Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/3470, 25.10.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/3470
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MÜRSEL POLAT VE NURİYE ARTUÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/3470)

Karar Tarihi: 25/10/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tahakkuk ettirilen yol katılım payının iptali istemiyle

açılan davada mahkemenin yeterli araştırma yapmaksızın karar vermesi nedeniyle

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular Mürsel Polat ve Nuriye Artuç

sırasıyla 1964 ve 1960 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedirler.

9. Başvurucular İstanbul ili Adalar ilçesi Büyükada Nizam

Mahallesi'nde kâin 35 pafta 242 ada ve 94 parsel numaralı taşınmazda bulunan

binanın zemin katının müşterek malikleridir.

10. Adalar Belediyesi (Belediye) tarafından başvurucuların

taşınmazının bulunduğu Kadıyoran Sokak'ta kaldırımın

yenilendiği gerekçesiyle her biri adına 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı

Belediye Gelirleri Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca 1.088,94 TL harcamalara

katılma payı tahakkuk ettirilmiştir.

11. Başvurucular 1/3/2011 tarihinde İstanbul 6. Vergi

Mahkemesinde (Mahkeme) tahakkuk işleminin iptali istemiyle dava açmışlardır.

Mahkemece 24/9/2012 tarihli kararla davanın reddine hükmedilmiştir.

12. Mahkeme kararı İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 27/2/2013

tarihli kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Bölge İdare

Mahkemesinin 27/12/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 7/2/2014

tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucular 7/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 2464 sayılı Kanunu’nun 86. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Belediyelerce veya belediyelere bağlı

müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların

iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan

yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına

Katılma Payı alınabilir.

...

d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp

yeniden düzenlenmesi,

...

İki ve daha fazla yol kenarında bulunan

gayrimenkuller için asıl cepheyi teşkil eden yoldan düşen pay tam, diğer

yollara ait pay ise yarım olarak hesaplanır.”

15. 2464 sayılı Kanunu’nun 90. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Yol Harcamalarına Katılma Payı, bu hizmetin

yapıldığı yollardan faydalanan, Su Tesisleri İle Kanalizasyon Harcamalarına

Katılma Payları ise hizmetten faydalanma şekillerine göre ilgili gayrimenkul

sahipleri arasında ve 89 uncu maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının

ilgili gayrimenkullerin vergi değerleri toplamına oranlanarak dağıtılması

suretiyle hesaplanıp tahakkuk ettirilir.”

16. 2464 sayılı Kanunu’nun 91. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Harcamalara katılma paylarının tahakkuku,

işler hangi ihale usulü ile yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın

istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılır.”

B. Uluslararası Hukuk

17. İlgili uluslararası hukuk içinbakınız

K.V. [GK], B. No: 2014/2293,

1/12/2016, § 25-35.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular, adlarına tahakkuk ettirilen yol katılım

payının iptali istemiyle açtıkları davada yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan,

öne sürdükleri iddialar araştırılmadan karar verildiğini ve bu nedenle

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir."

1. Anayasal ve Kişisel

Önemden Yoksun Olma Kriterine İlişkin Genel İlkeler

21. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin

bireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşın yukarıda yer

verilen Kanun maddesinde (bkz. § 20) anayasal ve kişisel önemi düşük olan veya

bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır. Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin küçük/önemsiz işlerle

uğraşmaması gerektiğini ifade eden kadim "De

minimis non curat praetor"

ilkesidir. Bu ilkenin temelinde yatan düşüncelerden biri mahkemelerin asıl

işlevlerine odaklanmalarını sağlamak ve buna engel teşkil edecek olan önem

derecesi düşük davaların ve başvuruların iş yükü oluşturmasını önlemektir (K.V. [GK], § 47).

22. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez bulunabilecektir

(K.V., § 55). Kanun’da anayasal

ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki

koşul öngörülmüştür. “Anayasal önem” olarak adlandırılabilecek olan birinci

koşul "başvurunun Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması”,

“kişisel önem” olarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise “başvurucunun

önemli bir zarara uğramaması”dır (K.V., § 57).

23. Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarak kanun

koyucu “Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma”, “Anayasa’nın

yorumlanması açısından önem taşıma” ve “temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma” şeklinde üç unsur belirlemiş

olmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili Anayasa hükümlerinin

yorumlanması işin doğası gereği temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasal önemin, temel

hak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin “yorumlanması” ve

“uygulanması” açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki unsurunun

bulunduğunu kabul etmek gerekir (K.V.,

§ 61).

24. İşin doğası ve kanun metni dikkate alındığında bir

başvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu iki

unsurdan biri açısından önem taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır (K.V., § 62). Anayasa hükümlerinin

yorumlanması açısından önem taşıma unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku

bulunmamaktadır. Bununla birlikte Mahkeme, bir meseleyle ilgili olarak daha

önce Anayasa’nın ilgili hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumları

dikkate alarak yeniden yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye

ilişkin başvurunun anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63).

25. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsuru ise

özellikle Mahkemenin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu makamları ve

derece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıkta kendisini gösterir.

Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa’nın uygulanması açısından

“önemli” olduğu anlamına gelmez. Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından

başvurunun önem taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları ve derece

mahkemelerinin belli bir meseleye ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi

yorumlarından farklı olması ve bu farklılığın da önemli olması gerekir (K.V., § 64).

26. Kişisel önemin bulunmaması koşulu, başvurucunun önemli bir

zarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayın başvurucunun

kişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir. Somut olayda

ortaya çıkan kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucunun subjektif algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde

bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları

dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilir (K.V.,

§§ 66, 67).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

27. Başvuru konusu olayda başvurucular tarafından, adlarına

tahakkuk ettirilen yol katılım payının iptali istemiyle açılan davada yeterli

araştırma ve inceleme yapılmadan, öne sürülen iddialar araştırılmadan karar

verildiği ve bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği şikâyetinde

bulunulmuştur.

28. Anayasa Mahkemesi daha önce önüne gelen birçok başvuruda,

gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiş; bu konuda uygulamaya

yön verebilecek zenginlikte içtihat oluşturmuştur (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013,

§§ 25, 26; Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§

33, 34; Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer

Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§

37-39; Hikmet Çelik ve diğerleri,

B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59;Şah

Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd.Şti.,

B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48).

29. Somut başvuruda dile getirilen şikâyetlere benzer

şikâyetlerin Anayasa Mahkemesince daha önce incelendiği ve ilgili Anayasa

kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır. Buna göre Anayasa Mahkemesinin

sıklıkla uygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir soruna işaret etmediği gibi

Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı

sonucuna varılmaktadır.

30. Başvurucuların her biri adına tahakkuk ettirilen harcamalara

katılma payının tutarı 1.088,94 TL'dir. Objektif olarak bakıldığında bu tutarın

yüksek olmadığı açıktır. Başvurucular tarafından da bu miktarın, mali

durumlarına ciddi anlamda etkilediği ve kendileri için önemli olduğu hususunda

herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu nedenle başvuru konusu miktarın

başvurucular açısından önemli bir zarara yol açtığı kanaati edinilememiştir.

Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde tahakkuk ettirilen harcamalara katılma

payının başvurucular açısından önemli bir zarar doğurmadığı sonucuna

ulaşılmaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle anayasal ve kişisel önemden yoksun

olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddialarının anayasal ve kişisel önemden

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucular

:

1. Mürsel

POLAT

2. Nuriye

ARTUÇ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/3470, T. 25.10.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-3470-basvuru-25-10-2017-d17e490d8605