Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/1489, 07.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/1489
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

NURSEL SANCAK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/1489)

Karar Tarihi: 7/6/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, menfi tespit davasında, usul ve kanuna aykırı karar

verilmesi; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması ve yargılamanın uzun sürmesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun murisi İ.H. aleyhine 20/3/2007 vade tarihli

312.000 TL bedelli senede dayalı olarak Safranbolu İcra Müdürlüğünün E.2008/182

sayılı dosyasında icra takibi başlatılmıştır.

9. İ.H.nin vefatından sonra 5/12/2008

tarihinde, içerisinde başvurucunun da bulunduğu bir kısım mirasçılar, takip

alacaklısı Y.I.ya karşı Safranbolu Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtıkları menfi tespit davasında, davalı alacaklı ile birlikte

hareket eden murisin mirasçısı A.H. tarafından murisin ikametinde bulunan

belgeler arasından takibe konu bononun ele geçirildiğini, senedin eksik

unsurları tamamlanarak ve ekleme yapılmak suretiyle davalı adına icraya

konulduğunu, murisin yaşı ve tıbbi rahatsızlığı sebebiyle takibe konu senedi

düzenlemesinin beklenemeyeceğini, murisin 2002 yılında ticareti bırakması ve

tüm işlerini A.H.ya devretmesi sebebiyle davalıdan

312.000 TL tutarında iki aylık süre için borç para almasını gerektirir herhangi

bir ihtiyacının olmadığını, bu miktarda paranın ödünç almasını gerektirecek her

hangi bir sebebin de bulunmadığını belirterek muris İ.H. ve davacıların

davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar

verilmesini talep etmişlerdir.

10. Mahkeme 6/4/2011 tarihli kararında, davada ispat

yükümlülüğünün lehtar olan alacaklıya düştüğünü, tanık beyanları, bilirkişi

raporu, ekonomik sosyal durum araştırmasına göre hakkında borçlarından dolayı icra

takipleri bulunan ve 2003 yılı itibariyle tüm ticari faaliyetlerine son veren

davalının 312.000 TL tutarında borç parayı 14/3/2001 tarihi itibariyle

boşandığı eşinin babasına vermesinin mümkün bulunmadığını, senetin

düzenlendiği tarih itibariyle de nakten bu miktarda

parayı davacıya vermesine de imkân bulunmadığını, davacıların murisinin

işlerini tasfiye etmiş olması gözönüne alındığında

sosyal ekonomik durumu itibariyle bu miktar borç para almasını gerektirir

ihtiyaç içerisinde bulunmadığını, dava konusu bononun tahsilinin sağlanması

için icra takibi yapan davalının senette yazılı miktar kadar alacaklı

bulunduğunu, geçerli şekilde kanıtlayamadığını belirterek muris İ.H. ve

davacıların davalıya borçlu olmadığının tesbitine

karar vermiştir.

11. Temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 1/2/2012 tarihli

kararında, taraflar yakın akraba olsa da aralarındaki ilişkiyi yazılı belgeye

bağladıkları için dava konusu olaydat anık dinlenmesi

ve tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bu bağlamda

senedin hukuka aykırı bir şekilde ele geçirildiği ve senetteki bir kısım

yazıların sonradan doldurulduğunu, davacının yazılı delille ispat etmesi

gerektiğinin kabulünün zorunlu olduğunu, davacıların dosyaya sunduğu deliller

ile bu hususu ispat edemediğinin görüldüğünü, bu itibarla ispat yükü ters

çevrilmek suretiyle davalının senette yazılı miktar kadar alacaklı bulunduğunu

geçerli şekilde kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar

verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.

12. Bozma kararına uyan Mahkemece yapılan yargılama sonucu

verilen 5/12/2012 tarihli kararda, her ne kadar davacı tarafça davalının dava

konusu senedi muris İ.H.den ele geçirerek onun

iradesine aykırı olarak senedi doldurmak suretiyle icra takibi yaptığı beyan

edilmekte ise de bu hususun ispatının yazılı delille yapılması gerektiği,

davacılar tarafından dosya kapsamına ibraz edilen delillerin senedin murisin

rızasına aykırı olarak doldurulduğunu ispata yeterli olmadığı, dosya kapsamına

alınan polis kriminal raporunda imzanın murise ait

olmadığı yönünde görüş beyan edilmişse de Safranbolu İcra Hukuk Mahkemesinin

E.2008/13, K.2009/9 sayılı kesinleşmiş mahkeme ilamı ile senet altındaki

imzanın murise ait olduğunun tespit edildiği, bu sebeple de alınan bu bilirkişi

raporunun hükme dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığı belirtilerek Yargıtay

bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.

