009/261 sayılı kararı ile

davanın kabulüne karar vermiştir.

9. Temyiz incelemesi sonucunda

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 18/3/2010 tarihli ve E.2009/6123, K.2010/1141 sayılı

ilâmı ile İlk Derece Mahkemesinin kararını eksik incelemeye dayalı hüküm

kurulduğu gerekçesiyle bozmuştur.

10. Bozma kararına uyan

Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi, 17/3/2011 tarihli ve E.2010/336, K.2011/168

sayılı kararı ile davanın kabulüne hükmetmiştir.

11. İlk Derece Mahkemesi

kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 16/4/2012 tarihli

ve E.2011/6663, K.2012/2826 sayılı ilâmı ile eksikliklerin tamamlanması için

dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar vermiştir.

12. Başvurucu, 24/4/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Eksikliklerin

tamamlanmasından sonra dosya tekrar Yargıtay 8. Hukuk Dairesine gönderilmiş

olup, temyiz incelemesi halen devam etmektedir.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi; 22/11/2001 tarih ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 22/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 24/4/2014 tarih ve 2014/5599

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, 29/9/2006

tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tescil davasının makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi

sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

18. Başvurucu, 29/9/2006

tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tescil davasının makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

19. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38–39).

20. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 41–45).

21. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, Asliye Hukuk Mahkemesi

nezdinde açılan taşınmazın tescili davasının söz konusu olduğu görülmekle, 1086

sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

22. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

29/9/2006 tarihidir.

23. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 52).

24. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun, başvurucunun zilyedi olduğunu

iddia ettiği taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı hükümlerine dayanarak adına

tapuya tescil istemine ilişkin olduğu, 29/9/2006 tarihinde açılan davada İlk

Derece Mahkemesinin 27/3/2009 tarihinde esasa ilişkin kararını verdiği ancak

temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18/3/2010 tarihli ilâmı

ile hükmün bozulduğu, İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği 17/3/2011

tarihli kararın temyiz incelemesinin halen devam ettiği anlaşılmıştır.

25. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

26. Başvuruya konu taşınmazın tescili davasının

incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği,

maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller

gibi kriterler dikkate alındığında başvuruya konu yargılamanın karmaşık

nitelikte olduğu anlaşılmışsa da somut başvuru açısından, daha önce verilen

kararlar dışında farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, söz

konusu yaklaşık dokuz yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

28. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespiti ile 40.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

29. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

30. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık dokuz yıldır devam eden yargılama süreci nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

6.650,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.706,10 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

32. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık dokuz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Yargıtaya

gönderilmesine,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Abdurrazak

ÖZEL

Vekili

:

Av. Ali AYDEMİR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/5599, T. 22.06.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-5599-basvuru-22-06-2015-a3bd3f2f443a