Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/202 E. 2026/236 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2025/202
Karar No
2026/236
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 219-1587

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c-h, 62... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.11.2019 tarihli ve 321-540 sayılı hükmün, sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 07.09.2020 tarih ve 219-1587 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.01.2025 tarih, 2113-963 sayı ve oy çokluğu ile; "Katılanın kollukta alınan 27.05.2017 tarihli ayrıntılı beyanında; sanık ...'in araç içerisinde kendisine yönelik herhangi bir suçlamada bulunmadığını, kendisinden herhangi bir talepte bulunmadığını, araçla yaklaşık iki saat kadar gezdiklerini, araçtan indikten sonra sanık ...'in suça konu kendisine ait çantayı bagajın üzerine koyduğunu, sanıklar ... ile ...'in kendi aralarında aracın ön tarafında konuştuktan sonra sanık ...'in bagaj üstündeki çantasını alarak kaçtığını diğer sanığın araca binerek olay yerinden ayrıldığını, kendisinin ise sanık ...'i takip etmeye çalıştığını sanık ile aracın farklı yönlere hareket ettiğini, sanık ...'i yakaladığında kendisine taş ile vurarak kaçtığını beyan ettiği, yine sanık ...'ın sorgusundaki beyanında suça konu çantanın bagajın üzerinde olduğunu ve sanık ...'in birden koşarak gittiğini katılanın da arkasından koştuğunu ifade etmiş olması hususları dikkate alınarak eylem bütün olarak değerlendirildiğinde; sanık ...'in hırsızlıkla başlayan eyleminin yağmaya dönüştüğü anlaşılıyor ise de sanık ...'in suça konu çantayı bagajın üzerinden alıp kaçması ile birlikte ekip aracına binerek olay yerinden hızla uzaklaşan sanık ...'in, hırsızlık eylemini yağmaya dönüştüren sanık ...'in hareketlerinden önceden haberdar olduğuna dair bir delil bulunmaması karşısında 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca failin ancak gerçekleştirmeyi planladığı ve gerçekleştirdiği eyleme katıldığı oranda sorumlu tutulabileceği ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık ...'in yağma suçundan sorumlu olmayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık ...'in eyleminin hırsızlık olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde suç vasfında hata ile nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ... ise; "Sanık ... mağdur ve diğer sanıklar anlatımı karşısında baştan itibaren sanık ... ile birlikte fikir ve eylem işbirliği içerisinde olduğunu, müşteki mağduru bu amaçla hürriyetinden yoksun bırakmış olması karşısında yağma fiilinin cebir ve tehdit unsurunun oluştuğu sanığın (...) kıdemli polis memuru oluşu ve polis kimliği ile sanığın korkutularak ve araca zorla bindirilerek müşteki sanık ... ile birlikte yağmaladığı sabit olmakla, sanığın eyleminin hırsızlık olduğuna yönelik sayın çoğunluğun kararına muhalifim." şeklinde karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 06.03.2025 tarih ve 113869 sayı ile; "...Müştekilerden ...'nin kuyumcu olan müşteki ...'nin yanında çalıştığı, suç tarihinde ...'nin diğer müşteki ...'nin kendisine vermiş olduğu 20.000 ABD doları, 3.500 EURO ve 2500 TL parayı 1 gün sonra bankaya yatırmak amacıyla yanına aldığı ve çantasına koyarak Esenyurt'ta bulunan evine gitmek için yola çıktığı, saat 21.00 sıralarında Yenikent mahallesi Doğan Araslı Bulvarı Meydan köprü alt geçit civarına geldiğinde sanıklarda ...'ın müşteki ...'nin yanına gelerek zorla çantasını almaya çalıştığı, müştekinin direnmesi üzerine itişme yaşandığı, bu sırada beyaz renkli Toyota Corolla marka ekip aracı ile daha önceden sanık ... ile aralarında anlaşan ve İstihbarat Şube Müdürlüğünde polis memuru olan sanık ...'in polis memurları ... ve ...'nun olay yerine gelerek müştekiyi ve ...'