Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/867 E. 2025/661 K. – İşçilik Alacağı

Konu: İşçilik Alacağı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2021/867
Karar No
2025/661
Karar Tarihi
Konu
İşçilik Alacağı

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/866 E., 2021/907 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 31.03.2021 tarihli ve 2021/3167 Esas, 2021/7312 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki işçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar ile kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle yapılan inceleme sonucunda gereği düşünüldü: A. Davacı vekilinin ek karara ilişkin temyizi yönünden 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 366. maddesinin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan aynı Kanun’un 346. maddesinde; “(1) İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.” hükmü bulunmaktadır. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere öncelikle temyiz dilekçesinin süresinde verilip verilmediği incelenmeli ve temyiz dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilmiş ise temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmelidir. Süresinde verilmeyen temyiz dilekçesi bulunmasına rağmen temyizin süresinde yapılıp yapılmadığı hususu aşılarak kararın miktar itibariyle temyizinin kabil olup olmadığının incelenmesi mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir kararın miktar itibariyle temyizinin mümkün olup olmadığının incelenmesi süresinde verilen temyiz dilekçesi bulunmasına bağlıdır. 2. Yapılan bu açıklamalardan sonra davacı vekilinin temyiz başvurusunun süresinde olup olmadığı incelenmelidir. 3. Süre, bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ya da bir işlemin yapılması için yasa, yargıç ya da ilgili kişi tarafından belirlenen zaman olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara, 2021, s. 1029). 4. Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde sonuca en kısa zamanda ulaşılması için mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler vardır ve her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile de kanuni bir değer kazanan bu zaman aralıklarına "süre" denilmektedir. 5. Yargılama hukukunda taraflar haklarını belirli bir süre içinde kullanılmak zorundadır (Aziz Serkan Arslan, Covid-19 Salgını Sebebiyle İcra Takiplerine İlişkin Düzenlemelerin Değerlendirilmesi, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Mayıs-Haziran 2020, Sayı:148, s. 223). Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzusuna ve inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. 6. Bir uyuşmazlık mahkemeye taşınmış olmakla kamu alanına, toplumun da çıkarını ilgilendiren bir platforma aktarılmış olmaktadır. Bu nedenle bir davanın makul sürede sona erdirilmesinde en az taraflar kadar toplumun da yararı bulunmaktadır. 7. Şu hâlde süreye ilişkin normların kabulüyle medeni usul hukukunda gerçekleştirilmek istenen amaçlar; adaletin bir an önce sağlanması, keyfiliğin önlenmesi, mahkemenin aynı işle uzun süre meşgul olmasının, başka ifadeyle diğer dava ve işlere yeterince zaman ayıramaz duruma düşürülmesinin önlenmesi, uluslar üstü ve ulusal nitelikteki emredici normlar uyarınca davanın makul sürede sonuçlandırılmasının sağlanması, yargılamanın belli bir düzen ve kestirilebilir bir zamansallıkla yürütülmesi, başka bir anlatımla yargılamanın adil şekilde yapılmasının sağlanması olarak özetlenebilir. 8. Sürelerin önemli bir kısmı taraflar için konulmuştur. Tarafların ilgili işlemleri belirlenen süreler içerisinde yapmaları gerekir. Süresi içinde yapılmayan işlemlerin tekrar yapılması mümkün olmayıp süreye uymayan taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için öngörülen süreler kanunda belirtilen süreler ve hâkim tarafından tayin edilen süreler olmak üzere iki grupta toplanabilir. Kanunda belirtilen süreler, kanun tarafından öngörülmüş sürelerdir. Cevap süresi, istinaf ve temyiz süresi gibi. Bu süreler kesindir ve bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı mahkemece resen gözetilir. Hâkimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. 9.Nitekim "Sürelerin belirlenmesi" başlıklı HMK'nın 90. maddesi; "(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez." şeklindedir. 10. Burada yeri gelmişken sürelerin hesaplanmasına ilişkin düzenlemelere değinilmelidir. HMK'nın 92. maddesinde göre; "1)Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. (2) Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter". Öte yandan resmî tatil günleri, süreye dâhil olup sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter (HMK md. 93). 