13. Başvurucunun temyizi üzerine karar Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin 26/6/2013 tarihli kararıyla onanmıştır.

14. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 17/12/2013 tarihli

kararı ile reddedilmiştir.

15. Ret kararı 4/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 7/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

17. Başvurucu, murisin akli dengesinin yerinde olmadığına

ilişkin Hacettepe Üniversitesi Hastanesinden rapor aldırılmasına rağmen gerekçeli

kararda bu hususun değerlendirilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

18. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

20).

19. Somut olayda, başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü söz konusu iddiayı temyiz dilekçesinde belirtmediği, usul hukukuna

göre, temyizde dile getirilmeyen itirazların karar düzeltme incelemesine konu

yapılamayacak olması göz önüne alındığında başvurucunun ihlal iddiasını usulüne

uygun olarak kanun yollarında ileri sürmediği, bu açıdan başvuru yollarının

usulüne uygun tüketilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

20. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

21. Başvurucu, sahtelik iddiası ile ilgili Adli Tıp Kurumunda

eksik inceleme yapıldığını, incelenmesini talep ettikleri hususların Mahkemece göz

ardı edildiğini, davalı tarafın dayandığı ticari belgelerin bilirkişi raporunda

incelendiğini ancak bu delillerin Yargıtay tarafından dikkate alınmadığını,

davalının ekonomik durumuna göre bu kadar borç para veremeyeceğinin belgelerle

ispatlandığını, senedin aslı üzerinden sahtecilik incelemesi yapılması

talebinin reddedildiğini, iki farklı bilirkişi raporuna göre senedin sahte

olduğunun ispatlandığını, Adli Tıp Kurumu raporu ile polis kriminal

raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini, senedin sahteliği hususunda

Safranbolu Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunun

beklenmediğini, sahteliği sabit olan senede dayanılarak karar verildiğini

belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel

başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin

tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince

incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Somut olayda, başvurucu tarafından açılan menfi tespit

davasında, Mahkemenin davanın kabulü yönünde verdiği kararın, Yargıtay 13.

Hukuk Dairesi tarafından, davanın yazılı delille ispatlanması gerektiği, ispat

yükünün davacıda olduğu, toplanan delillere göre davanın sübuta ermediği

belirtilerek bozulduğu, Mahkemenin bozma kararına uyduğu, senetteki imza ile

ilgili Safranbolu İcra Hukuk Mahkemesinin E.2008/13 sayılı dosyasında alınan

Adli Tıp Kurumu raporu farklı yöndeki polis kriminal

raporuna karşı yeterli görülerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Bunun yanında başvurucunun Mahkemece sonuçlanması beklenmeden karar verildiğini

iddia ettiği Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/944 soruşturma sayılı

dosyasında, polis kriminal raporuna karşı Adli Tıp

Fizik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Kurulundan 6/12/2013 tarihli rapor

alındığı, senet üzerindeki imzanın murise ait olduğuna yönelik bu rapora göre

17/2/2014 tarihinde takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.

24. Bu açıdan başvurucunun ihlal iddiaları yukarıda belirtilen

içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri

tarafından hukuk kurallarının ve delillerin değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

29. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı

ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

30. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 5 yıl 12 günlük yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

31. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

33. Başvurucu, yeniden yargılama kararı verilmesi talebinde

bulunmuştur.

34. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

35. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla ilgili olarak herhangi bir tazminat talebinde bulunmadığı

anlaşıldığından başvurucu lehine manevi tazminata karar verilmesi mümkün

değildir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. i. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi,

ii. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Talep olmadığından başvurucu lehine manevi tazminata KARAR

VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2012/191, K.2012/504) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Nursel

SANCAK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/1489, T. 07.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-1489-basvuru-07-06-2017-72fff234a8f0