Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/559 E. 2026/42 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/559
- Karar No
- 2026/42
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2256-388
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-d, 53, 63... . maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.06.2020 tarihli ve 252-86 sayılı resen istinafa tabi olan hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 09.12.2020 tarih ve 965-1185 sayı ile; eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince 21.10.2021 tarih ve 40-386 sayı ile; sanığın nitelikli kasten öldürme suçundan önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar verilmiştir. Resen istinafa tabi olan hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; 01.06.2022 tarih ve 36... sayı ile; Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılmasına, sanığın nitelikli kasten öldürme suçundan TCK’nın 82/1-d, 29/1, 53, 63... . maddeleri uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye hükmedilmiştir. Bu hükmün sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.10.2023 tarih ve 12836-6181 sayı ile; "...Maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz veya davranış bulunmadığı hâlde, yanılgılı değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin uygulanması suretiyle eksik cezaya hükmolunması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 304/2-b maddesi uyarınca dosyanın gönderildiği Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 21.02.2024 tarih ve 2256-388 sayı ile; "… Dosya kapsamında sanığın savunmanın aksine bir delil olmaması nedeniyle savunmanın çürütülememesi ve evlilik birliğini tekrar kurmaya çalışması, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve tüm dosya kapsamına göre Yargıtayın bozma görüşüne iştirak edilmediği," gerekçesiyle bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi haksız tahrik altında nitelikli kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir. Hükmün sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2024 tarihli ve 39142 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.10.2024 tarih ve 3155-6768 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay yeri inceleme raporundan; 02.06.2019 tarihinde saat 01.05 sıralarında Çınar Jandarma Komutanlığına kasten öldürme olayı meydana geldiğinin bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, Diyarbakır – Batman kara yolunun Yuvacık Mahallesi sınırlarında kalan kısmında, yolun sağında bir kadın cesedinin bulunduğu, olayın faili olduğu belirtilen sanık ...’in yakalandığının bildirilmesi üzerine sanıktan ele geçirilen maktule ve sanığa ait iki adet cep telefonu ile 26,5 cm uzunluğunda bir bıçak ve 38 cm uzunluğunda bir tahranın muhafaza altına alındığı, Otopsi tutanağından; 162 cm boyunda, 55 kg ağırlığında, 35 yaşlarındaki kadın cesedinde 17 adet kesici delici alet yarası, sağ kolda abrazyon, kalçada ekimoz, sol uylukta cilt soyulmasına bağlı abrazyon bulunduğu, kanda, göz ve safra sıvılarında alkol, uyutucu veya uyuşturucu maddeye rastlanılmadığı, göğse, sırta ve batına isabet eden delici kesici alet yaralarından altı tanesinin müstakilen öldürücü nitelikte oldukları, kişinin kesici alet yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu öldüğü, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesince sanık hakkında düzenlenen 02.06.2019 tarihli rapordan; sanığın vücudunda darp cebir izi bulunmadığı, Cinayet Bürosunda görevli polis memurlarınca 02.06.2019 tarihinde saat 02.15'te düzenlenen tutanaktan; maktul ile sanığın kızları olan ...’in olayla ilgili bilgi vermek istediğini belirttikten sonra; sanık ve maktul ile birlikte Bismil’e gittikleri sırada anne ve babasının