Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/54 E. 2026/422 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/54
- Karar No
- 2026/422
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 310-77
I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.11.2018 tarihli ve 93-301 sayılı hükmün, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile katılan mağdure vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 21.05.2019 tarih ve 392-1513 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın katılan mağdur vekili ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.06.2022 tarih ve 915-6389 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ve samimi anlatımları, tanık ...’in iddiaları destekleyen ifadeleri, olay sonrası düzenlenip mağdurenin vücudunda darp cebir izleri bulunduğunu ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralandığını belirten 25.05.2014 tarihli doktor raporu, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesi tarafından sanığın, olay gecesi götürdüğü ıssız yerde mağdureyle zorla vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdiği gözetilerek atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine hükmedilmesi karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise 02.03.2022 tarih ve 310-77 sayı ile; "...sanık ve diğer tanıkların aşamalarda, katılanın araca kendisinin rızası ile bindiğine dair tutarlı anlatımları, zorla alıkonulan ve cinsel saldırıya uğrayan bir kişinin kendisine saldırıda bulunan kişinin aracını iteklemesi, olay anında sanığa mukavemet göstermemesi ve hemen yakınında bulunan tanık ...'e sesini duyurabilme imkânı ve yardım isteme imkânı varken yardım istememesi, olay sonrasında merkeze geldiklerinde emniyete gitmek ya da ailesinin yanına gidip olayı anlatmak yerine sanığın arkadaşı olan ve olay sırasında aracın dışında bekleyen tanık ...'in evine giderek geceyi orada geçirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması, hususları da birlikte değerlendiriliğinde sanığın mağdur ...'e rızası dışında cinsel saldırıda bulunduğuna dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı," şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de katılan mağdur vekili ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2023 tarihli ve 38017 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 17.10.2023 tarih ve 7335-6440 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 25.05.2014 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; bir gün önce saat 23.00 sıralarında bisikletle giderken sanığın zorla kendisini kullandığı araca bindirdiğini, sanığın yanında bulunan tanık ...'in kendisini korumaya çalıştığını, Dikmen tepesine gittiklerini, tanık ...'in araçtan inip "Kıza bir şey yapma, onu bırak." dediğini, sanığın aracın kapılarını kapattığını, kendisinin direnmesine rağmen üzerinde bulunan giysileri sanığın çıkardığını, zorla ilişkiye girdiğini, ardından Bulancak stadyumu yakınına geldiklerini, tanık ...'in "Benimle kalacak." dediğini, araçtan indiklerini, 26.05.2014 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; olayın meydana geldiği Dikmen tepesine çıkan yolda yüksek sesle bağırıp yardım istenilmesi durumunda seslerin çevreden duyulma ihtimalinin olmadığı, güzergâhta kamera kaydının bulunmadığı, 25.05.2014 tarihinde Bulancak Devlet Hastanesinde ve Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde görevli doktorlar tarafından düzenlenen rapora göre; sol göz civarında eritem, sol el sırtında hassasiyet, sağ bacakta 5 adet 1x1 