Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/551 E. 2026/219 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/551
- Karar No
- 2026/219
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 11. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 394-40
I. HUKUKÎ SÜREÇ Kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/2, 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2015 tarihli ve 228-184 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 10.06.2021 tarih ve 11717-5168 sayı ile; "…Suç tarihinde Suriye sınırında emrindeki tim ile birlikte devriye görevi yapan Piyade Teğmen sanık ...'in olayla ilgili olarak tutulan 20.12.2010 tarihli Olay Yeri Tespit Tutanağı'nda özetle; '... Hudut Karakolu sorumluluk sahası Kazıklı Dere mevkiinde kesilmiş tel örgüden ... ... isimli bir şahsın yasa dışı yollardan Türkiye'ye geçmeye çalıştığı sırada 8 kilogram esrarla birlikte yakalandığı, olay yerinde başkaca bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı, durumun Jandarmaya bildirilip uyuşturucu maddenin teslim edildiği' bilgisine yer verildiği, gerçekte ise yakalanan şahsın uyuşturucu ticareti yapan kaçakçıların öncüsü olduğu, başka gelenler de olabileceği değerlendirildiği sırada telefonu çalan şahsın konuşmasına izin verilip arayana; sınırda kontrol olmadığı ve kolayca geçiş yapabilecekleri yolunda bilgi vermesi sağlandığı, kısa bir süre sonra iki şahsın daha sınırdaki tel örgüye geçmeye çalıştıkları sırada müdahale sırada müdahale edildiği ancak şahısların içinde esrar bulunan kutuyu atarak geldikleri yöne geri kaçtıkları, açıklanan şekilde gerçekleştiği anlaşılan olayın sanık tarafından tutanağa olduğundan farklı geçirilmek suretiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda; sahtecilik bilinç ve iradesi ile hareket etmediği anlaşılan sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "...Suç tarihi olan 20.10.2012 tarihinde 3. Hudut Tabur 6. Piyade Hudut Tabur Kom. 3 Hudut Tabur Komutanı Piyade teğmen olarak görev yapan sanığın emrindeki askerlerle birlikte Suriye tarafından geçişleri kontrol edebilmek için pusu attığı sırada ... ... isimli Suriye uyruklu şahsın Kazıklı Deresi Mevkiinden ülkemize geçiş yaparken yakalandığı, bir müddet sonra başka bir mevkide sınırı geçmeye çalışan iki şahsın bırakıp kaçtıkları içerisinde yaklaşık 8 kg uyuşturucu madde (esrar) bulunan kutunun ele geçirildiği, kaçan iki şahsın yakalanamadığı, sanığın kaçan şahısların bıraktıkları ve içerisinde uyuşturucu madde bulunan kutuyu sanki ... ... isimli şahısta ele geçirilmiş gibi '...olay yerine varıldığında, bir şahsın kesilmiş tel engelden Türkiye topraklarına geçtiği tespit edilerek şahıs yakalandığı, yakalanan şahıs (... ...) ile birlikte kutu içerisinde brüt 8 kğ esrar ele geçirildiği...' şeklinde gerçeğe aykırı tutanak düzenlediği, Yapılan soruşturma sırasında tutuklanan ... ... hakkında Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2013 tarihli iddianamesi ile uyuşturucu madde ithal etmek suçundan Kilis Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada tanık olarak beyanda bulunan sanık ... ve emrindeki askerlerin (......, ... ...,... ...) '... ...'ın tek başına geldiğini, bir müddet sonra yakalayamadıkları iki kişinin uyuşturucu madde ile geldiğini' beyan ederek gerçeğe rücu ettikleri ve 21.10.2012 tarihinde tutuklanan ... ...'ın 18.06.2013 tarihinde tahliye edildiği, Yargılama sonucunda ise uyuşturucu madde ve uyuşturucu maddeyi sınırdan geçiren şahıslar ile irtibatı tespit edilemeyen ... ...'