Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/3540, 11.12.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/3540
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

BEKİR DÜNDAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/3540)

Karar Tarihi: 11/12/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "karşılıksız

yararlanma" suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davanın

halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 14/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 3/7/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/7/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 15/8/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında, Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığının

23/11/2009 tarih ve E.2009/1354 sayılı iddianamesi ile "elektrik enerjisi hakkında hırsızlık"

suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

8. Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 26/3/2013 tarih ve

E.2009/570, K.2013/313 sayılı kararı ile başvurucunun “karşılıksız yararlanma” suçundan 10 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

9. Karar başvurucu tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz

incelemesi devam etmektedir.

10. Başvurucu, 14/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

11. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

163. maddesinin (3) numaralı fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 11/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 14/3/2014 tarih ve 2014/3540 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. Başvurucu, "elektrik

enerjisi hakkında hırsızlık" suçunu işlediği iddiasıyla

23/11/2009 tarihinde Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında açılan kamu

davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

14. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

15. Başvurucu, Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

16. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer

alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut

başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda

belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,

ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının

yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

17. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken

kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

18. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "elektrik enerjisi hakkında hırsızlık" suçunu

işlediği iddiasıyla soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suç 5237 sayılı Kanun’un 142.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinde hapis cezasını gerektirir

şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

19. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin

uygulanması anı ya da kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından

bu tarih, Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açıldığı

23/11/2009 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç

isnadının nihai olarak karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını

verdiği tarihtir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

20. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında “elektrik enerjisi hakkında hırsızlık”

suçunu işlediği iddiasıyla 23/11/2009 tarihinde açılan kamu davasında,

Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesince üç yıl dört ay üç günlük yargılama

süresinde, başvurucunun savunmasının alındığı ve delillerin toplandığı, suça

konu sulama kuyularının mülkiyetinin tespiti için bilirkişi refakati ile keşif

yapıldığı, uzun süre tanık beyanlarının alınması için farklı mahkemelere

yazılan talimat cevaplarının ve beyanlarına başvurulamayan tanıklar hakkında

çıkarılan zorla getirme emirlerinin yerine getirilmesinin beklendiği

anlaşılmıştır. Duruşma tutanaklarının incelenmesinden, Mahkemece uzun

aralıklarla duruşmalar yapıldığı ve dosyanın incelemeye alındığı bir duruşmanın

bulunduğu, yargılamanın uzamasında başvurucuya atfedilebilecek bir kusurun

bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece 26/3/2013 tarihinde başvurucunun “karşılıksız yararlanma” suçundan

mahkûmiyetine karar verildiği, hükmün, başvurucu tarafından temyiz edildiği ve

temyiz incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır.

21. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun öngördüğü

yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No:

2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

22. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu beş

yılı aşkın süredir devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

23. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

24. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

25. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

26. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin beş yılı aşkın süredir devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 3.350,00

TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

27. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

28. Başvuruya konu yargılamanın

beş yılı aşkın süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 3.350,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemelerine

gönderilmesine,

11/12/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Zühtü ARSLAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Bekir DÜNDAR

Vekili

:

Av. Ali AYDEMİR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/3540, T. 11.12.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-3540-basvuru-11-12-2014-91e1dad538ea