Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/3915, 10.03.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2013/3915
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

DENKTAŞ NAKLİYAT TURİZM LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(2)

(Başvuru Numarası: 2013/3915)

Karar Tarihi: 10/3/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idarece tesis edilen işlemlerin iptali talebiyle

açılan davaların süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/6/2013 tarihinde Mersin 2. İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. 7/10/2015 tarihinde kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle

aynı başvurucu tarafından yapılan diğer başvurulara ait 2013/3960, 2013/3961,

2013/3962, 2013/3965, 2013/3966, 2013/3967, 2013/3968, 2013/3969, 2013/3970 ve

2013/3971 numaralı bireysel başvuru dosyalarının kapatılarak incelemenin

2013/3915 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 4/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 5/1/2016 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Habur Gümrük Müdürlüğünce, başvurucu Şirket adına Habur

Gümrük Müdürlüğünde tescilli transit beyannameleri muhteviyatı eşyanın

tesliminde meydana gelen eksikliklerle ilgili olarak gümrük vergi ve

resimlerinin 27/10/1999 tarihli 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 198. maddesinde

yer alan on gün içinde ödenmediği takdirde eşyanın alıcısı tarafından verilen

teminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği şeklindeki

düzenleme gereğince işlemler tesisedilmiştir.

9. Başvurucu Gümrük Başmüdürlüğüne itirazlarda bulunmuştur.

10. Gümrük

Başmüdürlüğünün itirazları reddetmesi üzerine başvurucukararın

iptali istemiyle Diyarbakır Vergi Mahkemesinde davalar açmıştır.

11. Mahkeme, açılan davalar hakkında verdiği kararlar ile dava

konusu işlemlerin kısmen iptaline, kısmen de davaların reddine karar vermiştir.

12. Temyiz üzerine Danıştay Yedinci Dairesi 14/3/2007 tarihli

kararları ile İlk Derece Mahkemesi kararlarının reddine ilişkin kısımlarının

temyiz isteminin reddine, iptale ilişkin kısımlarının temyiz isteminin kabulüne

karar vermiştir.

13. Bu kararlara karşı yapılan karar düzeltme başvuruları da

aynı Dairenin 22/1/2008 tarihli kararları ile reddedilmiştir.

14. Bozma kararlarına uyan İlk Derece Mahkemesi 9/4/2008 tarihli

kararları iledavaların süre aşımı yönünden reddine

karar vermiştir.

15. Başvurucu, Anayasa’nın 40. Maddesinde idari işlemlerde

ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmesi gerektiği kuralına yer verilmesine karşın dava konusu işlemlerde bu

hususların belirtilmediğini ve bu nedenle dava açma süresini kaçırdığını ileri

sürerek kararları temyiz etmiş; Danıştay Yedinci Dairesi 15/3/2010 tarihlikararlarıyla İlk Derece Mahkemesinin kararını

onamıştır. Onama kararlarında başvurucunun iddiaları hakkında bir değerlendirme

yapılmamıştır.

16. Başvurucu karar düzeltme dilekçelerinde de aynı iddiayı dile

getirmiş ise de Danıştay Yedinci Dairesi, yine bu iddia hakkında bir

değerlendirme yapmayarak 19/3/2013 tarihli ve E.2010/8499, K.2013/1181;

E.2010/8503, K.2013/1185; E.2010/8510, K.2013/1192; E.2010/8504, K.2013/1186;

E.2010/8502, K.2013/1184; E.2010/8505, K.2013/1187; E.2010/8506, K.2013/1188;

E.2010/8507, K.2013/1189; E.2010/8501, K.2013/1183; E.2010/8509, K.2013/1191;

E.2010/8500, K.2013/1182 sayılı kararlarıyla talepleri reddetmiştir.

17. Anılan kararlar 9/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 7/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi

kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 7. maddesi şöyledir:

“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı

süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar.”

21. 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi şöyledir:

“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan

önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir

işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan,

idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan

idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır.”

22. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanun’un 56. maddesi şöyledir:

“Karşılığında teminat gösterilmiş bulunan amme

alacağı vadesinde ödenmediği takdirde, borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde

teminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsile devam

olunacağı borçluya bildirilir. 7 gün içinde borç ödenmediği takdirde teminat bu

kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; eksik vergi tahsilatına ilişkin bildirimlerinde

işleme karşı başvuru yolları ve sürelerini idarenin bildirmediğini, Anayasa'nın

40. maddesi uyarınca idarenin işlemleri nedeniyle hangi süreler içinde, hangi

kanun yollarına başvurulacağının bildirilmesi gerektiğini; bu hükme uyulmaması

hâlinde sürenin hiç başlamayacağına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı

bulunmasına rağmen açtığı davaların, yanlış mercie başvurularak dava açma

süresinin geçirildiğinden bahisle reddedildiğini belirterek mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; uğradığı zararlarının tazminine karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

26. Aynı konuya ilişkin açılan başka bir davada verilen süre

aşımı yönünden ret kararına karşı başvurucu tarafından yapılan başvuruda

Mahkememiz İkinci Bölümünün 15/10/2015 tarihli kararıyla gerekçeli karar hakkı

yönünden adil yargılanma hakkının ihlaline karar verilmiş olup (Denktaş Nakliyat Turizm Ltd. Şti., B. No:

2013/3963, 15/10/2015), somut başvuru da gerekçeli karar hakkı yönünden

incelenecektir.

27. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmaması

nedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

31. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri olarak görülen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup

bu hak ve gerekçeli karar hakkı da -makul sürede yargılanma hakkı gibi- adil

yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve

silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Ayrıca hakkaniyete uygun

yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin

birinci fıkrasında yer verilen “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüyle

mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.

32. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013,

§ 26).

33. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin

ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin

onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber

başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığı

esaslı hususlara ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların usule ilişkin

haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde

tartışılmaması, gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görülebilir (Faik Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, §

49).

34. Somut olayda, başvurucu Şirket adına Habur Gümrük

Müdürlüğünde tescilli transit beyannameler muhteviyatı emtianın varış gümrük müdürlüğüne

tesliminde ortaya çıkan noksanlığa karşılık gelen muhtelif vergilerin 4458

sayılı Kanun'un 198. maddesi uyarınca on gün içinde ödenmesi gerektiği, aksi

hâlde eşyanın alıcısı olan firmanın başvurucu tarafından kullanılmak üzere

verdiği teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği yolunda

tesis edilen işlemlere ilişkin itirazların reddine dair Başmüdürlük

kararlarının iptali istemiyle Diyarbakır Vergi Mahkemesinde açılan davalarda

dava konusu işlemlerin kısmen iptali, kısmen reddi yönünde verilen kararların

temyiz edilmesi üzerine Danıştay Yedinci Dairesinin kararlarıyla olayda dava

açma süresinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle dava konusu

uyuşmazlıkların esası incelenerek verilen Mahkeme kararlarının iptale ilişkin

kısımlarının bozulmasına hükmedilmiştir.

35. Bozma üzerine dosyaları yeniden ele alan İlk Derece

Mahkemesi kararlarında, önceden teminata bağlanan amme alacağının takip ve

tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilen dava konusu

işlemler için idari itiraz yollarına başvurulmaksızın -dava açma süresi içinde-

doğrudan vergi mahkemesinde dava açılması gerektiği, bu bakımdan teminata

bağlanan vergilerin takip ve tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun uyarınca tesis

edilip tebliğ edilen işlemlere karşı itiraz prosedürüne başvurulmasının dava

açma süresini etkilemediği, öte yandan bahsedilen vergilerin teminat mektubunun

nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği yolunda tesis edilen işlemlerin

tebliği akabinde başlayan dava açma süresinin Gümrük Başmüdürlüğüne yapılan

itiraz başvurularıyla durduğu, itiraz başvurularının reddine ilişkin

Başmüdürlük kararlarının tebliği üzerine itiraz edilmekle duran dava açma

süresinin yeniden işlemeye başlayıp başvurma tarihine kadar geçmiş olan sürenin

de hesaba katılmasıyla hesaplanan dava açma süresinden sonra açılan davaların

süre aşımı nedeniyle esaslarının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesine

yer vermiştir.