ekimoz, sol bacakta 6 adet 1x1 ekimoz görüldüğü, basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği, hymende eski yırtık bulunduğu, 07.10.2016 tarihinde 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda; mağdurda sınır-hafif derecede zekâ geriliği saptandığı, zekâ geriliğinin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına engel teşkil edecek derecede olmadığı, hekim olmayanlarca anlaşılamayacağı, mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğinin bildirildiği, 09.02.2017 tarihinde Adli Tıp Genel Kurulunca düzenlenen raporda; mağdurun, 24.05.2014 tarihinde yaşanan olay nedeniyle ruh sağlığının etkilendiği ancak bu etkilenmenin ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olmadığı, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure; bir gün önce saat 23.00 sıralarında bir aracın önünü kestiğini, araçtan daha önceden tanıdığı sanığın çıkıp "..., .... Beni tanımadın mı?" diyerek seslendiğini, sanığa tanımadığını söylediğini, sanığın araçtan inip sol elinden tuttuğunu, kendisinin kaçmaya çalıştığını, bu kez sanığın saçından tuttuğunu, yere düştüğünü, 1 metre kadar sanığın kendisini yerde sürüklediğini, ayağa kalktığında sanığın "Beni nasıl tanımazsın?" dediğini, yüzünün sol tarafına bir tokat attığını, tokadın şiddetiyle kafasını bahçe kapısına vurduğunu, bir süre baygınlık geçirdiğini, o sırada araçta bulunan sonradan ismini öğrendiği tanık ...'in "Kızı bırak." dediğini, sanığın "Sen karışma, ben bu kızı tanıyorum." dediğini ve kendisini arabaya bindirdiğini, sanığın alkollü olduğunu, araçta bulunan iki şahsı araçtan indirdiğini, sanığın Dikmen tepesine doğru aracı sürdüğünü, yolda giderken tanık ...'in sanığa "Bu yaptığın hiç doğru değil, bu kızı bırak, başına kötü şeyler gelebilir." dediğini, sanığın "Ben bu kızı tanıyorum. Bu kızla ilişkiye gireceğim, sen karışma." dediğini, o sırada yakıtın bittiğini, tanık ...'in aracı itmek için indiğini, aracın bankete girip durduğunu, aracın dışında sanık ve tanık ...'in tartışmaya başladıklarını, kendisi araçtan inmek için kapıyı açtığında sanığın "Sen araçtan niye çıkıyorsun?" diyerek hızla aracın kapısını üzerine ittiğini, kapının sol göz kenarına çarptığını ama kendisinin araçtan indiğini, sanığın elindeki bıçağı tanık ...'e doğrulttuğunu, kendisinin araya girdiğini, o sırada tanık ...'in bıçağı alıp fırlattığını, tanık ...'in sinirlendiğini ve "Bu kıza zorla sahip olamazsın." dediğini, araçtan biraz uzaklaşıp orada oturduğunu, sanığın kendisini kolundan tutarak zorla aracın arka koltuğuna bindirdiğini, kollarını ayaklarıyla sıkıştırarak taytını ve iç çamaşırını çıkardığını, zorla normal yoldan bir kez ilişkiye girdiğini, ardından araçtan çıktığını, kendisinin giyindiğini, sanığın arkadaşlarının yakıt getirdiğini, sabah saat 04.00 sıralarında Bulancak stadının yanına geldiklerini, tanık ...'le birlikte araçtan inip uzaklaştıklarını, Bozma sonrasında; kolluk ifadesinde sanığın kendisine tokat attığını söylediyse de aracın kapısının yüzüne çarptığını, Tanık ... soruşturma aşamasında; sanığın bira içtiğini, sanık ile tanıklar ... ve ...'la aynı araç içerisindeyken akaryakıt istasyonunun arkasında daha önceden tanıdığı katılan mağdureyle karşılaştıklarını, sanığın aracı durduğunu ancak araçtan inmediğini, katılan mağdurenin hiç konuşmadan araca bindiğini, bunun üzerine kendisi ve tanık ...'