11. Süreler, yapılacak işlemler bakımından önemli olduğundan ve süresinde bir işlem yapılmadığında hak kaybı olacağından süreler konusunda dikkatli olunmalıdır. Bir süreden bahsediliyorsa sürenin kanunda mı düzenlendiği yoksa hâkim tarafından mı verildiği, kesin olup olmadığı göz önünde tutulmalıdır. Ayrıca süre hesaplamalarında üç şey önem taşımaktadır. Bunların tespit edilmesi gereklidir. Bunlar; sürenin başlangıç anı, sürenin ne kadar olduğu, ne zaman sona erdiği ve son günü. Hafta, ay veya yıl olarak hesap edilen sürelerde sürenin başladığı güne son hafta veya ay ya da yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde süre biter. Örneğin bu hafta çarşamba günü yapılan tebligat üzerine başlayan bir haftalık süre, sonraki hafta çarşamba günü sona erecektir. Ay olarak hesaplanan sürelerde, sürenin başlaması ay sonuna rastlarsa ve sürenin bittiği ayda böyle bir gün yoksa o ayın son günü süre bitmiş sayılır (HMK md. 92/2), (Güray Erdönmez, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt I, 15. Baskı, İstanbul, 2017, s. 468-469; benzer yönde Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu, 6. Baskı, Cilt V, 2001, s.5456-5457). 12. Öte yandan yukarıda da belirtildiği üzere hâkim tarafından sürenin belirlenebildiği durumlar var ise de kanunda belirlenen süreler üzerinde hâkimin tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. HMK'nın "Kesin süre" başlıklı 94. maddesinin 1. fıkrasında "Kanunun belirlediği süreler kesindir." denilmek suretiyle bu hususa vurgu yapılmıştır. 13. Sürelere ilişkin yapılan genel açıklamalardan sonra bir davanın ne zaman açılmış sayılacağına sonrasında ise somut olay bakımından önem taşıyan temyiz dilekçesinin verilmesi ile ilgili düzenlemelere değinmekte fayda bulunmaktadır. HMK'nın "Davanın açılma zamanı" kenar başlıklı 118. maddesi; “(1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir. (2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.” hükmünü haiz olup bu maddeye göre davanın açılmış sayıldığı tarih olarak açıkça kayıt tarihi esas alınmıştır. 14. Bilindiği üzere iş mahkemeleri tarafından verilen kararların yargılama usulü ve kanun yollarına ilişkin 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (7036 sayılı Kanun) uygulanmakta olup Kanun'un geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 1. maddesinin 4. fıkrasına göre ilk derece mahkemeleri tarafından bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 25.10.2017 tarihinden önce verilen kararlar, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tâbidir. 25.10.2017 tarihinden sonra verilen kararlar ise 7036 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. 15. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 7036 sayılı Kanun'un “Yargılama usulü ve kanun yolları” kenar başlıklı 7. maddesinin 3. fıkrası ise “12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır.” şeklindedir. 16. Diğer taraftan HMK'nın temyiz edilebilen kararları düzenleyen 361. maddesinde bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştır. 17. Ayrıca HMK'nın 366. maddesinde istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 3 49... . maddelerindeki hükümlerin temyizde de kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir. Bu anlamda olmak üzere HMK'nın 366. maddesinin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 343. maddesinde; “(1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse, o mahkemece bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir. (2) Kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir. (3) İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır…”, 345. maddesinde ise; "(1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. 18. Gelinen noktada Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan elektronik işlemler ve elektronik tebligat üzerinde durulmalıdır. Bilindiği üzere UYAP vasıtasıyla bilişim teknolojilerinin yaygın olarak tüm Türkiye yargı birimlerinde kullanılması ve bu suretle kullanıcıların kendilerini ilgilendiren bilgi ve belgelere ihtiyaç duymaları hâlinde hızlı ve kolay şekilde bu belgelere ulaşabilmeleri sağlanmıştır. Her türlü bilgi ve belge alışverişi de UYAP üzerinden elektronik ortamda ve anlık denebilecek kısa sürede gerçekleştirilebilmektedir. Yargı sisteminin parçası olarak avukatlar, sistemde vekâleti bulunan dava dosyalarını UYAP'tan yararlanarak inceleyebilme, bu dosyalardan örnek alabilme, elektronik imza ile sistemdeki dava dosyalarına evrak ekleyebilme, yeni dava dosyası açabilme, harç ödeyebilme ve temyiz edebilme olanaklarına sahiptirler. Tüm bu işlemler yapılırken bilgi ve belgelerin son hâli, değişmez ve güvenli bir şekilde veri tabanında saklanmakta ve belgeler üzerinde yapılan işlemler UYAP evrak işlem kütüğünde (doküman oluşturma, düzenleme, imzalama, açma, okuma ve yazdırma gibi) kayıt altına alınmaktadır. Kayıt altına alınan evrak üzerindeki işlemleri yapan şahsın adı soyadı, sıfatı, birimi, yapılan işlemin niteliği, tarih ve saati sistemde saklanmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 21.07.2020 tarihli ve 2017/15649 Başvuru numaralı kararında da benzer açıklamalara yer verilmiştir. 19. Elektronik işlemlere ilişkin düzenlemeye HMK'nın 445. maddesinde yer verilmiş olup bu maddeye göre; "(1) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır. (2) Elektronik ortamda, güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyaları incelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir ve gönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz. (3) Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılması gereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. (4) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. (5) Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesiz yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir". 20. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 445. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06.08.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanmak suretiyle yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in “Kanun yoluna başvuru işlemleri” başlıklı 208. maddesinde ise; "(1) Kanun yoluna başvuru dilekçesi, ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir. (2) Kanun yoluna başvuru dilekçesi harca tabi değilse hemen, harca tabi ise harç ödendikten sonra kaydedilir ve başvuru sahibine ücretsiz alındı belgesi verilir. (3) Alındı belgesi, kanun yolu dilekçesinin sisteme kaydedilmesi üzerine verilen belgedir. Alındı belgesi, mahkemenin adını, dosyanın esas ve karar numarasını, karar tarihini, tarafların ve varsa müdahillerin ad ve soyadlarını, davanın konusunu, başvurulan kanun yolu merciini, başvuru tarih ve saatini içerir. (4) Kanun yolu başvurusu, kanun yolu dilekçesinin kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. (5) Başka yer mahkemesine verilen kanun yoluna başvuru dilekçelerinde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Başka yer yazı işleri müdürü veya görevli personel teslim aldığı dilekçe ve eklerini elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir. (6) Herhangi bir nedenle elektronik ortamda işlem yapılamaması hâlinde durum bir tutanakla tespit edilir ve işlem fizikî ortamda yapılır. Elektronik sistem açıldığında fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. Bu durumda kanun yolu başvuru dilekçesi tutanağın düzenlendiği tarihte verilmiş sayılır. (7) Fiziksel ortamda kanun yolu başvurusu mesai saatleri içinde yapılır. (8) Gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, tüzel kişi temsilcilerinin UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçeleri gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişiler elektronik ortamda yapacakları kanun yolu başvurusunun harcını elektronik ortamda mahkeme veznesinin bağlı olduğu banka hesabına aktarırlar. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur. (9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler için ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur. (10) Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat 00:00’a kadar yapılabilir. (11) Kanun yoluna başvurulan dava veya işler, görevli daire doğru bir şekilde belirlendikten sonra kanun yolu formu ve dizi pusulası UYAP üzenden hazırlanarak ilgili mercie gönderilir." düzenlenmesi mevcuttur. 21. Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nın 445. maddesinin 4. fıkrası ve Yönetmeliğin 208. maddesinin 10. fıkrasına göre elektronik ortamda yapılan işlemlerle ilgili süre mesai saati sonunda değil, gün sonunda biter. Burada HMK'nın 92... . maddelerinde geçen “tatil saati" veya "çalışma saati” ifadelerinden farklı olarak “gün sonu” kavramı kullanılmıştır. Böylece avukatların ve vatandaşların saat yirmi dörde kadar elektronik ortamda rahat bir şekilde sıraya girmeden işlem yapmaları imkânı sağlanmıştır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/574), www.tbmm.gov.tr, Erişim Tarihi:06.11.2025, s. 169). Anılan hükümlerden hareketle örneğin UYAP üzerinden verilen dilekçeler bakımından sürenin sonu, gün sonu saat 23.59.59 olup ilgili işlemin 00.00'a kadar yapılmış olması gerekmektedir. 22. Bu anlamda olmak üzere elektronik ortamda dava, 00.00'a (gece yarısı, ertesi güne sarkmadan) kadar açılabilir veya kanun yolu başvurusu saat 00.00'a kadar yapılabilir (Ejder Yılmaz, "Hukuk Muhakemeleri Kanununda Süreler The Legal Time Periods Regulated in Civil Procedure Code", Yaşar Üniversitesi E-Dergisi, Cilt:8, Sayı: Özel, 2013, s.3183). 23. Öte yandan elektronik tebligat, elektronik ortamda 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 1. maddesinde sayılan tebligatı çıkaran merci tarafından tebligata elverişli bir elektronik adres kullanılarak ve 01.01.2019 tarihinden itibaren Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden ilgili kişiye yani muhataba hakkında yapılan işlemin bildirilmesi, bu bilgilendirmenin belgelendirilmesi işlemidir (Mine Akkan, 7201 sayılı Kanunla Elektronik Tebligat Konusunda Getirilen Yeni Düzenlemeler ve Değerlendirilmesi, 7201 sayılı Konkordato ve Elektronik Tebligat Konularında Getirilen Yenilikler, İstanbul, 2018, s. 155). 24.Tebligat Kanunu'nda 7101 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce elektronik tebligat yapma zorunluluğu sadece anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler bakımından mevcut iken 7101 sayılı Kanun değişikliği ile elektronik tebligata tâbi olacakların kapsamı genişletilerek bazı gerçek ve tüzel kişiler yönünden elektronik tebligat yapılması zorunlu hâle getirilmiştir. Bu değişiklik sonrası 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesi; " Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. .... 9. Baro levhasına yazılı avukatlar. ... Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu Kanun uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemleri, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, sistemin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." şeklinde düzenlenmiştir. 