36. Başvurucu, idari işlemlerde ilgili kişilerin hangi kanun

yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesi gerektiği kuralına

Anayasa’nın 40. maddesinde yer verilmesine karşın dava konusu teminat

mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği yolunda tesis edilen

işlemlerde bu hususların belirtilmediğini ve bu nedenle dava açma süresini

kaçırdığını ileri sürmüş ise de Danıştay Yedinci Dairesi, İlk Derece Mahkemesi

kararlarına atıf yapmak suretiyle belirtilen iddia hakkında bir değerlendirme

yapmaksızın onama kararları vermiştir. Başvurucu, karar düzeltme dilekçelerinde

de aynı iddiada bulunmuş; Danıştay Yedinci Dairesi yine başvurucunun anılan

iddiasını değerlendirmeden karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermiştir.

37. 2577 sayılı Kanun’un başvuruya konu yargılama devam ederken

yürürlükte bulunan 49. maddesinde Danıştayın, görev

ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi veya

usul hükümlerine uyulmaması sebeplerinden dolayı ilk derece mahkemesi

kararlarını bozacağı; yine aynı Kanun’un 54. maddesinde kararın esasına etkisi

olan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması, kararda birbirine

aykırı hükümler bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması ve hükmün

esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması

durumlarında kararın düzeltilmesi talebinde bulunulacağı kural altına

alınmıştır (Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, § 43).

38. 3/10/2001 tarihinde kabul edilen değişiklikle Anayasa’nın

40. maddesine “Devlet, işlemlerinde, ilgili

kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır.” hükmü ilave edilmiştir. Bu değişikliğin gerekçesinde

ise bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını

arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanmasının amaçlandığı, son derece

dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, merci ve sürelerin belirtilmesinin hak

arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk hâline geldiği

belirtilmektedir (Aktif Elektrik Müh. İnş.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 40).

39. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından, idarece

tesis edilen bir işlemde başvurulacak merci ve süresi gösterilmemiş ise yazılı

bildirimin süreyi başlatmayacağı yönünde kararlar verdiği görülmektedir

(Danıştay Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun

19/2/2014 tarihli ve E.2013/221, K.2014/88; 17/09/2014 tarihli ve E.2014/613,

K.2014/791; 12/11/2014 tarihli ve E.2014/812, K.2014/928 sayılı kararları).

40. Bu durumda Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan ve idari

işlemlerde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilerine başvuracağının

ve bunun sürelerinin belirtilmesinin zorunlu olduğu kuralına rağmen dava konusu

edilen işlemlerde bu hususlara yer verilmediği için süresi içinde dava

açamadığına yönelik başvurucu iddiasının ciddi olduğu ve İlk Derece Mahkemesi

tarafından bu iddia değerlendirilemediği için kanun yolu aşamasında ayrıca

değerlendirilmesi gerektiği ancak Danıştay Yedinci Dairesince ayrı bir

değerlendirme yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararlarına atıf yapılmak

suretiyle temyiz istemlerinin ve daha sonra karar düzeltme taleplerinin

reddedildiği oysa bu iddianın atıf yapılmak suretiyle karşılanacak iddia

niteliğinde olmadığı, temyiz merciince bu iddianın açık bir şekilde

kararlarında değerlendirilmediği ve karşılanmadığı görülmektedir.

41. Diğer taraftan aynı konuya ilişkin açılan davada verilen

süre aşımı yönünden ret kararına karşı yapılan başvuruda Mahkememiz İkinci

Bölümünün 15/10/2015 tarihli kararıyla gerekçeli karar hakkı yönünden adil

yargılanma hakkının ihlaline karar verilmiş olup (Denktaş Nakliyat Turizm Ltd. Şti., B. No: 2013/3963,

15/10/2015) somut başvuru açısından da daha önce verilen bu karardan farklı bir

karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından yargılama süreci bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucu, işlemler nedeniyle uğradığı zararların tazminine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

45. Başvuru konusu olayda adil yargılanma hakkının unsurlarından

olan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

46. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır Vergi Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından uğradığı zararların tazmini talebinde

bulunulmuş olup mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olduğundan bu

aşamada tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.181,85 TL harç ve

1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.981,85 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Diyarbakır Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 2.181,85 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.981,85 TLyargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Basvurucu

:

Denktaş Nakliyat Turizm Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Serhat TEPE

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/3915, T. 10.03.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2013-3915-basvuru-10-03-2016-317bd1bda515