Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2012/829, 05.03.2013

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2012/829
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İBRAHİM OĞUZ YAPAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2012/829)

Karar Tarihi: 5/3/2013

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Asliye Ceza Mahkemesinde 4/1/1961

tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesine muhalefetten

yargılanarak cezalandırılmıştır. Başvurucunun müdürü olduğu şirkete verilen

vergi ziyaı cezasının iptali için Vergi Mahkemesine

açılan dava ise kabul edilmiş ve verilen karar, Danıştay tarafından onanmıştır.

Danıştayın kararına istinaden Asliye Ceza Mahkemesine

üç defa yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan başvurucunun talepleri,

sonuncusu 19/10/2012 tarihinde olmak üzere, Mahkemece

reddedilmiştir. Başvurucu ceza yargılaması sırasında ve yargılamanın

yenilenmesi talepleri karara bağlanırken adil yargılanma ve etkili başvuru

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 29/11/2012 tarihinde Anayasa

Mahkemesine şahsen yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 25/12/2012

tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı

alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu hakkında, müdürü olduğu şirkete yönelik olarak vergi

denetmenince yapılan vergi incelemesi sonrasında hazırlanan vergi suçu raporuna

istinaden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan dava sonucu,

İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 4/6/2008 tarih

ve E.2007/854, K.2008/556 sayılı kararıyla, sahte belge alıp kayıtlarına

intikal ettirerek kullanmak suretiyle vergi kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle

213 sayılı Kanun’un 359. maddesine muhalefetten başvurucuya iki yıl altı ay

hapis cezası verilmiştir.

6. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 11. Ceza

Dairesinin 24/6/2009 tarih ve E.2009/6767, K.2009/7956

sayılı kararıyla düzeltilerek onanmıştır.

7. Başvurucu, 7/9/2009 tarihinde Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığından 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca itiraz başvurusunda bulunmasını talep

etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 12/1/2010

tarih ve 2009/286464 sayılı kararda, talepte belirtilen sebeplerin daha önce

dile getirildiği, hükmün esasına etkili bir hususun inceleme dışı

bırakılmadığı, itirazı gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığından

bahisle itiraz yoluna başvurmayı reddetmiştir.

8. Ceza yargılaması devam ederken 18/12/2007

tarihinde başvurucunun müdürü olduğu şirket adına kesilen vergi ceza

ihbarnamelerinin iptali istemi ile İstanbul 8. Vergi Mahkemesine dava

açılmıştır.

9. Vergi Mahkemesinin 20/4/2009 tarih ve

E.2007/3551, K.2009/1388 sayılı kararı ile vergi ceza ihbarnamesinin iptaline

ve cezalı tarhiyatın kaldırılmasına hükmedilmiştir.

10. İlgili vergi dairesince temyiz edilen karar, Danıştay 9.

Dairesinin 15/4/2010 tarih ve E.2009/6366, K.2010/1867

sayılı kararı ile onanmıştır.

11. Başvurucu, 4/6/2010 tarihinde Danıştay

tarafından onanan Vergi Mahkemesi kararına dayanarak, İstanbul 13. Asliye Ceza

Mahkemesine yargılamanın yenilenmesi talebi ile başvurmuştur. Anılan Mahkeme, 11/6/2010 tarih ve E.2007/854, K.2008/556 sayılı ek karar

ile bu talebi sunulan delillerin Yargıtaya sunulan

temyiz dilekçesinde yer aldığı, Yargıtayca

incelenerek kararın onandığı ve şartları oluşmadığı için yargılamanın

yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

12. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin

karara yaptığı itiraz, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/6/2010

tarih ve 2010/960-960 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

13. Başvurucunun, 23/11/2011 tarihinde

ikinci defa yaptığı yargılamanın yenilenmesi talebi, İstanbul 13. Asliye Ceza

Mahkemesi tarafından 28/11/2011 tarih ve E.2007/854, K.2008/556 sayılı ek

kararla, 11/6/2010 tarihli ek kararda aynı konudaki talebin reddine karar

verilmesi nedeniyle yeniden karar alınmasına yer olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

14. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin

karara yaptığı itiraz da İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2011

tarih ve 2011/1058 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

15. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 17. maddesi uyarınca infazın

ertelenmesini talep etmiştir. Başsavcılık, 21/6/2012

tarih ve K.2012/178 sayılı kararıyla 18/12/2012 tarihine kadar infazın ertelenmesine

karar vermiştir.

16. Başvurucunun 2/10/2012 tarihinde üçüncü

defa yaptığı yargılamanın yenilenmesi talebi, İstanbul 13. Asliye Ceza

Mahkemesi tarafından 10/10/2012 tarih ve E.2007/854, K.556 sayılı ek kararla,

28/11/2011 tarihli ek kararıyla aynı konudaki talebin reddine karar verilmesi

nedeniyle yeniden karar alınmasına yer olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

17. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin

karara yaptığı itiraz da İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2012

tarih ve 2012/1245 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

B. İlgili Hukuk

18. 23/3/2005 tarih ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve

Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi, 4/4/1929 tarih ve 1412 sayılı

Mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. ilâ 326. maddeleri, 4/12/2004

tarih 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 5/3/2013 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda, başvurucunun 29/11/2012 tarih ve 2012/829 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, ilk olarak İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesince

yürütülen ve kendisine iki yıl altı ay hapis cezası verilmesi ile sonuçlanan

yargılama sırasında Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı

kapsamında; “hakkaniyete uygun yargılanma

hakkı”, “silahlarda eşitlik

ilkesi”, “delilleri duruşmada

tartışma hakkı”, “masumiyet

ilkesi” ile “gerekçeli karar hakkı”nın

ihlal edildiğini; ikinci olarak, yargılamanın yenilenmesi talebini karara

bağlayan Mahkemenin verdiği kararın gerekçesiz olması ve bu kararda Vergi

Mahkemesinin kararının dikkate alınmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. ve 40.

maddelerinde tanımlanan adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında herkesin, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği

hükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın geçici 18. maddesinin yedinci fıkrasında

bireysel başvuruya ilişkin düzenlemelerin iki yıl içinde tamamlanacağı ve

uygulama kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bireysel başvuruların

kabul edileceği, 6216 sayılı Kanun’un 76. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

ise Kanunun 45. ilâ 51. maddelerinin 23/9/2012

tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

22. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

23. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin

yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık

düzenlemeler karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve

kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir.

(B. No: 2012/947, § 16, 12/2/2013).

24. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için

kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde

uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51, § 18, 25/12/2012).

25. Başvurucunun şikâyetlerinin bir bölümü ceza yargılamasına, diğer

bir bölümü de yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine yönelik olması

nedeniyle her iki yargılama süreci için nihai karar tarihinin ayrı ayrı tespiti

gerekmektedir.

26. Başvuru konusu İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 4/6/2008 tarih ve E.2007/854, K.2008/556 sayılı kararı,

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24/6/2009 tarih ve E.2009/6767, K.2009/7956 sayılı

kararıyla düzeltilerek onanmıştır. Başvurucu, son olarak 2/10/2012

tarihinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş, İstanbul 13. Asliye Ceza

Mahkemesi 10/10/2012 tarih ve E.2007/854, K.556 sayılı Ek Kararı ile talebin

reddine karar vermiştir.

27. Ceza muhakemesi hukukunda hükümlerin kesinleşmesi bakımından

tüketilmesi gereken olağan kanun yolu temyizdir (B. No: 2012/162, § 21, 12/2/2013).

28. Başvuru konusu olayda olağan kanun yolu, temyiz üzerine Yargıtay

11. Ceza Dairesinin İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin kararını 24/6/2009 tarihinde düzelterek onaması ile tamamlandığından,

karar bireysel başvuru yönünden bu tarihte kesinleşmiştir. Başvurucunun 5271

sayılı Kanun’un 311. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunmasının, bu yolun olağan bir kanun yolu olmaması nedeniyle, kararın 24/6/2009 tarihinde kesinleşmesi üzerinde bir etkisi

olmayacaktır.

29. Açıklanan nedenlerle, 213 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan

hapis cezası verilmesi ile sonuçlanan başvuru konusu kararın 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

30. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebinin karara

bağlanması sürecine ilişkin şikâyetleri açısından da Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi konusunda bir sonuca varabilmek için bu konuda verilen nihai

karar tarihinin tespiti gerekmektedir. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi

sürecine ilişkin nihai karar tarihinin 1/10/2012

tarihinde yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin karara

yapılan itirazın reddedildiği 19/10/2012 tarihi olduğunu ileri sürmektedir.

Ancak başvuru dilekçesi ve ekindeki belgeler incelendiğinde Vergi Mahkemesinin

kararına dayanılarak daha önce iki kez daha yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunulduğu görülmektedir.

31. 4/6/2010 tarihinde yapılan ilk yargılamanın yenilenmesi başvurusu;

sunulan delillerin temyiz dilekçesinde yer aldığı, kararın Yargıtayca

incelenerek onandığı, şartları oluşmadığı için yargılamanın yenilenmesi

talebinin kabule değer olmadığı gerekçesiyle 11/6/2010 tarihinde

reddedilmiştir. Sonraki iki başvuru ise daha önce yapılan yargılamanın

yenilenmesi taleplerinin reddedildiği, bu konuda yeniden karar alınmasına yer

olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir (Bkz.§ 10-17).

32. Daha önce başvurulduğu ve reddedildiği için başarılı

olunmayacağı belli olan başvuru yoluna, yeni bir delil ileri sürmeksizin,

bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden sonra tekrar başvurulması sonucu

verilen ret kararı üzerine yapılan bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisi kapsamında olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.

Nitekim başvuru konusu olayda ikinci ve üçüncü defa yapılan yargılamanın

yenilenmesi başvurularında, yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin bulunup

bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılmamış olup, talebin daha önce

reddedilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

33. Açıklanan nedenlerle, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine

ilişkin karara yönelik şikâyetler yönünden, başvuru konusu kararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “zaman

bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Başvurunun, “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 5/3/2013

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Mehmet ERTEN

Zehra Ayla PERKTAŞ

Erdal TERCAN

Zühtü ARSLAN

Raportör

:

Cüneyt DURMAZ

Başvurucu

:

İbrahim Oğuz YAPAR

Vekili

:

Av. Şevket ÇELİK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2012/829, T. 05.03.2013, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2012-829-basvuru-05-03-2013-e8296d316b76