Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/11857, 05.10.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/11857
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HASAN BAŞAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11857)

Karar Tarihi: 5/10/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, olumsuz sicillerin düzeltilmesi isteminin reddine

ilişkin işlemin ve işleme temel olan düzenleyici işlemlerin iptali istemiyle

açılan davada hukuka aykırı karar verilmesi, aleyhe yargılama giderine

hükmedilmesi ve makul sürede yargılamanın tamamlanmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının; engellilik durumu gözetilerek uygulama yapılmaması

nedeniyle de eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvuru Tarihinden Önceki Süreç

8. Başvurucu, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Meslek

Yüksekokulu bünyesinde memur olarak görev yapmakta iken olumsuz düzenlenen

2001, 2002, 2004 ve 2005 yıllarına ait sicillerin düzeltilmesi istemiyle idari

başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun bu talebi 10/1/2008

tarihli işlemle reddedilmiştir. Başvurucu, söz konusu işlemin ve Disiplin

Cezalarının Affı ile İlgili Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının2006/1

sayılı Genelgesi'nin (2006/1 sayılı Genelge) 6. maddesi ile 18/10/1986

tarihli ve 19255 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe giren Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 13. ve 17.

maddelerinin iptali istemiyle dava açmıştır.

9. Danıştay İkinci Dairesi (Daire) 11/3/2011

tarihli kararıyla, Yönetmelik'in 13. ve 17. maddelerinde yer alan düzenlemeler

ile sicil raporlarının; memurların ehliyetlerinin tespitinde, kademe

ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye ayırma veya hizmetle

ilişkilerinin kesilmesinde başlıca dayanak olarak ele alınmalarının

amaçlandığını ve bu bağlamda maddelerde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını

tespit etmiştir. Daire 22/6/2006 tarihli ve 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu

Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun'un sadece disiplin

cezalarının affını öngördüğünü,sicil

affı ile bir ilgisi bulunmadığını, bu nedenle de olumsuz sicil almış olanlar

hakkında söz konusu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağını düzenleyen 2006/1

sayılı Genelge'nin 6. maddesinde de üst hukuk normlarına aykırılık

bulunmadığını saptamıştır. Daire, nihai olarak başvurucunun olumsuz sicillerin

düzeltilmesi istemli talebinin de hukuki dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle

davanın reddine hükmetmiştir.

10. Söz konusu ret kararı Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulunun 21/2/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.

11. Başvurucu 27/6/2014 tarihinde onama

kararını tebellüğ etmesinin ardından 18/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Başvuru Tarihinden Sonraki Süreç

12. Onama kararına yönelik karar düzeltme istemi aynı Kurulun 22/6/2015 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 5/10/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

16. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

17. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

18. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate

alındığında yaklaşık yedi yıllık yargılama süresinin makul olmadığısonucuna

varmak gerekir.

19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

20. Başvurucu; hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını, yargı

makamlarının üzerine düşen görevi gereği gibi yerine getirmediğini, uyuşmazlık

konusu işlemlerinin açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

22. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, derece

mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu, ekonomik durumu iyi olmamasına karşın kendisinden

harç ve yargılama gideri alındığını, bu durumun mahkemeye erişimhakkını

ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

25. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

26. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak sınırlandırılabilen bir

haktır. Bununla birlikte sınırlandırmaların hakkın özünü zedeleyecek nitelikte

olmaması, meşru bir amaç izlemesi, ölçülü olması ve başvurucuya ağır bir yük

getirmemesi gerekir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

27. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması

ve mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede

bitirebilmesi amacıyla belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Davanın

sonucuna göre kaybeden tarafa yüklenen yargılama giderlerinin davanın açıldığı

tarih itibarıyla öngörülebilir gider olarak kabulü mümkün olmadığından

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 24; Serkan

Acar, §§ 38-40).

28. Somut olayda hükmolunan yargılama giderlerinin gözetilen

meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve başvurucu

üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı, dolayısıyla mahkemeye erişim hakkına engel

teşkil etmediği sonucuna varılmış; başvuru konusu işlemde açık bir ihlal saptanmamıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu; engelli durumu gözetilerek uygulama yapılması

gerektiğini ancak bu yönde eşitlik ilkesini sağlamaya yönelik herhangi bir

uygulama yapılmadığını, bu durumun da eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri

sürmektedir.

31. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesinde düzenlenen

ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarak

değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan

diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

32. Somut olayda eşitlik ilkesinin ihlal edildiği ileri

sürülmekte ise de söz konusu ihlal iddiasının hangi temel hak ve özgürlüğe yönelik

olarak gerçekleştiği belirtilmemiştir. Başvuru konusu iddiaların Anayasa ve

Sözleşme kapsamındaki hak ve hürriyetlerden biri ile bağlantısı da

bulunmamaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”

35. Başvurucu, 2.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Başvurucu her ne kadar 3/11/2014 tarihli dilekçesi ile

tazminat istemini revize etmiş ise de bireysel başvuru süresi geçtikten sonra

yapılan bu istem dikkate alınmamıştır.

36. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

37. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya istemiyle bağlı kalınarak net 2.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

38. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Danıştay İkinci Dairesine (E.2009/4583,

K.2011/1016) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

:

Hasan BAŞAR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/11857, T. 05.10.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-11857-basvuru-05-10-2017-de44a13beacb