ın araçtan indiklerini, bir iki saat sonra sanığın arayıp benzin istediğini, iki saat yürüyüp benzin götürdüklerini, aracı katılan mağdurede dahil olmak üzere iterek çalıştırdıklarını, arabayı iterken katılan mağdurenin kayıp düştüğünü, yanında sanık ve katılan mağdurenin ilişkiye girmediklerini, mahkemede; benzin alarak yanına gittikleri aracın çamura saplanmış olduğunu, aracı ittirirken katılan mağdurenin kayıp yere düştüğünü, kafasını kaputa çarptığını, katılan mağdurenin kıyafetlerinin normal göründüğünü, katılan mağdurenin herkes tarafından bilinen bir kadın olduğunu, tanık ...'in beyanlarının doğru olmadığını, katılan mağdurenin araca zorla binmediğini ancak yukarıda neler yaşandığını da görmediğini, kendisinin beyanına ilişkin olan yerlerde kendi beyanlarının doğru olduğunu, Tanık ... kollukta ve savcılıkta; sanığın aracı birden durdurduğunu, camı açıp katılan mağdureyle konuşmaya başladığını, müziğin sesi açık olduğu için konuşmanın içeriğini duymadığını, katılan mağdurenin aracın kapısını açıp yana oturduğunu, katılan mağdurenin arabaya binmesine şaşırdığı için yanındaki arkadaşı tanık ...'a "Ne oluyor böyle?" dediğini, birkaç dakika sonra tanık ...'la araçtan indiklerini, araca binerken sanığın zorlaması olmadan katılan mağdurenin kendi isteğiyle kapıyı açıp bindiğini, iki saat sonra sanığın tanık ...'u arayıp benzinlerinin bittiğini, arabanın çamura battığını söylediğini, benzin alıp iki saat yürüyüp yanlarına gittiklerini, hep beraber aracı ittirip çamurdan çıkardıklarını, mahkemede; sanığın halasının kızının eşi olduğunu, katılan mağdurenin Bulancak'ta tanınan bir kişi olduğunu, katılan mağdure ve sanığın sevgili olmadıklarını, sanığın katılan mağdureyle birlikte olacağını tahmin ettikleri için araçtan indiklerini, bir iki ay önce tanık ...'in yolda kendisini gördüğünde "...'i içeri atmak için elimden geleni yapacağım." dediğini, tanık ...'in beyanlarının doğru olmadığını, katılan mağdurenin bisiklet kullanmadığını, arabayı ittirirken ayağı çamurda kaydığı için gözünün üst tarafını, alın kısmını, aracın kaputuna çarptığını, Tanık ... kollukta; saat 23.30 sıralarında sanığın akaryakıt istasyonunun arkasında aracı katılan mağdurenin yanında durdurduğunu ve aşağı indiğini, sanık ve katılan mağdurenin konuşmaya başladıklarını, ardından tartıştıklarını, sanığın katılan mağdureye "Beni tanımadın mı?" dediğini, katılan mağdurenin ise sanığa "Uykusuzum." şeklinde cevap verdiğini, sanığın arabanın arka kapısını açıp katılan mağdureyi eliyle itekleyip attığını, sanığa "Ne yapıyorsun?" dediğini, sanığın "Sen karışma, ben bunu tanıyorum." şeklinde cevap verdiğini, o sırada tanıklar ... ve ...'ın araçtan indiklerini, sanığa katılan mağdureyi ne yapacağını sorduğunu, sanığın eve bırakacağını söylediğini, ardından sanığın Dikmen tepesine doğru gittiğini, katılan mağdurenin araçta sessiz bir şekilde oturduğunu, konuşmadığını, araba seyir hâlindeyken kendisinin katılan mağdureye korkmaması ve güvende olduğunu söylemek için arka koltuğa geçtiğini, yakıt bitince yolda kaldıklarını, kendisinin aşağı indiğini, sanığın arka koltuğa geçip katılan mağdureyi öpmeye çalışırken kendisinin de aracın ön koltuğuna oturduğunu, katılan mağdureye sanıkla birlikte olmak isteyip istemediğini sorduğunu, katılan mağdurenin bir tepki vermediğini, bunun üzerine sanığın kendisine araçtan inmesini söylediğini, inmeyeceğini söyleyince tartışmaya başladıklarını, katılan mağdureye tekrar sanıkla birlikte olmak isteyip istemediğini sorduğunu, katılan mağdurenin istemediğini söylediğini, sanığa "Kız seninle birlikte olmak istemiyor. Sen zorla bir şey yapamazsın." deyip katılan mağdureye araçtan inmesini söylediğini ve kendisinin indiğini, katılan