Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2021, 19.11.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/2021
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

COŞKUN AKTÜRK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2021)

Karar Tarihi: 19/11/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular,

Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tescil davasının reddedildiğini,

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep

etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 10/2/2014 tarihinde

Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 8/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 2/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, Ordu ili Kabadüz ilçesi Yokuşdibi

beldesi Artık köyünde, Mart 1939 tarihli tapu ile adlarına tapuya tescilli

taşınmazın bir bölümünde genel kadastro yapıldığını ve kısmen tapu malikleri

adına tespit edildiğini, taşınmazın kısmen orman vasfı taşıdığı gerekçesiyle

tespit dışı bırakıldığını, tapu kaydının bu yeri de kapsadığını belirterek, bu

kısmın adlarına tapuya kayıt ve tescili için 22/4/1999 tarihinde Orman Genel

Müdürlüğü aleyhine Kabadüz Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası açmışlar,

Mahkemenin kapatılması üzerine dosya Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmiştir.

8. Yargılama sırasında Maliye Hazinesi ve Yokuşdibi Belediye Başkanlığı dâhili davalı olarak davaya

katılmışlardır.

9. Mahkeme, 14/11/2011 tarih ve E.2004/218, K.2011/520

sayılı kararla; dava konusu yerin bir bölümünün orman, bir bölümünün ise yaylak

vasfında bulunduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın

reddine karar vermiştir.

10. Başvurucuların temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk

Dairesi, 12/6/2012 tarih ve E.2012/4637, K.2012/8873 sayılı ilamla; tapu

kaydının oluşumuna esas belgelerin dosyaya eklenmesi gerektiği belirtilerek

dosyanın geri çevrilmesine karar vermiştir.

11. Eksik hususların tamamlanmasından sonra Yargıtay 20.

Hukuk Dairesinin 29/1/2013 tarih ve E.2013/100, K.2013/492 sayılı ilamı ile

hüküm onanmıştır.

12. Başvurucuların karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin

2/12/2013 tarih ve E.2013/6117, K.2013/10998 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

13. Bu karar başvuruculara 14/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucular, 10/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi, 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk

Medeni Kanunu’nun 713., 715. ve 716. maddeleri, 25/2/1998 tarih ve 4342 sayılı

Mera Kanunu’nun 4. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 19/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 10/2/2014 tarih ve 2014/2021 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

17. Başvurucular, eski tapu kaydı ile murisleri ve kendileri

adlarına tescilli taşınmazı uzun süredir kullandıklarını, kadastro tespiti

sırasında taşınmazın kısmen tespit dışı bırakıldığını, kısmen adlarına tescil

edildiğini, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tescil davasının,

taşınmaz genişlemeye ve değişmeye müsait olmadığı için sabit hudutlu olduğu

halde, Mahkemece mahalli bilirkişi beyanlarına, fen bilirkişisi raporlarına,

dava dosyasında bulunan bütün bilgi ve belgelere, resmi kurumlarca yapılan

yazışmalara aykırı olarak reddedildiğini, yıllarca kullandıkları ve evlerinin

olduğu yerleşim yerinin ellerinden alındığını, ziraat bilirkişisinin objektif

bir rapor sunmadığını, tapu siciline inanarak ve güvenerek işlem yaptıklarını,

yıllarca emlak vergisi ödediklerini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

18. Başvurucular Saide Akan ve Necat Yıldız, taşınmazı tapu

kaydına güvenerek satın aldıklarını, ancak Mahkeme kararıyla taşınmazın

ellerinden alındığını belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

19. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde,

başvurucuların Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın reddine

karar verilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürdükleri

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

Başvurucuların anılan iddiaları yargılama sonucunda verilen kararın adil olup

olmadığına yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucuların makul sürede yargılama

yapılmaması nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlali iddiaları ayrıca

incelenmiştir. Yine başvuruculardan Saide Akan, Necat Yıldız ve Ferat Aydın tarafından yapılan bireysel başvurular ayrı

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Başvurucular Saide Akan ve Necat Yıldız’ın Mülkiyet ve

Adil Yargılanma Haklarının İhlali İddiaları

20. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

21. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

22. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

23. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

24. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B.

