Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/367 E. 2025/898 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/367
Karar No
2025/898
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/8 E., 2024/13 K.

1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...’nın ... İnş. Taahhüt Beton Santrali Maden Akaryakıt Tur. San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti’nin ortağı ve müdürü iken şirketin 20 payını dava dışı ... isimli kişiye devrettiğini, anılan kişinin Edremit 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/204 Değişik İş dosyası üzerinden müvekkilinin müdürlükten alınması için tedbir talebinde bulunduğunu, bu dosyada müvekkilinin müdürlükten alınma talebinin reddine, şirkete mal alımı ve borçlandırma yetkilerinin kısıtlanmasına karar verildiğini, daha sonra Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/582 Esas sayılı dosyası ile şirket yöneticiliğinden azli, Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/564 Esas sayılı dosyası ile şirkete kayyum atanması davasının açıldığını ve kayyum atanmasına karar verildiğini, davaların Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin hâkimi olan ... tarafından görüldüğünü, hâkim tarafından kötüniyetli olarak verilen kararlar nedeniyle müvekkillerinin ve şirketin zarar gördüğünü, müvekkilinin şirkete girmesini engelleyen kararlar aldığını, şirketin ticari faaliyetlerine son verilmesine neden olacak kararlar verdiği, kayyum atanması kararı verilirken müdürlükten azil davasının sonucunun beklenmediğini, kayyum atanması davasında şirketin resmî ortağı olmayan ...’u davacı yanında fer’î müdahil kabul edip talepleri doğrultusunda kararlar verdiğini, bu durumun kanuna ve hâkimlik mesleğine aykırılık teşkil ettiğini, kayyumların şirketi kötü yönetmesi sonucu şirketin kamu borçlarının ödenmediğini ve müvekkilinin emekli maaşına haciz konulduğunu, hâkim ...’ın reddi hâkim talebi nedeniyle müvekkillerine taraflı davrandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesinde düzenlenen sorumluluk sebeplerinden hiçbirinin koşullarının oluşmadığını, belirterek davanın reddini savunmuştur. Görevsizlik Kararı 6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 02.03.2022 tarihli ve 2022/10 Esas, 2022/8 Karar sayılı kararıyla şirketler hukukuna ilişkin davalar hakkındaki kararların temyiz inceleme görevinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesine ait olduğu, dolayısıyla eldeki davanın görülmesinde de aynı Dairenin görevli olduğu gerekçesiyle görev bakımından davanın usulden reddine karar verilmiştir. 7. Karar taraflarca temyiz edilmeksizin 10.05.2022 tarihinde kesinleşmiş, davacılar vekilinin 15.04.2022 tarihli dilekçesi ile dosyanın görevli daireye gönderilmesini talep etmesi üzerine dosya Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Özel Daire Kararı 8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.2024 tarihli ve 2022/8 Esas, 2024/13 Karar sayılı kararı ile; “…Dava Hakimlerin hukuki sorumluluğuna dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya içerisine davanın dayanağı olan dava dosyaları celpedilmiştir. Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/564 E. - 2008/90 K. sayılı dosyasında davacı ... tarafından davalılar ... ve ... İnş. Beton Santralı Maden Akaryakıt Tur. San. Dış Tic. Ltd. Şti. aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi kararı Dairemizin 2008/5072 E. - 2008/11598 K. sayılı ilamı ile davalı ...’nin müdürlük görevinden azline ilişkin verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığı gibi, karar gerekçesinde belirtildiği üzere bu konuda açılan mahkemenin 2007/582 Esas sayılı dosyasının temyize konu işbu davanın yargılaması sırasında halen derdest olduğu ve Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/204 D. İş sayılı dosyasında davalı şirkete tedbiren geçici müdür atandığı anlaşıldığından davalı şirketin organsız kalmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığındın kararın bozulmasına karar verilmiştir. Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/43 E. - 2012/216 K. sayılı dosyasında davacı ... tarafından ..., ... ve ...aleyhine açtığı kayyımlar hakkında açılan sorumluluk davasında verilen kararlar iki kez bozulduktan sonra son olarak Dairemizin 2023/1927 E. - 2024/4198 K. sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilen karar onanmıştır. HSK Birinci Dairesi 24.05.2013 tarihli kararı ile Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/582 E. sayılı dava dosyasında hakim ...’