boşanma konusunda tartışmaya başladıklarını, babasının aniden bir bıçak çıkararak annesine bu bıçağı sapladığını, araçtan kaçtığını, babasının arayarak kendisini de öldürmekle tehdit ettiğini beyan ettiği; tutanak düzenlenirken saat 01.44’te sanığın, kızı ...’i telefonla aradığı, telefonun sesinin etraftan da duyulacak şekilde ayarlandığı, sanığın ...'e "Anneni bıçakla kıtır kıtır kestim, sıra sende ve kardeşinde, siz de öleceksiniz." şeklinde sözler söylediğinin tespit edildiği, Adli bilişim uzmanınca maktulün telefonu üzerinde yapılan inceleme sonrası düzenlenen bilirkişi raporundan; maktule ait telefonun 01.06.2019 tarihinde sıfırlanmış olabileceği, bu tarihten önce 30.05.20 19... .05.2019 tarihlerindeki kayıtlar dışında herhangi bir veriye ulaşılamadığı, maktulün eşi dışında başka erkeklerle herhangi bir konuşmasına rastlanılmadığı, 12.04.2021 tarihli polis tutanağından; sanık ve maktulün ikamet ettikleri çevrede, komşuları ile görüşüldüğü, ikamet ettikleri dönemde sanıkla maktul arasında sürekli tartışma çıktığının, sanığın maktulü sık sık darbettiğinin, bağrışma seslerinin etraftan duyulduğunun öğrenildiği, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) Sistemi vasıtasıyla incelenen ceza dosyalarından; sanık ...’in 16.08.2003 tarihinde, eşi maktul ...'ü ikinci çocuklarına hamile olduğu sırada darbederek ön dişlerinden üçünün kırılmasına yol açacak şekilde yaraladığı ve Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2009 tarihli ve 627-57 sayılı kararı ile mahkûm olduğu 5 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2022 tarihli ve 682-84 sayılı kararından; sanığın maktulü 14.02.2019 tarihinde kasten yaralama suçundan 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği; Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2022 tarihli ve 36-85 sayılı kararından; sanığın kızı ...'i 19.08.2018 tarihinde bıçakla yaralama suçundan 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırmasına kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmaktadır. ... avukat eşliğinde şikâyetçi sıfatıyla kollukta; maktul ve sanığın kızı olduğunu, 18 yaşını yeni ikmal ettiğini, babasının annesini çok kıskandığını, bu nedenle sık sık kavga ettiklerini, sanığın maktulü sürekli darbettiğini, sanığın kendisine de şiddet uyguladığını, kendisini darbettiği, bıçakla yaraladığı için babasını üç kez şikâyet ettiğini, sanık hakkında evden uzaklaştırma kararı verildiğini, 14.02.2019 tarihinde annesi ile babasının yine tartıştıklarını, annesinin kendisini ve iki kardeşini de alarak evden ayrıldığını, Antalya’ya annesinin bir arkadaşının yanına gittiklerini ve burada kalmaya başladıklarını, annesinin burada sanık hakkında şikâyetçi olduğunu, bir süre sonra babasının kendisi ile iletişime geçtiğini, babasının pişman olduğunu düşünerek annesini de ikna edip olaydan dört gün önce annesiyle birlikte Diyarbakır'a döndüklerini, Bismil’deki teyzelerinin yanında kalmaya başladıklarını, olaydan önceki dört günlük süre içerisinde annesi ile babası arasında tartışma yaşanmadığını, olay günü saat 21.00 sıralarında annesi ve babası ile birlikte eğlenmek için Bismil'den Diyarbakır'a gittiklerini, On Gözlü Köprü'de çay içtiklerini, saat 23.00’te Bismil’e dönmek için yola çıktıklarını, aracı kullanan babasının annesinden elini tutmasını istediğini, annesinin ise sakin bir şekilde "Sen arabayı sür, kaza yaparsın" dediğini, babasının ise "Tut şu elimi!" diye bağırması üzerine annesi ile babasının tartışmaya başladıklarını, babasının aracı yolun sağına çekip durdurduğunu, annesinin kolunu sıkarak "Hadi tut şimdi elimi!" dediğini, annesinin ise canının yandığını söyleyip kendisini bırakmasını sanıktan istediğini, sanığın aracın kapı cebinde