Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/950 E. 2026/3227 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/950
Karar No
2026/3227
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2481 E., 2025/1973 K. DAVA TARİHİ : 15.07.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/139 E., 2022/798 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 02.01.2003-20.06.2017 tarihleri arasında finans ve muhasebe bölümünde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını ileri sürerek müvekkilinin takibe konu senet nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu bononun davacının müvekkili Şirketi özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak genel hükümler kapsamında maddi zarara uğrattığı için iş sözleşmesinin feshedilmesinden sonra tanzim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirket bünyesinde finans ve muhasebe bölümünde 02.01.2003-20.06.2017 tarihleri arasında çalıştığı, taraflar arasındaki ilişkinin işçi ve işveren ilişkisi olduğu, takibe konu senedin İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2018/21450 Esas sayılı dosyasına ait olduğu, davacının 120.000,00 TL'lik senede ilişkin nasıl bir borcu oluştuğunun dosya kapsamında toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporu ile tespit edilemediği, davalı tarafça buna ilişkin kayıt ve defter sunulmadığı gerekçesiyle davacının takibe konulu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 120.000,00 TL'lik senede ilişkin işverene nasıl bir borcu oluştuğunun dosya kapsamında toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporu ile tespit edilemediği, teminat olarak alındığı anlaşılan takibe konu senet dolayısıyla davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin somut davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, dosya kapsamı itibarıyla kötüniyetle icra takibi yapıldığının ispatlanamadığı ve kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ve ayrıca icra inkar tazminatı adı altında kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dava konusu senedin davacının davalı Şirkete iş avanslarından kaynaklanan borcundan dolayı değil davacının müvekkili Şirketi uğratmış olduğu zararlar nedeniyle ve iş sözleşmesi feshedildikten sonra tanzim edildiğini, 2. Müvekkili Şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davacının sorumluluğunda olan ve Şirketin bazı harcamalarına ait masraf belgelerinin hiçbir zaman bulunamadığını, 3. Dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmasına rağmen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının dava konusu senet sebebi ile davalıya borçlu olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/950, K. 2026/3227, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-950-e-2026-3227-k-1bfaca7ab9bc