Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/271 E. 2026/36 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/271
- Karar No
- 2026/36
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/351 E., 2021/243 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli ve 2017/9346 Esas, 2020/1915 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir. 2. Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, 1980’li yıllarda Bulgaristan’dan ailesiyle Türkiye’ye göç ettiğini, dava konusu taşınmazı önceki malik ve zilyet ...’dan bedelini ödeyerek satın aldığını, üzerine ev inşa ederek ailesiyle yerleştiklerini ve hâlen kullandığını, müvekkilinin önceki malik ile birlikte toplam zilyetliklerinin kırk yılı aştığını, ancak dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın cebelden ihdas suretiyle (idari işlem) 3 42... parsel sayılı taşınmaz olarak davalı Hazine adına tescil edildiğini, sonra da İmar Kanunu’nun 18. madde uygulaması yapılarak İzmir ili Gaziemir ilçesi ... Mahallesinde bulunan 3 01... ’lik 115 18... sayılı imar parselinin davalı Hazine adına tescil edildiğini, ancak dava konusu taşınmazın cebel (dağ) ile bir ilgisinin bulunmadığını, eski bir kültür arazisi olduğunu, önceki malikin paydaşı olduğu eski tapu kaydı içerisinde kaldığını, davalı Hazine adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek dava konusu 115 18... parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu, on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığını, hak iddia edilen yerin 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakıldığını, 2005 yılında bölgede kaçak yapılaşmanın artması nedeniyle taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edildiğini, daha sonra imar uygulaması ile parsellere ayrılarak ayrı ayrı Hazine adına tescil edildiklerini, ... Belediyesi tarafından 31.12.2000 tarihinden önce üzerinde yapılaşma olan taşınmazların 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince hak sahiplerine satılmak üzere devir talebinde bulunulduğunu ve çalışmaların devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin Birinci Kararı 6. İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.09.2009 tarihli ve 2007/464 Esas, 2009/260 Karar sayılı kararı ile; dosya kapsamı ve toplanan deliller uyarınca dava konusu yerin evvelinin kültür arazisi olduğu, malik sıfatıyla tasarruf eden davacı ve kendisinden önceki maliklerin otuz yıldan fazla nizasız fasılasız kullanageldikleri, bilirkişilerin dava konusu yerin Hazine arazisi ve orman olmadığını bildirdikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.03.2014 tarihli ve 2014/913 Esas, 2014/2635 Karar sayılı kararı ile; “…Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, İmar Kanununun 18. maddesi gereğince Hazine adına tapuya tescil edilen tapu kaydının iptali ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra ... Çiftliğinde 27 nolu Orman Kadastro Komisyonunca yapılıp 03.06.1992 tarihinde ilân edilen sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulaması vardır. Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1957 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmaz tesbit dışı bırakılmış, 3 42... parsel sayılı 1917 98... yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliğiyle ihdasen (idarî işlem ile) Hazine adına tescil edilmiş, 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre, 05.12.2005 tarih ve 7570 yevmiyeyle, 115 18... parsel sayılı 3 01... yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliğiyle, üzerindeki 2 katlı binanın ...'a ait olduğu yazılmak suretiyle tescil edilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman sınırlarının dışında kaldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın genel kadastroda ne olarak tapulama dışı bırakıldığı araştırılmamış, Hazine adına ihdasen oluşan tapuya ait belgeler ile kesinleşen orman tahdidine ilişkin belgeler getirtilmemiş, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur. Bu nedenle, mahkemece öncelikle; 1) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ve daha sonraki yıllarda yapıldığı anlaşılan orman kadastrosunun aplikasyonu ve 2/B işlemlerine ilişkin işe başlama, çalışma ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazın orman sınır noktaları ile birlikte gösteren orman kadastro haritaları (üzerlerine hangi yıllara ait olduğu yazılmak suretiyle), 2) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerle ilgili olduğu anlaşılan ... Devlet Ormanı ile ilgili kadastro mahkemesinin 2002/2 Esas - 2004/12 Karar sayılı dosyası aslının ve ekli olan bilirkişi raporları, İzmir 3. İdare Mahkemesinde 2007/713 Esaslı dosyasının ya da karar verilerek kesinleşmişse bu karar ve eki olan bilirkişi rapor ve krokileri, 3) Çekişmeli taşınmazın genel kadastroda niçin tapulama dışı bırakıldığı sorularak, alınacak cevabın, 4) Çekişmeli taşınmaza en yakın kadastro parsellerinin tesbit tutanakları