No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

25. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

26. Başvuru konusu olayda,

başvurucular Saide Akan ve Necat Yıldız, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki

davaya konu taşınmazı A.Y. ve D.E.’den satın

aldıklarını ve adlarına tescil edildiğini, Mahkemece davanın reddine karar

verilmesiyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

27. Başvurucular Saide Akan ve Necat Yıldız, diğer başvurucular ve

murisleri tarafından Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davasında

taraf olarak yer almamışlar ve olağan kanun yollarına başvurmamışlardır. Anılan

davada, başvurucuların taşınmazı devraldıklarını iddia ettikleri A.Y. ve D.E.

davacı sıfatıyla yargılamanın sonuna kadar davada yer almışlardır. Anılan

başvurucular, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davada taraf olmadıkları

gibi, satın aldıklarını iddia ettikleri taşınmaza yönelik dava açmadıkları ve

olağan kanun yollarına başvurmadıkları, dolayısıyla hukuk sisteminde düzenlenen

başvuru yollarını usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulundukları

anlaşılmıştır.

28. Açıklanan nedenlerle, başvurucular Saide Akan ve Necat

Yıldız tarafından, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun

olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucu Ferat

Aydın’ın Mülkiyet ve Adil Yargılanma Haklarının İhlali İddiası

29. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3) ve (6) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(3) Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa

temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle

ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa

hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin

aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru

dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem

veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin

eklenmesi şarttır.

…

(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması

hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu

veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere bir

süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin

tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.”

30. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik

kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci

maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.

(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan

ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

31. Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formu ve ekleri” başlıklı

59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:

…

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü

açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının

doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

…

(3) Başvuru formuna aşağıdaki belgeler ya da onaylı

örnekleri eklenir:

…

e) Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri.

…

(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği üçüncü

fıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde bunun

gerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleri

resen toplar.

…”

32. İçtüzüğün “Formun ve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler”

başlıklı 60. maddesi şöyledir:

“(1) Başvuru formu, İçtüzüğün 59 uncu maddesine uygun olarak

düzenlenir ve aynı maddede belirtilen belgeler ya da onaylı örnekleri başvuru

formuna eklenir.

(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yönelik

özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç on

sayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetini

eklemesi gerekir.

(3) Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri,

tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklar

hâlinde dizi pusulasına bağlar.”

33. İçtüzüğün “Form ve eklerinin ön incelemesi ve eksiklikler”

başlıklı 66. maddesi şöyledir:

“(1)Bireysel Başvuru Bürosu gelen

başvuruları şeklî eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru

formunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların

tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir.

(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda

başvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen sürede eksiklikleri

tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir.

(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespit

edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde

Komisyonlar Başraportörü tarafından reddine karar

verilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedi

gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiği

kararlar kesindir.”

34. 6216 sayılı

Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa

Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar

hakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak

başvurucuya düşer (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).

35. Başvurucunun,

kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri

sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,

dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine

eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle

ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (B.

No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).

36. 6216 sayılı

Kanun’un 47. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre başvuru evrakında herhangi

bir eksiklik bulunması hâlinde, Anayasa Mahkemesi başvurucudan, eksikliğin

tamamlanmasını ister. İçtüzüğün 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre

Mahkemenin başvurucudan giderilmesini isteyebileceği eksiklikler, “şekli eksiklikler”dir. 6216 sayılı Kanun’un

47. ve İçtüzüğün 66. maddesi birlikte değerlendirildiğinde Anayasa Mahkemesi

başvurucudan ilk olarak, usulünce doldurulmamış olan başvuru formunun usulüne

uygun olarak doldurulmasını isteyebilir. İkinci olarak ise başvurucunun “ihlal iddiasına dayanak gösterdiği” bilgi,

belge ve deliller başvuru dilekçesine eklenmemiş ise dayanılan bu belgelerin

tamamlanması istenebilir (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 21). Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesi başvurucudan,

dilekçesinde dayandığı ancak Mahkemeye ibraz etmediği delillerini tamamlamasını

isteyebilir.

37. Yukarıda

belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu

açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir.

İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna

edilmesi, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır.

Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini

önlemek için başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri

sunması ve gerekli açıklamaları yapması zorunludur (B. No: 2013/276,

9/1/2014, § 23).

38. Somut başvuruda başvurucu Ferat Aydın,

başvuru dilekçesinde, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tescil

davasının, eksik inceleme ve araştırma sonucu reddedildiğini, yargılamanın

makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde

tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

39. Başvurucunun, ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü Ordu 1.

Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile dosyasının incelenmesinde, davanın tarafları

arasında yer almadığı anlaşılmış ve dava dosyası ile ilgisi tespit

edilememiştir. Anayasa Mahkemesince, başvurucuya, 10/7/2014 tarihli yazı

gönderilerek, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyasında davacı veya davalı

olduğuna dair belgenin ya da anılan dava dosyasıyla bağlantısını gösteren belge

veya bilginin, yazının tebliğinden itibaren on beş gün içinde bildirilmesi

talep edilmiştir. Anılan yazı 21/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği

halde, başvurucu herhangi bir belge sunmadığı gibi yazıya karşı cevap da

vermemiştir. Bu şekilde başvuru dilekçesi ile ihlal iddialarının dayanağı

belgeler açıkça sunulmadığı gibi başvurucu, herhangi bir bilgi ve belgenin

ilgililerden istenmesi için Mahkemeden bir talepte de bulunmamıştır.

40. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri

vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddia

ettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak

suretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyut

şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmuş olması iddiaların

ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu,

Anayasa’ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak

düzenlenmemiştir.

41. Başvurucunun, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olayları

göstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanları

destekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet bir

belge elde edilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvuruda

başvurucu bu koşulları yerine getirmeyerek iddialarını temellendirmediğinden

başvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır (B. No: 2013/276,

9/1/2014, § 26).

42. Açıklanan nedenlerle, başvurucu Ferat

Aydın tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafından

kanıtlanmamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Diğer Başvurucuların Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığı iddiaları

43. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

44. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

45. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

46. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

47. Somut olayda başvurucular,

eski tapu kaydı ile adlarına tescilli taşınmazı uzun süredir kullandıklarını,

kadastro tespiti sırasında taşınmazın kısmen tespit dışı bırakıldığını, kısmen

adlarına tescil edildiğini, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tescil

davasının, taşınmaz genişlemeye ve değişmeye müsait olmadığı için sabit hudutlu

olduğu halde, Mahkemece mahalli bilirkişi beyanlarına, fen bilirkişisi

raporlarına, dava dosyasında bulunan bütün bilgi ve belgelere, resmi kurumlarca

yapılan yazışmalara aykırı olarak reddedildiğini, yıllarca kullandıkları ve

evlerinin olduğu yerleşim yerinin ellerinden alındığını, ziraat bilirkişisinin

objektif bir rapor sunmadığını, tapu siciline inanarak ve güvenerek işlem

yaptıklarını, yıllarca emlak vergisi ödediklerini belirterek, adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

48. Başvurucular, 22/9/1999

tarihinde Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açtıkları davada, 60-70 yıldır

kullandıkları ve eski tapu kayıtlarına göre kısmen kendi adlarına kısmen

murisleri adlarına tescilli olan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle kadastro

tespiti sırasında tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın sınırlarının sabit

sınır olduğunu, tahmini olarak 5000 dönüm araziyi kapsadığını ve ellerindeki

tapu kaydının dava konusu yeri de içine aldığını ileri sürerek, zilyedi

oldukları taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir. Kabadüz Asliye Hukuk

Mahkemesince tarafların delilleri toplanmış, eski tapu kayıtları istenmiş,

kadastro krokisi, orman amenajman planı, memleket haritası getirtilmiştir.

Yargılama sırasında Yokuşdibi Belediye Başkanlığı ve

Maliye Hazinesi dahili davalı olarak davaya katılmışlardır. Kabadüz Adliyesinin

kapatılması üzerine yargılamaya Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam

edilmiştir. Mahkemece, taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılıp bilirkişi

raporları alınmıştır. Mahkeme, 14/11/2001 tarihinde, tüm dosya kapsamı ve

deliller ile keşif ve bilirkişi raporlarını inceleyerek, tescil dışı bırakılan

kısmın kısmen orman, kısmen yaylak vasfında olduğu, tapu kaydının kapsamında

kalmadığı, dolayısıyla özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın

reddine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince davanın

tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın tesciline ilişkin olduğu belirtilerek ve

Mahkemece verilen kararın gerekçesi kabul edilerek 29/1/2013 tarihinde hüküm

onanmıştır. Karar düzeltme talebinin reddedildiği 2/12/2013 tarih itibarıyla

hüküm kesinleşmiştir.

49. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucuların iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

50. Başvurucular, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına,

karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da

kanıt sunmadıkları gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

51. Açıklanan nedenlerle,

başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık

keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Diğer Başvurucuların Yargılama

Süresinin Makul Olmadığı İddiaları

52. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

53. Başvurucular, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları

tescil davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

54. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

55. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

56. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taşınmazın tapuya

tescili davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

57. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

22/4/1999 tarihidir.

58. Başvurucuların bir kısmı mirasçı olarak yargılama

sürecine katılmışlardır. Ancak miras bırakanından intikalle davayı takip etmekte

olan başvurucular açısından da makul süre değerlendirmesinde dikkate alınacak

sürenin başlangıç anı, başvurucuların yargılamaya katıldığı tarih değil, somut

olayda murisleri açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç anı

olan 22/4/1999 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

59. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince karar

düzeltme isteminin reddedildiği 2/12/2013 tarihidir.

60. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucular, 22/4/1999 tarihinde Orman Genel

Müdürlüğü aleyhine açtıkları davada, 60-70 yıldır kullandıkları ve eski tapu

kayıtlarına göre kısmen kendi adlarına kısmen murisleri adlarına tescilli olan

taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle kadastro tespiti sırasında tespit dışı

bırakıldığını ileri sürerek taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.

Kabadüz Asliye Hukuk Mahkemesince tarafların delilleri toplanmış, eski tapu

kayıtları istenmiş, kadastro krokisi, orman amenajman planı, memleket haritası

getirtilmiştir. Yargılama sırasında Yokuşdibi

Belediye Başkanlığı ve Maliye Hazinesi dâhili davalı olarak davaya

katılmışlardır. Kabadüz Adliyesinin kapatılması üzerine yargılamaya Ordu 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmiştir. Mahkemece, taşınmazın bulunduğu

yerde keşif yapılıp bilirkişi raporları alınmıştır. Mahkemece dosyanın birçok

defa incelemeye alındığı, uzun süre mera tespit çalışmalarının kesinleşmesinin

beklendiği anlaşılmıştır. Mahkeme, 14/11/2001 tarihinde, tüm dosya kapsamı ile

keşif ve bilirkişi raporlarını inceleyerek, tescil dışı bırakılan kısmın kısmen

orman, kısmen yaylak vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Temyiz üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince 12/6/2012 tarihinde dosyada

eksikliklerin bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine

karar verilmiştir. Eksik hususların tamamlanmasından sonra, Yargıtay 20. Hukuk

Dairesince, 29/1/2013 tarihinde hüküm onanmıştır. Karar düzeltme talebinin

reddedildiği 2/12/2013 tarih itibarıyla hüküm kesinleşmiştir.

61. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

62. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla

birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, mülga 1086 sayılı Kanun ve 6100

sayılı Kanun hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru

açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve

yaklaşık on beş yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

63. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

64. Başvurucular, makul sürede

yargılama yapılmadığı için maddi ve manevi zararlarının tazminini talep

etmişlerdir.

65. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

66. Başvurucuların tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin on beş yıllık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucular Coşkun Aktürk’e

net 2.100,00 TL, Ümmehan Demir’e net 4.150,00 TL, İbrahim Aktürk’e net 4.150,00

TL, Nejdet Güner’e net 3.200,00 TL, diğer

başvuruculara (kabul edilemezlik kararı verilen başvurucular Saide Akan, Necat

Yıldız ve Ferat Aydın dışındaki) ayrı ayrı net

12.450,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

67. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

68. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvuruculara (kabul edilemezlik kararı verilen

başvurucular Saide Akan, Necat Yıldız ve Ferat Aydın

dışındaki) müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Başvurucular Saide Akan ve

Necat Yıldız’ın ihlal iddialarının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, anılan başvurucuların yaptıkları yargılama

giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,

2. Başvurucu Ferat Aydın’ın ihlal iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, anılan başvurucunun

yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

3.

Diğer başvurucuların yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki

iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Diğer başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Coşkun Aktürk’e net 2.100,00 TL, Ümmehan Demir’e

net 4.150,00 TL, İbrahim Aktürk’e net 4.150,00 TL, Nejdet

Güner’e net 3.200,00 TL, diğer başvuruculara (kabul edilemezlik kararı verilen

başvurucular Saide Akan, Necat Yıldız ve Ferat Aydın

dışındaki) ayrı ayrı net 12.450,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin BAŞVURUCULARA (kabul edilemezlik kararı verilen

başvurucular Saide Akan, Necat Yıldız ve Ferat Aydın

dışındaki) MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

19/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucular

:

1. Coşkun AKTÜRK

2. İsmet ÇİÇEK

3. Ümmehan DEMİR

4. Cemil DEMİR

5. İmdat YILMAZ

6. Sabri GÜNER

7. Mehmet ÖZDEMİR

8. Mehmet AKTÜRK

9. Ayla CANBULUT

10. İbrahim AKTÜRK

11. Sait DEMİR

12. Nazmi ÇİÇEK

13. İbrahim SEVİNDİ

14. Saide AKAN

15. Nejdet GÜNER

16. Ercan ÇİÇEK

17. Ferat AYDIN

18. Seddar YILMAZ

19. Necat YILDIZ

20. Halil ÇİÇEK

21. Rahmi ÇİÇEK

22. Tülay AKPINAR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2021, T. 19.11.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-2021-basvuru-19-11-2014-b70c7a930be4