ın beraatine karar verilerek dosyamız sanığı ... hakkında sahte belge düzenlemek suçundan suç duyurusunda bulunulduğunun anlaşıldığı, 20.10.2012 tarihli bilgi alma ifadesinde de '... ... ve yanında bir kutu içerisinde 7,5-8 kg kubar esrar ele geçirdik' şeklinde gerçek dışı beyanda bulunmaya devam eden sanık ...'in gerek Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 Esas sayılı dosyasında tanık olarak verdiği beyanında gerekse 23.10.2015 tarihli temyiz dilekçesinde 'tutanakta yazıldığı gibi istihbarat gelmemiş, olay yerine intikal edilmemiştir. Sınırı geçen şahsın olayın içinde olduğunu ancak bizzat malzemeyi taşımadığını belirtmeme rağmen olay yeri tutanağının farklı tutulduğunu' ifade ederek olay tutanağının gerçeğe aykırı düzenlendiğini açıkça itiraf ettiği, Sanık ... ve emrindeki askerlerin beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere sınırdan geçiş yapan ... ... uyuşturucu madde ile geçiş yapmadığı ve uyuşturucu madde ile yakalanmadığı halde 'sınır ticaretinde uyuşturucu geçirileceği zaman önceden bir kişinin kontrol amaçlı gönderilebileceğini ve kaçan iki şahıs ile ... ...'ın irtibatlı olabileceği tahmini ve zannına' dayalı ve fakat gerçeğe aykırı olarak'... olay yerine varıldığında, bir şahsın kesilmiş tel engelden Türkiye topraklarına geçtiği tespit edilerek şahıs yakalandı, yakalanan şahıs (... ...) ile birlikte 1 kutu içerisinde brüt 8 kilogram esrar ele geçirildi, olay yerinde yapılan aramada başkaca herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı...' şeklinde hukuki sonuç doğuracak biçimde tutanak tutma eyleminde sahtecilik bilinç ve iradesinin tam manası ile var olduğu, Sanığın huzurunda gerçekleşen olayı olduğu gibi tutanağa yansıtmadığı, şahit olduğu ve gözlemlediği olayı gerçeğinden farklı şekilde belgelendirdiği, gerçeğe aykırı bu tutanak nedeni ile ... ... isimli şahsın haksız yere 8 ay tutuklu kaldığı, toplumsal ve bireysel zararın da gerçekleştiği gözetildiğinde eylemin 5237 sayılı TCK'nin 204/2. maddesi kapsamında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturacağı, Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan 5237 sayılı TCK'nin 204/2 maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği...” görüşüyle, Daire Üyesi ... da; "...Somut olayda, sahteciliğe konu belge 20.10.2012 tarihli 'olay yeri tespit tutanağı' olup, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun tüm maddi unsurlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki, suça konu belge, kamu görevlisi tarafından, görevi gereği ve tüm şekil unsurları tam olacak şekilde düzenlendiği, belgeye ilişkin unsurların da tam olduğu görülmüştür. Esasında çoğunluk görüşüne bakıldığında, kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçunun maddi unsurları yönünden bir sorun görülmediği, suçun manevi unsuru yönünden sanığın '…sahtecilik bilinç ve iradesi ile hareket etmediği anlaşılan sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi...' şeklinde ifade edilerek, suçun manevi unsuru olan 'kasıt' unsurunun eksik olduğu ifade edilmiştir. Çoğunluktan farklı olarak, somut olayda kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun manevi unsuru olan 'kastın' da gerçekleştiği kanaatinde olduğumuzdan, tartışma konusu olmayan suçun maddi unsurları üzerinde durulmayacak, suçun manevi unsurunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği izah edilecektir. Sahtecilik suçlarında manevi unsur genel kasttır. Özel bir kast aranmamaktadır. 