ı araca bindirdikleri, sanıklar ... ve ...'in baştan planladıkları şekilde müştekiyi araca aldıkları, ...'in bu süreçte polis kimlik kartını göstererek nüfuzunu kullandığı, araçta müştekiyi korkutmalarına rağmen müştekiden çantasını alamayınca araçtan inip dışarıda konuştukları, burada da müştekiden çantasını alamayınca sanık ...'ın müştekinin çantasını zorla alarak kaçtığı, ...'in ise hızlıca araca binerek olay yerinden uzaklaştığı, kaçan sanık ...'ı yakalayan müştekinin tekrardan sanık ... tarafından taşla yaralandığı ve sanık ...'ın bu fırsattan istifade ederek kaçtığı olayda, sanıklar ... ve ...'ın müştekiye karşı önceden hazırlanan plan çerçevesinde fikir ve eylem birliği içinde hakaret ederek müşteki ...'ye yönelik olarak nitelikli yağma eylemlerinin sabit olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 26.03.2025 tarih, 937-3507 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin nitelikli yağma suçunu mu yoksa hırsızlık suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR Katılan 26.05.2017 tarihli teşhis tutanağında; olay günü otobüsten indikten sonra inceleme dışı sanık ...’in yanına gelerek "Sen benim paramı Fas’tan getirmeme aracı olmadın, beni zarara uğrattın, bana 100.000 Dolar vereceksin." dediğini, kendisinin ise "Madem zararın var, sana 100 TL vereyim." şeklinde karşılık verdiğini, bu sırada inceleme dışı sanık ...’in yüzüne yumruk atıp içerisinde para bulunan çantasını almaya çalıştığını, aralarında boğuşma yaşandığı esnada içinde üç kişinin bulunduğu beyaz renkli bir aracın yanlarına yaklaştığını ve araçtaki kişilerin polis olduklarını söyleyerek kendilerini araca bindirdiklerini, araçta pasaport ve ikamet belgelerinin kontrol edildiğini, üst aramasının yapıldığını, bu sırada inceleme dışı sanık ...’in gizlice cebinden çıkardığı bir şeyi kendilerini polis olarak tanıtan şahıslara verdiğini, bu kişilerin de ellerindeki uyuşturucu veya uyarıcı madde içerdiğini söyledikleri hapları kendisine göstererek bunları çantasında bulduklarını söylediklerini, devamında inceleme dışı sanık ...’in "Paraları bana ver, seni kurtarayım, yoksa on yıl ceza yersin." dediğini, kendisinin aylık 1.500 TL gelirinin bulunduğunu ve isterlerse bu miktarı verebileceğini söylediğini, bunun üzerine kendisini polis olarak tanıtan şahıslardan birinin "Aşağı in, 1.500 TL’yi ...’e ver ve onu gönder, ben çantanı sonra sana veririm." dediğini, daha sonra araçtan indiklerini, akabinde inceleme dışı sanık ...’in kendisini polis olarak tanıtan şahsın elindeki çantayı çekip alarak kaçmaya başladığını, diğer şahısların da araca binip inceleme dışı sanık ...’in gittiği istikamete doğru hareket ettiklerini, kendisinin de inceleme dışı sanık ...’in peşinden koştuğunu, bir süre sonra onu yakalayarak çantayı geri aldığını ancak bu sırada inceleme dışı sanık ...’in yerden aldığı taşla başına vurduğunu, kendisini yamaçtan aşağı itmesi üzerine birlikte yuvarlandıklarını, ardından "Çantayı bırak, seni öldürürüm!" diyerek elindeki taşla yeniden başına vurup boğazını sıktığını, daha fazla zarar görmemek amacıyla çantayı bırakmak zorunda kaldığını, ayağa kalkıp "Tamam, çantayı sana vereceğim." demesine rağmen inceleme dışı sanık ...’in kendisini tekrar iterek düşürdüğünü ve çantayla birlikte kaçtığını, 27.05.2017 tarihli teşhis tutanağında; olay sırasında inceleme dışı sanık ... ile boğuştuğu esnada yanlarında beyaz renkli bir aracın durduğunu, araçtan sanık ile inceleme dışı sanık ...’un indiğini, sanığın kendisini, inceleme dışı sanık ...’un ise inceleme dışı sanık ...’i tutarak araca bindirdiklerini, araçta inceleme dışı sanık ..., sanık ve kendisinin arka koltuğa oturduklarını, sanığın omzunda takılı çantasında ve üzerinde ne bulunduğunu sorduğunu, cebindeki ve üzerindeki eşyayı gösterdiğini ancak çantasında para