mağdure ve sanığın araçta kalıp konuşmaya devam ettiklerini, sanığın araçtan inip kendisiyle tartışmaya başladığını, o sırada katılan mağdure ineceği zaman sanık arabanın kapısını kapatınca kapının katılan mağdurenin kafasına geldiğini, katılan mağdurenin kaşının sol tarafının kızardığını, katılan mağdureyle birlikte şehir merkezine doğru yürümeye başladıklarını, sanığın da arkalarından yaya olarak geldiğini ve kendisini tekrar yanına çağırdığını, sanığa zorla kimseye sahip olamayacağını, yaptığının delikanlılığa sığmadığını söylediğini, sanığın "Ben bu kızı tanıyorum. Önce naz yapar, sonra ilişkiye girer." dediğini, kendisinin katılan mağdureye şehir merkezine yaya gitmelerinin zor olduğunu, arabayla gitmelerini önerdiğini, tekrar aracın yanına gittiklerini, sanığın kendisine katılan mağdureyle 5 dakika görüşeceğini söyleyip 20 metre kadar uzaklaştıklarını, onları takip ettiğini, takip edildiklerini görünce araca döndüklerini, sanık ve katılan mağdurenin araca bindiklerini, bunun üzerine katılan mağdurenin rızasıyla ilişkiyi kabul ettiğini düşünüp araca girmediğini, arabanın dışında yaklaşık 10 dakika kadar beklediğini, bu süre zarfında katılan mağdurenin hiçbir şekilde yardım istediğini duymadığını, duysa yardım edeceğini, olay akşamı kendisinin ve sanığın alkollü olduklarını, kendisinin yanında sanığın katılan mağdureyi darbetmediğini, savcılıkta; araçta sanığın katılan mağdureyi öptüğünü fark ettiğini ancak katılan mağdurenin ne bağırdığını ne de olumsuz bir tepki verdiğini, kapıyı açıp katılan mağdureye sanıkla birlikte olmak isteyip istemediğini sorduğunu, katılan mağdurenin önce "Uykusuzum, istemiyorum." dediğini, sanık araçtan çıktıktan sonra katılan mağdurenin araçta sadece iç çamaşırıyla oturduğunu, taytının olmadığını, katılan mağdureye ne olduğunu sormadığını, çamaşırını giymesi için katılan mağdureye verirken "Geri zekâlı içime boşaldı." dediğini, bunun dışında katılan mağdurenin herhangi bir korku ya da paniğinin olmadığını, olaylar sırasında sanığın katılan mağdureye zorla tecavüz ettiği yönünde herhangi bir şey görmediğini ve duymadığını, katılan mağdurenin zorla tecavüze uğradığı yönünden kendisine herhangi bir beyanı olmadığını, kafasındaki şişliğin tamamen kendisinin sanığı iterken sanığın aracın kapısına çarpması, kapının da katılan mağdureye çarpması nedeniyle olduğunu, ikinci kez savcılıkta; sanığın "Bu kız böyle yapar daha sonra verir." dediğini, aracın 5-6 metre uzağında beklediğini, araçtan herhangi bir bağırma sesi gelmediğini, sanığın 5-10 dakika sonra araçtan indiğini, mahkemede; sanık ve katılan mağdurenin 100 metre ileri gittiğini, 3-5 dakika sonra geri döndüklerini, o sırada herhangi bir cinsel ilişki ya da sanığın katılan mağdureye zorla bir eylemi ya da darbı olmadığını, araçta 5 dakika kaldıklarını, ardından sanığın dışarı çıktığını, katılan mağdurenin zorla ilişkiye girdiğini düşündürecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, normal davrandığını, kıyafetlerini giydiğini, Beyan etmişlerdir. Sanık kollukta; saat 01.00 sıralarında yanında tanıklar ..., ... ve ...'la birlikte araçla ilerlerken tanık ...'in "Bakın ...." dediğini, kendisinin aracı durdurduğunu, "... ben ... beni tanıdın mı?" dediğini, katılan mağdurenin "Git başımdan." şeklinde cevap verdiğini, kendisinin "Ben ...." şeklinde kendisini tanıttığını, tanık ...'in de "Biziz, ben ..., birlikte takılalım mı?" dediğini, katılan mağdurenin bisikletten inerek arka koltuğa bindiğini, tanıklar ... ve ...'un araçtan inerek katılan mağdurenin