ile, var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları getirtilerek, 5) Davacı tarafın, taşınmazı satın aldığı kişiler adına olduğunu iddia ettiği, Ocak 1938 tarih ve 23 nolu tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tam malik ve miktar değişikliklerini gösteren tedavülleri ile ve kadastro sırasında hangi parsellere revizyon gördüğünü gösteren tapu örnekleri getirtilerek dosya keşfe hazırlanmalı, Daha sonra önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat uzmanı bilirkişi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar ile ... Devlet Ormanı ile ilgili Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas ve 2004/12 Karar sayılı dosyası aslının ve ekli olan bilirkişi raporları gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir. O halde; yukarıda belirtilen şekilde yapılacak araştırmada dava konusu taşınmazın orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tesbit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile M.K.’nun 713. maddesine dayanılarak açılan davalarda dava tarihinden, kadastro tesbitine itiraz davalarında ise tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin; 1) Orman sayılan veya orman rejimine girmiş (15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliği madde 26) yerlerden ya da 3402 sayılı Kanunun 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tâbi olmayacak kamu mallarından olduğunun (3402 sayılı Kanunun 16. md. A, B, C, D bentleri kapsamında kalan yerler), 2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun (3402 sayılı Kanunun 17/1. maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazi, imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla kazanılamaz. H.G.K. 03.06.19 98... /8-347-3 94... .12.20 01... /20-118-1156 S.K.), 3) İl, İlçe ve Kasabaların nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığının (3402 sayılı Kanunun 17/2. md. H.G.K. 25.04.20 01... /20-390-396 S.K.), 4) Tescil davalarında, davanın açıldığı; kadastro tesbitine itiraz davalarında ise kadastro tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun, 5) Kadastro tesbit ve tescil harici bırakma işleminin kesinleştiği tarihten tescil davasının açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş olduğunun (H.G.K.’nun 22/03/19 95... /8-873-2 16... /02/19 97... /8-768-1 00... /09/19 97... /20-372-7 18... /02/19 98... /8-15-129 sayılı kararları), 6) O yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunduğunun (H.G.K.nun 10.12.19 97... /20-830-10 34... .12.19 97... /20-808-10 39... .10.20 03... /20-665-6 14... .10.20 04... /7-531-582 sayılı kararları ile orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.), 7) Dava konusu taşınmazın veya yakın çevresinin arazi kadastro ekiplerince kadastro paftası üzerinde orman nitelemesi yapılarak tesbit ve tescil harici bırakıldığının (H.G.K.nun 21.01.20 04... /8-15-7 ve 12.05.20 04... /8-242-2 92... /03/2008 gün ve 2008/20-214-241 sayılı kararları), 8) Kadastro (Tapulama) Komisyonu tarafından orman sayılarak tesbit ve tescil harici bırakıldığının (H.G.K.nun, 24.10.20 01... /8-964-7 51... .02.20 02... /8-183-187 sayılı kararları), 9) 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26. maddesinin ikinci fırkasında yazılı, a) 4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş orman, b) 3116 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman, c) 6831 sayılı Kanunun 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer, d) Aynı Kanunun 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer, e) Aynı Kanunun 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da diğer suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer, f) Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer, g) Herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman, h) Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha, ı) Orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun, belirlenmesi hâlinde, bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülerek başka bir araştırmaya gerek kalmadan davanın reddine karar verilmelidir (H.G.K.’nun 15/03/20 06... /8-106-68 sayılı kararı). Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmelidir. Somut olayın özelliği gözönünde bulundurularak ayrıca; a) Keşif sırasında, taşınmazın çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalıdır. b) Davacının dayandığı Ocak 19 38... nolu tapu kaydı zemine uygulanarak, tapu maliki ve komşu parsel malikleri ile bağ kurularak, fen bilirkişi tarafından düzenlenecek kroki üzerine sınırları yazılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, c) Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmelidir. 