bulunduğunu söylemediğini, buna rağmen sanığın elini çantaya atarak aramaya çalıştığını, engel olmak istemesine rağmen sanığın çantayı açıp içerisindeki paraları gördüğünü ve çantayı boynundan çıkararak aralarına koyduğunu, sanığın çantayı aradığı sırada inceleme dışı sanık ...’in içerisinde iki veya üç adet hap bulunan küçük bir paketi çantasına attığını, sanığın jelatine sarılı bu paketi alıp kendisine göstererek ne olduğunu sorduğunu, kendisinin de söz konusu hapların inceleme dışı sanık ... tarafından cebinden çıkarılarak çantasına konulduğunu anlatmaya çalıştığını, araçla dolaştıkları sırada inceleme dışı sanık ...’in kendisinden 100.000 dolar alacağı bulunduğunu söylediğini ancak kendisinin bunu kabul etmediğini, bu süreçte sanığın kendisine yönelik herhangi bir suçlama ya da talepte bulunmadığını, daha sonra Esenyurt taraflarında bir yerde durduklarını, araçtan önce inceleme dışı sanık ...’in indiğini, sanığın kendisine de araçtan inmesini söylediğinde "Karakola gitmiyor muyuz?" diye sorduğunu, sanığın tekrar inmesini istemesi üzerine araçtan indiğini ve aracın arka tarafına geçtiklerini, sanığın elindeki çantayı bagajın üzerine koyduğunu, kendisine aracın yanında beklemesini söyleyerek inceleme dışı sanık ... ile birlikte yanlarından uzaklaştıklarını ve kendi aralarında duymadığı bazı hususları konuştuklarını, bu sırada aracın plakasının bulunmadığını fark ettiğini, sanık ile inceleme dışı sanık ...’in yeniden yanına geldiklerini, inceleme dışı sanık ...’e 1.500 TL vermek amacıyla çantanın yanına gittikleri sırada inceleme dışı sanık ...’in çantayı bagajın üzerinden alarak kaçmaya başladığını, bu esnada sanığın araca binerek inceleme dışı sanık ...’den farklı bir istikamete doğru hareket ettiğini, sanık ile inceleme dışı sanıklar ... ve ...’ın, yağma olayı sırasında ve öncesinde kendisinden herhangi bir talepte bulunmadıklarını, ancak inceleme dışı sanık ...’in parasını alarak kaçmasına ve sonrasında kendisini darbetmesine ortam sağladıklarını, İnceleme dışı sanık ... sorguda; daha önce bazı konularda emniyet birimlerine yardımcı olduğunu, sanık ile inceleme dışı sanıkları yaklaşık bir aydır tanıdığını, bir tanıdık vasıtasıyla tanıştığı katılanın kendisi adına havale edilen 30.000 doları vermediğini, olay günü sanığı arayarak kendisini Yakuplu’ya götürmesini istediğini, yolda giderken sanığa katılan ile aralarında bulunan meseleyi anlattığını, katılanla görüşmek amacıyla Esenyurt yolunda araçtan indiğini, katılanla görüştükleri sırada aralarında kavga çıktığını, katılanın kendisini döveceğini düşünerek sanığı arayarak yanlarına gelmesini istediğini, daha sonra sanık ile birlikte kendilerini araca alıp karakola götüreceklerini söylediklerini, ancak katılanın "Biz anlaşırız, karakola götürmeyin." dediğini, araç içerisinde de katılan ile aralarında anlaşabileceklerini söylemeleri üzerine kendilerini araçtan indirdiklerini, Mahkemede; olay günü katılan ile buluşup parasını almak istediğini, ancak bu husustan sanığa bahsetmediğini, buluşma yerine gelince sanığa "Benim küçük bir işim var, biraz bekleyin." diyerek arabadan indiğini, buluştuklarında parayı getirmediğini söylemesi üzerine katılanla tartıştıklarını, İnceleme dışı sanık ... kollukta; olay günü saat 18.00 sıralarında sanığın, inceleme dışı sanık ...’i alarak Esenyurt’a gidip katılan ile görüşmeleri gerektiğini söylemesi üzerine Aksaray’a giderek inceleme dışı sanık ...’i aldıklarını, Esenyurt’a giderken sanığın, inceleme dışı sanık ...’in katılan ile sözde kavga edeceğini, kendilerinin de müdahale ederek her iki şahsı araca alacaklarını söylediklerini, Esenyurt’a gidip bekledikleri sırada sanığın ekip aracının plakasının üzerine siyah bant yapıştırdığını, bunu da görev yaptıkları aracın tanınmasını engellemek amacıyla yaptığını