bisikletini aldıklarını ve kendisinin evini yanına götürdüklerini, arka koltukta katılan mağdure ve tanık ... olmak üzere Dikmen tepesine gittiklerini, yakıtın bittiğini, araçtan inip benzini beklediklerini, o sırada tanık ...'le katılan mağdurenin konuştuklarını, tanık ...'den "Önce ben birlikte olayım, sonra sen olursun." şeklinde müsaade istediğini, katılan mağdureyle arka koltuğa geçtiklerini, normal yoldan rızasıyla bir kez cinsel ilişkiye girdiklerini, katılan mağdurenin yüzünün nasıl yaralandığını bilmediğini, arabayı iterken düşüp yaralanmış olabileceğini, Mahkemede; eşinin aradığını ve beslediği köpeğin çevreye rahatsızlık verdiğini söylediğini, köpeği ve arkadaşları olan tanıkları aldığını, tanık ...'in köpeği istediğini, vermek istemediğini, bu nedenle biraz sürtüştüklerini, sonra beraberce köye gidip köpeği bırakıp döndüklerini, Bulancak'ta katılan mağdureyi gördüklerini, daha önce katılan mağdureye bir kez denk geldiğini ancak muhabbetlerinin olmadığını, para karşılığında ilişkiye girdiğini bildiğini, arabayı durdurup tanık ...'in "Söyleyelim, kabul ederse alırız." dediğini, katılan mağdureyle konuştuğunu, katılan mağdurenin kabul ettiğini, aracın arka kısmına oturduğunu, tanık ...'e "Nereye gidelim." dediğini, tanık ...'in "Fark etmez, nereye gidersen git. Dikmen'e sür." dediğini, katılan mağdurenin gece 23.00-24.00'ten önce evine gitmediğini, Dikmen'e çıkarken aracın yakıtının bittiğini, aracı kenara çektiklerini, tanık ...'e "Hangimiz önce birlikte olacağız." dediğini, tanık ...'in "Fark etmez." dediğini, katılan mağdureye 80 TL para verdiğini, araç içerisinde birlikte olduğunu, o sırada tanık ...'in araç önünde beklediğini, tanık ...'in ifadesini kabul etmediğini, Bozma sonrasında; tanık ...'in ağır cezadaki ifadesinin okunup sorulması üzerine; kabul etmediğini, bunun tanık ... ile katılan mağdurenin kendisine bir oyunu olduğunu, esnaf bir adam olduğunu, durumunun da iyi olduğunu, para koparmak için yaptıklarını, tanık ...'le daha öncesine dayalı bir husumeti bulunmadığını, olaydan sonra kendisinin lehine beyanda bulunmak üzere para istediğini, zaten o gece tanık ...'in katılan mağdureyle beraber aynı evde kaldıklarını, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Suç tarihinde yürürlükte bulunanan TCK'nın "Cinsel saldırı" başlığını taşıyan 102. Maddesi şöyledir: "(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır. (3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. (4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." Maddenin ilk fıkrasında cinsel saldırı suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. Korunan hukuki değer, kişilerin cinsel özgürlüğü ve dokunulmazlığıdır. Cinsel saldırı suçunda failin kadın ya da erkek, evli veya bekâr olması mümkündür. Fail ile mağdurun farklı ya da aynı cinsiyetten olması da önemli değildir. Ancak, TCK’nın 102. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunun mağdurunun on sekiz yaşını tamamlamış olması gerekir. Cinsel saldırı kasten işlenebilir ve failin kastının suçun kanuni tanımındaki tüm unsurları, yani mağduru, cinsel davranışı, vücut dokunulmazlığının ihlalini ve mağdurun rıza göstermediğini kapsaması gerekir. Bu suçla korunan hukuki yarar üzerinde tasarrufta bulunabilen cinsel özgürlük olduğundan hukuki sınırlar içerisinde kalması şartıyla rızaya ehil mağdurun cinsel davranışa göstereceği rıza, fiili hukuka uygun hâle getirecektir. Maddenin ikinci fıkrasındaki nitelikli hâlin oluşması için vücuda organ veya sair cismin sokulması gerekir.
