Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2791, 17.11.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/2791
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

SABAHADDİN DEMİREL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2791)

Karar Tarihi: 17/11/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, murisleri aleyhine 2/8/1991 tarihinde

Marmaris Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul

sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/2/2014 tarihinde Marmaris 1.Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 30/4/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 5/9/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Muğla ili, Marmaris ilçesi, Karaca köyünde yapılan

kadastro çalışmaları sırasında 255, 257, 258, 286, 293, 313, 337, 363, 378,

442, 444, 461, 859 parsel numaralı taşınmazlar başvurucuların murisi adına

tespit edilmiştir.

8. Bu tespit üzerine N.M.Ş. ve M.Ö. tarafından

başvurucuların murisi aleyhine 2/8/1991 tarihinde, Marmaris Kadastro

Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açılmıştır.

9. Marmaris Kadastro Mahkemesi, 25/10/2010 tarih ve

E.1991/357, K.2010/832 sayılı kararıyla davanın reddine, taşınmazların kadastro

tespit tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline karar vermiştir.

10. Kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk

Dairesi 5/3/2013 tarih ve E.2012/4933, K.2013/2310 sayılı ilamıyla; birtakım

eksiklikler olduğu gerekçesiyle dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine karar

vermiştir.

11. Eksik hususların tamamlanmasından sonra, Yargıtay 20.

Hukuk Dairesi 10/12/2013 tarih ve E.2013/6725, K.2013/11403 sayılı ilamıyla,

İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuştur.

12. Bozma kararı sonrasında dosya, henüz yeni bir esas

numarasına kaydedilmemiş olup yargılama Marmaris Kadastro Mahkemesinde halen

devam etmektedir.

B. İlgili Hukuk

13. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesinin

birinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü, dördüncü fıkraları, 30.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.

maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 21/2/2014 tarih ve 2014/2791 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

15. Başvurucular, murisleri aleyhine 2/8/1991 tarihinde

Marmaris Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul

sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

16. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

17. Başvurucular, murisleri aleyhine 2/8/1991 tarihinde

Marmaris Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul

sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

18. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

19. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

20. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin

6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul

sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmaz

mülkiyeti hakkında Marmaris Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine

itiraz davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanun’larda yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 2/8/1991 tarihidir.

22. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

23. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucuların murisi aleyhine 2/8/1991 tarihinde Marmaris Kadastro Mahkemesinde

açılan kadastro tespitine itiraz davasında, 17/9/2010 tarihinde keşif yapılarak

bilirkişi raporu alındığı, 25/10/2010 tarihli celsede davacıların ve müdahil

davacıların davasının reddine ve taşınmazların kadastro tespit tutanağındaki

tespit gibi tapuya tesciline karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece

Mahkemesinin kararı temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 5/3/2013

tarihli ilamıyla; eksik olduğu belirtilen bir kısım belgelerin dosyaya

eklenmesi gerektiğinden bahisle dosyanın geri gönderildiği, belirtilen

hususların ikmalini müteakip yapılan temyiz incelemesi sonucunda İlk Derece

Mahkemesi kararının bozulduğu, bozma üzerine dosyanın henüz yeni bir esas

numarasına kaydedilmediği belirlenmiştir. Yargılamanın halen Marmaris Kadastro

Mahkemesinde devam ettiği anlaşılmıştır.

24. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya

konu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları

konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu

olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı

Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi

gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 13).

25. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve

yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara

alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.

No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;

2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).

26. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 3402

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve yirmi üç yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

28. Başvurucular, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazını

kullanamadıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler

ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

29. Başvurucular, maruz kaldıkları zarar karşılığında ayrı

ayrı 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

30. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

31. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yirmi üç

yılı aşkın süredir devam eden yargılama nazara alındığında, yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında başvurucuların her birine net 4.700,00 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

32. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

33. Başvuruya konu yargılamanın yirmi üç yılı aşkın süredir

devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuların

her birine net 4.700,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata

ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Marmaris Kadastro Mahkemesine

gönderilmesine,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucular

:

Sabahaddin DEMİREL

Abidin DEMİREL

Alaettin DEMİREL

Ali DEMİREL

Vekilleri

:

Av. Meral ÖNDERSEV

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2791, T. 17.11.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-2791-basvuru-17-11-2014-8385cc946b2d