belirttiğini, inceleme dışı sanık ...’in otobüsten inen katılanın yanına giderek onunla tartışmaya başladığını, kendilerinin de yanlarına gittiklerini, sanık ile inceleme dışı sanık ...’un araçtan inerek bu şahısları araca bindirdiklerini ve daha sonra oradan ayrıldıklarını, araçta sanık ile inceleme dışı sanık ... ve katılanın arka koltukta oturduklarını, yaklaşık bir buçuk saat boyunca araçla dolaştıklarını, bu süre içerisinde inceleme dışı sanık ...’in; katılanın parasını Fransa’dan transfer etmediğini, bu nedenle zarara uğradığını ve katılanın kendisine 100.000 TL borçlu olduğunu söylediğini, katılanın ise bunu kabul etmediğini, hatırladığı kadarıyla katılanın boynunda bir çanta bulunduğunu, sanığın, katılanın üzerini ve çantasını kontrol ettiğini, katılanın üzerinde veya çantasında ne olduğunu söylemediğini, araç içerisindeki konuşmaların büyük bölümünü sanığın yaptığını, daha sonra E-5 yan yolda tam olarak hatırlayamadığı bir yerde durduklarını, sanık, katılan ve inceleme dışı sanık ...’in araçtan indiklerini, sanığın kendilerine "Siz araçta kalın, inmeyin." dediğini, aracın arka tarafında yaklaşık 10-15 dakika kadar konuştuklarını, ardından sanığın hızlı bir şekilde araca dönerek hemen hareket etmelerini istediğini, bu sırada inceleme dışı sanık ...’in kaçtığını, katılanın da onun peşinden gittiğini gördüğünü, ancak birbirlerini neden kovaladıklarını bilmediğini, sanığa ne olduğunu sorduklarında ise kendilerine herhangi bir açıklama yapmadığını, Mahkemede; olay günü inceleme dışı sanık ...’i Esenyurt’a götürdükleri sırada katılan ile görüşeceğini bilmediğini, Esenyurt’ta inceleme dışı sanık ...’in araçtan inmesinden sonra sanığın, inceleme dışı sanık ...’in katılan ile görüşebileceğini söylemesi üzerine bu husustan haberdar olduğunu, olay sırasında araçlarının plakasının üzerine siyah bant yapıştırılıp yapıştırılmadığını hatırlamadığını, olay yerinden yaklaşık 100-150 metre uzaklaştıktan sonra inceleme dışı sanık ...’in önde, katılanın ise arkasında ilerledikleri, ancak birbirlerini kovaladıklarını ya da koştuklarını görmediğini, İnceleme dışı sanık ... kollukta; katılanın takip ettikleri bir şahıs olduğunu, ancak sanığın konu ve şahısla ilgili kendilerine ayrıntılı bilgi vermediğini, inceleme dışı sanık ...’in ise muhbirleri olduğunu, olay günü katılan hakkında bilgi toplamak ve tercümanlık yapması amacıyla Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü bahçesinden inceleme dışı sanık ...’i aldıklarını, inceleme dışı sanık ...’i araca aldıktan sonra sanığın kendilerine "Biz şimdi ...’i Esenyurt köprü altına bırakacağız, ... formalite icabı ... isimli şahısla kavga edecek, bu sırada biz devreye girip polis olarak müdahale edeceğiz, şahsı araca alacağız." dediğini, daha sonra inceleme dışı sanık ...’i belirtilen yerde araçtan indirdiklerini, katılanın gelmesi üzerine inceleme dışı sanık ...’in katılan ile kavga etmeye başladığını, kendilerinin de olay yerine giderek polis olduklarını söyleyip her iki şahsı araca bindirdiklerini, sanığın aracı sürmesini istemesi üzerine gelişi güzel dolaşmaya başladıklarını, hatırladığı kadarıyla araç içerisinde inceleme dışı sanık ...’in katılandan 100.000 TL alacağı bulunduğunu söylediğini, katılanın ise bunu kabul etmediğini, sanığın, Western Union’da çalıştığını bildiği katılana "Sen kime para getiriyorsun, paralar kimlerden kimlere geliyor, üzerinde para var mı?" şeklinde sorular yönelttiğini, sanığın katılanın çantasını kontrol etmek istemesi üzerine katılanın buna izin vermediğini, bu nedenle çantanın kontrol edildiğini görmediğini, yaklaşık bir buçuk saat dolaştıktan sonra E-5 yoluna yakın bir yerde sanığın isteği üzerine aracı durdurduğunu, sanık, katılan ve inceleme dışı sanık ...’in araçtan indiklerini, kendisinin de sigara içmek amacıyla iki kez