Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2715, 17.11.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/2715
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

FATMA TEKE BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2715)

Karar Tarihi: 17/11/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Toplu Konut

İdaresinden (TOKİ) satın aldığı ve TOKİ'nin gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi

ile anlaştığı şirketler tarafından yapılarak teslim edilen dairenin, eksik ve

ayıplı olarak teslimi dolayısıyla açtığı davanın, TOKİ'nin zararın bir

kısmından sorumlu tutularak kısmen kabul edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle

uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 3/3/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

5. Başvurucu, TOKİ ile diğer

davalılar olan yüklenici şirketler arasında yapılan gelir paylaşımlı inşaat

sözleşmesi gereği yapılan dairelerden birini satın almış ve dairenin eksik ve

ayıplı teslimi dolayısıyla dairede meydana gelen değer kaybının, davalılar TOKİ

ve yüklenici şirketlerden tahsili amacıyla 18/6/2009 tarihinde Sincan Tüketici

Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.

6. Mahkeme, 24/3/2011 tarih ve

E.2009/199, K.2011/241 sayılı kararıyla davayı kısmen kabul etmiş, temyiz

edilen karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2011 tarih ve E.2011/14547,

K.2011/17366 sayılı ilamıyla “…davalı TOKİ,

Mahkemeye yazdığı 10.11.2009 tarihli cevabi yazıda; idare ile yükleniciler Kontaş İnş ve Mad. San. Tic. İhr.

Ltd. Şti.-Canberk İnş. Turz. Paz. Ltd. Şti. ortak

girişimi arasında yapılan sözleşmenin 7 ve 23.maddelerinde işin tüm eksik ve

kusurlu imalatlarından yüklenicilerin sorumlu olduğu, konut sahiplerinden

muhtelif zamanlarda gelen şikayetler değerlendirilip durum tesbit

tutanağı düzenlendiğini, bu işlerin yükleniciler nam ve hesabına giderilmesi

için karar alındığını bildirmiş, ayrı bir yazı ile de idare tarafından tesbit edilen eksikliklerin yüklenici nam ve hesabına

yaptırılmasını teminen Grup Lider İnş. Tur. San. Tic.

AŞ’ye ihale edilip 29.6.2009 tarihli sözleşme imzalandığını, yer tesliminin

1.7.2009 tarihinde yapıldığını belirtmiştir. Bu durumda davalı TOKİ tarafından

eksiklikler giderildiği takdirde giderilen eksiklik ve ayıplar yönünden dava

konusuz kalacaktır. Her ne kadar mahkemece işin ihale edilmesinden sonra

26.2.2010 tarihinde yapılan keşif ve hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak

sonca gidilmişse de, bu aşamadan sonrada eksikliğin

giderilmesi mümkündür. Hal böyle olunca davalı TOKİ tarafından 3.kişiyle

yapılan 29.6.2009 tarihli sözleşme ve ekleri getirilip davacıya ait konutda olduğu iddia edilen ayıp ve eksik imalatlar ile

ortak yerlerdeki ayıplı ve eksik imalatların bu sözleşme kapsamında olup

olmadığı, varsa bunların giderilip giderilmediği, sözleşmede 3.kişiye bu

noksanların hangi tarihe kadar giderilmesi için sure verildiği gerektiğinde

keşif yapılarak değerlendirilmeksizin yazılı şekilde eksik inceleme ile karar

verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” gerekçesiyle

bozulmuştur.

7. Bozmaya uyan ilk derece

mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda gerekli incelemeleri yaptıktan sonra,

11/10/2012 tarih ve E.2012/105, K.2012/760 sayılı kararında, konutta ve ortak

alanlardaki eksik ve ayıplı işlerle ilgili bütün davalıların sorumlu olduğu,

ancak, "kapalı yüzme havuzunun davalı

yüklenici şirketler tarafından konut sahiplerine ayrıca taahhüt edildiği,

kapalı yüzme havuzunun davalılar arasında kararlaştırılan sözleşmede yer

almadığı, sitede sözleşme ve proje kapsamında ayrıca açık yüzme havuzunun da

bulunduğu, bu nedenlerle davalı TOKİ'nin kapalı yüzme havuzu taahhüdünden ve

inşasından sorumlu olmadığı" gerekçesiyle, davanın kısmen

kabulüne, kabul edilen tazminat kısmının konut ve ortak alanlardaki eksiklik ve

ayıplara ilişkin kısmından TOKİ ile diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına, kapalı yüzme havuzu ile

ilgili kısmından ise TOKİ dışındaki davalıların sorumlu olduklarına karar

vermiştir.

8. Taraflarca temyiz edilen bu

karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, 18/4/2013 tarih ve E.2013/6444,

K.2013/10133 sayılı ilamı ile “sair temyiz

itirazlarının reddine ancak davacı,

davalıların gelir ortaklığı esasına göre yaptığı Ankara Eryaman Göksu Park

konutlarından satın aldığı dairede eksik ve kusurlu imalatlar bulunması

nedeniyle dairede oluşan değer kaybının tahsili için eldeki davayı açmıştır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalılar kendilerini vekille temsil

ettirdiklerinden, davalılar yararına reddedilen kısım için ayrı ayrı vekalet

ücreti tahsiline karar verilmiştir. Aynı dava sebebine dayanılarak dava

açılması ve davalıların sorumluluklarının müteselsil olması nedeniyle davanın

reddi halinde davacı aleyhine tek bir ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken

yazılı şekilde her bir davalı için ayrı ayrı ücreti vekalete hükmedilmesi usul

ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki yapılan yanlışlığın

giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden…” şeklinde

gerekçe gösterilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

9. Başvurucunun karar düzeltme

talebi, aynı Dairenin, 16/12/2013 tarih ve E.2013/27016, K.2013/31486 sayılı

ilamıyla reddedilmiştir.

