Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/883 E. 2026/3229 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/883
- Karar No
- 2026/3229
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/796 E., 2025/2146 K. DAVA TARİHİ : 24.11.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/208 E., 2020/496 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kamudaki çalışmasının dava dışı ... Nakliyat AŞ nezdinde başladığını, aralarında müvekkilinin de bulunduğu çalışanların 2001 yılında Özelleştirme Yüksek Kurulunun 03.03.2000 tarihli ve 2000/16 sayılı kararına istinaden Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile ... Denizcilik ve Nakliyat AŞ arasında düzenlenen hisse satış sözleşmesi uyarınca 24.03.2000 tarihinde davalı Kurumun tüm varlık, alacak ve borçları ile hisselerinin blok hâlinde yeni sahibine devredildiği gerekçesiyle işten çıkartıldıklarını, müvekkilinin yüksek kalifiyeli ve kıdemli bir çalışan olup davalı Kurumda örgütlü olan Denizciler Sendikasına üye olduğunu, davacının daha sonra düz işçi olarak atama yoluyla davalı Kurumdaki işine başladığını, ücretinin en düşük seviyeden belirlendiğini, önceki kamu kuruluşundaki kıdem ve vasıf durumunun dikkate alınmadığını ve eksik ücretlendirme neticesinde hak kaybına uğradığını ileri sürerek fark ücret, ilave tediye, ikramiye, yıpranma primi ve vardiya zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un (4046 sayılı Kanun) 22. maddesi gereği özelleştirilen kuruluşlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tâbi personel ile kapsam dışı personel de dâhil olmak üzere sözleşmeli personelin, Devlet Personel Başkanlığı aracılığıyla diğer kamu kurumlarına nakli yapılmakla 4046 sayılı Kanun kapsamından çıktıklarını ve yeni Kurumun teşkilat kanununa tâbi olduklarını, intibak işlemlerinin usulüne uygun yapıldığını, özelleştirme nedeniyle Kurumlarına atanan davacının önceki işyerindeki haklarının korunmasına yönelik talebinin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğuracağını, davalı İdare bünyesinde aynı işi yapan personelin atama usullerinin farklı olması nedeniyle farklı ücretlendirme yapılmasının hakkaniyete aykırı olacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki çalışma ile kadroya alınmadan sonraki çalışma arasında niteliksel fark yaratılmasının ya da önceki çalışmanın yok sayılarak davacı hakkında yeni işe girmiş gibi işlem yapılmasının yasal dayanağı bulunmadığı, toplu iş sözleşmesiyle ancak iş konusunda işçilere tanınmış hakların işçi lehine genişletilebileceği, aksine düzenlemelerin geçerli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin 20.01.1989-26.06.2000 tarihleri arasında ... Nakliyat AŞ işyerinde çalıştığı, işverenin özelleştirilmesi nedeniyle iş sözleşmesi feshedildikten sonra 2002 yılında davalı Kurumda işe başladığı, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 2017/45440 Esas, 2018/1159 Karar sayılı kararı da dikkate alındığında somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte nakle tâbi personel olmadığı, davacının ilk defa işe alınanlara ilişkin usulle işe alınıp açıktan atama ile yeni bir iş sözleşmesiyle davalı nezdinde çalışmaya başladığı, davalı Kurumun tarafı olduğu 9. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin geçici 3. maddesinde "İşyerine işçi alınması halinde, yürürlükteki asgari ücret ve işyerinde uygulanmakta olan ücret skalası, pozisyonlarının ilk kademe ücreti dikkate alınmak şartıyla işe giriş ücreti taraflarca belirlenir." hükmü yer almakta ise de davacının davalı Kurum tarafından işe alınmadan önce davalı Kurum ve ... ve ... ... Sendikası ile Türkiye ... Sendikası arasında imzalanan 26.08.2002 tarihli Protokol'de davacının davalı işyerindeki işe başlama tarihinde yürürlükte bulunan 9. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nde öngörülen nitelik talimatındaki esaslar ile geçici 3. maddesinin uygulanmamasının kararlaştırıldığı, davalı tarafından Kanun, Yönetmelik ve Protokol hükümlerine uygun olarak davacının ücretinin belirlendiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesinin idari yargılama kapsamındaki bir davada ele alınıp değerlendirilebilecek hususları bir iş davasının değerlendirilmesinde ele almış olması nedeniyle kararın hukuka aykırı olduğunu, 2. Toplu iş sözleşmesindeki düzenlemelerin, yeni işe alınıp yeni sözleşme yapılacaklarla ilgili hiçbir düzenleme ve şartının eldeki dosya davacısı olan işçiler için uygulanmadığını, yeni işe alınacakların geçmesi gereken sınav davacılar için yapılmadığı gibi yeni işçiler için uygulanan ve asıllığın alınması için şart olan deneme süresinin de uygulanmadığını, bir staj süresinden geçmediklerini, tayin kararı çerçevesinde düzenlenen atama-tayin belgesiyle yolluklarını da alarak doğrudan asıl işçi olarak işe başlatıldıklarını, 3. Anayasal hak arama özgürlüğünün önüne ket vuran bir uygulama olarak karşı vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının özelleştirme sebebiyle sona eren iş sözleşmesindeki çalışma süresinin ve ücret miktarının daha sonra çalışmaya başladığı davalı Kurum tarafından dikkate alınmasının gerekip gerekmediği, buna bağlı olarak davacının davalıdan fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ve vekâlet ücretine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.