araçtan indiğini, ikinci inişinde sanığın kendisini aracın arka tarafına çağırarak bagaj üzerinde bulunan çanta ile diğer eşyanın rüzgâr nedeniyle uçmaması için bunlara göz kulak olmasını istediğini, bir süre bekledikten sonra tekrar araca binmesini söylediğini, bu sırada bağrışma sesleri duyduğunu, daha sonra sanığın aracın arka koltuğuna oturarak hareket etmelerini söylemesi üzerine aracı hareket ettirdiğini, olay günü aracın arka plakasının bulunmadığını, şahısları araçtan indirdikten sonra neler yaşandığını bilmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık; ekip olarak Suriye uyruklu şahısların karıştıkları uyuşturucu, sahtecilik, dolandırıcılık ve benzeri olaylarla ilgilendiklerini, bu konularda kendilerine bilgi veren kişilerden birinin de inceleme dışı sanık ... olduğunu, bu nedenle onun çeşitli sorunlarıyla ilgilenmeye çalıştıklarını, inceleme dışı sanık ...’in tehdit edilmesi nedeniyle ikametini değiştirerek Yakuplu Mahallesinde kalmaya başladığını, katılanı da inceleme dışı sanık ...’in anlatımları nedeniyle tanıdığını, inceleme dışı sanık ...’in, katılanın yüksek miktarlı havaleler yaptığını, örgüt adına kara para akladığını, kaçakçılık ve sahtecilik faaliyetlerinde bulunduğunu ileri sürdüğünü, kendisinin ise katılanı yalnızca ismen bildiğini ve fiziken tanımadığını, olay günü inceleme dışı sanık ...’in kendisini arayarak Fatih ilçesinde bulunduğunu ve görüşmek istediğini söylemesi üzerine ekip arkadaşlarıyla birlikte yanına gittiklerini, burada görüştükleri sırada inceleme dışı sanık ...’in evine bazı kişilerin geldiğini ve ailesinin tehdit edildiğini, bu nedenle ikametine gidemeyeceğini, kız arkadaşının yanına gideceğini söylediğini, içinde bulunduğu durumu bildikleri için kendisini ekip aracıyla bırakabileceklerini söylediklerini, araçla ilerledikleri sırada inceleme dışı sanık ...’in Esenyurt Meydan civarında "Abi burada beni biraz bekleyin, benim biraz işim var, 5-10 dakika sonra geleceğim." diyerek araçtan inip meydan istikametine doğru gittiğini, yaklaşık 30-45 dakika kadar sonra kendisini arayarak "Abi acil gel, köprü altındayım." dediğini, bunun üzerine ekip olarak köprü altına gittiklerini, otobüs durağında inceleme dışı sanık ...’in bir kişiyle kavga ettiğini gördüklerini, araçla yanlarına yaklaşıp durduklarını ve ekip olarak araçtan indiklerini, polis kimlik kartını göstererek olayın ne olduğunu sorduğunu, inceleme dışı sanık ...’in, katılanın 100.000 dolarını havale etmek üzere aldığını ancak bu parayı havale etmediği gibi geri de ödemediğini, bu nedenle parasını istediğini bildirdiğini, bunun üzerine her iki şahsı da polis merkezine götürmek amacıyla araca davet ettiğini, araçta katılanın inceleme dışı sanık ...’in iddialarını yalanladığını, Arapça konuşmaları nedeniyle katılan ile inceleme dışı sanık ...’in aralarında ne konuştuklarını anlamadığını, ancak konuşma sonrasında tarafların anlaştıklarını ve aralarında herhangi bir sorun kalmadığını söylediklerini, katılanın, 1.500 TL’yi bankamatikten çekerek inceleme dışı sanık ...’e vereceğini bildirdiğini, hatta bu anlaşma kapsamında üzerindeki iki adet cep telefonunu şifreleriyle birlikte inceleme dışı sanık ...’e teslim ettiğini, tarafların uzlaşmış olmaları ve konunun kendilerini fazla ilgilendirmemesi nedeniyle katılan ile inceleme dışı sanık ...’i araçtan indirdiğini, şahıslar araçtan indikten sonra çantanın alınarak kaçılması şeklinde herhangi bir olayın gerçekleşmediğini savunmuştur. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 02.07.2025 tarihli ve 226-319, 04.12.2024 tarihli ve 284-3 96... .11.2024 tarihli ve 354-357 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; TCK'nın 148. maddesinde düzenlenen yağma suçunun oluşması için; bir başkasının, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit edilerek veya cebir kullanılarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Ancak bazı durumlarda fail, hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495. maddesinin ikinci fıkrasında; "bir malın yağması esnasında veya akabinde fiili icra veya itmam etmek veya malı kaçırmak yahut kendisini veya şerikini cezadan kurtarmak için mal sahibine veya vaka mahalline gelen başkasına karşı cebir ve şiddet veya tehdit icra eden kimse hakkında da aynı cezaya hükmolunur" biçiminde hüküm altına alınan "yağmaya dönüşen hırsızlık" suçuna 5237 sayılı TCK'da yer verilmemiştir. 5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinin gerekçesine bakıldığında, mağdurun hırsızlığa konu mal üzerindeki zilyetliği sona erene kadar kullanılan cebir ya da tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürürken, hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra kullanılan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmeyecek, hırsızlık ve kasten yaralama veya tehdit gibi iki ayrı suçun oluşmasına neden olacaktır. TCK'nın 141. maddesinde yer alan hırsızlık suçu ise; zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almakla oluşur. Failin suça konu eşyayı almadan ya da almaya çalışırken suç üstü yakalanması, eşyanın alındığını gören mağdurun faili hemen ya da kovalamaca sonucu yakalaması, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı hâllere örnek gösterilebilir. Failin, suça konu eşyayı bulunduğu yerden aldığı andan itibaren, olayı fiilen engelleme imkânı olan kişiler tarafından kesintisiz takip sonucu eşyayı hakimiyeti altına alamadan yakalanması hâlinde de eylemin teşebbüs aşamasında kalması söz konusudur. Her hâlükârda zilyedin/mağdurun mal üzerindeki tasarruf yetkisinin, cebir kullanılarak malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılındığı anda ortadan kalktığında tereddüt bulunmamasına nazaran, eylemin yağma suçuna evrileceği/müncer olacağı kabul edilmelidir. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.04.2025 tarihli ve 196-181 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Bir kişi tarafından işlenmesi mümkün olan bir suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi hâlinde sorumluluk statüleri suça iştirak hükümlerine göre belirlenecektir. 765 sayılı TCK'da suça asli ve fer'i iştirak ayrımı yapılmakta iken 5237 sayılı TCK'da suça iştirak şekilleri faillik ve şeriklik olarak düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK'nın 64/1. maddesinde suça asli iştirak düzenlenirken "fiili irtikap etmek" ve "doğrudan doğruya beraber işlemek" ifadelerine yer verilmiştir. "Fiili irtikap etmek ancak suçun kanuni tarifine uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi, yani, icrai hareketlerin yapılması halinde söz konusudur." (Dönmezer/Erman 2. Cilt, s. 1287; Önder, Genel Hükümler 2 s. 503) "Fiili doğrudan doğruya beraber işleyen ifadesinden fiili icra eden kişi ile diğer şahsın bir işbirliği söz konusudur. Ve onun fiiliyle suçu meydana getiren icrai hareketlerinin aynı zamanda olması gerekmektedir." (Dönmezer/Erman, s. 1288; Önder, s. 504). Müşterek faillik, 5237 sayılı TCK'nın 37. maddesinin 1. fıkrasında; "Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur." şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesidir. Madde gerekçesinde, "...Müşterek faillik bakımından zorunlu diğer bir koşul, failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığıdır. Belli bir hareketin icrasına ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olan birlikte suç işleme kararı, kast kapsamında düşünülmelidir. Suç ortaklarının suçun işlenişine ilişkin kastlarının doğrudan veya olası kast gibi farklılık göstermesinin, müşterek fail olarak sorumlulukları üzerinde bir etkisi yoktur..." şeklinde failliğin temel unsurları