Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/8400, 26.10.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/8400
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

RAMAZAN AÇIKGÖZ BAŞVURUSU (3)

(Başvuru Numarası: 2014/8400)

Karar Tarihi: 26/10/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yüksekokulda alınan eğitimin süresinin fiilî hizmete

dâhil edilmesi yönündeki talebin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle

açılan davada mevzuata aykırı karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede

tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

(mülga Denizcilik Müsteşarlığı) İstanbul Bölge Müdürlüğü bünyesinde uzman

olarak görev yapmakta iken Denizcilik Yüksekokulunda geçen eğitim süresinin

fiilî hizmetine dâhil edilmesi istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK)

başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru, SGK' nın 7/8/2009

tarihli işlemiyle reddedilmiştir. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali

istemiyle 18/8/2009 tarihinde dava açmıştır.

9.İstanbul 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 23/9/2010 tarihli

kararıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kanunu'nun

başvurucunun öğrenci olduğu dönemde yürürlükte bulunan hükümleri uyarınca

öğrencilikte geçen sürenin fiilî hizmet süresine dâhil edilebilmesi için askerî

öğrenci olunması veya kişinin kendi hesabına eğitim aldıktan sonra muvazzaf

subay olarak atanması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, başvurucu söz konusu

şartları taşımadığından işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle

davayı reddetmiştir.

10. Söz konusu karar, Danıştay Onbirinci

Dairesinin 13/6/2011 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi aynı

Dairenin 25/3/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

11. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

12. Başvurucu; uyuşmazlık konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu,

eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ve yargılama sürecinde hukuki dayanaktan yoksun

karar verildiğini ileri sürmektedir.

13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucu, uyuşmazlık

konusu işlem ve yargılama sonucu verilen karar nedeniyle Anayasa'nın 10. ve 36.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu her ne kadar

Anayasa'nın farklı maddelerini temel almak suretiyle ihlal iddiasında bulunmuş

ise de şikâyetlerin özü dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve Mahkeme

tarafından hatalı karar verildiği iddialarına yönelik olduğundan şikâyetin

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

14. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

15. Somut olayda Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı

incelenerek ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 9) gerekçe ile

23/9/2010 tarihinde hüküm kurulmuştur. Danıştay Onbirinci

Dairesi tarafından da, delillerin Mahkemece takdir

edilerek karar verildiği ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmadığı

gerekçesiyle karar onanmıştır.

16. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, derece

mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir..

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

20. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

22. Somut başvuruya konu yargılama sürecinde uyuşmazlık, özlük

haklarına dair işlemden doğmaktadır ve işlemin karmaşık bir uyuşmazlığa vücut

vermediği görülmektedir. Derece mahkemesi sürecinin yaklaşık bir yılda

tamamlanmasına karşın temyiz ile karar düzeltme taleplerinin üç yılı aşan bir

zaman diliminde sonuçlandırıldığı ve bu gecikmede başvurucuya atfedilecek bir

kusurun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

23. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate

alındığında yaklaşık 4 yıl 7 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna

varmak gerekir.

24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

26.Başvurucu tazminat talebinde bulunmamıştır.

27. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

28. Başvurucu tazminat talebinde bulunmadığından ihlalin tespiti

ile yetinilmesi gerekir.

29. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin İstanbul 2. İdare Mahkemesine

(E.2009/1435, K.2010/1565) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Ramazan

AÇIKGÖZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/8400, T. 26.10.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-8400-basvuru-26-10-2017-bd8f329b8bdb