Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/19988, 22.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/19988
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

BOR-AN İNŞAAT MAKİNE LOJİSTİK SAN. TİC. A.Ş.

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/19988)

Karar Tarihi: 22/6/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iş mahkemesinde görülen istirdat davasının kesin

hüküm nedeniyle reddi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu tarafından 29/4/2009 tarihinde Ankara 11. İş

Mahkemesinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine açılan istirdat davasında başvurucu,SGK tarafından noksan

işçilik bedeli ve gecikme cezası nedeniyle tahhakkuk

ettirilerek ödeme emrine bağlanan ve haksız olarak ödenmek zorunda kalınan

1.389.569,81 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte

iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

9. Yapılan değerlendirme sonucu Ankara 11. İş Mahkemesi

13/9/2011 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir. Kararın

ilgili kısımları şöyledir:

"...

davacı şirketin Kurum kayıtlarına göre iş yeri olarak tescilinin

bulunduğu, Kurum müfettişlerince düzenlenen raporda noksan işçilik karşılığı

olarak 1.174.839,70 TL Kurum lehine alacak tahakkuk ettirildiği ve Kurumca

tahsilinin talep edildiği, davacı işverence Ankara 10. İş Mahkemesi'ne

2003/1618 esasında dava açıldığı, yargılama aşamasında 5458 sayılı Yasanın

yürürlüğe girdiği, Yasa hükmüne göre Yasadan yararlanmak için 25.04.2006

tarihinde Kuruma yapılan başvuruda borçların yeniden yapılanması ve

taksitlendirme olanağının sağlanması için feragat şartının getirildiği,

davacının davadan feragat ettiği, Kurumca yapılan yeniden yapılandırma sonucu

davacının Kuruma 1.540.192,28 TL ödediği, davacının fazladan haksız olarak

ödemek zorunda bırakıldığı miktarı talep ettiği anlaşılmış yapılan keşif,

bilirkişi hesaplamaları doğrultusunda dava konusu işin yapımında teknolojik

makina ve araçların kullanılmış olması nedeni ile işçilik bedellerinin düşük

olması gerektiği, dava konusu iş için % 3.05 işçilik oranlarının bilirkişilerce

hesaplandığı bu hesaplama doğrultusunda davacının davalı Kuruma 443.801.67 TL

eksik işçilik bildiriminde bulunduğu, anlaşılmış, bunun sonucu hesaplanan prim

borcunun miktarı yine bilirkişilerce hesaplanmış hesaplamalar doğrultusunda

Kurumun davacıdan haksız yere tahsilatta bulunduğu anlaşılmış bilirkişi raporu

doğrultusunda davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek aşağıdaki hüküm fıkrası

kurulmuştur.

..."

10. Temyiz incelemesi sonucu İlk Derece Mahkemesinin kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16/1/2012 tarihli ilamı ile bozulmuştur. İlamın

ilgili kısımları şöyledir:

"...

Somut olayda, müfettiş raporuna dayalı olarak, davacı tarafından

yapılan taahhüt konusu işte, asgari işçilik oranının %8 olduğu belirlenerek

prim tahakkuk ettirilmesi üzerine, davacı şirket tarafından sözkonusu

prim borcunun iptali istemiyle Ankara 10.İş Mahkemesinin 2003/1618 Esas sayı iledava açıldığı, mahkemenin 2005/561 Karar sayılı kararı

ile, bilirkişi raporu doğrultusunda asgari işçilik oranı %3.5kabul edilerek

davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı SGK'nın

temyizi üzerine Dairemizin 27.06.2005 tarih ve 6478/7292 sayılı kararı ile,

yapılan işte asgari işçilik oranının %8 olması gerektiğinden bahisle

bozulmasına karar verildiği; mahkemece direnme kararı verilmesi üzerine, Hukuk

Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ve 2006/10-313 Esas, 2006/362 Karar sayılı

kararı ile özel daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda

direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulduğu, Hukuk Genel

Kurulunun bozma ilamı sonrasında davacı şirketin, 5458 sayılı Yasadan

faydalanmak için davadan feragat ettiği, yapılandırmadan faydalanılarak eksik

işçilik nedeniyle tahakkuk ettirilen prim borcunun ödendiği, bu kez davalı

şirketin iş bu dava ile ödenenprimin istirdatına karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.

...

O halde, eksik işçilik nedeniyle tahakkuk ettirilen prim borcunun

iptali istemli davadan feragat edilmesi nedeniyle kesin hükmün sonuçları

doğmuştur. Öte yandan, anılan davada hükme esas alınanbilirkişi

raporunda asgari işçilik oranı %3.5 olarak

belirlenmiş, ancak Dairemizin bozma ilamı ile asgariişçilik

oranının %8 olması gerektiğinden bahisle bozulmuş, direnme kararı üzerine Hukuk

Genel Kurul kararı ile de asgari işçilik oranının %8 olduğu hususu

kesinleşmiştir. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle ve yine Yargıtay ilamı ile

asgari işçilik oranının kesinleştiği hususu nazara alınarak davanın reddine

karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı

olup, bozma nedenidir.