5237 sayılı TCK’nin 21/1. maddesinde; 'Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.' denilmek suretiyle kastın tanımı yapılmıştır. Sahtecilik suçlarında suça ilişkin kanuni tanımdaki öğelerin bilinerek ve istenilerek işlenmesi halinde manevi unsur olan kastın gerçekleştiği kabul edilmektedir. 765 sayılı TCK.’da sahtecilik suçu, 'zarar suçu' iken, 5237 sayılı TCK.’da 'tehlike suçu' olarak düzenlenmiştir. Suçun oluşması için ayrıca bir zarar doğmasına da gerek bulunmamaktadır. Resmi belgede sahtecilik suçunun hukukî konusu kamu güvenidir. İşlenen sahtecilik fiili, kişisel bir zarar doğurmasa bile, kamusal bir zarara yol açtığı, başka bir deyişle kamu güveni tehlikeye sokulmak suretiyle bir zarar oluştuğu kabul edilmektedir. Bu nedenle gerek öğreti gerekse uygulamada, sahteciliğin, zarar imkân ve ihtimali olasılığını içinde barındırması gerektiği, suçun manevi unsurunun oluşabilmesi için failin, fiili icra ederken en azından zarar imkân ve ihtimali olasılığını öngörmesi gerektiği ifade edilmiştir. Suçun manevi unsuru ile ilgili bu açıklamadan sonra somut olaya döndüğümüzde, 20.10.2012 tarihli 'olay yeri tespit tutanağı' incelendiğinde, suçun hem maddi unsurlarının tamamı hem de manevi unsurunun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Şöyle ki; sanık ..., tuttuğu olay yeri tespit tutanağındaki bilginin doğru olmadığını, tutanağın gerçeği yansıtmadığını, bundan bir zarar doğabileceğini, hatta kamusal güvenin tehlikeye/zarara sokulmasının yanı sıra, ... ...’ın da kişisel zarar göreceğinin muhakkak olduğunu bilmektedir. Hem bu olay yeri tespit tutanağını tutarak hem de akabinde bilgi alma tutanağı tanzim edilirken aynı yanlış bilgileri vermek suretiyle neticeyi istediği de net bir şekilde anlaşılmaktadır. Kasıt açısından kişisel zararın doğması şart olmamakla birlikte, bu sahte olay yeri tespit tutanağı nedeniyle ... ...’ın tutuklanarak 5237 sayılı TCK’nin 188/1. maddesine muhalefetten yargılanmasına sebebiyet verdiği ve kişisel bir zarara da neden olduğu sabittir. Gerek yukarıda detaylı bir şekilde yapılan izahattan, gerekse ilk derece mahkemesinin kararında doğru bir şekilde gerekçesiyle birlikte açıklandığı üzere, sanığın eyleminin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, hem maddi unsurlar yönünden hem de manevi unsur yönünden, kamu görevlisinin sahteciliği suçunu oluşturduğu kanaatindeyim. ...Açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, sanığa atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun sabit olması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyete ilişkin kararının onanması gerektiği kanaatiyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle, Karşı oy kullanmışlardır. Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 19.01.2022 tarih ve 394-40 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.09.2022 tarihli, 26768 sayılı tebliğnamesi ile 26.02.2024 tarihli, 26768 sayılı ek tebliğnamesi bozma istekli olup dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 16.10.2024 tarih, 1364-11815 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay tarihinde, Kilis ilinin sınır karakollarından ... Karakolu komutanı olarak görev yapan sanığın imzaladığı ve içeriği "20.10.2012 günü saat 19.20 sıralarında 6’ncı Hd. Bl. K.lığına bağlı ... Hudut Karakolu sorumluluk sahasında Kazıklı Dere mevkiinde 1 şahsın Suriye istikametinden Türkiye istikametine doğru yasa dışı yollarla geçmeye çalıştığı P.Tğm. ... ve devriye timi tarafından görüldü. Olay