Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/8033, 22.06.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/8033
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

UĞUR YÜZKAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/8033)

Karar Tarihi: 22/6/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, işçi

alacaklarının tahsili istemiyle 16/8/2006 tarihinde açtığı davanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, ihlalin tespiti ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 3/6/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede dosyanın Komisyona

sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

28/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 17/2/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 16/8/2006

tarihinde, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem

ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram

ve genel tatil alacaklarının tahsili istemiyle işveren aleyhine alacak davası

açmıştır.

8. Ankara 7. İş Mahkemesi,

15/12/2011 tarih ve E.2006/581, K.2011/889 sayılı kararı ile davanın kısmen

kabulüne hükmetmiştir.

9. Başvurucunun temyizi üzerine

anılan karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 31/3/2014 tarih ve E.2012/5131,

K.2014/10755 sayılı ilâmıyla, asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve devir

olgusunun bulunup bulunmadığı hususu araştırılmadan hüküm kurulduğu

gerekçesiyle bozulmuştur.

10. Bozma sonrasında

yargılamaya, Ankara 7. İş Mahkemesinin E.2014/689 sayılı dava dosyasında devam

edilmektedir.

11. Başvurucu, 3/6/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

12. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.

maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (bkz. B.No: 2013/6792, 18/6/2014, §§

16–20).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 22/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/6/2014 tarih ve 2014/8033

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

14. Başvurucu, işçi alacaklarının tahsili istemiyle 16/8/2006 tarihinde açtığı

davanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

15. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

16. Başvurucu, 16/8/2006

tarihinde açtığı davanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

17. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından

ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve

haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

18. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 41–45).

19. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, işçi alacaklarının tahsili istemli bir davanın söz konusu olduğu

görülmekle, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher

Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

20. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 16/8/2006

tarihidir.

21. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların

yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,

değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve

Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

22. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceği gerek çalışma

barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, iş uyuşmazlıklarının

ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi

gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması sistemi ihdas

ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı,

basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013,

§ 59).

23. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013,

§ 64-65).

24. Başvuruya konu yargılama

süreci incelendiğinde; davanın, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların

niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati

de dikkate alındığında, makul görülemeyecek derecede uzun bir süre olan

yaklaşık dokuz yıldır devam ettiği, yargılamanın uzamasında büyük oranda,

delillerin toplanması ve bilirkişi raporlarının temininde geçen sürelerin ve

celse aralarının uzun tutulmasının etkili olduğu anlaşılmaktadır.

25. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önünde devam

ettiği anlaşılmakla, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren

6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 12).

26. 5521 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (Hayrettin Ekim, B.

No: 2013/3442, 20/3/2014, §§ 33-55).

27. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

yaklaşık dokuz yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

29. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

30. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

31. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık dokuz yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya net

8.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

32. Başvurucu yapılan ve

dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

33. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık dokuz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 8.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Ankara 7. İş Mahkemesine gönderilmesine,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Uğur YÜZKAN

Vekili

:

Av. Aydın ERDOĞAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/8033, T. 22.06.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-8033-basvuru-22-06-2015-87d1d24df79f