Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/28657 E. 2025/9029 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/28657
- Karar No
- 2025/9029
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/378 E., 2020/462 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Suç konusu kaçak sigaralar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsadere kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir. Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün müsadereye ilişkin paragrafının tamamen çıkartılarak yerine "Suç konusu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün düzeltilerek onama ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayım. Şöyle ki; Malatya 1.Sulh Ceza Hakimliği’nin 21.12.2015 tarihli 2015/3325 D.İş sayılı önleme araması kararına istinaden Malatya Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince 25.12.2015 tarihinde, ... Mahallesi ... Cad. No:85 adresinde bulunan ... Market isimli işyerine gidilmiş ve işyeri sahibine mahkeme kararı doğrultusunda işyerinde önleme araması yapılacağı belirtilerek yapılan aramada dükkan ve ardiye olarak kullanılan kısmında karton kutular ve siyah poşetler içerisinde gizlenmiş 230 karton TAPDK bandrolü olmayan yabancı menşeili kaçak sigara ele geçirilmiştir. Sanık hakkında 5607 sayılı Kanunun 3/18. maddesi yollamasıyla 3/5-10. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Sanık tüm aşamalardaki savunmalarında; "Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Market işletirim. Çevremdeki birçok kişi gümrük kaçağı sigara satıyorlardı. Müşterilerim de ucuz sigara talep ediyorlardı. Biraz da ekonomik sıkıntı içerisindeydim. Bu nedenle söz konusu sigaraları kimlik bilgilerini bilmediğim ancak piyasada Urfalılar olarak bilinen şahıslardan satın aldım. Bakkal dükkanımda niyetim bunları satmaktı. Ancak satamadan yakalandım. Yaptığım işin suç olduğunu bilmiyordum. Suçlamaları bu nedenlerle kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum” şeklinde savunma yapmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7242 sayılı yasa değişikliği nedeniyle yapmış olduğu iade sonrası sanık savunması," Ben daha öncesinde vergi dairesinin bana çıkartmış olduğu cezaları uzlaşma sağlanarak ödedim.Bana tebliğ etmiş olduğunuz gümrüklenmiş değerin iki katı olan 38.108,54 TL’yi ödeme durumum bulunmamaktadır.Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum.” şeklindedir. Ceza Muhakemesi Hukukunda, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla yapılan tüm iş ve işlemler hukuka uygun yöntemlerle gerçekleştirilmek zorundadır. Nitekim “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı Anayasa’nın 38/6. maddesinde; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” hükmünün yer aldığı, benzer şekilde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 206/2-a. maddesinde hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin reddedileceği, CMK’nın 217/2.maddesinde, yüklenen suçun hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği ve CMK’nın 289/1-i maddesi uyarınca, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasının hukuka kesin aykırılık hallerinden birisi olacağı ve hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir. Yine CMK’nın 230/1-b maddesinde benzer düzenleme yer almaktadır.Kanunlarda önleme ve adli aramanın şekil ve şartları belirlenmiştir. 2559 sayılı PVSK'nın 9. maddesine göre “önleme araması”, suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi için yapılan aramadır. Önleme aramasının muhatapları suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. CMK'nın 116 ve 119. maddelerine göre “adli arama” ise, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa önleme araması değil ancak adli arama yapılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/610-2014/512, 2013/841-2014/513, 2014/166-514 ve 2016/1112-2021/254 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan önleme arama kararına dayanılarak arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu elde edilen deliller ya da suçun maddi konusu 'hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş' olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacaktır. Bu değerlendirmelerle birlikte somut olayımıza tekrar döndüğümüzde, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2015 tarih ve 2015/5486 Muh. Sayılı yazı ekinde bulunan Malatya Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğünün talep yazısı uyarınca alınan Malatya 1.Sulh Ceza Hakimliği’nin 21.12.2015 tarihli 2015/3325 D.İş sayılı kararı ile 25.12.2015 günü yukarıda belirtilen adreste faaliyet gösteren ... Market isimli işyerinde ‘önleme araması’ yapılmasına karar verilmiştir. Önleme araması kararı uyarınca 25.12.2015 günü ... Market isimli işyerinde Malatya Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince işyeri araması yapılmıştır. Oysa ki,dosya kapsamına göre somut bir suçun işlendiği şüphesi gözönüne alındığında CMK'nın 116, 117. ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” alınarak arama işleminin yapılması gerektiğinden 25.12.2015 tarihinde gerçekleştirilen arama işlemleri sonucunda elde edilen deliller hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olacağından, Anayasa'nın 38/6. maddesi ile CMK'nın 206/2-(a), 217/2., 230/1- (b) ve 289/1-(i).maddeleri uyarınca hükme esas alınamayacağından ve olayımızda başkaca yan delillerle desteklenmeyen soyut ikrar tek başına sanığın mahkûmiyetine yeterli delil olamayacağı anlaşılmakla sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.