Bl. K.lığına bildirildi ve ...lığının verdiği emirle P. Tğm. ... tarafından Bölüğe intikal edildi. Olay yerine varıldığında 1 şahsın kesilmiş olan tel engelden Türkiye topraklarına geçtiği tespit edilerek şahıs yakalandı. Yakalanan şahıs (... ve ... oğlu 03.03.1987 ... doğumlu ... ...) ile birlikte 1(bir) kutu içerisinde brüt 8(sekiz) kilogram esrar ele geçirildi. Olay yerinde yapılan aramada başkaca herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı durumun jandarmaya bildirildiği ele geçirilen 1 kutu içerisindeki 8(sekiz) kilo esrar jandarmaya teslim edilmek üzere 6. Piyade Hudut Bölük Komutanlığına getirildiğine dair konu hakkında tanzim edilen tutanak müştereken imza altına alındı." şeklindeki suça konu "Olay Yeri Tespit Tutanağı" başlıklı belge doğrultusunda Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca ... ... hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etmek suçundan soruşturma başlatıldığı, adı geçen şahsın söz konusu suçtan 21.10.2012 tarihinde tutuklandığı, Bu soruşturma kapsamında sanığın, 20.10.2012 tarihli bilgi alma tutanağında ifade veren sıfatıyla; devriye faaliyetleri sırasında Suriye’den Türkiye istikametine doğru bir şahsın elinde bir kutu ile birlikte giriş yaptığını, yakaladıkları Suriye uyruklu kişinin ... ... olduğunu ve yanında bulunan kutu içerisinde ise yaklaşık 7,5 – 8 kg esrar ele geçirdiklerini beyan etmesine rağmen aynı dosyanın kovuşturma evresinde, 20.03.2013 tarihinde talimat Mahkemesinde ve 18.06.2013 tarihinde ise yargılamayı yapan Mahkemede tanık sıfatıyla; olay tarihinde ... ...’ı tel ögüdeki açıklıktan geçtikten sonra yakaladıklarını, bu şahsın o sırada tek başına ve elinin boş olduğunu, yanında bulunan ve Kürtçe dilini bilen asker ...’in ... isimli Suriyeli ile konuştuğunu, ...’in kendisine "Komutanım birini çağırdı." dediğini, bir müddet sonra tel örgüleri geçmeye çalışan iki erkek şahıs gördüklerini, bu şahısların kendilerini fark edince ellerindeki kutuyu atıp mayınlı bölgeye doğru kaçtıklarını, tecrübelerine göre kaçakçıların bir öncü gönderip sonrasında gelen şahıslarca mal ile sınırdan geçiş yaptıklarını, bölüğe gittiklerinde de bu şahısların taktiksel olarak bu şekilde davrandıkları söylenerek tutanağın dosya içerisindeki hâliyle düzenlendiğini, kendisinin de tutanağı imzaladığını, ... isimli şahısın yakalayamadıkları iki şahısla bağlantısı olduğunu düşündüğünü, daha sonra köyde araştırma yaptığında ... isimli şahsın uyuşturucu madde işinde olmadığını söylediklerini beyan etmesi üzerine Kilis Ağır Ceza Mahkemesince 18.06.2013 tarihinde ... ...’ın tahliyesine karar verildiği, olay yerinde bulunan erler ... ..., ... ... ve ......’nun da tanık sıfatıyla ifadeleri alınarak adı geçen şahısların da ... ...’ın yakalanış şekli yönünden sanığın, tanık sıfatıyla verdiği beyanları doğrulamaları akabinde Kilis Ağır Ceza Mahkemesince 19.12.2013 tarih ve 20-248 sayı ile ... ...’ın beraatine, belirtilen dosyada tanık olarak dinlenen sanık ... yönünden de İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, Bu ihbar doğrultusunda da sanık hakkındaki soruşturmanın başladığı, Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 24.07.2014 tarihli uzmanlık raporunda; 20.10.2012 tarihli bilgi alma tutanağında sanık adına atılı bulunan imzanın, sanığın elinden çıktığı kanaatine varıldığının belirtildiği, Suça konu belgede sanık dışında imzası bulunan P. Yüzbaşı ... ile "Olay Yeri Tespit ve Görgü Tutanağı" başlıklı belgede imzaları bulunan J. Bçvş. ..., J. Üçvş. ve Uz. J. II. Kad. Çvş. ...’un dosya kapsamında tanık sıfatıyla dinlenmediği, Anlaşılmaktadır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etmek suçundan Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 esas sayılı dosyasında sanık sıfatıyla yer alan ... ... anılan dosya aşamalarında; olay tarihinde Kilis iline bağlı ... köyünde oturan akrabası ...’