bulunan bıçağı alarak annesini boynundan bıçaklamaya başladığını, kendisinin korkarak araçtan indiğini, yolun karşısına geçip polisi aradığını, yoldan geçen bir arabaya binerek olay yerinden uzaklaştığını, en yakın polis merkezine gidip durumu anlattığını, sanık babasının psikolojik problemlerinin olduğunu, ancak tedavi görmediğini, babasının alkol veya uyuşturucu kullanmadığını, On Gözlü Köprü’de oturdukları esnada annesinin yanlarından kısa süreliğine ayrıldığını, babasının bu sırada kendisine "Dün anneni tabanca ile vuracaktım, vazgeçtim." dediğini, Olay tarihinden yaklaşık iki yıl sonra mahkemede 23.09.2021 tarihli celsede; olay günü gezmek için geldikleri On Gözlü Köprü’de annesi ve babasıyla birlikte bir süre oturduklarını, telefonunun şarjı bittiği için park hâlindeki arabalarına gittiğini, döndüğünde annesi ve babasının suratlarının düştüğünü ve ten renklerinin değiştiğini fark ettiğini, aralarında tartışmış gibi bir hâlleri olduğunu ve birbirleriyle konuşmadıklarını, arabaya binince babasının annesine "Elimi tut" dediğini, annesinin ise "Hayır arabayı sür." diye cevap verdiğini, tartışma çıktığını, babasının "Beni beğenmiyorsun." demesi üzerine annesinin "Ben artık boşanmak istiyorum, seni istemiyorum." dediğini, annesinin görüştüğü başka bir erkeğin olmadığını, Antalya’da iken de annesinin başka şahısla görüşmediğini, aradan uzun zaman geçtiği için araçtayken annesinin babasına "Ben başkasını buldum." şeklinde söz söyleyip söylemediğini hatırlamadığını, 14.02.2019 tarihinde annesi ile babası arasında yaşanan kavgadan sonra, babası evle ilgilenmediği için ve kendisine ait olan eşyaları geride bırakmak istemediği için annesinin evi yaktığını, annesi ve kardeşleri ile birlikte dört kişi Antalya'ya gittiklerini, Mayıs ayının ilk haftası gibi kardeşleri ile birlikte Diyarbakır'a döndüğünü, iki kardeşini babasının evine bıraktığını ve Antalya'ya geri gittiğini, babasının annesiyle bir gün otelde kaldığını, araçtaki tartışma sırasında annesinin babasına "Sen erkek değilsin, adam değilsin, ben seni artık istemiyorum, sen artık bana yetemiyorsun." şeklinde sözler söylediğini, "Ben seni artık istemiyorum, kendime başka bir boğa buldum." diye bir şey söyleyip söylemediğini hatırlamadığını, Mahkemede 21.10.2021 tarihli celsede; olayları tam hatırlamadığını, Bismil'e döndükleri sırada annesinin babasına "Ben seninle birlikte olmak istemiyorum, Kendime yeni boğa buldum." dediğini ve babasının yüzüne tükürdüğünü, Bölge adliye mahkemesinde; sanığın anlattığı her şeyin doğru olduğunu, Diyarbakır'a döndükleri günden beri annesinin babasına soğuk davrandığını, annesinin başkasıyla herhangi bir ilişkisi olmadığını, Antalya'da annesinin arkadaşı üç çocuklu bir kadının yanında kaldıklarını, annesinin bir kafeteryada bulaşıkçılık yaptığını, annesinin yeni bir hayat kurmak için Diyarbakır’dan ayrılıp Antalya'ya gittiğini, olay gecesi arabada annesi ve babasının birbirlerine sinkaflı sözler söylemeye başladıklarını, ne konuştuklarını hatırlamadığını, annesinin babasına "Sen beni tatmin etmiyorsun." dediğini net olarak duyduğunu, ancak "Bir boğa buldum." dediğini hatırlamadığını, hareket hâlindeki araçta ortamı sakinleştirmeye çalıştığını, başaramayınca kulaklığını takıp cama döndüğünü, babasının aracı sağa çekmesi üzerine yanına dönüp baktığında annesinin boğazının kesildiğini gördüğünü, Sanık ve maktulün kızı ... bozmadan sonra bölge adliye mahkemesinde mağdur sıfatıyla; 14.02.2019 tarihinde, Diyarbakır'da kaldıkları sırada annesi ile babasının tartıştıklarını, babasının sinirlenip dışarıya çıktığını, annesinin ise evdeki eşyaları kırıp dökmeye başladığını ardından evi yaktığını, evden ayrılıp annesinin bir arkadaşında geceyi geçirdiklerini, ertesi