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40... dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen ikinci fıkrası hükümleri gözönünde bulundurularak yapılacağı düşünülmeli, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma tesbit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden Kanunun amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek, sadece ev yapmak suretiyle sürdürülen zilyetliğin ekonomik amaca uygun bir zilyetlik türü olmadığı, taşınmazın Hazine üzerine tapulandığı tarih ile nazım imar planı içine alındığı tarih de nazara alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı 9. İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.04.2017 tarihli ve 2014/312 Esas, 2017/180 Karar sayılı kararı ile; (bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra), bozma ilâmında belirtilen eksik kayıt ve belgelerin celp edildiği, istenilen araştırmaların yapıldığı, yeniden keşif icra edilerek bilirkişi raporlarının alındığı, dava konusu taşınmazın İzmir Kadastro Mahkemesinin 07.04.2010 tarihli kesinleşmiş 2002/2 Esas 2004/12 Karar sayılı kararına istinaden tescil edilen 111 87... parsel sayılı ... Devlet Ormanı sınırları dışında kültür arazisinde kaldığı, 1954 yılında yapılan ilk tesis kadastro çalışmaları sırasında orman hududu içerisinde kaldığı gerekçesi ile tahdit harici bırakıldığı, 1979 basımlı memleket haritasında açık renkli orman sayılmayan alanda kaldığı, 1975 yılına ait hava fotoğrafına göre dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı, çok yakın çevresinde ağaç yada ağaç toplulukları bulunmadığı, 1995 yılına ait hava fotoğrafına göre bölgede adalar ve etrafında yollar oluşmuş olup taşınmaz ve çevresinin tarımsal niteliğini kaybedip yerleşim amaçlı olarak kullanılmaya başlandığı, dava konusu taşınmazın tapunun 15.09.1987 tarih, 54 sıra ve 09.11.19 88... -29 sıra ve 09.03.19 64... sıra numarasında kayıtlı hudutları Karaçaltı ve Yorgi, Cebel, Yol, Sahibi Senet okunan tapunun kapsamında kaldığı, taşınmazın öncesi itibariyle de tapulu olması nedeniyle geldisi olan 3 42... sayılı parselin 2005 yılında idari yoldan cebelden ihdas işlemi ile davalı Hazine adına yapılan tescilin mükerrer tescil olduğu, dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetlik tapunun önceki maliklerince davacıya satışın yapıldığı süreye kadar eklemeli olarak yirmi yılı aşkın süreli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı 10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 11. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli ve 2017/9346 Esas, 2020/1915 Karar sayılı kararı ile; “…Mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki, mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmiş, yapılan keşifte davacı tarafın taşınmazı satın aldığı kişiler adına olduğunu iddia ettiği Ocak 1938 tarih ve 23 nolu tapu kaydı keşifte uygulanmamış, revizyon görüp görmediği araştırılmamış, kapsamı belirlenmemiş, ayrıca dava konusu yerin İzmir Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dosyasında yer alan 19 87... ve 19 88... ve 29 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldığı belirtilmiş ise de bu tapu kayıtları ile Ocak 1938 tarih ve 23 numaralı tapunun bağlantısı kurulmamış ve yine davacı yararına zilyetlikle kazanma koşuları oluşup oluşmadığı araştırılmaksızın yetersiz inceleme sonucu karar verilmiştir. O halde, mahkemece, İzmir Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dosyası getirtilerek dosya arasına alınmalı, yine davacının dayandığı Ocak 1938 tarih ve 23 nolu tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin, plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüşler ise ifraz haritalarının; kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördükleri taşınmazlara ait kadastro tutanak örneklerinin, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 19 48... yıllarında yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ayrı ayrı dosyada yer almalı, yine eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1980-1985-1990 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi,bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, büro orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı ve taşınmazın orman tahdidine göre konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Ayrıca, İzmir Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dava dosyasında fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokinin ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği net-cad gibi bilgisayar programları aracılığıyla birbirine eşitlenerek eldeki davaya konu taşınmazın İzmir Kadastro Mahkemesinin mezkur dava dosyası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, İzmir Kadastro Mahkemesinin dava dosyasında deliller çekişmeli taşınmaz yönünden tartışılmalı, dava konusu taşınmaza ait olduğu ileri sürülen Ocak 1938 tarih ve 23 nolu tapu kaydı taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmazlar başında yapılacak keşifte 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca öncelikle davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası; haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı; yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kaydın