ın taraflı davranarak dava konusu şirkete kayyım atanmasına dair yanlış karar verdiğine ilişkin şikayet nedeniyle 24.05.2013 tarihli kararı ile iddiaların yargılaya faaliyetine, hakimin takdir ve yargı yetkisine ilişkin olduğu, kanun yoluna başvuru sırasında öne sürülecek hususların şikayete konu edildiği belirtilerek HSK Kanunun 97/a,d bentleri uyarınca işleme konulmamasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/564 E. sayılı dosyası ile ilgili olarak 25.04.2013 tarihli, Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2009/240 E. sayılı dosyası ile ilgili olarak, yine Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/564 E., 2008/32 E., 2007/582 E. ve 2007/591 E. sayılı dosyalar ile ilgili yapılan şikayetlerin işleme konulmamasına ve yeniden inceleme talebinin reddine karar verilmiştir. Son olarak 04.10.2023 tarihli HSK Genel Kurul Kararı ile davacı ... ...’ın tüm itirazlarının reddine oybirliği ile kesin olarak karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre; “ Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması. (2) Tazminat davasının açılması, hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet şartına bağlanamaz. (3) Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.”hükmünü havidir. Hakimlerin verdikleri kararlardan dolayı ilke olarak sorumlu tutulmayacakları esas olmakla birlikte, hakimin bağımsızlığı kadar tarafsızlığını da teminat altına almak amacıyla hukuki sorumluluğunun tespiti özel bir usule tabi tutulmuştur. Kanunun öngördüğü sorumluluk sebepleri sınırlı sayılmıştır (numerus clausus) ve bunların varlığının kabul edilebilmesi için hakimlerin genel olarak kasıtlı veya ağır kusurlu tutum ve davranışlarının varlığı gerekmektedir. Hakimin sorumluluğu nedeniyle dava açılabilmesi için kanunda sayılan sebeplerin varlığı gerekmekte olup, kanunda sayılmayan sebeplerden dolayı tazminat davası açılamaz. Bu tür davalarda davacı, hakimin yargılama faaliyetinin 6100 sayılı HMK'nın 46. maddesinde sayılan sebeplerden birisine girdiğini, yani hakim tarafından hukuka aykırı (haksız) yargısal işlem/eylem yapıldığını, hakimin ağır kusuru veya kastı olduğunu, bundan dolayı zarar gördüğünü ve hakimin davranışıyla zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağının varlığını ispatla yükümlüdür. Davalı vekilinin zamanaşımı def’i ninde TBK'nun 72. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi geçmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 46. maddesinde sayılan sebeplere bakıldığında bu sebeplerin tamamının nitelikleri gereği hukuka aykırılık taşıdığı ve hakimin ağır kusuruna (hatta kastına) dayalı olduğu (örneğin; taraf tutma, duruşma tutanağında yazılı olmayan sebeple karar verme, menfaat karşılığı karar verme, kanuna açık aykırılık, adalet dağıtmaktan kaçınma, duruşma tutanağını tahrif vs.) görülmektedir. Hakimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlar tazminata konu edilemez. Çünkü HMK'nın 46. maddesindeki koşullar hakimin takdir yetkisinin ötesinde kasıt veya kasta yakın ağır kusur hallerinde başka türlü yorumlanması mümkün olmayan hukuk kurallarının yanlış uygulanması söz konusu olduğunda oluşabilecektir. Dava konusu olayda, davacılar davada fer’i müdahilliğine karar verilen hakim ...’ın taraflı davranarak davacıların zararına yol açtığı iddialarının yargılama faaliyetine, hakimin takdir ve yargı yetkisine ilişkin olduğu, kanun yoluna başvuru sırasında öne sürülecek hususların dava konusu edildiği, davacıların iddialarının HMK 46. maddesi anlamında somut olarak dosya kapsamı ile ispat edilemediği anlaşılmakla, HMK'nın 46. maddesindeki şartlardan hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Davacılar, HMK'nın 46. maddede sayılan sınırlı hukuki sorumluluk nedenlerinin eldeki davada gerçekleştiğini kanıtlayamamıştır. Hal böyle olunca davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan HMK’nın 49. maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezasına hükmedilmesi gerektiğinden, bu konuda dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular göz önünde bulundurulmuş, 1.000,00 TL disiplin para cezasının verilmesinin uygun olacağı değerlendirilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 46. maddesindeki şartlar oluşmadığından, davanın reddine, 2-HMK'nın 49. maddesine göre takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezasının davacılardan tahsiline ve hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline ve hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca reddedilen maddi tazminat yönünden 20.000,00 TL ve manevi tazminat yönünden 46.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 9. Özel Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz isteminde bulunulmuştur. II. GEREKÇE 10. Dava, 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 11. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır. 12. Somut olayda 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 13. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.

III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/367, K. 2025/898, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-367-e-2025-898-k-659d74aa4adb