ın düğününe katılmak için sınırı geçtikten sonra iki askerin kendisini durdurduğunu, akabinde ... köyünde oturan eniştesi ...’in kendisini aradığını, bu sırada askerlerin istemi üzerine eniştesi ...’a sınırdan rahat geçtiğini söylediğini, daha sonra yanlarına üç askerin daha geldiğini, bu askerlerin birisinde uyuşturucu olduğu belirtilen kutunun olduğunu, kutunun kendisine ait olduğu iddiasını kabul etmediğini, sonrasında kendisini karakola götürdüklerini, yakalanan uyuşturucu madde ile herhangi bir ilgisinin olmadığını, sınırdan geçerken elinde hiçbir şey bulunmadığını, Suriye’de ara sıra esrar kullandığını ancak Türkiye’de kesinlikle kullanmadığını, Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 esas sayılı dosyasında tanık sıfatıyla yer alan ... ...; olay tarihinde Doğu-1 olarak tarif ettikleri bölgede sınırdan geçen ... ...’ı diğer asker ...ile birlikte yakaladıklarını, yakaladıkları sırada ...’in elinde bir şey bulunmadığını, takım komutanları sanık ...’e haber verdiğini, yanlarına gelen sanığın talimatı doğrultusunda Kürtçe iletişim kurduğu ...’e başka kimse olup olmadığını sorduğunu, ...’in başka kimse olmadığını, düğüne gitmek için sınırdan geçtiğini beyan ettiğini, yine sanığın talimatıyla arkadan gelen şahısları telefon ile aramasını istediğini, o sırada ...’in telefondan arandığını, sorduğunda arayanın bir akrabası olduğunu söylediğini, ...’e konuştuğu kişiye sınırdan yakalanmadan rahat geçtiğini iletmesini ifade ettiğini, ...’in de bu durumu aynen telefondaki şahsa ilettiğini, bir süre beklediklerini, yukarıda hat yoluna çıkıp ilerledikleri sırada Suriye tarafından gelen iki şahsın ellerinde siyah bir poşet olduğunu gördüklerini, bu şahısların kendilerini görmesi üzerine ellerindeki poşeti atıp mayınlı bölgeye doğru kaçtıklarını, poşeti açıp içindeki kutuya baktıklarında esrar bulduklarını, kaçan şahısları yakalayamadıklarını, ...’in yanlarında yaptığı telefon konuşmasını yakalamayadıkları şahıslar ile mi yaptığını da tespit edemediklerini, ...’in sınırdan rahat geçtiğini telefon konuşmasında belirtmesinden kısa bir süre sonra iki şahsın elinde poşetle gelmeleri nedeniyle ... ile bu şahısların irtibatlı olduklarını düşündüklerini, Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 esas sayılı dosyasında tanık sıfatıyla yer alan ... ...; olay tarihinde sanık, ..., ... ve kendisinin devriye görevinde olduklarını, ... isimli şahsın sınırdan geçiş yaptığını ... ile kendisinin fark ettiğini, ...’in elinde bir şey olmadığını, sınırı geçtikten sonra durdurduklarını, Kürtçe bilen ...’in ... ile iletişim kurduğunu, bu sırada yanlarına sanık ve diğer er ...’