sabit sınırlı sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmeli, buna göre tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli kayıt malikleri ile kişiler arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra İzmir Kadastro Mahkemesinin 2002/2 sayılı dosyasında 19 87... sıra numaralı tapu ile 19 88... ve 29 sıra numaralı tapunun davacıların dayandığı tapu ile bağlantısı araştırılıp davacının dayandığı tapu kaydının 3116, 47 85... sayılı kanunlar karşısında hukukî kıymetinin olup olmadığı tartışılmalı sonucuna göre karar verilmelidir. Çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışarısında veya İzmir Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dosyası kapsamında kaldığı ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu anlaşılır ise, bu kez zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmeli, eski tarihli belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklattırılmalı, klizimetre (eğim ölçer) cihazı ile taşınmazın bölümlerinin gerçek eğimi (en düşük, en yüksek ve ortama eğiminin) memleket haritasındaki münhanilerden de yararlanılarak belirlenmeli, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek hazinenin tescil talebi de dikkate alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüştür…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı 12. İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli ve 2020/351 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, bozma ilâmında belirtilen tüm hususların yerine getirildiği, davacının dava konusu 301, 00... miktarındaki arsayı 1990 yılında satın aldığı ve dava tarihine kadar nizasız fasılasız üzerine hâlen oturmakta olduğu evi inşa ederek kullandığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13. maddesinde tapuda kayıtlı taşınmaz mallara ilişkin olarak mülkiyet hakkının tespitine ilişkin düzenleme gereğince tapu kaydı sahibi veya mirasçılarından gayrı zilyet sıfatıyla taşınmaz malı kayıt malikinden tapu dışı bir yol ile iktisap ettiği, on yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu, bu hususu mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla ispat ettiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 13. Direnme kararı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 14. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İzmir ili, Gaziemir ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 3 01... ’lik 115 18... parsel sayılı taşınmaza yönelik eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemli eldeki davada, önceki bozma kararına uyulmakla birlikte bozma kararında belirtilen eksikliklerin Mahkemece yerine getirilip getirilmediği, buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 15. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 7 13... sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b ve 14. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 16. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra ... Çiftliğinde 27 No.lu Orman Kadastro Komisyonunca yapılıp 03.06.1992 tarihinde ilân edilen sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 6831 sayılı Kanun’un 2/B uygulaması vardır. 17. Taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu işlemi 1957 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmaz tespit dışı bırakılmış, 3 42... parsel sayılı 191.798 m² yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle ihdasen (idarî işlem ile) Hazine adına 05.12.2005 tarihinde tescil edilmiş, imar uygulaması neticesinde 115 18... parsel sayılı taşınmaz 301 m²’lik arsa niteliğiyle ve "Üzerindeki 2 Katlı Bina ...’a Aittir" şerhiyle Hazine adına 05.12.2005 tarih ve 7130 yevmiye numaralı işlemle tescil edilmiştir. 18. Yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Özel Dairenin 03.03.2014 tarihli kararı ile yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı gerekçesiyle yapılması gerekenler belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Özel Daire 17.06.2020 tarihli kararı ile bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararı gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğine değinerek hükmü bozmuş, İlk Derece Mahkemesince ilk bozma kararındaki tüm hususların yerine getirildiği belirtilerek direnme kararı verilmiştir. 19. İlk Derece Mahkemesi ve Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, 03.03.2014 tarihli bozma kararına uyulmakla birlikte bozma kararında belirtilen eksikliklerin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilip getirilmediği noktasında düğümlenmektedir. 20. Bu noktada, usulî kazanılmış hak kavramı üzerinde durulması yararlı olacaktır. 21. Türk Hukuk Lûgatında “kazanılmış hak” daha önce yürürlükte olan hükümlere göre bir kişi yararına kazanılmış olan hak şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 676). 