..."

11. Bozma ilamının ardından dava dosyasını yeniden incelemeye

alan Ankara 11. İş Mahkemesi 27/11/2012 tarihli kararıyla bozma ilamına uyarak

daha önce kesinleşmiş hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiş,

temyiz incelemesi sonucu karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30/9/2013 tarihli

ilamı ile onanmış ve yargılama sona ermiştir.

12. Başvurucu Yargıtay onama ilamını 25/11/2014 tarihinde

Mahkeme kaleminde tebliğ aldığını belirterek 23/12/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 22/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

16. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No:2013/772, 7/11/2013 § 69), yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle

ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Mehmet

Salih Ayyıldız, B. No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).

17. İş mahkemelerinde görülen davalarda yargılama süresinin

makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç

dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu

ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin

Kılıç, §§ 57, 58).

18. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 4 yıl 5 aylık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, Ankara 10. İş Mahkemesinde açtığı SGK işleminin

iptali davası devam ederken çıkarılan 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal

Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile getirilen imkânlardan yararlanmak için

açılmış olan davalardan feragat etme şartı gereğince açtığı davadan feragat

ettiğini ve davanın feragat ile sonuçlanarak kesinleştiğini, sonrasında Ankara

11. İş Mahkemesinde açtığı istirdat davasının önceki davanın kesin hükmü

nedeniyle reddedildiğini, oysa davaların konusunun farklı olduğunu ayrıca

çıkarılan kanun ile devletin kendisini davasından feragat etmek zorunda

bıraktığını, bundan dolayı ödemek zorunda kaldığı borca ilişkin değerlendirme

yapılması imkânının ortadan kalktığını, davadan feragat ederek borcu ödemek

zorunda kalmasında uzun süren yargılamalar nedeniyle oluşan belirsizliklerin

etkili olduğunu belirterek hak arama özgürlüğünün, etkili başvuru hakkının ve

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun şikâyetlerinin mahkemeye

erişim hakkı yönünden incelenmesi uygun görülmüştür.

22. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Dava açmak isteyen kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek

seviyeye ulaşmadığı müddetçe dava açma koşullarına sınırlamalar getirilebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 36).

23. Bununla birlikte sınırlandırmaların, hakkın özünü

zedeleyecek nitelikte olmaması, meşru bir amaç izlemesi, ölçülü olması ve

başvurucuya ağır bir yük getirmemesi gerekir (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

24. Somut olayda, başvurucunun Ankara 10. İş Mahkemesinde açtığı

SGK işleminin iptali davası devam ederken 5458 sayılı Kanun ile tanınan

imkândan yararlanarak, anılan Kanun uyarınca açtığı davadan feragat etmesi

üzerine davanın reddedilerek kararın kesinleştiği, başvurucunun da SGK'ya olan borcunu yapılandırma imkânına kavuştuğu ve

yapılandırmadan yararlandığı, borcunu bu kapsamda ödediği ancak sonrasında

Ankara 11. İş Mahkemesinde açtığı istirdat davasında yapılandırılarak ödenen

borcun haksız ödendiği iddiasında bulunduğu, yargılama sonunda ise söz konusu

istirdat davasının Ankara 10 İş Mahkemesinin kesinleşen hükmü gerekçe

gösterilerek reddedildiği görülmektedir.

25. Bu durumda başvuru konusu olayda başvurucunun uyuşmazlık

konusu SGK'ya olan borcu için iptal davası sürerken

5458 sayılı Kanun uyarınca feragat talebinde bulunduğu ve borcunu yapılandırma

imkânına ulaştığı, bununla birlikte başvurucunun feragat talebini herhangi bir

baskı veya zorlama sonucu ortaya koyduğuna dair somut bir emarenin olmadığı,

anılan Kanun'un ile getirilen düzenlemenin de zorlama olarak

nitelendirilemeyeceği, borçları yapılandırma karşılığında yargı nezdinde

görülen davalardan feragat etme şartını içerdiği, dolayısıyla başvurucunun

Ankara 11. İş Mahkemesinde açtığı davanın, daha önce feragat üzerine davanın

reddine ilişkin kesinleşen hüküm nedeniyle, reddinin başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına bir engel teşkil etmediği sonucuna varılmış, mahkemeye erişim

hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlal saptanmamıştır.

26. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

28. Başvurucu tazminat talebinde bulunmamıştır.

29. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

30. Başvuruya konu olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona

erdiği dikkate alındığında, başvurucunun da tazminat talebi bulunmaması nedeniyle

ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.

31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlali iddiasının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Ankara 11. İş Mahkemesine (E.2012/429,

K.2012/1007) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

BOR-AN

İNŞAAT MAKİNE LOJİSTİK SAN. TİC. A.Ş.

Temsilcisi

:

Binali BORAN

Vekili

:

Av. Oğuzhan

AKGÜL

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/19988, T. 22.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-19988-basvuru-22-06-2017-e1f49d8b56dc