25. İlgili hükümde de açıklandığı üzere elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı için kişinin aleyhine olan süreler bu tarihten sonra işlemeye başlayacaktır. Bu nedenle elektronik tebligat, muhataba uzun bir bilgilenme zamanı tanımaktadır. Bilgilendirmenin yanı sıra elektronik tebligat, teslim, belgelendirme ve ispat açısından da normal bir tebligata göre daha faydalıdır (Hakan Albayrak, Tebligat Hukuku, 2. Baskı, Ankara, 2022, s. 52-54). 26. Bu açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararının davacı vekiline elektronik tebligat yoluyla 22.06.2021 tarihinde tebliğ edildiği, daha sonra Bölge Adliye Mahkemesince kararın taraflarca temyiz edilmediğini belirtir üst yazı ile dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, İlk Derece Mahkemesince direnme kararının ikinci kez davacı vekiline 14.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince temyiz dilekçesinin 24.08.2021 tarihinde harcı da yatırılmak suretiyle UYAP üzerinden dosyaya sunulması ve sisteme kaydedilmesi üzerine dosyanın İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, Bölge Adliye Mahkemesince 08.09.2021 tarihli ek karar ile kararın miktar itibarıyla kesin olması sebebiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği ve ek kararın süresinde davacı vekili tarafından temyiz edildiği görülmüştür. 27. Açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre davacı vekiline elektronik tebligat yoluyla 22.06.2021 tarihinde yapılan direnme kararının tebliğine ilişkin tebligatın varlığı ve geçerliliği karşısında İlk Derece Mahkemesince davacı vekiline yeniden yapılan tebligatın sonuca etkisinin bulunmadığı, ilk tebligattan itibaren kanuni temyiz süresi başladığından ikinci tebligat ile yeni bir sürenin başlamayacağı gözetildiğinde iki haftalık temyiz süresinin 06.07.2021 tarihinde saat 23.59.59 itibarıyla sona erdiği, temyiz dilekçesinin ise davacı vekili tarafından bu süreden sonra 24.08.2021 tarihinde harcı da yatırılmak suretiyle UYAP sistemine kaydedildiği anlaşıldığından temyiz başvurusunun süresinde yapılmadığı kabul edilmelidir. 28. Bu itibarla her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince kararın miktar yönünden kesin olması sebebiyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek karar verilmişse de kararın miktar itibarıyla temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinden önce temyiz dilekçesinin süresinde verilip verilmediğini incelemesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kararın miktar yönünden kesin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalı olup Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmesi gerekmektedir. 29. Hâl böyle olunca, davacı vekilinin ek karara yönelik temyizi yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen 08.09.2021 tarihli ek karar yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı onanmalıdır. B. Davalı vekilinin temyizi yönünden 1. Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında direnme kararının davalı vekiline elektronik tebligat yoluyla 22.06.2021 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesince tebliğ edildiği ve daha sonra kararın taraflarca temyiz edilmediğini belirtir üst yazı ile dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, İlk Derece Mahkemesince direnme kararının ikinci kez davalı vekiline 14.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, sonrasında davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz dilekçesinin de davalı vekiline 27.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince temyiz dilekçesinin 28.09.2021 tarihinde UYAP üzerinden dosyaya sunulduğu ve sisteme kaydedildiği görülmüştür. 2. Açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre davalı vekiline elektronik tebligat yoluyla 22.06.2021 tarihinde yapılan direnme kararı tebliğine ilişkin tebligatın varlığı ve geçerliliği karşısında İlk Derece Mahkemesince davalı vekiline yeniden 14.09.2021 tarihinde yapılan tebligatın sonuca etkisinin bulunmadığı ve yine ek kararın temyizine yönelik davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı tarafa 27.09.2021 tarihinde tebliğinin davalı vekiline katılma yoluyla temyiz hakkı vermeyeceği, ilk tebligattan itibaren temyiz süresinin başladığı ve ikinci tebligat ile yeni bir sürenin başlamayacağı gözetildiğinde iki haftalık temyiz süresinin 06.07.2021 tarihinde saat 23.59.59 itibarıyla sona erdiği, temyiz dilekçesinin ise bu süreden sonra 28.09.2021 tarihinde sisteme kaydedildiği anlaşıldığından temyiz başvurusunun süresinde yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 3. Hâl böyle olunca davalı vekilinin temyiz isteminin süreden reddine karar verilmelidir. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacı vekilinin temyizi yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine dair 08.09.2021 tarihli ek kararın yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, B. Davalı vekilinin temyizi yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/867, K. 2025/661, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2021-867-e-2025-661-k-dbe2e8b33ea0