gün otobüsle Antalya'ya gittiklerini, annesinin başta kapalı olduğunu daha sonra başını açtığını, bu durumdan rahatsız olduklarını, annesinin bir gece kendilerini eve kilitleyip dışarıya çıktığını, o esnada ne yaptığını bilmediğini, kendisinin çakmakla evi ateşe verdiğini, annesinin gece sürekli dışarıya çıktığını, bir süre sonra annesinin kardeşiyle kendisini otobüse bindirerek Diyarbakır'a gönderdiğini, Diyarbakır'da babasını görünce kardeşi ile ağlamaya başladıklarını, babasının da kendilerini görünce çok üzüldüğünü, olaya ilişkin babasından şikâyetçi olmadığını, babasını sevdiğini, Tanık ... mahkemede; sanığın kardeşi olduğunu, olaydan önce yengesinin evi yaktığını, bir süre sonra da çocukları evinin kapısına bırakıp gittiğini, çocuklara sanığın sahip çıktığını, abisinin iyi bir insan olduğunu, nefsine yenik düştüğünü, yengesinin telefonlarında açılmış ve saçılmış fotoğrafları olduğunu, başka erkeklerin yengesinin fotoğraflarına bir sosyal paylaşım sitesinde yorum yaptıklarını gördüğünü, ancak yengesinin başkası ile ilişkisi olduğuna ilişkin görgüye dayalı bilgisi olmadığını, Tanık ... mahkemede; sanığın kardeşi olduğunu, sanığın olay günü kendisini telefonla aradığını ve ağlayarak olanları anlattığını, kendisine neden böyle bir şey yaptığını sorduğunda sanığın, maktulün kendisinden boşanmak istediğini ancak kendisinin istemediğini, bunun üzerine maktulün kendisine ağır sözlerle hakaret ettiğini söylediğini, yengesinin başka bir kişi ile ilişkisi olduğuna dair bilgisi bulunmadığını, sanık kendisini telefonla arayıp olayı bildirdiğinde, maktulün kendisine "Beni tatmin edemiyorsun, ben kendime başka birini buldum." dediğini aktardığını, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalardaki savunmalarında benzer şekilde; maktul ile 19 yıldır evli olduklarını, üç çocuklarının bulunduğunu, ilçe pazarlarında balık satarak geçimini sağladığını, eşinin tesettürlü bir ev hanımı olduğunu, 14.02.2019 tarihinde Sevgililer Günü nedeniyle eşine hediye aldığını, o gün eşiyle aralarında tartışma çıktığını, evden ayrılıp kahvehaneye gittiğini, kiracısının haber vermesi ile evinde yangın çıktığını öğrendiğini, eve gidip kendi gayretiyle evdeki yangını söndürdüğünü, bazı eşyaların kırılmış olduğunu, eşi ve çocuklarının ise evde olmadıklarını gördüğünü, bu olaydan sonraki 45 günlük süreçte eşinden ve çocuklarından haber alamadığını, 45 gün sonra eşinin 11 yaşındaki kızı ... ile 6 yaşındaki oğlu ...'yi Diyarbakır'daki evlerine getirip haber vermeden geri gittiğini, çocukları ile konuştuğunda eşinin kendisini terk ettikten sonra Antalya'ya gittiklerini, eşinin başını açıp çalışmaya başladığını, açık saçık giyindiğini, çocukların üzerine kapıyı kapatıp gece geç saatlere kadar gezip tozduğunu, başkaları ile konuştuğunu öğrendiğini, maktul ile birlikte kalan büyük kızı ...'e bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden ulaştığını, ardından maktul eşi ile de telefonla görüşmeye başladığını, eve dönmeleri için yaklaşık bir ay boyunca yalvardığını, kendilerini ikna ederek 30.05.2019 tarihinde Antalya'dan Diyarbakır'a uçakla gelmelerini sağladığını, maktulü havaalanında çiçekle karşıladığını, eşinin eve gitmek istemediğini söylemesi üzerine kendisini Bismil'deki ablasının evine yerleştirdiğini, sabaha kadar maktulle konuştuğunu, kendisinden özür dilediğini, evliliğini kurtarmaya çalıştığını, 31.05.2019 tarihinde maktul ile Diyarbakır il merkezindeki bir otele giderek cinsel ilişkiye girdiklerini, ancak rahatsızlığı nedeniyle erken boşaldığını, sabah eşini Bismil'e götürdüğünü, 01.06.2019 tarihinde sıkıldığını söylemesi üzerine eşini ve büyük kızı ...'i alarak Diyarbakır il merkezine gezmeye gittiklerini, On Gözlü Köprü'de