belirlenmiştir. Bu yönüyle madde gerekçesinin, müşterek failliğin açıklanması için yeterli bilgi içerdiği söylenebilir (CGK'nın 26.04.1982 tarihli ve 114-171 sayılı kararı). İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bir bağdır (CGK 20.02.2020 tarihli ve 145-116 sayılı). Mevcut katkı somut olayın özelliklerine göre zımni olarak veya ani ortaya çıkan bir karar biçiminde de olabilir. Suça iştirak eden kişi yalnız iştirak ettiği fiilden sorumludur. Üzerinde anlaşılan fiille bağlantısı bulunmayan neticelerin diğer iştirakçilere yüklenmesi mümkün değildir. Ancak faillerden birinin, iştirak iradesine konu suç dışında başka bir suç işlemesi hâlinde, işlenen suçun iştirak iradesine konu olan suçla doğrudan bağlantılı olması ve somut olayın koşulları içinde bu suçun da işlenebileceği hususunun objektif olarak öngörülebildiği durumlarda, diğer faillerin bu suçtan dolayı da sorumlulukları gündeme gelecektir. Buna karşılık, faillerden birisinin iştirak iradesine dâhil olan yani üzerinde anlaşılan suçun niteliğinden tamamen farklı bir suç işlemesi hâlinde, diğer failler bu suçlardan sorumlu tutulamayacaktır. B. Hukuki Değerlendirme Olay günü sanık ile inceleme dışı sanıklar ... ve ...'un, inceleme dışı sanık ...’i araçla Esenyurt’a götürdükleri, araçtan inen inceleme dışı sanık ...’in katılanın yanına giderek çantasını zorla almaya çalıştığı, katılanın direnmesi üzerine aralarında itişme yaşandığı, bu sırada sanık ile polis olan inceleme dışı sanıkların olay yerine gelerek inceleme dışı sanık ... ve katılanı araca alıp yaklaşık bir buçuk saat kadar dolaştırdıkları, araç içerisinde sanığın katılana ait çantayı kontrol ederek içerisindeki paraları gördüğü ve çantayı muhafaza altına aldığı, E-5 yan yollarından birinde durduklarında sanık, katılan ve inceleme dışı sanık ...’in araçtan indikleri, sanığın çantayı aracın bagajının üzerine koyduğu, ardından sanık ile inceleme dışı sanık ...’in bir süre araçtan uzaklaşarak konuştukları, sonrasında geri geldiklerinde inceleme dışı sanık ...’in çantayı alarak kaçmaya başladığı, bu sırada sanığın araca binerek olay yerinden uzaklaştığı, katılanın ise peşinden giderek inceleme dışı sanık ...’i yakaladığı, ancak inceleme dışı sanık ...’in yerden aldığı taşla katılanı darbedip çantayla birlikte kaçtığı Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; İnceleme dışı sanık ...’in katılanın çantasını zorla almaya çalışması üzerine aralarında itişme yaşanmasıyla yağma suçunun icrai hareketlerine başlandığı, ancak katılanın direnci nedeniyle suçun ilk aşamada tamamlanamadığı, devam eden süreçte ise inceleme dışı sanık ...'in yerden aldığı taşla katılanı darbedip çantayla birlikte olay yerinden uzaklaştığı, ilk aşamada inceleme dışı sanık ...’in katılana karşı cebir kullanacağının sanık tarafından bilindiğinin, inceleme dışı sanıklar ... ve ...’un; sanığın kendilerine, inceleme dışı sanık ...’in katılan ile sözde kavga edeceğini ve kendilerinin de müdahale ederek her iki şahsı araca alacaklarını söylediğine ilişkin beyanlarından anlaşıldığı, kaldı ki sanığın kastının başlangıçta illegal faaliyetlerde bulunduğunu düşündükleri katılanın çantasını hırsızlamaya yönelik olduğu kabul edilse dahi, suçun icrası sırasında katılanın direnebileceği ve bunun sonucunda eylemin yağma suçuna dönüşebileceğinin sanık tarafından objektif olarak öngörülebilir nitelikte bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın nitelikli yağma suçundan sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne ve Özel Dairenin bozma kararının kaldırılmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.01.2025 tarihli ve 2113-963 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2025/202, K. 2026/236, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2025-202-e-2026-236-k-e9e5b6c08b67