Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/63 E. 2025/97 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2022/63
Karar No
2025/97
Karar Tarihi

İtirazname No : 2020/111612 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 436-666 I. HUKUKÎ SÜREÇ Ruhsatsız ateşli silah taşıma suçundan sanığın 6136 sayılı Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52, 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, mahsuba ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, ilişkin Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.09.2013 tarihli ve 1113-668 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Yerel Mahkemece 01.12.2015 tarih ve 436-666 sayı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına, sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK’nın 62, 52, 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir. Bu hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.10.2021 tarih, 10944-18770 sayı ve "Mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir." açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.10.2021 tarih ve 111612 sayı ile; "... itirazımıza konu dosyadaki suça ilişkin deliller, MKE yapımı 9 mm çaplı olay yerinden elde edilen 2 adet boş kovan ve ayrıca 10 adet dolu mermiden ibarettir. Suça konu tabanca soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ele geçirilmiş değildir. Ancak, silah ele geçmediği ve bu dosya üzerinde bir incelemeye konu edilmediği hâlde, gerek 05.09.2013 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda ve gerek ihbar üzerine ele alınıp duruşma açılarak yapılan yargılama sonucu kurulan 01.12.2015 tarihli mahkûmiyet hükmünde, '... yapılan kontrolde suça konu ruhsatsız taşınması ve bulundurulması yasak tabancanın ele geçirildiği ve böylece sanığın atılı ruhsatsız silah taşımak suçunu işlediği'nin gerekçeye konu edildiği, suça konu silah elde edilmediği ve ayrıca üzerinde bir inceleme yapılmadığı hâlde, hükme esas alınan 26.07.2012 tarihli, BLS-2012/2639 sayılı ekspertiz raporunda, bahse konu tabanca ve fişeklerin taşıdığı özelliklere ilişkin rapor konusu olmayan tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir. Anılan nedenlerle, mahkemenin kabule konu mevcut gerekçelerinin olay ve dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı anlaşıldığından yasal ve yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Sanık ... aşamalardaki tüm savunmalarında suçlamayı inkar etmiş olup 06.07.2012 tarihli ateş etme eylemi ile ilgili olarak hakkında ayrıca 'genel güvenliği kasten tehlikeye sokma' suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucu 05.09.2013 tarihli karar ile sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Sanığın, suça konu 9 mm çaplı 10 adet mermiyi duvar dibine kolluk görevlilerini görmesi üzerine kendisinin bıraktığı ise olay tutanağı ve duruşmada dinlenen tutanak mümzilerinin beyanları ile dosya kapsamında sübuta ermiştir. Ancak, yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler de nazara alındığında, suç delili olarak dosyaya giren 2 adet boş kovanın sanık tarafından kullanılan silah ile gerçekleştirildiği iddiası, sanığın savunmasının aksine kanıtlanabilmiş değildir. Kaldı ki 'genel güvenliği kasten tehlikeye sokma' suçundan açılan davada da mahkemece zaten bu gerekçe ile beraat kararı verilmiştir. Keza, suça konu silah 18.10.2012 tarihli ve BLS-2012/3637 sayılı ekspertiz raporuna göre, yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere ... ile ... arasında 17.10.2012 günü meydana gelen başka bir olayda ele geçmiş ve silahın aidiyeti taraflar arasında karşılıklı inkara ve suçlayıcı beyanlara konu olmuştur. Dolayısıyla, sanığın 9 mm çaplı 10 adet mermiyi taşımaktan ibaret kanıtlanan eyleminin de Yüksek Dairenin süregelen uygulamalarına göre, ele geçen mermilerin 50 ve daha az olması nedeniyle 6136 sayılı Kanun'un 13/4. maddesine uyan suçu oluşturacağı, bu suçun da hüküm tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 75. maddesi uyarınca önödeme kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 22.12.2021 tarih ve 16565-23387 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen ruhsatsız ateşli silah taşıma eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Kolluk