oturup konuştuklarını, görüşme sırasında eşi maktulü evliliklerini kurtarmaya ikna etmeye çalıştığını, eşinin ise kendisine "Bu iş olamayacak, benden vazgeç, beni doyuramıyorsun. Ben Antalya'da kendime boğa buldum." dediğini, maktulün bunları kendisini kızdırmak için söylediğini düşündüğünü, bu bahsin kapandığını, kendi kullandığı araca binerek Bismil'e dönmek için yola çıktıklarını, Antalya'dan döndüğünden beri maktulün kendisine çok soğuk davrandığını, araçta kulaklık takıp müzik dinlediğini ve kendisini yok saydığını, aracı durdurduğunu, maktule kendisine neden soğuk davrandığını sorduğunu, onun da "Ben söyleyeceğimi masada söyledim. Benden ne istiyorsun." demesi üzerine kendini kaybettiğini, bıçağı alarak maktule savurmaya başladığını, bu esnada araçta bulunan büyük kızının araçtan inerek kaçtığını, Mahkemede; maktulün kendisine "Sen beni tatmin edemiyorsun, ben başkasını istiyorum." demesi üzerine öfkesine yenik düşerek maktulü öldürdüğünü, pişman olduğunu, Bölge adliye mahkemesinde; maktulün çay içtikleri sırada kendisine "... sen beni artık doyuramıyorsun, artık ben kendime yeni bir boğa buldum, o beni tatmin ediyor" dediğini, biraz kızdığını ancak kızgınlığını belli etmediğini, dönmek için arabaya bindiklerinde maktulün elini tutmak istediğini, maktulün elini vermediğini, maktule neden moralinin bozuk olduğunu sorduğunu maktulün de “Ben söyleyeceğimi söyledim, sen beni tatmin edemiyorsun, ben kendime boğa buldum.” diyerek yüzüne tükürdüğünü, bunun üzerine eylemini gerçekleştirdiğini, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlığa İlişkin Görüşler Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları (CGK'nın 19.02.2025 tarihli ve 279-75 sayılı, 15.01.2025 tarihli ve 531-21 sayılı ile 15.01.2025 tarihli ve 594-22 sayılı kararları gibi) ile doktrinde de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. Evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan kuşkudan sanık yararlanır prensibi uyarınca bir olayda ilk haksız hareketin sanıktan mı, yoksa maktul ya da mağdurdan mı kaynaklandığının her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması hâlinde, oluşan kuşku sanık lehine yorumlanarak sanığın TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünden yararlandırılması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamakta ise de bu kabulün dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunluluğu karşısında her olayın kendine özgü koşulları değerlendirilerek bir sonuca varılması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme Sanıkla maktulün 19 yıldır evli oldukları, üç çocuklarının bulunduğu, sanığın uzun süredir eşi maktule ve büyük kızı ...'e şiddet uyguladığı, durumun komşuları tarafından doğrulandığı gibi sanık hakkında kızı ...’i bıçakla kasten yaralama, eşi maktulü dişlerinin kırılmasına yol açacak şekilde darbederek yaralama suçlarından mahkûmiyetine karar verildiği, 14.02.2019 tarihinde sanıkla maktulün tartıştıkları, bu tartışma sırasında sanığın maktulü darbettiği ve kahvehaneye gittiği, sinir krizi geçiren maktulün evdeki eşyayı ateşe verdikten sonra üç çocuğunu da alıp evi terk ettiği, eve dönen sanığın küçük çaplı bu yangını kendi başına söndürdüğü, maktulün geceyi bir arkadaşının evinde geçirdikten sonra çocukları ile birlikte Antalya'ya bir kadın arkadaşının yanına sığındığı, bir kafede bulaşık yıkayarak çalışmaya başladığı, büyük kızları ... ile irtibat kuran sanığın önce ...'i sonra da eşi maktulü ikna ederek 30.05.2019 tarihinde Diyarbakır'a gelmelerini sağladığı, sanığın maktulü çiçekle karşılayıp özür dilediği, maktulü Bismil'deki kız kardeşinin yanına yerleştirdiği, 31.05.2019 tarihinde Diyarbakır il merkezinde bir otelde sanıkla maktulün geceyi