22. Usul hukukumuzdaki anlamı itibarıyla bu kavram, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda usulî kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. 23. Usulî kazanılmış hakkın söz konusu olduğu durumlardan biri de mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak uyulan kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğünün doğması hâlidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 09.05.1960 tarihli, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı). 24. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince Özel Dairenin 03.03.2014 tarihli bozma kararına uyulmasına karar verildiğine göre o kararda gösterilen şekilde araştırma ve inceleme yapma yükümlülüğü doğmuştur. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilen bozma kararı gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. 25. Şöyle ki; bozma kararı sonrası 22.09.2016 tarihinde yapılan keşifte davacı tarafın taşınmazı satın aldığı kişiler adına olduğunu iddia ettiği Ocak 1938 tarih ve 23 No.lu tapu kaydı uygulanmamış, revizyon görüp görmediği araştırılmamış, kapsamı belirlenmemiş, ayrıca 31.10.2016 tarihli bilirkişi kurul raporunda dava konusu yerin 15.09.19 87... sıra; 09.11.19 88... -29 sıra; 09.03.19 64... sıra numarasında kayıtlı, hudutları Karaçaltı ve Yorgi, cebel, yol, sahibi senet okunan tapu kayıtları kapsamında kaldığı belirtilmiş ise de bu tapu kayıtları ile davacı tarafından dayanılan Ocak 1938 tarih ve 23 numaralı tapunun bağlantısı kurulmamış ve yine davacı yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluşup oluşmadığı üzerinde yeterince durulmadan neticeye gidilmiştir. 26. O hâlde, davacının dayandığı Ocak 1938 tarih ve 23 No.lu tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin, plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüşler ise ifraz haritalarının, kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördükleri taşınmazlara ait kadastro tutanak örneklerinin, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde getirtilmeli; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ayrı ayrı dosyada yer almalı; yine eski tarihli memleket haritası, en eski tarihli hava fotoğrafları ile 1980-1985-1990 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip önceki bilirkişiler dışında hâlen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, büro orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı ve taşınmazın orman tahdidine göre konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. 27. Ayrıca, İzmir Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dava dosyasında fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokinin ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği net-cad gibi bilgisayar programları aracılığıyla birbirine eşitlenerek eldeki davaya konu taşınmazın İzmir Kadastro Mahkemesinin mezkur dava dosyası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, İzmir Kadastro Mahkemesinin dava dosyasında deliller çekişmeli taşınmaz yönünden tartışılmalı, dava konusu taşınmaza ait olduğu ileri sürülen Ocak 1938 tarih ve 23 No.lu tapu kaydı taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yapılacak keşifte 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca öncelikle davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası, haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kaydın sabit sınırlı sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmeli, buna göre tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, kayıt malikleri ile davacı arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra 15.09.19 87... sıra; 09.11.19 88... -29 sıra; 09.03.19 64... sıra numarasında kayıtlı, hudutları Karaçaltı ve Yorgi, cebel, yol, sahibi senet okunan tapu kayıtları ile davacının dayandığı tapu ile bağlantısı araştırılıp davacının dayandığı tapu kaydının 3116, 47 85... sayılı kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalı sonucuna göre karar verilmelidir. 28. Çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışarısında veya İzmir Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dosyası kapsamında kaldığı ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu anlaşılır ise, bu kez zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmeli, eski tarihli belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 Esas-Karar; 14.03.1989 gün ve 35/13 Esas-Karar ve 13.06.1989 gün ve 7/25 Esas-Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklattırılmalı, klizimetre (eğim ölçer) cihazı ile taşınmazın bölümlerinin gerçek eğimi (en düşük, en yüksek ve ortama eğiminin) memleket haritasındaki münhanilerden de yararlanılarak belirlenmeli, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir. 29. Hâl böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmakla gerçekleşen usulî kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken, direnme kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. 30. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.