tarafından düzenlenen olay tutanağına göre; 06.07.2012 tarihinde saat 01.15 sıralarında haber merkezince...Mahallesi, Düğün Çiçeği Sokak üzerinde silah atma olayı olduğu ve akabinde şahısların "55 DL" ile başlayan ancak son rakam grubu alınamayan Connect tipi bir araçla ayrıldıklarının bildirilmesi üzerine 75 44 ve 75 46 kod No.lu ekipler olarak bahse konu olay yeri ve civarına gidildiği, ancak söz konusu araç ve şahıslara rastlanmadığı, daha sonra yine haber merkezince Yeşilyurt İlköğretim Okulu karşısında kayga olayının olduğunun anons edilmesi üzerine 75 44 ve 75 46 kod nolu ekipler olarak söz konusu yere gidildiğinde...Mahallesi, Sarıkaya Sokak, No. 2 önünde dört kişinin bulunduğunun, sokak üzerinde 55 DL *** plaka sayılı Connect tipi aracın park hâlinde, kapıları açık ve motorunun sıcak vaziyette olduğunun görüldüğü, sanığın polis ekiplerini görmesi üzerine sokağın girişine göre sağ tarafta bulunan boş binanın duvarının dibine, alüminyum reklam panolarının arkasına doğru bir şey attığının görülmesi üzerine bahse konu yere bakıldığında 10 adet MKE yapımı 9 mm çapında dolu fişek olduğu görülüp muhafaza altına alındığı, olay yerinde ayrıca tanıklar ..., ... ... ve ... ...'ın da bulunduğu, bu şahıslara sorulduğunda kavga etmediklerini, oturup sohbet ettiklerini, sanığın ise mermileri bulundukları yere kendisinin koymadığını beyan ettikleri, 55 DL *** plaka sayılı aracın tanık...'in rızası doğrultusunda yapılan incelemesinde suç unsuruna rastlanmadığı, Yeşilyurt İlköğretim Okuluna 100 m mesafede Anadolu Caddesi üzerinde iki adet MKE yapımı 9 mm çapında boş kovan olduğunun tespit edildiği, yakalanan dört şahsın el svaplarının alındığı, Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10.08.2012 tarihli ve KİM-2012/1431 sayılı ekspertiz raporuna göre; sanık ile tanıklar ..., ... ve ...'ın sağ ve sol el içi ve üstlerinden alınan svaplarda atış artıklarına rastlanmadığı, Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 26.07.2012 tarihli ve BLS-2012/2639 sayılı ekspertiz raporuna göre; tetkik için gönderilen on adet fişeğin 9x19 mm çap ve tipinde olduğu, bu fişeklerden iki adedinin test atışlarında kullanılmaları sonucunda patladıkları, bu itibarla tetkik konusu fişeklerin 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliği haiz ateşli silah fişeklerinden oldukları, tetkik için gönderilen 9x19 mm çap ve tipindeki iki adet kovanın kendi aralarında yapılan balistik incelemelerinde; mevcut izlere atfen aralarında uygunluk bulunduğu saptanmış olup söz konusu iki adet kovanın çap ve tipine uygun tek bir tabanca ile atıldıkları, Samsun Vücut İzi Geliştirme Laboratuvarı Büro Amirliği tarafından düzenlenen 18.07.2012 tarihli ve 559 sayılı ekspertiz raporuna göre; suça konu 10 adet 9 mm MKE fişek ile 2 adet 9 mm MKE kovan üzerinde vücut izi tespit edilebilmesi için yapılan inceleme sonucunda söz konusu fişek ve kovanlar üzerinden herhangi bir iz elde edilemediği, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.09.2012 tarih ve 19156 sayı ile; tanıklar..., ... ve ... hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme ve ruhsatsız ateşli silahlarla bunlara ait mermileri taşıma suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesince 05.09.2013 tarih ve 1113-668 sayı ile; inceleme dışı korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, bu hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Çarşı Polis Merkezi Amirliği tarafından düzenlenen 30.10.2012 tarihli fezleke ekinde yer alan Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 18.10.2012 tarihli ve BLS-2012/3637 sayılı ekspertiz raporu suretine göre; 17.10.2012 tarihinde Pazar Mahallesi, Azizpaşa Sokak, 19 Mayıs Esnaf ve Kefalet Odası önünde meydana gelen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve kasten yaralama olayı ile ilgili olarak gönderilen "7722" numaralı 9x19 mm çap ve tipinde fişek istimal eden, el yapısı, yarı otomatik tabancandan elde edilen mukayese kovanları ile yapılan karşılaştırma sonucunda 06.07.2012 tarihinde...Mahallesi, Düğün Çiçeği Sokak üzerinde meydana gelen silahla ateş etme olayı ile ilgili olarak elde edilen 2 adet 9x19 mm kovanın inceleme konusu "7722" numaralı tabanca ile atıldıklarının tespit edildiği, bahse konu genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve kasten yaralama olayı ile ilgili olarak UYAP üzerinden yapılan incelemede; suça konu silahın 17.10.2012 tarihinde olayın şikâyetçisi olan ... isimli şahısta ele geçirildiği, bu olayın şüphelisi olan ... isimli şahıs ile şikâyetçisinin silahın aidiyeti hususunda karşılıklı olanak birbirlerini suçladıkları, ancak sanığa ilişkin bilgi vermedikleri, Anlaşılmıştır. Tanık ... Mahkemede; ... Emniyet Müdürlüğü İlçe Asayiş Büro Amirliğinde polis memuru olarak çalıştığını, 06.07.2012 tarihli olay tutanağı altındaki imzalardan birinin kendisine ait olduğunu, ihbar üzerine olay yerine gittiklerini, bir aracın etrafında 3-4 kişinin bulunduğunu, o sırada bu kişilerden biri olan sanığın yere bir şey attığını gördüklerini, atılan yeri kontrol ettiklerinde suça konu mermileri bulduklarını, bu nedenle sanık hakkında tutanak düzenlediklerini, Soruşturma aşamasında şüpheli olarak ifadesi alınan tanık ... kollukta; 06.07.2012 tarihinde saat 01.30 sıralarında mahalleden arkadaşları olan tanık... ve sanık ile birlikte...İlkokulunun yanında bira içip sohbet ettikleri sırada 3-4 el silah sesi duyduklarını, seslerin muhtemelen ... Kafe isimli iş yeri civarından geldiğini, yanlarında silah atılmadığını, daha sonra polis ekiplerinin mahallelerine geldiğini, kendilerine silah sesi duyup duymadıklarını sorduklarını, ardından başka bir şey sormadan ekip otosuna bindirildiklerini, bu arada mahalleden komşusu ve arkadaşı olan tanık ...'i sokakta gören ekiplerin onu da aldıklarını, silah atma olayıyla gerek kendisinin gerekse arkadaşlarının bir ilgisi olmadığını, ayrıca yanlarında ele geçirilen mermilerle de bir alakaları bulunmadığını, mermileri bulundukları yere kimin koyduğunu bilmediğini, kendilerinin koymadıklarını, Soruşturma aşamasında şüpheli olarak ifadesi alınan tanık... kollukta; 06.07.2012 tarihinde saat 01.30 sıralarında mahalleden arkadaşları olan tanık ... ve sanık ile birlikte bira içip sohbet ettiklerini, kapı komşuları olan bu kişileri bir konuda ikaz etmek istediğini, kendi aralarında tartıştıklarını, bu sırada 3-4 el silah sesi duyduklarını, silah sesinin muhtemelen ... Kafe isimli iş yeri istikametinden geldiğini, yanlarında silah atılmadığını, ardından yanlarına gelen polis ekibinin kendilerine silah sesini sorduğunu, bilmediklerini söylediklerini, kısa bir süre sonra bu defa sivil polis ekibinin geldiğini, kendilerini sokak üzerinden aldıklarını, suça konu mermilerle bir ilgilerinin bulunmadığını, daha sonra mahalleden seslerini duyan tanık ...'i gören polislerin onu da alıp polis merkezine getirdiklerini, Soruşturma aşamasında şüpheli olarak ifadesi alınan tanık ... kollukta; 06.07.2012 tarihinde saat 02.00 sıralarında evinde çay içerken aşağıda polis ekiplerini gördüğünü, polis ekipleri gelmeden az önce de balkonda oturdukları sırada birkaç el silah sesi duyduğunu, ancak sesin nereden geldiğini bilmediğini, ardından merak ederek evden çıktığını, zaten...İlkokulunun evine 30-40 metre bir mesafede bulunduğunu, aşağı indiğinde polis ekiplerinin kendisini sokakta görmeleri üzerine hemen yanına gelip ekip otosuna aldıklarını ve karakola getirdiklerini, suça konu tabanca ve mermilerle ilgili bilgisi olmadığını, karakola getirilen kişilerin mahalleden arkadaşları olduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda benzer şekilde; arkadaşları olan tanıklar ..., ... ve ... ile birlikte 06.07.2012 tarihinde saat 02.00 sıralarında...İlkokulunun karşısında bira içip muhabbet ettiklerini, saat 02.15 sıralarında ise 3-4 el silah sesi duyduklarını, pek önemsemediklerini çünkü mahallelerinde bunun olağan bir durum olduğunu, ardından biri resmî diğeri sivil 2 polis ekibinin yanlarına geldiğini, silah sesini sorduklarını, onlara ... Kafe isimli iş yeri civarından seslerin geldiğini hatta 3-4 el atıldığını söylediklerini, daha sonra aynı ekibin kendi bulundukları yere yakın olan reklam panolarının olduğu bölgede yerde mermi bulduklarını, bu mermilerle bir ilgilerinin olmadığını, söz konusu mermileri oraya kendisinin ya da arkadaşlarının atmadığını, olay tarihinde kendisinin ve arkadaşlarının yanında silah bulunmadığını, daha sonra polis ekibinin kendilerini alıp karakola getirdiğini savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Yerel Mahkemece, "...olay tarihinde görevli polis memurlarının bir araçtan silah atıldığının ihbarı üzerine olay yerine gittikleri ve sanığın Connect marka 55 DL *** plakalı park hâlindeki kapıları açık aracın içerisinde olduklarını gördükleri, yine sanığın yere bir şey attığını gördüklerini yapılan kontrolde suça konu ruhsatsız taşınması ve bulundurulması yasak tabancanın ele geçirildiği böylece sanığın atılı ruhsatsız silah taşımak suçunu işlediği" kabul edilmiş ise de; suça konu silahın olay tarihi olan 06.07.2012 tarihinde değil 17.10.2012 tarihinde gerçekleşen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve kasten yaralama olayının şikâyetçisi olan ... isimli şahısta ele geçirildiği, o olayın şüphelisi olan ... isimli şahıs ile adı geçen şikâyetçi silahın aidiyeti hususunda karşılıklı olarak birbirlerini suçladıkları ancak sanığa ilişkin bir bilgi vermedikleri, sanığın alınan el svaplarında atış artıklarına rastlanmadığı, suça konu 10 adet 9 mm MKE fişek ile 2 adet 9 mm MKE kovan üzerinde vücut izi tespit edilebilmesi için yapılan inceleme sonucunda söz konusu fişek ve kovanlar üzerinden herhangi bir iz elde edilemediği, olay sırasında sanığın tek başına olmadığı, yanında haklarında ruhsatsız ateşli silahlarla bunlara ait mermileri taşıma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen tanıklar ..., ... ve...'in de bulunduğu, bu anlamda suça konu silahın bu kişilerden birisi tarafından da taşınmış olabileceği ve sanığın aşamalarda tutarlı bir şekilde suça konu silah ile bir ilgisi olmadığını savunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet ruhsatsız ateşli silah taşıma suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı ve in dubio pro reo ilkesi gereğince oluşan bu şüpheden sanığın yararlanması gerektiği anlaşılmakla sanığa isnat edilen ruhsatsız ateşli silah taşıma eyleminin sabit olmadığı, ancak 10 adet ateşli silah mermisi taşıdığı kolluk tarafından düzenlenen olay tutanağı ve tanık ...'in beyanı ile sabit olan sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 13/4. maddesinde düzenlenen pek az sayıda mermi taşıma suçuna uyduğu ve hukuki durumunun da buna göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Diğer taraftan, hüküm tarihinden sonra 02.12.2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 12. maddesi ile değişik TCK'nın 75. maddesi uyarınca 6136 sayılı Kanun'un 13/4. maddesinde düzenlenen suçun önödeme kapsamına alınması, yine Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 16-33 sayılı kararı ile CMK'nın geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan "…kovuşturma evresine geçilmiş…" ibaresinin; 14.01.2021 tarihli ve 81-4 sayılı kararı ile de anılan Kanun'un aynı madde ve bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında önödeme ve basit yargılama usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun kabulü gerekmektedir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 07.10.2021 tarihli ve 10944-18770 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli ve 436-666 sayılı hükmünün, sanığa isnat edilen ruhsatsız ateşli silah taşıma eyleminin sabit olmadığının, ancak 10 adet ateşli silah mermisi taşıdığı kolluk tarafından düzenlenen olay tutanağı ve tanık ...'in beyanı ile sabit olan sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 13/4. maddesinde düzenlenen pek az sayıda mermi taşıma suçuna uyduğunun ve hukuki durumunun da buna göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden ve hüküm tarihinden sonra 02.12.2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değişik TCK'nın 75. maddesi uyarınca 6136 sayılı Kanun'un 13/4. maddesinde düzenlenen suçun önödeme kapsamına alınması, yine Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 16-33 sayılı kararı ile CMK'nın geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan "…kovuşturma evresine geçilmiş…" ibaresinin; 14.01.2021 tarihli ve 81-4 sayılı kararı ile de anılan Kanun'un aynı madde ve bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında önödeme ve basit yargılama usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/63, K. 2025/97, T. 26.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2022-63-e-2025-97-k-42447b798120