birlikte geçirdikleri, sanığın savunmasına göre cinsel ilişkiye girdikleri ancak erken boşalması nedeniyle maktulle sanığın tartıştıkları, 01.06.2019 tarihinde Bismil'e dönen sanıkla maktulün aynı gün saat 21.00 sıralarında yanlarına büyük kızları ...'i de alarak Diyarbakır il merkezine eğlenmeye geldikleri, On Gözlü Köprü'de oturup çay içtikleri, sanığın savunmasına göre maktulün burada sanığa "Bu iş olamayacak, benden vazgeç, beni doyuramıyorsun. Ben Antalya'da kendime boğa buldum." dediği, Bismil'e dönüş yolunda yeniden maktulle tartışmaya başlayan sanığın bıçakla maktulün göğüs, sırt ve boyun bölgelerine 17 kez vurarak maktulü öldürdüğü, cesedi yol kenarına bırakarak aracıyla olay yerinden kaçtığı, yanında annesi öldürülen ...'in ise sanıktan kaçarak polise sığındığı, ...'i telefonla ısrarla arayan sanığın ...’i de öldüreceğini söylediği, polis tutanağına göre sanığın ...'i saat 01.44’te arayarak "Anneni bıçakla kıtır kıtır kestim, sıra sende ve kardeşinde, siz de öleceksiniz." şeklinde sözler söylediğinin tespit edildiği, maktulün telefonunda yapılan inceleme sonucunda telefondaki verilerin 01.06.2019 tarihinde silinmiş olabileceği, ulaşılabilen kayıtlara göre maktulün başka bir erkekle görüştüğüne, ilişki yaşadığına ilişkin bulguya rastlanılmadığının belirtildiği, maktulün kayınbiraderleri ile kızı ...'in maktulün bir başka ilişki yaşadığına ilişkin bilgilerinin olmadığını ifade ettikleri, sanığın maktulün kendisine sarf ettiği sözler ve yüzüne tükürmesi sonucu sinirlenerek olayı gerçekleştirdiğini savunduğu olayda; Sanığın, 19 yıllık eşi ve üç çocuk annesi maktul ...'e uzun yıllardır şiddet uyguladığı hususu, sanık hakkındaki mahkûmiyet kararları ve komşularının beyanları ile sabittir. Olay tarihinden yaklaşık dört ay önce sanığın kendisini darbetmesi sonucu çocuklarını da yanına alan maktulün Antalya'ya bir kadın arkadaşının yanına yeni bir hayat kurmak umuduyla sığınmıştır. Evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan kuşkudan sanık yararlanır prensibi uyarınca bir olayda maktul ya da mağdurdan haksız hareket kaynaklandığının her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması hâlinde, oluşan kuşkunun sanık lehine yorumlanması hususunda bir tereddüt bulunmasa da, bu kabulün dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunludur. Somut olayda ise maktulün sanığın şiddetinden uzaklaşmak için gittiği Antalya'da başka bir erkekle görüştüğüne, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına ilişkin herhangi bir delil olmadığı gibi maktulün bir başkasıyla ilişki yaşamadığı hususunun maktul ve sanığın müşterek kızları ... tarafından tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde vurgulanmaktadır. Sanık müdafiinin talebiyle dinlenen sanığın kardeşlerinin dâhi maktulün bir başka erkekle ilişkisi olduğuna dair bir duyumlarının olmadığını belirtmektedirler. Maktulün telefonunda yapılan inceleme sonunda da bu yönde bir delile ulaşılmamıştır. Sanığın maktul eşini "Ben Antalya'da kendime bir boğa buldum." dedikten sonra yüzüne tükürmesi üzerine kapıldığı tahrik üzerine öldürdüğüne ilişkin soyut tahrik savunmasının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmediği gibi olay günü boyunca ve olay sırasında sanıkla maktulün yanında bulunan kızları ...'in olaydan hemen sonra verdiği ifadesiyle de doğrulanmaması karşısında bu savunmaya da itibar edilemez. Bu nedenle somut olayda maktulden kaynaklanan ve sanığa yönelen herhangi bir haksız söz ve davranış bulunmadığı, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen direnme kararına konu hükmün sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 21.02.2024 tarihli ve 2256-388 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.