Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/851 E. 2025/238 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil İle Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2023/851
Karar No
2025/238
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil İle Tazminat

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/455 E., 2023/606 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/4179 Esas, 2022/7384 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile tazminat davasından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelendi: I. ÖN SORUN Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce direnme kararına yönelik davacılar vekilinin temyiz istemlerinin kesinlik sınırının altında kalıp kalmadığı hususu ön sorun olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. II. GEREKÇE 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 57, 341, 361, 362 ve ek 1. maddeleri. 2. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyari dava arkadaşlığı" başlığını taşıyan 57. maddesinde; “Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a)Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, b)Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, c)Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması”, yine " İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu" başlığını taşıyan 58 inci maddesinde ise; "İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder." hükmü yer almaktadır. 2. Bu durumda, maddede açıkça sayılan dava konusu hak ve borcun ortak olması, birden fazla kişinin ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile borç altına girmiş olması, davanın birden fazla kişi hakkında aynı (veya benzer) sebepten doğmuş olması hâllerinde birden çok kimsenin birlikte dava açması olanaklı olduğu gibi, birlikte aleyhlerine de dava açılabilir. Maddede sayılan bu hâller dışında ihtiyari dava arkadaşlığından söz etmek mümkün değildir. 3. Birlikte dava açma hakkına sahip olanlar davalarını birlikte açmak zorunda değildirler. Bu kişilerden her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi, dilerlerse (isterlerse) birlikte de dava açabilirler. İşte bu son hâlde, davacılar arasında dava arkadaşlığı doğar; fakat bu, ihtiyari (isteğe bağlı) bir dava arkadaşlığıdır. 4. Davalılar arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı bakımından da durum böyledir. Örneğin alacaklı, müteselsil borçlulardan her birine karşı ayrı ayrı dava açabileceği gibi, isterse, müteselsil borçluların bir kaçına veya tümüne karşı birlikte dava açabilir. Bu son hâlde, davalı tarafta bulunan müteselsil borçlular ihtiyari dava arkadaşı durumundadır; yani, bunlara karşı birlikte dava açılması zorunlu değildir. 5. İhtiyari dava arkadaşlığında, dava arkadaşı sayısı kadar dava vardır; bu davalar, (mahkemece) birlikte görülür. Bu ise, zaman, emek ve masraftan tasarruf sağlar, tahkikat ve yargılamayı kolaylaştırır ve basitleştirir ve nihayet çelişik hükümler verilmesini önler (Baki Kuru, Medenî Usul Hukuku El Kitabı, C.1, 2. Baskı, Ankara 2021, s. 956). 6. 6100 sayılı Kanun'un 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar; 361 ve 362. maddelerinde ise temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, “Miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulmaz. Hemen belirtilmelidir ki, kesinlik sınırı kamu düzeninden olup bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin, Bölge Adliye Mahkemesinin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır. 7. 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. madde ile aynı Kanun'un 362/1-(a) maddesinde öngörülen kesinlik sınırı her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirlenmektedir. Anılan Ek 1. maddenin 2. fıkrasına göre, "... 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır". Buna göre direnme kararının verildiği 12.04.2023 tarihinde 6100 sayılı Kanun'un 362/1-(a) maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 238.730,00 TL’dir. 8. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacılar vekili, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu kaydının iptali ile miras payları oranında müvekkilleri adına adına tesciline olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesini talep etmiş, davacı ... dışındaki davacılar bakımından verilen karar Özel Dairenin ilk bozma kararı ile kesinleşmiş, Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 9. Davacı ... dışındaki davacılar bakımından verilen karar Özel Dairenin ilk bozma kararı ile kesinleşmiş olup, direnme kararına göre dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri olan 509.630,72 TL, davacı ...'in bakımından miras payına isabet eden değerin ise 169.876,91 TL olduğu anlaşılmaktadır. Belirlenen değer 6100 sayılı Kanun'un 362/1-a ve ek madde 1 hükümlerine göre direnme kararının verildiği tarihte geçerli olan temyiz kesinlik sınırı altında kaldığından anılan karara karşı davacı ... yönünden temyiz kanun yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün değildir. 10. Hâl böyle olunca davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz başvurusunun miktardan REDDİNE, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin direnme kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/851, K. 2025/238, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2023-851-e-2025-238-k-217193adf3dd