10. Bu karar başvurucu vekiline

30/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı 3/3/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

11. 23/2/1995 tarih ve 4077

sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 1. maddesi şöyledir

:

“Bu Kanunun amacı, (...) kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık

ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici,

zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı

önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek

ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik

etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.”

12. 4077 sayılı Kanun’un 4.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam

ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında

veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen

niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini

veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi,

hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı

satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren

sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında

bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı,

tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu

seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya

yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan

hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 17/11/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/3/2014 tarih ve 2014/2715

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

14. Başvurucu, TOKİ ile diğer

karşı taraf yüklenici şirketler arasında yapılan sözleşme gereği yapılan

binalardan bir daire satın aldığını, dairenin eksik ve ayıplı teslimi

dolayısıyla açtığı davanın kısmen kabul edildiğini, TOKİ'nin taahhüt edilen

kapalı yüzme havuzuna ilişkin sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılarak

tarafına ödenmesine hükmedilen tazminattan kısmen sorumlu tutulduğunu, oysa

reklamlarda kapalı yüzme havuzunun da vaat edildiğini ve TOKİ'nin de isminin

geçtiğini, bu sebeple idareye güvenle hareket ederek söz konusu taşınmazı satın

aldığını, derece mahkemelerinin hukuki görünüşün korunmasına ilişkin ilkeye

aykırı karar verdiklerini, yüklenici şirketler TOKİ'ye vekaleten hareket

ettikleri için esas olarak TOKİ'nin kapalı yüzme havuzundan da sorumlu

olduğunu, somut olay, sözleşme ve kanun hükümlerinin derece mahkemelerince

hatalı yorumlandığını, keyfi kararlar verdiklerini, derece mahkemesi

kararlarında çelişkiler olduğunu, mahkeme kararının ideolojik olduğunu ve

tarafsız olmadığını, TOKİ'nin yapılan ödemelerden pay aldığını, ödemelerin kapalı

yüzme havuzunun bedelini de kapsadığını, dolayısıyla TOKİ'nin sebepsiz

zenginleştiğini, hakkını almak için senelerce uğraştığını, diğer davalıların

iflas etmeleri nedeniyle tazminat alacağına kısmen kavuşamadığını belirterek,

Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ve 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

15. Başvurucu Anayasa’nın 35.

maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de

belirtilen iddianın özünün, derece mahkemeleri kararlarının sonucu itibarıyla

adil olmadığı hususuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, başvurucunun iddialarını

Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı çerçevesinde

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

16. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz”

17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

18. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme,… açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

19. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir

mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir

temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir.

21. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. (B. No: 2012/1027,

12/2/2013, § 25).

22. Bu kapsamda, bireysel

başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması

ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve

değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından

getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru

incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilik içermedikçe derece

mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru

incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, kanun yolu şikayeti

niteliğindeki başvurularda derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz

takdir hatası veya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire

müdahalesi söz konusu olamaz. (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Başvurucu tarafından, derece mahkemeleri tarafından

taraflar arasındaki sözleşme ve kanun hükümlerinin hatalı yorumlandığı, kamu

kurumu niteliğindeki TOKİ’nin lehine davranıldığı, verilen kararın ideolojik ve

taraflı olduğu ve açılan tazminat davasının TOKİ yönünden kısmen reddedilmesi

suretiyle anayasal haklarının ihlaline yol açıldığı belirtilmekte olup,

başvurucunun iddialarının özünün derece mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibariyle

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

24. Somut olayda Sincan Tüketici Mahkemesi, başvurucu

tarafından açılan tazminat davasında, ortak alanda bulunan kapalı yüzme

havuzunun inşa edilmemesi nedeniyle meydana gelen değer azalmasında davalı

TOKİ’nin sorumlu olmadığı, diğer davalı inşaat şirketlerinin sorumlu olacağı

gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkemece 4077 sayılı

Kanun hükümleri ile ilgili taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate

alınarak oluşan vicdani kanaate ve değerlendirmeye göre hukuki bir sonuca

ulaşılmış olup verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.

Derece mahkemelerince başvurucu tarafından açılan davanın hangi nedenlerle

kısmen kabul edildiğine hüküm gerekçelerinde yer verilmiş olup söz konusu

kararda tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller

değerlendirilerek, ilgili hukuk kuralları da yorumlanmak suretiyle bir sonuca

ulaşılmıştır. Bu çerçevede, derece mahkemesi kararlarında bariz takdir hatası

veya açıkça keyfilik bulunmadığı anlaşılmaktadır.

25. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemeleri

tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya

da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça

keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

26. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde bırakılmasına,

17/11/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Seyit Abdulhakim ŞAHİN

Başvurucu

:

Fatma TEKE

Vekili

:

Av. Ali Ulvi SEYREK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2715, T. 17.11.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-2715-basvuru-17-11-2014-701d19d37e8b