ın da geldiğini, sanığın, ...’e ... aracılığıyla başka kişilerin de olup olmadığını sorduğunu, ...’in telefonundan birileriyle görüştüğünü, ...’in tercümesine göre ...’in telefondaki kişilere "Ben sınırdan geçtim, siz de gelebilirsiniz." dediğini öğrendiklerini, 10-15 dakika beklediklerini ve kimse gelmeyince ...’i karakola götürmek için yürüdükleri esnada sınır tellerinde iki kişinin bulunduğunu gördüklerini, bu şahısların ilk başta ellerinde bulunan bir adet kartonu Türkiye tarafına attıklarını, kendilerini fark etmeleri üzerine de sınırı geçmeyip geldikleri tarafa doğru kaçtıklarını, kutuyu alıp ... ile birlikte karakola gittiklerini, ...’in de işin içinde olduğunu düşündüklerini, Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 esas sayılı dosyasında tanık sıfatıyla yer alan ... ...; düğün günü olduğunu, geçişin yoğunluğu sebebiyle devriyeye çıktıklarını, o sırada elinde bir şey bulunmayan ... isimli şahsı yakaladıklarını, Kürtçe konuşan askerin, ...’e Suriye’den bu tarafa gelecek birileri olup olmadığını sorduğunu, ...’in de önce "Yok." dediğini ancak tekrar sorulunca "Var." diye cevap verdiğini, sonra telefonla "Gelin burada asker yok." diye konuştuğunu, kendilerinin tedbir aldığını, yaklaşık bir saat beklediklerini, iki şahsın geldiğini gördüklerini, birden çıktıklarını, bu iki şahsın ellerindeki kutuyu bırakarak kaçtıklarını, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda; olay günü üç asker ile beraber pusuda olduklarını, Suriye tarafından bir şahsın geçtiğini, bu şahsı yakaladıklarını, isminin ... olduğunu öğrendikleri bu şahsın öncü olduğunu düşündüklerini, bu nedenle kendisine "Diğer arkadaşlarını ara, asker olmadığımızı söyle." dediklerini, ...’in de telefon görüşmesi yaparak diğerlerini çağırdığını, beş dakika sonra elinde siyah büyük bir kutu ile iki şahsın mayınlı sahadan geldiğini gördüklerini, şahısların kendilerini fark etmeleri üzerine malzemeyi atarak Suriye tarafına kaçtıklarını, ilk gelen şahsın öncü olduğunu düşündüklerini, yakaladıkları şahsı malzeme ile beraber 6. Piyade Hudut Bölük Komutanlığına götürdüklerini, bölük komutanı ...'e durumu izah ettiğini, bölük komutanının da jandarma birliklerine haber vererek çağırdığını, gelen jandarma birliklerine de aynı durumu anlattığını, yakaladıkları şahsın elinde malzeme olmadığını, sonradan gelen iki şahsın malzemeyi bırakarak kaçtığını söylediğini, ismini hatırlamadığı bir başçavuşun kendisine "Bunların hepsi aynı, işbirlikçi, tuttuğum tutanakta böyle yazalım." dediğini, ayrıca olay yerinin Kazıklı Dere mevkii olmadığını da belirttiğini, tutanağı hazırlayan astsubayların yine bir şey olmayacağını beyan ettiklerini, bölük komutanının da orada olup tutanağın tutulmasını istemesi üzerine bir şey diyemediğini, bir iki aylık teğmen olması nedeniyle emre uyduğunu, kenara çekildiğini, gerekli işlemler yapılıp tutanakların tutulduğunu, suça konu olay yeri tutanağında adına açılan kısmı imzaladığını, bilgi sahibi olarak verdiği ifadesindeki imzanın da kendisine ait olmadığını hatırladığını ancak sonradan imzanın kendisine ait olduğunun tespit edildiğini, dokuz ay sonra yakalanan şahsın mahkemesine tanık olarak çağrıldığında bütün doğruları söylediğini, olay yerinde olan tanık askerlerin de kendisiyle aynı ifadeleri verdiklerini savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Resmî belgede sahtecilik suçu TCK’nın 204. maddesinde; "(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu suç, maddenin birinci fıkrasında seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış olup resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır. Maddenin ikinci fıkrasında, resmî belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanarak daha ağır bir yaptırıma bağlanmış, maddenin üçüncü fıkrasında ise suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanunun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge niteliğinde olması hâlinde cezanın yarı oranında artırılması gerektiği belirtilmiştir. Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güveni olup belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, tamamen veya kısmen değiştirilmesi ya da gerçek bir belgeye eklemeler yapılması eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Uyuşmazlığa konu kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunun oluşması için genel kast gerekli ve yeterlidir. Kanun, bu suçun manevi unsuru olarak özel bir kast ya da saik aramamaktadır. Bu nedenle failin bir olayı kanıtlama gücü bulunan ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli olan gerçek bir resmî belgeyi bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı şekilde düzenlemesi hâlinde bu suçu işleme kastı ile hareket ettiği kabul edilmelidir. B. Hukuki Değerlendirme ... Karakol komutanı olarak görev yapan sanığın, 20.10.2012 tarihinde üç asker ile birlikte sınır denetimi yaparlarken tel örgülerden giriş yapması nedeniyle yakaladıkları Suriye uyruklu ... ...’ın üzerinde herhangi bir suç unsuru bulunmadığı hâlde içinde esrar bulunan bir kutu ile birlikte yakalandığı bilgilerini haiz "Olay Yeri Tespit Tutanağı" başlıklı belgeyi imzalayarak müsnet suçu işlediği iddia olunmuştur. Sanığın; ... ... hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etmek suçundan yapılan yargılamanın kovuşturma evresinde verdiği tanık beyanlarında ve keza işbu dosyadaki savunmalarında, istikrarlı şekilde sınırdan geçiş yaptığını gördükleri ...’in yanında suç unsuru bulunmadığını, adı geçenin telefon konuşmasından sonra sınıra gelen iki şahsın içerisinde esrar bulunan kutuyu bırakıp kaçtıklarını, bu nedenle öncesinde yakaladıkları ...’in sınırı kontrol yönünden öncü olarak gönderildiğini ve yaptığı telefon görüşmesinden sonra sınıra gelerek, kutuyu bırakıp kaçan şahıslarla da alakası bulunduğunu düşündüklerini belirtmiştir. Sanığın söz konusu beyanları da, olay yerindeki askerler ..., ... ve ...tarafından doğrulanmış, ...’in, öncü olduğunu ve uyuşturucu maddeyi sonradan sınıra getiren ancak yakalanamayan şahıslarla irtibatı bulunduğunu değerlendirdiklerini beyan etmişlerdir. Bu hâliyle olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, sonradan uyuşturucu maddeyi getiren ve yakalanamayan iki şahısla iştirak ilişkisi olduğunu düşündüğü ... yönünden tanzim edilen suça konu tutanağı imzalamasında, bir resmî belgeyi bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı şekilde düzenlediğinden bahsedilemeyecektir. Uyuşturucuyu sınırda bırakıp kaçan şahısların yakalanamamış olması nedeniyle düzenlenen suça konu tutanakta bu şahıslardan bahsedilmeyip bu şahıslarla fikir birliği içerisinde hareket ettiği düşünülen ... aleyhine tutulan tutanağın, sahte evrak tanzim etme bilinç ve iradesiyle değil, o tarihte suça iştirak ettiği değerlendirilen ...’in olay yerinde yakalanamayan iki şahıstan bağımsız olarak da yargılanması gerektiği kanaatiyle hazırlanan bir belge olduğu, bu bağlamda sahte evrak düzenleme kastıyla hareket edilmediği kabul edilmelidir. Bu itibarla Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat edilen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesi direnme gerekçesinin isabetli olduğu ve sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1- Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli ve 394-40 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat edilen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunun unsurları itibarıyla oluşmaması nedeniyle sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.