B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Yerel Mahkemece sanığın katılan mağdureye rızası dışında cinsel saldırıda bulunduğuna dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilen olayda; Aralarında husumet bulunmayan katılan mağdure, aşamalarda sanığın rızası dışında nitelikli cinsel istismarına maruz kaldığına dair istikrarlı beyanlarda bulunmuştur. Tanık ... ikinci savcılık beyanında sanığın "Bu kız böyle yapar daha sonra verir." dediğini ifade etmiş, tanık ... katılan mağdurenin herkes tarafından bilinen bir kadın olduğunu, tanık ... ise araca bindiğinde sanığın katılan mağdureyle birlikte olacağını tahmin ettikleri için araçtan indiklerini dile getirmiştir. Katılan mağdurenin sanığın eylemi nedeniyle ruh sağlığının etkilendiği Adli Tıp Genel Kurulunca tespit edilmiştir. Zekâ geriliği bulunan katılan mağdurenin sanık, tanık ... ve kendisinin bulunduğu anlara ilişkin beyanları tanık ...'in bir kez kolluk, iki kez savcılık ve kovuşturma aşamasında verdiği beyanlarla eksiksiz bir şekilde uyumluluk göstermektedir. Olayın gerçekleştiği anda her ne kadar tanık ... aracın dışında bulunduğunu ve katılan mağdurenin bağırmadığını belirtmişse de zorla hürriyeti kısıtlanan, geç bir saatte tanımadığı kişiler tarafından bir araçla bağırsa da duyulamayacak bir yere götürülen katılan mağdurenin halet-i ruhiyesi itibarıyla bağırmadığının kabulünün rızasının olduğu anlamına gelmemesi icab eder. Kaldı ki aracın içinde yaşananlara kadar katılan mağdurenin anlatımlarının tamamen tanık ...'in aşamalardaki anlatımları örtüşmesi nedeniyle katılan mağdurenin beyanlarının güvenilir ve itibar edilebilir olduğunun kabulü gerekir. Nitekim adli tıp ihtisas kurulu da katılan mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceğini mütalaa etmiştir. Katılan mağdurenin alınan adli raporunda anlatımlarına uygunluk gösteren sol göz kısmında ekimoz ve sağ ve sol bacaklarda ekimozlar bulunmaktadır. Tanık ... aşamalarda sanık katılan mağdureyi öpmeye çalışırken (bir beyanında ise öperken) katılan mağdureye sanıkla birlikte olmak isteyip istemediğini sorduğunu, katılan mağdurenin istemediğini söylediğini, sanığa "Kız seninle birlikte olmak istemiyor. Sen zorla bir şey yapamazsın." dediğini ifade etmiştir. Tanıklar ... ve ...'un, sanığın eşinin akrabası olması ve beyanlarının taraflı olması nedeniyle tanık ...'in beyanlarıyla ve katılan mağdurenin anlatımlarıyla örtüşmeyen hususlara ilişkin tanıklıklarına itibar edilmesi mümkün değildir. Sanığın kovuşturma aşamasında soruşturma aşamasındaki savunmasını genişleterek katılan mağdureyle para karşılığı birlikte olduğu yönündeki beyanının olayın gelişim sürecine uygunluk göstermediği hususları da bir bütün olarak değerlendirildiğinde; katılan mağdurenin sanığın eylemine rızasının bulunmadığı, bu itibarla sanığın katılan mağdureye yönelik nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilmelidir. Bu itibarla direnme kararına konu beraat hükmünün, sanığa isnat olunan nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli ve 310-77 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat olunan nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.